white banner

Sofra Etrafında Buluşan Hafıza: Ferahfeza Sergisi

23.02.2026
Sofra Etrafında Buluşan Hafıza: Ferahfeza Sergisi

Yazı Boyutu:

İnsanları bir araya getiren ve kültürel hafızayı besleyen “sofra” kavramını merkezine alan, Eskişehir’deki Odunpazarı Modern Müze’de gerçekleşen “Ferahfeza” sergisi kapsamında küratör Yağmur Elif Ertekin ve müze direktörü Defne Casaretto ile konuştuk.

Sergi, geçmişten bugüne uzanan yaşam coşkusunu görsel bir dile çeviren eserlerle; ziyaretçilerini neşenin, kutlamanın, dostluğun, flörtün, komşuluğun ve paylaşılan tüm anların ardındaki ortak duygulara davet ediyor.

Ferahfeza” Sergisi Hakkında

  • Tarih: 29 Kasım 2025 – 13 Eylül 2026
  • Yer: OMM Odunpazarı Modern Müze – Eskişehir
  • Instagram
  • Ziyaret Saatleri: Pazartesi kapalı. Salı–Cumartesi 10.00–18.00, Pazar 11.00–18.00.

2026’da Türkiye’de görmeniz gereken 10 sanat sergisini keşfedin.

Ferahfeza sergisinde farklı renkli duvarlara yerleştirilmiş resim

“Ferahfeza” sofra etrafında kurulan bir sergi ama sofrayı neredeyse bir mekân değil, bir durum olarak ele alıyor. Bu sergide sofrayı bir nesneden çok bir duygu hâline dönüştürme fikri küratöryel olarak nasıl gelişti?

Yağmur Elif Ertekin: Aslında sofrayı, birçok durum ve duygunun ortak mekânı olarak ele alıyoruz. Başlangıçta amacımız bir kutlama sergisi yapmaktı: Tüm insani duyguları kapsayan, bir arada olmanın yarattığı umut, hafiflik ve keyif hissini hatırlatan; izleyicinin sergiden çıkarken kalbinde iyi bir duygu taşımasını isteyen bir sergi. Bu arayış içinde sofra, çok erken bir aşamada, kendiliğinden merkeze yerleşti.

Çünkü sofra, insanların bir araya geldiği, konuştuğu, paylaştığı ve birlikte olma halini deneyimlediği bir durum. Bulunduğumuz coğrafyada ve özellikle Akdeniz kültüründe, bir araya gelinen neredeyse her anın bir sofrası vardır. İş toplantılarından cenazelere, düğünlerden arkadaş buluşmalarına; yazlık sitelerden plajlara, lokantalardan barlara, meyhanelerden piknik alanlarına, parklara ve bahçelere kadar… Her bağlamın kendine özgü bir sofra düzeni ve ritüeli bulunur.

Bu nedenle sofra, anlatmak istediğimiz pek çok duygunun ve halin kesiştiği ortak bir zemin haline geldi; bir mekândan çok, paylaşılan bir duygu ve birlikte olma durumunu temsil eden bir kavram olarak serginin merkezinde yer aldı.

2026’da Dünyayı Gezmeye Değer Sergiler: Londra, Paris, New York ve Dahası

Odunpazarı Modern Müze Ferahfeza sergisinde geniş zeminli salon ve sanat eserleri görünümü.

Sergideki işler, yemeğin kendisinden çok onun etrafında oluşan bakışlar, sessizlikler, flörtler, gerilimler ve taşkınlıklar üzerine konuşuyor gibi. Sanat tarihinde yemeğin temsil edilme biçimleriyle bu serginin kurduğu ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?

Y.E.E.: Sergi, “sofra” kavramının etrafında şekillenmiş olsa da bir gastronomi sergisi değil. Daha önce de belirttiğim gibi asıl amacımız bu bahsettiğiniz duyguları kutlamaktı. Ama tabii ki sofranın ana öğesi “yemek” ve yemeğin temsilleri de dolayısı ile sergide yerini aldı. Bunu sanat tarihsel okumak değil belki fakat jenerasyonlar ve coğrafyalar arası bu öğenin nasıl ele alındığını izledik diyebiliriz. Mesela Abdülmecid Efendi’nin 1928 tarihli “Natürmort” isimli eseri dönemsel olarak da üslup olarak da tamı tamına bir yemek tasviri bildiğiniz gibi. Bir alt metinden azade, sadece varolanın güzelliği ya da sadece varlığı resmedildiği bir eser. Aynı duvarda bulunan Can Sun’un neredeyse tam bir yüzyıl sonra ürettiği eserinde ise benzer nesneler ile kurulmuş bambaşka bir kompozisyon ve alt metin görüyoruz; kendi çağının kaygılarına, estetiğine ve diline uygun olarak.

Birincil amacımız elbette bu değildi ama modern dönem sanatçılarının içinde varolduğu koşullardan bağımsız an’ın coşkusunun ve mevcudiyetinin karşısında, günümüze yaklaşırken belirli endişelerin, farklı duygusal okumaların, eleştirilerin de yer almasını izlemekti. Bunlar bende çok farklı düşünce pencereleri açtı ve seçkide önemli bir yol yarattı.

Odunpazarı Modern Müze’de Ferahfeza sergisi kapsamında geniş galeri mekânı ve seçili sanat eserleri.

Antik Yunan’daki symposion ve Roma’daki convivium geleneği serginin arka planında önemli bir referans. Bugünün dünyasında bu kolektif sofra fikrinin kırıldığı ya da dönüştüğü noktaları sergi hangi işler üzerinden tartışmaya açıyor?

Y.E.E.: Symposion ya da convivium gibi antik buluşmalara baktığımızda, bunların yalnızca yemek yenip içki içilen anlar olmadığını görürüz. Bu sofralar; konuşmanın, tartışmanın, düşünmenin ve birlikte vakit geçirmenin kendiliğinden geliştiği, zamanla neredeyse ritüelleşmiş buluşma alanlarıydı. Aynı masaya oturmak, ortak bir duruşu, düşünceyi ya da duyguyu paylaşmayı da ifade ediyordu. Bugünün sofra etrafında kurulan birliktelikleriyle birebir örtüşmese de bu geleneklerin temas ettiği temel ihtiyaç hala geçerliliğini korur: Bir arada olma, paylaşma ve temas etme ihtiyacı.

Bu uzun zaman çizgisi boyunca değişmeyen şey tam olarak bu ihtiyaçtır. Sofra çağlar boyunca biçim değiştirir; ritüeller, mekanlar, hız ve beklentiler dönüşür, kimi zaman sadeleşir ya da yalnızlaşır. Ancak aynı masa etrafında toplanma arzusu, konuşma ya da susma üzerinden kurulan temas, birlikte tanıklık etme isteği varlığını sürdürür.

Seçkide bu dönüşümü ve benzerliği iyi yansıttığını düşündüğüm eserlerden örnek vermek gerekirse; Hans Op de Beeck’in Kutlama adlı videosunda, kusursuzca hazırlanmış bir ziyafet sofrası kimsenin gelmediği bir bekleme haline dönüşüyor ve kolektif buluşmanın alternatif bir sonunu izliyoruz; Robbie McIntosh’un Öğle Yemeği Yiyen İnsanlar adlı fotoğrafında ise sofra, törensel bir yapıdan çok, gündelik hayatın içinde beliren geçici bir paylaşım alanı olarak karşımıza çıkıyor. Bu işler birlikte düşünüldüğünde, sofra etrafında bir araya gelme fikrinin bugün hala var olduğunu, ancak bazen daha kırılgan, daha geçici ve daha gündelik biçimler aldığını gösteriyor bize.

Odunpazarı Modern Müze’de Ferahfeza sergisi kapsamında afiş

“Ferahfeza” bireysel olan ile kolektif olanı sürekli yan yana getiriyor. Küratöryel seçimlerde, izleyicinin kendi sofra hafızasıyla yüzleşmesini özellikle tetikleyen bir eşik yaratmayı hedeflediniz mi?

Y.E.E.: “Sofra” her bireyin çok kişisel bir yerden deneyimlerini de barındırıyor. Kimi için “sofra” çok neşeli, kahkahalı, göğsünü genişleten anları andırırken, başka biri için bir an önce ayrılmak istenecek kadar iç sıkıntısı veren ve gerginlikle kaplı anılara ev sahipliği yapan bir yer olabiliyor kalbinde ve anılarında. Bazı aileler için cenazeler ağıtlarla ve kuru pidelerle hafızaya kazınan günler olarak yaşanabiliyor, bazı aileler ise bunu kaybettikleri sevdiklerinin hayatını kutlamak için bir toplanmaya çevirebiliyor. Her sanatçının da bu konuya bakışı ya da bu öğeyi ele alışı, kendi deneyimlerine dayanıyor haliyle. Bunlar serginin anlatımının bir parçası.

Sergide bu farklılıkları tek bir anlatıya indirgemek yerine, her izleyicinin kendi deneyimini çağırabilecek bir alan açmak istedik. Sanatçıların “sofra”ya yaklaşımları da doğal olarak kendi yaşantılarından besleniyor ve bu çeşitlilik serginin genel anlatısının önemli bir parçası. Bu sayede izleyicinin, farkında olmadan da olsa, kendi sofra hafızasıyla temas edebileceği bir eşik oluşmasını hedefledik.

Ferahfeza sergisinde duvar boyunca sıralanan çağdaş sanat eserlerinin yer aldığı galeri alanı.

Sergide farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan sanatçıların bir aradalığı dikkat çekiyor. Sofra gibi evrensel bir temanın, bu kadar farklı sanatsal diller arasında ortak bir zemin kurması sizce nerede mümkün, nerede zorlaştı?

Y.E.E.: Sofra gibi evrensel bir tema, farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan sanatçıları bir araya getirirken güçlü bir ortak zemin sunuyor; çünkü herkesin hayatında bir şekilde dokunduğu, bildiği ve deneyimlediği bir alan. Yeme içme, bir araya gelme, bekleme ya da paylaşma hâlleri kültürler arasında biçim değiştirse de bu durumların duygusal karşılıkları çoğu zaman benzer yerlerden sesleniyor. Bu da farklı sanatsal diller arasında sezgisel bir bağ kurulmasını mümkün kılıyor.

Zorlaştığı noktalar ise tam da bu evrensellik iddiasında ortaya çıkıyor. Sofra herkes için aynı anlama gelmiyor; kimi zaman neşe ve yakınlıkla, kimi zaman mesafe, hiyerarşi ya da gerilimle hatırlanabiliyor. Bu nedenle sergide ortak bir anlam dayatmak yerine, farklı bakışların yan yana durmasına ve kendi aralarındaki gerilimi korumasına da alan açmak önemliydi.

Odunpazarı Modern Müze’de Ferahfeza sergisinden iç mekân görünümü ve sergi yerleştirmesi.

Yemeğin ve sofranın sanatta sıkça romantize edilen bir alan olduğu söylenebilir. “Ferahfeza” bu romantizmi kıran ya da daha karanlık, çelişkili bir yere taşıyan bir anlatı kuruyor mu?

Y.E.E.: Yemeğin ve sofranın sanatta sıkça neşe, birliktelik ve sıcaklık üzerinden romantize edildiği de söylenebilir. “Ferahfeza” bu romantizmi tamamen reddetmekten ziyade, bunu da kutlamayı ama tek anlatı olmasını istemeyen bir yerde duruyor. Sergi, sofranın aynı anda hem ferahlatıcı hem zorlayıcı, hem bir aradalık hem de gerilim alanı olabileceğini kabul eden daha katmanlı bir anlatıyı tercih ediyor.

Ferahfeza sergisinde mavi duvarlı sergi salonunda resim ve yerleştirmelerin birlikte sunulduğu alan.

OMM, mimarisi ve programıyla zaten güçlü bir “bir araya gelme” mekânı. “Ferahfeza” gibi sofra merkezli bir sergi, müzenin kamusal alan olma iddiasını nasıl dönüştürüyor ya da derinleştiriyor?

Defne Casaretto: OMM, sizin de altını çizdiğiniz gibi, mimarisi ve programıyla kültür ve sanatın paylaşım alanı olarak ortak bir zemin ve geleceğe hafıza sunan güçlü bir kamusal yapı. Farklı programlar ve sergiler aracılığıyla insanların bir araya geldiği, çeşitli karşılaşmalara açık bir mekân. Burada gerçekleşen atölyeler, konuşmalar ve kamusal etkinlikler, bu bir araya gelme hâlini destekleyen ve çoğaltan deneyimler yaratıyor. Farklı yaşlardan, farklı ilgi alanlarından insanlar ortak bir paydada buluşabiliyor.

“Ferahfeza” sergisinde ise sofra bir metafor olarak ele alınıyor ve birliktelik hâlini temsil ediyor. Sofra; gündelik hayatın içinde iyi ya da kötü birçok duygunun paylaşıldığı, anıların biriktiği ve bizi eşit bir zeminde buluşturan güçlü bir alan, paylaşım anları için bir araya geldiğimiz bir zemin.

Serginin ziyaretçilerde yarattığı çağrışımlar, onların sergiyle kurduğu bağı güçlendiriyor; izleyiciyi yalnızca gözlemci konumunda bırakmıyor, bu bağ aracılığıyla katılımcı hâle de getiriyor. Bu anlamda “Ferahfeza”, OMM’un kamusal alan olma iddiasını dönüştürmekten ziyade derinleştiriyor. Sergi, hem kişisel hafızadan beslenen bir bağ kurma imkânı sunuyor hem de ortak bir duyguda buluşma alanı yaratarak, paylaşım kültürü üzerinden birlikte olma hali üretiyor.

Odunpazarı Modern Müze Ferahfeza sergisinde farklı disiplinlerden eserlerin bir arada sergilendiği galeri alanı.

Sofra, hem gündelik hem de ritüel bir alan. Bir müze direktörü olarak, izleyicinin sergiyle kurduğu ilişkiyi duygusal ve sosyal bir deneyim hâline getirmek sizin için ne kadar önemli? “Ferahfeza” bu anlamda OMM’un sergi yaklaşımında nasıl bir yerde duruyor?

D.C.: Müzeler bugün sosyalleştiğimiz, etkileşim kurduğumuz, duyusal bağlar geliştirdiğimiz ve estetik deneyimin ötesine geçen mekânlar. Bu nedenle ziyaretçilerin müzeyle kurduğu bağ bizim için çok önemli. Biz “OMM’da yaşarsın” diyerek yola çıktık. Müzenin günlük hayatın bir parçası hâline gelmesi; kafesinde çalışan, sohbet eden, sergiyi deneyimleyen, eğitim programlarında ve seminerlerde bir araya gelen herkesin burada zaman geçirmesi benim için çok kıymetli. İzleyicinin sergiyle duygusal ve sosyal düzeyde de bağ kurabilmesinin, hafızasında daha kalıcı izler bıraktığına inanıyorum. Bu çok katmanlı ilişki, müzenin etkisini de derinleştiriyor.

“Ferahfeza” da tam bu noktada özel bir yerde duruyor. Sofra, gündelik bir pratik olmasına rağmen farklı kültürlerde ve coğrafyalarda ritüeller aracılığıyla değişen ama duygusal olarak ortaklık taşıyan güçlü bir metafor. Bu yönüyle sergi, ziyaretçiye çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor.

Daha önce de konuştuğumuz gibi OMM’un mimarisi zaten karşılaşma ve birlikte olma fikrini taşıyor. “Ferahfeza” bu yaklaşımı destekliyor ve “OMM’da yaşarsın” söylemiyle örtüşen bir deneyim alanı yaratıyor. Çağdaş sanat deneyimi zaman zaman izleyici için mesafeli hissedilebiliyor; ancak bu sergi gündelik bir pratiği merkezine alarak o mesafeyi azaltıyor. Bağını sofranın etrafında, en temel insani jestlerden biri üzerinden kuruyor: Bir araya gelmek, paylaşmak.

Ferahfeza sergisinde kemerli geçişe açılan salonda resim ve heykel çalışmalarının yer aldığı bölüm.

Günümüzde müzeler toplumsal hafızaya müdahil olan kurumlar olarak da tartışılıyor. Sofra kültürü gibi ortak ama kırılgan bir kavramı merkeze alan bu sergi, sizce OMM’un toplumsal rolüne dair nasıl bir öneri sunuyor?

​​D.C.: Gerçekleşen programlar aracılığıyla ziyaretçilerin katılımcı olduğu; gözlemleyerek ve deneyimleyerek yeni bakış açıları kazandığı, ortak bir düşünme alanına dahil olduğu yapılar olarak müzeler, toplumla kurdukları bağı sürekli genişleten ve dönüştüren bir misyona sahip.

Bu anlamda yaşadığımız topluma dair ritüellerin, hafızaların ve ilişkilerin kamusal olarak tartışılabildiği bir zemin de oluşturuyorlar. Sofra kültürü bu bağlamda hem birleştirici hem de kırılgan bir kavram. Ortaklık üretirken; farklılıkları, toplumsal dönüşümleri ve değişen yaşam biçimlerini de görünür kılıyor.

“Ferahfeza”, yerel bağlamlardan beslenirken evrensel bir duyguya temas ediyor. Kültürlere göre ve çağlara göre değişen ritüellere rağmen ortak bir paylaşım alanına işaret ediyor. Bu temayı merkeze almak, OMM’un toplumla kurduğu bağı güçlendiren; yerel ile evrensel arasında köprü kuran; sosyal ve kültürel olarak bir araya getiren ve paylaşım alanı açan rolünü daha görünür kılıyor.

Sormadan olmaz, gelecek programda bizi neler bekliyor?

D.C.: Mart ayında, her yıl olduğu gibi, güzel sanatlar öğrencileri için düzenlediğimiz “Portfolyo Günleri” başlıyor. Alanın önemli isimleriyle bir araya gelerek çağdaş sanat dünyasının farklı noktalarını keşfetme ve yeni bakış açıları kazanma fırsatı sunan bu program, genç sanatçılar için ilham verici bir paylaşım alanı açıyor.

“Ferahfeza” sergisi ana destekçisi olan İş Yatırım iş birliği ile gerçekleşecek konuşma serimizde sofranın sanattaki yerine dair çok kıymetli isimlerle OMM’da buluşacağız. Bu konuşmalar hem gündelik hem de ritüel anlamıyla sofrayı yeniden düşünmemizi sağlayacak. Sergiye paralel atölyelerle de farklı yaş grupları için yaratıcı deneyimler sunmaya devam edeceğiz. Ayrıca OMM Journal’da yakında yayınlanacak sanatçı sohbetlerimizi takip edebilirsiniz. Hüsnü Özyeğin Vakfı desteğiyle süren farklı yaş gruplarına yönelik atölyelerimizde katılımcıların farklı temaları ve üretim biçimlerini deneyimleme imkânı olacak. OMM Sınıfımda ile fiziki olarak OMM deneyimi imkânı olmayan öğrencilerimizle atölye, seminer ve rehberli turlarda buluşmaya devam edeceğiz. Baharla birlikte çok sevilen açık hava sineması başlıyor ve yaz boyunca OMM Çocuk Akademi, yepyeni içerikleriyle çocuklarla buluşacak.

Ferahfeza sergisi 13 Eylül 2026, şu an devam etmekte olan Daniel Knorr’un “Calligraphic Wig” yerleştirmesi ise 21 Mart tarihine kadar deneyimlenebilir.

Sıkça sorulan sorular
Ferahfeza sergisi neyi odağına alıyor?

Ferahfeza sergisi, insanları bir araya getiren ve kültürel hafızayı besleyen “sofra” kavramını merkezine alıyor. Sergi, paylaşım kültürünü, birlikte olma hâlini ve toplumsal bağları sanat eserleri üzerinden ele alıyor.

Ferahfeza sergisi nerede ve ne zamana kadar ziyaret edilebilir?

Ferahfeza, Eskişehir’deki OMM Odunpazarı Modern Müze’de 29 Kasım 2025 – 13 Eylül 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilir. Müze, pazartesi günleri kapalı; salı–cumartesi 10.00–18.00, pazar 11.00–18.00 saatleri arasında açıktır.

Ferahfeza sergisi ziyaretçiye ne sunuyor?

Sergi, geçmişten bugüne uzanan yaşam coşkusunu görsel bir dil aracılığıyla ele alıyor; neşe, kutlama, dostluk, komşuluk ve paylaşım gibi ortak duygular üzerine düşünme imkânı sunuyor.

Burcu Dimili
Burcu Dimili Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için