Bodrum Atölye Buluşmaları, Devrim Erbil ve Ali Atmaca’nın da yer aldığı kapsamlı programıyla sanatseverleri bir araya getiriyor. Gün Olur / Bodrum Sergisi ve özel söyleşileri keşfedin.
Bodrum Atölye Buluşmaları (BAB), altıncı yılında yarımadanın sanat rotasını yeniden canlandırıyor. 26 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen etkinlik kapsamında sanatçı atölyeleri ziyaretçilere açılırken, Inspera Bodrum’da gerçekleşen Gün Olur / Bodrum Sergisi de buluşmanın merkezinde yer alıyor. On gün boyunca Bodrum, üretim alanları, sergiler, söyleşiler ve sanatçılarla birebir buluşmalarla dolu kapsamlı bir programa ev sahipliği yapıyor.
Bu dosyada önce Bodrum Atölye Buluşmaları’nı ve Gün Olur / Bodrum Sergisini yakından inceliyoruz. Ardından ressam Devrim Erbil, ressam Feyzan Alasya, serginin küratörü İpek Çankaya ve etkinliğin organizatörü Art Melek ekibiyle gerçekleştirdiğimiz özel söyleşilerle, Bodrum’un güncel sanat ortamına farklı açılardan bakıyoruz.
📌 Bodrum Atölye Buluşmaları 2026 Özeti
- Öne Çıkan Etkinlik: Bodrum Atölye Buluşmaları, Pernod Ricard ana sponsorluğunda 26 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında sanatçı atölyelerini ziyaretçilere açıyor.
- Öne Çıkan Durak: Inspera Bodrum’da gerçekleşen Gün Olur / Bodrum Sergisi, yaklaşık 50 sanatçının eserlerini aynı çatı altında buluşturuyor.
- Katılımcılar: Devrim Erbil, Ali Atmaca, Mehmet Kutlu, Muzaffer Akyol ve farklı disiplinlerden toplam 50 sanatçı etkinlikte yer alıyor.
- Ziyaret İpucu: Bodrum Sanat Haritası ile atölyelere kolayca ulaşabilir, her gün 16.00-20.00 saatleri arasında sanatçıların üretim alanlarını ziyaret edebilirsiniz.
Bodrum Atölye Buluşmaları Hakkında


- Yer: Inspera Bodrum ve Bodrum genelindeki sanatçı atölyeleri
- Tarih: 26 Haziran – 5 Temmuz 2026
- Ziyaret Saatleri: Her gün 16.00 – 20.00 (Sanatçı atölyeleri)
- Sanatçılar: Ali Atmaca, Devrim Erbil, Mehmet Kutlu, Muzaffer Akyol, Salih Uygun, Doğu Çankaya, Elvan Erdin, Teppei Yamashita, Berna Gülbey, Hanefi Yeter, Bahadır Baruter ve resim, heykel, seramik, cam, mozaik ile dokuma alanlarında üretim yapan toplam 50 sanatçı
- Sponsor: Pernod Ricard
Bu yıl altıncı kez düzenlenen Bodrum Atölye Buluşmaları (BAB), 26 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında Pernod Ricard Türkiye ana sponsorluğunda ve Art Melek organizasyonuyla gerçekleşiyor. Ali Atmaca’nın resimlerinden Devrim Erbil’in çizgi dünyasına, Mehmet Kutlu’nun seramiklerinden Muzaffer Akyol’un eskizlerine uzanan etkinlik; resim, heykel, seramik, cam, mozaik ve dokuma gibi farklı disiplinlerde üretim yapan 50 sanatçıyı aynı çatı altında buluşturuyor.
Bu yıl etkinliğin merkez üssü ise Inspera Bodrum. Mekân, Gün Olur / Bodrum Sergisi‘ne ev sahipliği yaparken, sanatçıları ve ziyaretçileri ortak bir buluşma noktasında bir araya getiriyor.
Bodrum Atölye Buluşmaları’nın en dikkat çekici yönü ise sanatçılarla doğrudan buluşma imkânı sunması. Ziyaretçiler, 10 gün boyunca her gün 16.00-20.00 saatleri arasında sanatçıların atölyelerini gezebiliyor, üretim süreçlerini yakından takip edebiliyor, merak ettikleri soruları yöneltebiliyor ve eserleri doğrudan sanatçılarından satın alabiliyor.
Program kapsamında ayrıca açılış gününde “Bir Şehri Sanatla Yeniden Dönüştürmek” başlıklı bir panel düzenlenirken, Bodrum genelinde ücretsiz dağıtılan Bodrum Sanat Haritası sayesinde atölyelere ve etkinlik noktalarına kolayca ulaşılabiliyor.
Ankara, Antalya, İzmir gibi büyük şehirlerden Bodrum, Alaçatı, Datça gibi yazlık bölgelerdeki yaz sergileri ile öne çıkan sanat duraklarını keşfedin.
Bodrum Gezilecek Yerler: Bodrum’da nerede kalınır, ne yenir, hangi koylara gidilir?
Devrim Erbil ve Feyzan Alasya ile Söyleşi

Bodrum Atölye Buluşmaları’nı diğer sanat etkinliklerinden ayıran en önemli özellik sizce nedir?
Devrim Erbil: Öncelikle bunun bir örnek olmasını dilerim. Anadolu’da herhangi bir kentte sanatçılarla halkın buluşmasını sağlamak demek; hem halkın sanatçının yaratım sürecine tanık olması hem de sanatçının kendileri gibi bir insan olduğunu görmesi demektir. Bu, çok önemlidir. Daha sıcak, daha sempatik olmak ve sanatın kaynağının, bunu yapan kişilerin yanında bulunmak, onlarla konuşmak gerekir.
Mesela ben kendi adıma şunu söyleyebilirim: İnsanlarda ‘Sanatçı unvanları var, ünlü…’ diye bir düşünce oluyor; bu yüzden korkuyorlar, gelmiyorlar. Halbuki ben de hiç öyle korkulacak bir insan değilim. Buraya gelenleri gayet iyi karşılarım; benimle ilgilendikleri için mutlu olur, onlarla yakından ilgilenirim. Bu durum, sanatçı ile seyirci arasındaki uzak mesafeyi daraltıyor. Sanat emekçilerinin yaptıkları bu etkinlikler, birçok kentte birçok insanda sanatçıyı merak etme arzusu uyandırır ki bu çok doğal bir duygudur.
Seyirci, sanatçıyla ilgili yazılar okumuşsa, hayatı ile ilgili bilgileri edinmişse bunların doğruluğunu ya da yanlışlığını irdelemek ister. Bunu yapmak için de sanatçıyı görmek, tanımak, onunla el sıkışmak, göz göze gelip sohbet etmek gerekir. Bu iletişim aradaki mesafeyi daraltır, sevgiyi yoğunlaştırır. Kentin daha uzak köşelerine, evlere kadar konuşulmak üzere bir malzeme sunar. Söz edilince önem taşıyan bir ortam yaratılmış olur çünkü sanat, konuşulmayınca var olmayan bir olgudur.

Feyzan Alasya: Kanımca en büyük farklılığı çoğul katılımı hedeflemesi ve sanatçılarla birebir iletişime imkan vermesi.
Sanatseverlerin üretim sürecinizi yakından izlemesi çalışmalarınıza bakışlarını değiştiriyor mu?
Devrim Erbil: Hiç zannetmiyorum. Değişen sadece şu olabilir: İnsanlar; sanatın abartılarak büyütülmeyeceğini, onun da kendilerinden bir parça olduğunu görerek, konuşarak, sanatçının çabalarını hissederek ve kenarından köşesinden de olsa sorunlarına değinerek sanatla ve sanatçıyla doğrudan bağ kuruyorlar; bence insanlar asıl bu yüzden mutlu oluyorlar.” Bence insanlar mutlu oluyorlar. Bir yaratım sürecini izledikleri o yaratanın, sanatçının, elini sıktıkları için, onunla konuşabildikleri için mutlu oluyorlar. Bence ne o bakışını değiştirir ne de sanatçı bakışını değiştirir. Zaten sanatçı, bu eleştirilerle, dünyaya bakışını değiştirecek bir insan olsa onun zaten sanatından, fazla da söz edilmez. Onun için çok büyük bir değişiklik olacağını sanmıyorum.
Feyzan Alasya: Gelen ziyaretçiler atölyede geçirdikleri süre içerisinde sanata yaklaşım ve üretim teknikleri hakkında bizlerden bilgi alıyorlar. Kısa da olsa bu şahitlik onlarda sanatçının düşünce yolları, sistemi ve atölyenin fiziki şartları hakkında fikir sahibi olmalarını sağlıyor.


Atölyeyi ilk kez ziyaret edecek sanatseverlere özellikle dikkat etmelerini önereceğiniz detaylar var mı?
Devrim Erbil: Herkesin dikkati farklıdır, herkesin ilgi odağı farklıdır. Onlar geldikleri zaman içlerinden ne geliyorsa, kendi yaşamları içinde dikkat ettikleri, önemsedikleri ne varsa açık yüreklilikle sorsun, cevabını alsın. Hiç çekinmeden, saygı ölçüleri içerisinde eleştirisini yapsın, merak ettiği konuları öğrensin. Sanatçıyı tanısın yeter.
Feyzan Alasya: Ziyaretçilerden kendilerine ayrılmış bu özel zaman diliminde merak ettikleri konular hakkında sanatçılara soru sormaktan çekinmemelerini öneririm.
Bodrum seyahatinizi unutulmaz kılmak için Bodrum’un en iyi otellerini keşfedin.
İpek Çankaya ile “Gün Olur / Bodrum” Sergisi Üzerine

Serginin başlığını Orhan Veli’nin “Gün Olur” şiirinden seçtiğinizi görüyoruz. Orhan Veli’nin dizeleri bugün Bodrum’un sanat ortamıyla nasıl bir ortak zeminde buluşuyor?
Bu sene Bodrum’un renginden, ışığından, bir doğu Akdeniz kenti olarak coğrafi konumundan ve kültürel kodlarından yola çıktık. Küratör olarak beni tetikleyen hem Orhan Veli’nin dizeleri hem de Zülfü Livaneli’nin şiirden bestelediği melodi oldu. Her sergi bir çıkış fikriyle başlar ama aynı temayı üç küratöre verin üç değişik sergi kurgusu ve tasarımı alırsınız. Gün Olur / Bodrum sergi konsepti de şiirdeki bazı görsel imgeler ve melodinin uyandırdığı Akdenizlilik hali ve dinamizmi üzerinden gelişti.
Özgürlük arayışı, yaşama sevinci gibi itkiler, denizin insanın arzularının peşinden gitmesinde taşıyıcı bir güç olarak betimlenişi Bodrum’la ilişkilendirdiğim ilk unsurlar oldu. ‘Gün Olur başıma kadar güneş, gün olur başıma kadar mavi’ dizelerini okuyup da “Bodrum’u tarif ediyor” demeyen Bodrumsever az bulunur herhalde. Buraya gelip yerleşen, bir atölye, bir hayat kuran pek çok insan için Bodrum bilinçli bir tercihtir. Son yetmiş yılda bu böyledir. Her kuşak kendi özgürlük arayışının, huzurun, yaşam kültürünün ve kendini evinde hissettiği bir yerde köklenme arzusunun peşinden gider; Bodrum’a da böyle gelinir.
Orhan Veli’nin söz ettiği yelkovan kuşlarının peşi sıra alıp başını gitme arzusunu Bodrum’da yaşayan ve üreten herkesin bir biçimde hissettiğini ve o yelkovan kuşlarının peşi sıra geldikleri bu Akdeniz limanında üretimleriyle de Akdeniz’in bir parçası olduklarını düşünüyorum. Bu seneki serginin ortak zeminin bu olduğunu söyleyebiliriz.


Bu serginin Bodrum Atölye Buluşmaları içindeki rolünü nasıl tanımlarsınız?
Bodrum Atölye Buluşmaları (BAB) altı senedir gerçekleşiyor ve her sene merkezinde BAB’a katılan sanatçıların bir arada yer aldığı bir BAB sergisi oluyor. Her sene yaklaşık 50 sanatçı katılıyor ve izleyicilerin bu sanatçıların tamamını başka bir sergide bir daha bir arada görme şansı hiç yok. Bu sergiyi BAB’ın niteliğini ve skalasını gösteren vitrin olarak değerlendirmeliyiz.
Sanatçılar açısından bağlayıcı bir rolü olduğunu düşünüyorum çünkü aralarındaki etkileşimi tetikleyen de bu sergi için eser üretme ve bir araya gelme hali oluyor. Sergi dışında herkes biraz kendi atölyesine dönük çalışıyor ama sergide bir araya geliş BAB’ın bütün katmanlarına güç veriyor. Bunu sergiye kabul ettiğimiz eserlerin yıldan yıla geçirdiği değişimlerle izlemek de mümkün.
Sanatçı antisosyal gibi görünen sosyal bir varlıktır. Paylaşımdan, yer yer çatışmadan beslenir, ortak zeminlerde buluşabildiği zaman hem bireysel üretiminde yeni kapılar açar hem farklı kolaborasyonlara girme ihtimali belirir. BAB sergileri, Bodrum’un en kapsamlı, yüksek katılımlı ve sürekliliği olan sergisi. İzleyici açısından bu kolay yakalanmayacak bir şans.

Farklı kuşaklardan ve disiplinlerden sanatçıları aynı çatı altında buluşturmak küratöryel açıdan nasıl bir süreçti? 50 sanatçının işlerine birlikte baktığınızda ortaya çıkan ortak ruhu nasıl tarif edersiniz?
Ben ikinci seneden beri Bodrum Atölye Buluşmaları’nın sanat danışmanlığını yapıyorum ve o zamandan bugüne kadarki bütün sergilerinin kurgusunu gerçekleştirdiğim için sanatçıları ve üretim biçimlerini giderek iyi tanır oldum. Farklı kuşaklardan ve disiplinlerden gelen sanatçıları bir sergide buluşturmak dışarıdan bakıldığında bir küratörün hep yaptığı normal bir şey gibi duruyor.
Buradaki fark sürecin evreleri oluyor. Yani, sergi fikri – sergi teması – sanatçı seçimi – eser seçimi diye yapılan sıralama ortak hedefimiz Bodrum Atölye Buluşmalarına katılan sanatçıları bir araya getirme temelinden hareket ettiği için sanatçı seçimi – sergi fikri – sergi teması – eser seçimi biçimde ilerliyor. Bu her yıl hepimizin heyecanla beklediği bir süreç oluyor. Art Melek ekibiyle birlikte ön hazırlıkları her yıl biraz daha erkene çekmeye, sanatçılara daha fazla üretim süresi tanımaya çalışıyoruz.
Kendi adıma, yeni fikirler düşünürken katılımcı sanatçıların üretim pratiklerini de beraberinde düşünüyorum. Herkesi besleyen, kapsayıcı yollar ve yöntemler arıyorum. Sanatçılardan gelen heyecan, olumlu geri dönüşler ve zaman zaman gergin anlarla beraber adrenalini bol ama son kertede sanat ahlakına hiç ihanet etmeyen kolektif bir iş çıkıyor ortaya.
Art Melek Ekibiyle BAB, Bodrum ve Sanat



Bodrum Atölye Buluşmaları fikri ilk olarak nasıl doğdu?
Zeynep Can: Büyük şehirlerden Bodrum’a yerleşmiş ve yaşadığı yere katkıda bulunmayı bir sorumluluk olarak gören, sanatsever bir grup hayal ortağıyız. Üç kadın, üç farklı profesyonel geçmiş, üç farklı bakış açısıyla bu sene festivale dönüşen Bodrum Atölye Buluşmaları’nın her köşesinden tutuyoruz. Senem Öncüler Çetin reklamcı, Zeynep Can insan kaynakları yöneticisi ve Yasemin Aksoy dergi editörü olarak geçirdikleri uzun yılların birikimini şimdi bu organizasyon için kullanıyor diyebiliriz.
Koordinasyon ve insan ilişkileri becerilerimizle bu zor ama çok keyifli organizasyonu yürütüyoruz. Art Melek olarak Bodrum’da sanat adına farklı projeler üzerine de çalışıyoruz. “Bu yarımadada ne kadar çok sanatçı var, atölyelerini gezmek ne geliştirici ve zevkli olur, neden böyle bir etkinlik düzenlemiyoruz?” fikri ile yola çıktık. Bir sanatçı listesi oluşturduk ve hepsine teker teker yapmak istediğimizi anlattık.
Büyük bir kısmı sürecin nasıl olacağı ile ilgili fikirleri olmasa da bizimle yürümeyi kabul ettiler. Bu etkinliğin tanıtım, organizasyon ve koordinasyon kısmını üstlendik. Sosyal medya hesapları, web sitesi, illüstratör Kürşat Ünsal’ın özel tasarladığı Bodrum sanatçılarının atölyelerinin gösterildiği harita ve ziyaretçilerin rahatça konumları bulabileceği karekod uygulamasını hayata geçirdik. 6 yıldır artan sanatçı sayımızla Bodrum Atölye Buluşmaları’nı sürdürüyoruz.



Sizce Bodrum’un henüz yeterince keşfedilmemiş sanatsal gücü nedir?
Senem Öncüler Çetin: Bodrum’un en büyük sanatsal gücü, burada yaşamayı ve atölye kurmayı bilinçli bir tercih olarak seçen; resim, heykel, seramik, cam, mozaik ve dokuma gibi çok farklı disiplinlerde üreten onlarca değerli sanatçının gizli dünyaları ve kişisel üretim alanlarıdır. Kentin bu yaratıcı enerjisi, coğrafyası, doğası, yaşam biçimi, geçmişi ve geleceğiyle sanatçılara sürekli yeni ilhamlar veriyor. Bodrum Atölye Buluşmaları da, santçılara ait atölyelerin kapılarını açarak bu saklı gücü ve güncel üretimleri gün yüzüne çıkarmayı hedefler.




Bodrum’un sanatla daha güçlü anılması için önümüzdeki dönemde hangi adımların önemli olduğunu düşünüyorsunuz?
Yasemin Aksoy: Öncelikle kentlerin kamusal alanlarda sanata daha çok yer vermesini istiyoruz. Halkı sanata maruz bırakmak gerekir. Sanatı halka sevdirmek gerekir. Bizim Art Melek olarak amacımız da bu zaten. Sanatçıların üretim süreçlerinin yakından izlenebildiği, sanatseverlerle samimi sohbetlerin paylaşıldığı ve eserlerin aracısız satın alınabildiği bu tarz köklü ve geniş çaplı etkinliklerin (BAB gibi) sürekliliğinin sağlanması önemli bir adım.
Özel girişimlerin, galerilerin ve otellerin kültür-sanat etkinliklerine, karma sergilere mekan ve lansman sponsorlukları sağlayarak destek vermeye devam etmesi gerekir. Sergilerin sadece birer görsel alan olmaktan çıkarılıp, halka açık ve ücretsiz söyleşiler ile yaratıcı atölye çalışmalarıyla “yaşayan birer sanat platformuna” dönüştürülmesi bizim amaçlarımızdan da biri.
Bu yıl yaptığımız “Bir şehri sanatla yeniden dönüştürmek” gibi kentin kültürel dönüşümünü ve sanatla yücelmesini ele alan panellerin, akademik ve sanatsal tartışmaların daha çok düzenlenmesi gerekir düşüncesindeyim. Her yıl hazırladığımız “Bodrum Sanat Haritası” ve QR kod entegrasyonları gibi araçlarla halkın ve turistlerin sanat rotalarına, atölyelere ve dijital adreslere erişiminin kolaylaştırılması da Bodrum’un sanatsal rotasının yaratılması anlamında önemli bir adım.
Bodrum, Alaçatı ve Urla’nın en keyifli mekanlarını keşfedin.


