En özel Devrim Erbil kitabı olan Şekerrenk: “Devrim Erbil Halıları ve Namütenahi Bir Derinlik” yayımlandı.
Türk çağdaş resim sanatının yaşayan efsanesi Devrim Erbil’in halı eserlerini içeren, Erbil’in dünya çapındaki halı resimlerini irdeleyen (tapestry) kitabı, hocanın sanatsal mirasının yeni bir boyut kazanmasını sağlarken, eserlerine dair derinlemesine bir perspektif sunacak. Bu kapsamda Balıkesir’deki Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde yine benim küratörlüğümde “Şekerrenk” sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Dünya resminin usta isimlerinden Devrim Erbil’in eserlerinden ilham alınarak tasarlanan müze alanında sanatçının en sevdiği tema olan “çizgisel kent dokusu” halı eserleri ile ön plana çıkarıldı.
Devrim Erbil Balıkesir’i
Balıkesir, toprağının her zerresine sindirdiği güzelliklerle büyütmüştür Devrim Erbil’i. Hocanın dilinden dökülen o eşsiz anılar, Orhan Pakel’in Ayvalık’ta geçen son günlerinde söylediği o unutulmaz sözlerle canlanır:
Değirmen Boğazı’ndan şehre doğru giderken oradaki dağlarda senin resimlerinin silüetini gördüm.
Orhan Pakel
Bu sözler, Erbil’in bilinçaltına işleyen Balıkesir’in dağlarını, farkında olmadan resimlerine taşıdığını gösterir ve sanatçıyı derinden duygulandırır. Burada yaşanan her an, her duygu, İstanbul’a da, resmine de bir miras gibi aktarılmıştır. Balıkesir, Devrim Erbil’in yetişmesinde önemli bir kenttir; duygusuyla, havasıyla içine sinmiş bir şehir. Ve bu şehir, Erbil’e bir müze hediye etmiştir. Dönemin belediye başkanı Ziyaettin Tan Bey’in mimarı olduğu bu müze, Türkiye’de bir sanatçı için açılmış ilk müzedir ve bu durum, Devrim Erbil’e büyük bir gurur yaşatır.

Devrim Erbil’in Balıkesir’i… Güzel Balıkesir! Mütevazılığıyla ihtişamı yakalayan ve yaşatan bu şehir, zamanın yükünü anlamak için niyet ettiğiniz sürece size derinliklerini sunar. Denize inen o dar sokaklar, yokuşlar, merdivenler… Bir yokuşun kıvrımında, yangınlardan ve yıkımlardan kurtulmuş cumbalı bir evin yıpranmış kapısının yanı başında, eski bir yağ tenekesine sığdırılmış, sevgiyle büyütülmüş bir sardunya, menekşe, hanımeli ya da yasemin… Tüm yaşananlara rağmen hayata tutunmanın buruk sevincini fısıldar. Kim için yaşatılmak istenir bu çiçekler? Onlara su verirken, taşıdığı günlerin en sahici muhabbetini yaptığını düşünen bir Balıkesir kadını, neleri, niçin hatırlar? Ya bir akşamı kurtarmak için bir kilo peynir götüren, yıllarını bir vergi dairesinde sıradan bir memur olarak geçirmiş, yaklaşan emekliliğin ardından çocukluğunu geçirdiği Sındırgı’daki kasabada, sokakta top koşturduğu arkadaşlarıyla ömrünü geçirmenin hayalini kuran Sami Bey? Ya da henüz çok erken bir saatte, kızarmış ekmek, gül reçeli, tuzu alınmış beyaz peynir ve ıhlamurdan oluşan kahvaltısını ettikten, sakal tıraşını yapıp yanaklarını lavanta kolonyasıyla serinlettikten sonra, yıpranmış çantasındaki sefer taslarıyla Burhaniye’deki küçük dükkânına giden, şehrin eskilerinden kumaş tüccarı Deli Baba? O yokuşlardan motosikletlerinin egzozlarını bilerek patlatan, gürültü çıkarmayı başarı sayan, sevgisiz büyümenin acısını başkalarından çıkarmaya çalışan şoförler, öğretmenler, güvenlik görevlileri, küçük atölye sahipleri de geçebilir. Kötü terziler, hemşireler, doktorlar da… Sokakta oynamayı hiç bilmeyen çocuklar da, yaşananlar karşısında çocuklarının sokakta oynamalarını tehlikeli bulan ebeveynler de… Hayatlarını yaşamaya çalışan yürekli boşanmış kadınlar, yanlışlarını çocuklarına bir hastalık gibi bulaştıran annelerle büyütüldükleri o berbat toplumsal değerlerin içinde, erkeklerini ancak bu kadınları katlederek yaşayabilen kocalar ve eksik babalar da… Başka şehirlere aitliklerinden, kendilerine daha çok inanabildikleri bir geçmiş çıkaranlar da…
Tarihi Bir Kurgu

Zaman böyle bir zaman. Hayaller de, ilişkiler de, umutlar da… Bu zamanın içinde kendimizi ve birbirimizi görmeye çalışıyoruz. Görebildiğimiz kadarıyla elbet, çünkü bir yandan o ışıltılar gözlerimizi kör ediyor, bir diğer yandan o karanlıklar… Hayat yine de devam ediyor. Elbette devam ediyor. Bu duygu ikliminden hikâyeler doğuyor. Müzik doğuyor. Resim doğuyor. Şehri yeniden inşa etmek için… Sanatçı hassasiyeti bu. Yazar hassasiyeti… Ne yaşanırsa yaşansın, herkes kendi izini bırakmak istiyor. Balıkesir’e devam ediyoruz… Herkes kendi şehrini yaşıyor ve yaşatmak istiyor. Kentin Edremit’inden Salah Birsel’in sözleri yankılanıyor içimde:
Dört elle yapışırım sokaklara. Mavilere beyazlara abanırım. Güzellikler beni yormaz…
Salah Birsel
Ne güzel ifade etmiş Birsel güzel olanı. Asıl mühimi, eserine karşı samimiyetini kaybetmemek değil mi zaten? Şehrini yeniden inşa etmenin yangınını yaşıyor yazar. Yeniden, kalemiyle… Tıpkı bir ressamın da isteyebileceği, hayal edebileceği gibi… Eski bir mesele bu. Çok eski bir mesele… Devrim Erbil, fırçası, renkleri ve çizgileriyle tam da burada zaman yolculuğumuzun sahnesine çıkıyor…

Peki, onun halı resimleriyle dünya nasıl olur? Dünyanın bilinen en eski halısı olan M.Ö. V-IV. yüzyıla tarihlenen Pazırık Kurganları’ndan çıkarılan Pazırık Halısı’ndan bu yana kaç yüzyıl geçmiştir? Halının İskitlere ait olduğu söylenir de, Turfan, Kara Hoça, Hotan gibi eski Türk şehirleri ile Türkistan ve Horasan şehirlerindeki halılar nelerdir? Hun kavimlerine ait olan bu mezarda ele geçirilen bir halı, aynı zamanda dünyanın en eski düğümlü halısıyla mı bağlanmıştır? Bugüne neyle bağlanır? Tarihi Yarımada’ya, birçok İstanbullunun, daha doğru bir deyişle has İstanbullunun İstanbul dediği yere, bu gözlerle bakabilir miyiz? Ressamın çizgileri, o fırçanın dokunuşuyla, bizi tarihin yükünü birçok farklı duyguyla taşıyan şehre götürmektedir. Çizgiler kırıktır, birbirinin içine girmiştir. Onlara hayat çizgileri de diyebilir miyiz? Hayatın çizgileri… Belki de kader çizgileri… Orada kim yaşamıştır? Bu soru bile resimde birkaç adım atmamıza yetebilir. Mesele görünmeyeni görünür kılmaktı ya… Beşinci Pazırık kurganından çıkarılan Pazırık halısı Yağcıbedir’e selam etmez mi?
Balıkesir’de Sanata Büyük Adım: Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi

Sanatın ve kültürün kalbi Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde atıyor. Bundan mutluyum. Bu müze için süreçte çok çalıştım. O kadar çok insanın, kurumun katkısı var ki bu müzede. Ama arslan payı Balıkesir halkının. Burası onların müzesi. Bugün kentlerimizde, gelişmiş kentlerimizde çağdaş sanat müzelerine çok denk gelmiyoruz maalesef. Balıkesir’deki 3 katlı müze binasında Devrim Erbil’in halı enstalasyonundan belgesel odasına, galerilerden atölye ve deneyim atölyesine, dinlenme salonundan kütüphane ve müze mağazaya kadar birçok unsur planlandı. Karma ve kişisel sergiler için alternatif sergi alanları da sunan Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi; yenilenen yüzüyle şehrin kültür ve sanat hayatına, çağdaş sanatın gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. “Şekerrenk” kitabı ve sergisi, sanatseverler ve koleksiyonerler için büyük bir hazine niteliği taşıyor. Devrim Erbil’in sanatsal yolculuğuna tanıklık etmek ve onun eşsiz eserlerini yakından incelemek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat sunan bu sergide, Erbil’in halı eserlerini ve sanatsal süreçlerini derinlemesine keşfetmek isteyen sanatseverler için bir fırsat yatıyor. “Şekerrenk” sergisi, Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde ziyarete açık durumda.
Devrim Erbil’in “Şekerrenk” Destanı: Halı Resimlerle Sonsuz Bir Yolculuk

21 Mayıs 2025 tarihinde Balıkesir’deki Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde, sanatseverler için tarihi bir an yaşandı. Türk çağdaş resim sanatının yaşayan efsanesi Devrim Erbil’in halı eserlerini içeren ve tarafımdan kaleme alınan “Şekerrenk: Devrim Erbil Halıları ve Namütenahi Bir Derinlik” kitabı yayımlandı. Bu kitap, Devrim Erbil’in dünya çapındaki halı resim (tapestry) mirasının yeni bir boyut kazanmasını sağlarken, sanatseverlere Erbil’in eserlerine dair derinlemesine bir perspektif sunuyor.
Aynı gün, Balıkesir’deki Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde, yine benim küratörlüğünde “Şekerrenk” sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Dünya resminin usta isimlerinden Devrim Erbil’in eserlerinden ilham alınarak tasarlanan müze alanında, sanatçının en sevdiği tema olan “çizgisel kent dokusu” halı eserleri ile ön plana çıkarıldı. Bu sergi ve kitap lansmanı, Türk sanat dünyasında özel ve unutulmaz bir yer edindi.
Modern sanatın duayeni ve ülkemizin eşsiz sanatçılarından Devrim Erbil, “Şekerrenk” kitabıyla sanatsal mirasını geleceğe taşıyor. Erbil’in halı resimlerindeki sanatsal kariyerini ve eşsiz bakış açısını yansıtan “Şekerrenk” sergisi de “Devrim Erbil Halıları”nın en geniş koleksiyonu olarak göze çarpıyor. Bu, asla “sonu olmayan” bir Devrim Erbil ve halı hikayesidir. Sanatçının halı çalışmaları, Anadolu coğrafyasının zengin kültürünü ve tarihini yansıtmanın ötesinde, evrensel bir diyalog başlatma gücüne sahip olacaktır. Erbil, yerel motifleri evrensel bir sanat diliyle işlerken, aynı zamanda kültürel köklerimizin modern dünyada nasıl bir yankı bulabileceğini de ortaya koyuyor.
“En İyi” Devrim Erbil Kitabı!
“Şekerrenk” kitabı, Devrim Erbil’in eserlerini, onların yarattığı görsel ve duygusal etkiyi halılar üzerinden derinlemesine inceleyerek, sanatseverlere sanatçının dünyasına adım atmaları için bir kapı aralayacak. Her bölüm, Erbil’in halı sanatındaki farklı bir yönü ele alarak, onun bu büyüleyici evrensel dilde nasıl ustalaştığını gösteriyor. Devrim Erbil’in sanatı üzerinden halıları keşfetmek, sadece estetik bir deneyim değil, aynı zamanda bir öğrenme ve keşfetme sürecidir; bir füzyondur, bir değer zinciridir. Erbil halılarına akan, yansıyan her detay, kültürümüzün ve sanatın evrenselliğinin bir ifadesi olarak okunabilir. Bu sayfalar, sizleri sanatın sadece gözleri değil, aynı zamanda kalpleri ve zihinleri de nasıl etkileyebileceğini göstermek için tasarlanmıştır.
Devrim Erbil, tartışmaya kapalı bir şekilde dünyanın en önemli halı-ressamıdır. Onun halı resmi; atkı, çözgü, düğüm, ilme ve halı tezgahındaki büyük bir ustanın hikayeleridir. İmgeleri özgün, üslubu özelleştirilmiş, farklı tekniklerde inşa edilmiş, dünyanın tüm dokuma teknikleriyle dokunmuş, yaygın ve en fazla halı koleksiyonuna sahip ressam Devrim Erbil’dir. O, halı sanatının dünyadaki “duayeni”dir. Halı sanatın dilini, yalnızca bir ustalıkla değil, bir bilgelikle ve duygularla harmanlayan, adını Türk ve dünya sanat tarihine altın harflerle yazdırmış büyük bir ustadır. Bu büyük ustanın Yağcıbedir halıları, Uşak halıları, Özbek halıları, Türkmen halıları, İran halıları, İpek halıları, Hereke halıları ve daha pek çok üslupta halıları vardır. Ancak Erbil’in halı-resimleri kesinlikle bir Anadolu mucizesidir. Onun halılarında Anadolu’nun halı yelpazesinin kendine özgü renklerini, kompozisyonlarını ve olağanüstü tekniklerini görürüz.
“Şekerrenk” kitabı, bugüne kadar yazılmış en özel Devrim Erbil kitaplarının başında geliyor. Şekerrenk kitabı, Türk resim sanatının öncülerinden Erbil’in yaşam boyu süren sanatsal yolculuğunu ve bu yolculuğun kültürel mirasımıza katkılarını “halılar” üzerinden ele alıyor. Kitap, Erbil’in sanatsal ifadesinin kökenlerine ve evrimine ışık tutarken, onun vizyonunun ve tekniklerinin sanat dünyasında nasıl bir yenilik yarattığını da gözler önüne seriyor. Devrim Erbil halılarındaki detaylara analitik ve çok boyutlu bir şekilde eğilerek, Erbil’in estetik ve felsefi derinliğini keşfedebileceğiniz bir eser bu. Onun halılarındaki zengin motifler ve canlı renkler, sadece gözü değil, aynı zamanda ruhumuzu da doyuracak. Bu konuda şöyle düşünüyorum: “Türkiye’nin özel sanatçılarından Devrim Erbil’in sanatını derinlemesine inceleyen bir halı koleksiyon kitabı yazdığını belirterek, Erbil’in yağlı boya tablolarının yanı sıra, marküteri, batik, halı, vitray gibi farklı malzeme ve üsluplarda ürettiği eserleri bulunduğunu, bu kitapta ise halı ve kilim resimlerin göstergebilimsel ve retorik açıdan yorumlanarak ele alındığını ifade etmeliyim. Kitap, Erbil’in halı sanatındaki ustalığını şiir ve edebiyatla da işlediğini, onun dünya sanatındaki bu özgün konumunu ve eserlerinin benzersizliğini vurguluyor. Bu anlamda, Devrim Erbil “Şekerrenk” kitabı, Türkiye’de yazılmış en özel sanat kitaplarından biri olarak öne çıkmaktadır.”
Kitapta, sanatçının farklı dönemlerde ortaya koyduğu eserlerin yanı sıra, bu eserlerde kullanmış olduğu tüm uygulama teknikleri de kapsamlı bir biçimde inceleniyor. Bu eser, yalnızca Erbil’in sanatını daha iyi anlamak isteyenler için değil, aynı zamanda Türk sanat tarihi için de büyük bir değer taşıyor. Kitap, Türk sanat tarihine önemli bir katkı sunmanın yanı sıra, Erbil’in zamanın ötesine geçen eserlerini de sanatseverlerle buluşturacak. Kitap ve sergi konusunda Prof. Devrim Erbil hocanın görüşlerini de ifade edeyim: “Ben halıya tutkuyla bağlı olduğum için halı tekniğiyle resimler nasıl duracak diye merak ediyordum. El halıcılığındaki teknik, işçiliğin bu topraklarda yetişmiş olması çok kıymetli. Başka hiçbir coğrafyada yok. Halıları tanıtmak gerekli. Halı, resimdir. Halı, halı sanattır”.


