Yoko Ono’nun çocukluğundan avangart sanat yolculuğuna, John Lennon ile ilişkisi ve Beatles üzerindeki etkisinden üretimlerine uzanan süreci ele alıyoruz. Sakıp Sabancı Müzesi’nde açılacak sergisiyle birlikte bu etkili ismin dünyasını keşfedin.
Yoko Ono, yalnızca John Lennon ile ilişkisiyle anılan bir isim olmanın ötesinde, çağdaş sanatın yönünü değiştiren güçlü bir figür. Tokyo’da başlayan hayatı, İkinci Dünya Savaşı yıllarının etkisi ve New York avangart çevresiyle kurduğu bağ, onun üretimlerini şekillendirdi.
John Lennon ile kurduğu ilişki ise hem kişisel hem yaratıcı bir ortaklığa dönüşürken Beatles üzerindeki etkisi hala tartışılıyor. Buna rağmen Ono, müzikten performansa uzanan üretimleri ve barış odaklı çalışmalarıyla 90 yaşını aşmasına rağmen hâlâ aynı çizgide.
Bu yazıda Yoko Ono’nun çocukluğundan sanat kariyerine, Lennon ile ilişkisine ve Beatles dönemine etkisinden üretimlerine, 25 Haziran 2026’da Sakıp Sabancı Müzesi’nde açılacak “Yoko Ono: Insound and Instructure” sergisine kadar uzanan süreci ele alıyoruz.
Kapak Görseli: Yoko Ono, Liverpool’daki Bluecoat Display Centre’da “Wish Tree” enstalasyonunun yanında, izleyicilerin dileklerini yazıp ağaca bağladığı çalışmasıyla poz veriyor, 2008.
Fotoğraf: Christopher Furlong / Getty Images
2026’da Türkiye’de Görmeniz Gereken Sanat Sergileri
Yoko Ono Kimdir?

Yoko Ono, Japon kökenli avangart sanatçı, müzisyen ve aktivist olarak çağdaş sanatın en etkili isimlerinden biridir. 1933’te Tokyo’da doğan Ono, Fluxus hareketiyle öne çıkmış, izleyici katılımını merkeze alan işleriyle sanatın sınırlarını genişletmiştir.
John Lennon ile ilişkisi, sanatını daha geniş kitlelere taşırken barış aktivizmini de güçlendirdi. Cut Piece, Grapefruit ve “Imagine” üzerindeki etkisiyle hem sanat hem müzik tarihinde kalıcı bir iz bıraktı.
Görsel: John Lennon ve Yoko Ono, 31 Mart 1969’da Schiphol Havalimanı’nda Viyana’ya gitmek üzere ayrılırken.
Fotoğraf: Joost Evers / Anefo, Nationaal Archief. – Wikimedia Commons
Yoko Ono’nun Çocukluğu ve Eğitim Hayatı
1933 yılında Tokyo’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yoko Ono, bankacı Eisuke Ono ile köklü bir samuray ailesinden gelen Isoko’nun kızıdır. Ayrıcalıklı bir çevrede büyümesine rağmen çocukluğu, modern tarihin en yıkıcı dönemlerinden biri olan II. Dünya Savaşı’nın gölgesinde şekillendi. Tokyo’ya yönelik hava saldırıları başladığında ailesiyle birlikte kırsala tahliye edildi.
Açlık, korku ve hayatta kalma mücadelesiyle geçen bu yıllar, onun insan kırılganlığına ve barış kavramına bakışını derinden etkiledi. Bombardıman sırasında kardeşiyle tek bir pirinç tanesini paylaşmak zorunda kaldığını anlattığı anılar, ilerleyen yıllarda sanat alanındaki üretimlerine yön verdi.
Felsefe Bölümündeki İlk Kadın Öğrenci
Savaşın ardından 1952 yılında Tokyo’daki Gakushuin Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’ne girdi. Burada öğrenim gören ilk kadın öğrenci olma başarısı gösterdi ve felsefenin yanında edebiyat ile müzik üzerine de yoğunlaştı. 1950’lerde New York’a taşınmasıyla birlikte dönemin avangart sanat çevresine dahil oldu.
İstanbul’da ay boyunca gezebileceğiniz tüm sergileri keşfedin.
Lennon’dan Önce Bir Öncü: Japon Aristokrasisinden New York Avangardına
New York’taki Sarah Lawrence Koleji’nde öğrenim görmeye başlayan ve ABD’de bambaşka bir dünyayla tanışan Ono, deneysel besteciler ve sanatçılarla birlikte üretimler yaptı. Çocukluk döneminde yaşadığı travmalar ve dönüşüm, onun sanatsal yaklaşımının temelini oluşturdu; iyileşme, bağ kurma ve hayal gücü etrafında şekillenen bir ifade dili geliştirdi.
Görsel: Yoko Ono, 1966 yılında bir film setinde çekilen fotoğraf.

Beatles Öncesi Yoko Ono ve Müzik
Felsefe ve edebiyatın yanında müzikle de ilgilenmeye devam eden sanatçı, kompozisyon eğitimi alarak ilgisini profesyonel seviyeye taşıdı. Bu dönemde ilk bestelerini üretmeye ve metin temelli deneysel çalışmalar geliştirmeye başladı.
Kuş seslerini notaya dökmeye çalıştığında, geleneksel müzik skalalarının bu sesleri karşılamakta yetersiz kaldığını fark etti. Sesleri daha kapsamlı ifade edebilmek için notaların yanına kelimeler eklemeye yöneldi. Bu eklemeler zamanla doğrudan talimatlara dönüştü ve müzik notalarının yerini aldı.
Eğitimini tamamlamadan önce besteci Toshi Ichiyanagi ile tanıştı; birlikte Manhattan’a taşındılar ve 1956 yılında evlendiler.
Yoko Ono’nun Sanattaki Yükselişi: Chambers Caddesi
1950’lerin sonuna gelindiğinde Yoko Ono, New York’un deneysel sanat çevresinde öne çıkan isimlerden biri haline geldi. 1960 yılında Manhattan’daki 112 Chambers Caddesi’nde bir atölye kiraladı ve besteci La Monte Young ile birlikte deneysel müzik, görsel sanat, şiir ve performansı bir araya getiren etkinlikler düzenlemeye başladı.
Ono, Chambers Caddesi’nde gerçekleşen birçok etkinlikte yer aldı. Bu süreçte Touch Poems çalışmalarını üretmeye başladı ve Instruction Paintings serisini ilk kez burada sundu. Bu işlerin genişletilmiş bir seçkisi, Temmuz 1961’de AG Gallery’de gerçekleşen ilk kişisel sergisinde yer aldı. İlk kişisel sergisi olan Painting to Be Stepped On ile ilk kez sanat dünyasının dikkatini çekti.
Yere yerleştirilen bir tuval ve izleyiciyi üzerine basmaya davet eden bu iş, izleyici katılımını merkeze alan yaklaşımının ilk örneklerinden biriydi. Bu yaklaşım, 1964 tarihli Cut Piece performansının da ilk sesleriydi.
Ono’nun erken dönem üretimleri, hem küçük ölçekli jestlerde hem de daha geniş kapsamlı performanslarda etkili oldu. Performans sırasında bir kibrit yakmak gibi basit bir eylem bile, daha sonra Allan Kaprow gibi sanatçılar tarafından benimsenen bir yaklaşımın parçası haline geldi.
Yoko Ono ve Fluxus Akımı

1960’larda Yoko Ono ve çevresindeki sanatçılar, sabit nesneleri ve geleneksel sergileme alanlarını geride bırakırken, sanatın sınırlarını genişletmeyi hedeflediler. İzleyici bu süreçte pasif bir gözlemci olmaktan çıkarak üretimin parçası haline geldi. Tasarımcı ve mimar George Maciunas, 1961–1962 yıllarında bu yaklaşımı “Fluxus” adı altında bir araya getirdi.
Görsel: Yoko Ono, 2012 yılında Viyana’daki ELIA Bienali sırasında.
Fotoğraf: Gregor Tatschl / Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.0).
Allan Kaprow, Simone Forti, George Brecht, John Cage ve Yvonne Rainer gibi sanatçılar, tekil yaratıcı fikrini sorgulayan bir çizgi benimsedi. Eser üzerindeki kontrolü gevşetirken rastlantıyı, izleyici katılımını ve doğal süreçleri üretimlerinin içine dahil ettiler. Ono, hem fikirleri hem de Chambers Caddesi’nde düzenlenen etkinlikler aracılığıyla bu hareketin oluşumunda etkili bir rol oynadı.
Fluxus etkinliklerinde ve konserlerinde sıklıkla yer alsa da hiçbir zaman resmi olarak bu topluluğa dahil olmadı. Ono, çocukluk yıllarında savaş döneminin baskıcı atmosferine tanıklık etmesinin de etkisiyle, herhangi bir grup düşüncesine her zaman mesafeli durdu. Bu tavır, sanat pratiğinde bağımsızlığını koruma isteğinin de belirgin bir yansımasıydı.
Benim için ‘etkinlik’, farklı sanatları bir araya getiren bir yapı değildir; daha çok duyusal algılardan sıyrılmayı ifade eder. Çoğu açık uçlu ve izleyici katılımına dayanan sanat etkinlikleri gibi bir araya gelme fikrine dayandırmıyorum. Kişinin kendisiyle yüzleşmesine odaklanıyorum. Belirli bir senaryo yok, ancak süreci harekete geçiren bir şey var; bunu en iyi ‘arzu’ ya da ‘umut’ kelimeleriyle ifade edebilirim.
Yoko Ono – 1966
Japonya’ya Dönüş ve Cut Piece
1962’de Yoko Ono, birkaç yıllığına Japonya’ya döndü. Burada Sogetsu Sanat Merkezi’nde konser verdi ve Works of Yoko Ono başlıklı sergisini açtı. Sergide performans işleri ve metin temelli üretimleri bir araya geldi. Serginin önemli bir bölümünü oluşturan kısa yazılı talimatlardan oluşan Instructions for Paintings, fiziksel bir eser üretmek yerine izleyicinin zihninde şekillenen “resimler” öneriyordu. Bu yaklaşım, fikrin eserin önüne geçtiği kavramsal sanat yönünde belirleyici bir adım oldu. Ono, Japonya’da yaklaşık iki buçuk yıl kaldı.
New York’ta kalsaydım, avangardın o büyük isimlerinden biri haline gelir, yaptığım şeyleri tekrar etmeye başlardım.
Yoko Ono – 1994
1962 yazında duygusal çöküntü nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Kamuoyundan uzak kaldığı bu dönemde yeni fikirler geliştirmeye zaman buldu ve giderek talimat temelli işlerine yoğunlaştı. Bu üretimlerini iki yıl sonra Grapefruit adlı kitabında bir araya getirerek kendi yayımladı.
Yoko Ono’nun kariyerindeki en ikonik ve en çok tartışılan performanslarından biri olan Cut Piece de bu dönemde ortaya çıktı. İlk kez 1964 yılında Kyoto’daki Yamaichi Hall’da düzenlenen Contemporary American Avant-Garde konseri kapsamında sahnelendi. Ono, sahnede hareketsiz ve sessiz bir şekilde otururken önüne yerleştirilen makasla izleyicileri tek tek sahneye davet etti; izleyiciler kıyafetlerinden parçalar kesip yanlarına aldı.
Ono, Cut Piece performansını yıllar içinde birçok kez yeniden gerçekleştirdi; en son 2003 yılında Paris’te Theatre du Ranelagh’da sahneledi. Zamanla bu çalışma farklı sanatçılar tarafından da yeniden yorumlandı. Mayıs 2025’te Berlinli müzisyen ve sanatçı Peaches, Gropius Bau’daki YOKO ONO: MUSIC OF THE MIND sergisi kapsamında performansı yeniden sahneledi.
Bu, verme ve alma üzerine kurulu bir yaklaşımdı. Sanatçıların genellikle yalnızca sunmak istediklerini vermesine karşı bir eleştiriydi. Ben insanların istediklerini almalarını istedim; bu yüzden nereden kesmek istiyorlarsa oradan kesebileceklerini özellikle vurguladım.
Yoko Ono – 1967
John Lennon – Yoko Ono Aşkı

Fotoğraf: Bernard Gotfryd / Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi, Baskılar ve Fotoğraflar Bölümü
Lennon ile Tanışma
1964’te Tokyo’dan ayrılarak yeniden New York’a dönen Yoko Ono, kısa sürede kentin avangart ve Fluxus çevresine geri döndü. 1966’da bir sempozyuma katılmak üzere Londra’ya gitti. Aynı yıl Londra’daki Indica Gallery’de açılan ilk kişisel sergisi Unfinished Paintings & Objects by Yoko Ono‘yu açtı. Ono’nun kariyerinde önemli bir dönüm noktası olan bu sergi, aynı zamanda John Lennon ile tanıştığı an olarak da öne çıktı; bu karşılaşma, uzun soluklu bir ortaklık ve ilişkinin başlangıcı oldu.
Serginin ön izleme gününde galeriye gelen John Lennon, mekânda sergilenen işlerin alışılmış sanat anlayışının dışında ilerlediğini hemen fark etti. Merdivene çıkmayı gerektiren bir enstalasyon özellikle dikkatini çekti: Tavandan sarkan bir büyüteç ve yukarıya yerleştirilmiş küçük bir yazı: YES (EVET).
Dönemin avangart sanatında sıkça karşılaşılan karanlık, yıkıcı ya da ironik tavrın aksine, Ono’nun işi doğrudan olumlu bir mesaj taşıyordu. Lennon, yıllar sonra bu çalışmanın ilk andan itibaren kendisini etkilediğini dile getirdi. Bu an, iki insanın tanışmasından daha çok, iki yaratıcı zihnin kesiştiği bir başlangıç noktası oldu. Lennon, Ono ile tanıştığında evliydi ve 5 yaşında bir çocuğu vardı. İlk eşi Cynthia ile olan evliliğinin Yoko Ono’dan çok önce bittiğini iddia eden Lennon, sadece henüz boşanmadıklarını söylemişti.
Beatles Yoko Ono Yüzünden mi Dağıldı?

Fotoğraf: Jack Mitchell / Wikimedia Commons.
Yoko Ono ile John Lennon’ın 3 yıllık ilişkisi, 20 Mart 1969’daki evlilikleriyle taçlandı. Bu üç yıl boyunca birbirlerinin protest dünyasını besleyen çift, birçok aktivist eylemde bulundu.
1960’ların Vietnam Savaşı protestoları, sivil haklar hareketleri ve feminist mücadelelerle şekillenen politik atmosferinde Ono ve Lennon, basit ama etkili mesajlara dayanan barış kampanyaları başlattı. “WAR IS OVER! IF YOU WANT IT” sloganı ve 1969’da gerçekleştirdikleri Bed-Ins for Peace eylemleri bu yaklaşımın en bilinen örnekleri oldu. Çift, günler boyunca otel odasında yatakta kalarak, kameralar eşliğinde protesto gerçekleştirdi. Sivil haklar hareketindeki oturma eylemlerinden ilham alan bu duruş, geniş medya ilgisi sayesinde küresel bir çağrıya dönüştü.
Tam bu sıralarda 20 Eylül 1969 tarihinde John Lennon, Beatles üyelerine gruptan ayrılacağını bildirdi. Grubun resmi dağılma tarihi olan 10 Nisan 1970’e kadar bu durum gizli tutuldu. İngiltere’de John Lennon’ın Yoko Ono ile olan evliliği nedeniyle müzikten ve Beatles grubundan iyice uzaklaştığı iddia ediliyordu. Protestolar, aktivist eylemler, farklı sanat çalışmaları ve Yoko Ono ile kurduğu yeni düzen, Lennon’ın bambaşka bir hayat kurduğu şeklinde yorumlanıyordu.
Yoko’ya aşık olduğumda, “Tanrım!” dedim ve bunun daha önce bildiğim her şeyden farklı olduğunu anladım. Bu, hit bir şarkı bestelemekten, kilolarca altından ve her şeyden daha fazlası.
John Lennon

Ono, Lennon ile birlikte ilk ortak albümleri Unfinished Music No. 1: Two Virgins (1968) sonrasında müzikal üretimleri daha da yoğunlaştı. 1971’de Londra’dan ayrılarak New York’a dönen çift, Syracuse’taki Everson Museum’da düzenlenen This Is Not Here başlıklı retrospektif ile Ono’nun ilk müze sergisini gerçekleştirdi.
Görsel: John Lennon, Yoko Ono ve George Harrison, Pelo Dergisi 1969
1980 yılının Ağustos ayında Yoko Ono ve John Lennon, sekiz yıl aradan sonra yeniden stüdyoya girerek Double Fantasy albümünü kaydetti. Kasım ayında yayımlanan albüm, 1981’de Yılın Albümü Grammy Ödülü’nü kazandı; bu ödül Lennon için ölümünden sonra gelen bir takdir oldu.
Lennon’ın Ölümü Sonrası Yoko Ono

Fotoğraf: Secretaría de Cultura de la Ciudad de México / Flickr (CC BY-SA 2.0).
Albümün çıkışından kısa süre sonra, 8 Aralık 1980’de Lennon, New York’taki evlerinin önünde Ono’nun yanındayken suikasta uğradı. Lennon, daha sonra akıl sağlığı yerinde olmadığı ortaya çıkacak Mark David Chapman tarafından vurularak 40 yaşında hayatını kaybetti. Bu ağır kaybın ardından Ono, müziğe daha yoğun şekilde yöneldi ve sonrasında birçok albüm çıkardı. Daha sonra bu dönemi, “Hayatta kalmamı sağlayan şey müzikti” sözleriyle ifade etti.
Yoko Ono Müzik Albümleri

Fotoğraf: Þorgils Völundarson / Flickr (CC BY-SA 2.0).
- 1970 – Yoko Ono / Plastic Ono Band
- 1971 – Fly
- 1973 – Approximately Infinite Universe
- 1973 – Feeling the Space
- 1981 – Season of Glass
- 1982 – It’s Alright (I See Rainbows)
- 1985 – Starpeace
- 1995 – Rising
- 2001 – Blueprint for a Sunrise
- 2009 – Between My Head and the Sky
- 2013 – Take Me to the Land of Hell
- 2018 – Warzone

John Lennon ile Ortak Albümler
- 1968 – Unfinished Music No. 1: Two Virgins
- 1969 – Unfinished Music No. 2: Life with the Lions
- 1969 – Wedding Album
- 1972 – Some Time in New York City
- 1980 – Double Fantasy
- 1984 – Milk and Honey
Görsel: Yoko Ono ve John Lennon, 10 Aralık 1971’de Ann Arbor, Michigan’daki Crisler Arena’da düzenlenen John Sinclair Özgürlük Mitingi’nde.
Fotoğraf: Michiganensian / Michigan Üniversitesi
OGGUSTO Notu: John Lennon ile kaydettikleri “Walking on Thin Ice”, Lennon’ın ölümünden sadece saatler önce kaydedilmiş ve dans listelerinde üst sıralara yükselmiştir.
Yoko Ono Sergileri

1985’te New York Central Park’ta, Ono ve mimar Bruce Kelly tarafından tasarlanan Strawberry Fields anıtı açıldı. 10 bin metrekarelik bu alan, Lennon anısına düzenlendi. Ono, sonraki yıllarda politik duruşunu sürdürdü; 1987’de Moskova’da nükleer karşıtı bir foruma katılarak barış odaklı çalışmalarına devam etti.
1981 tarihli Season of Glass albüm kapağında yer alan, kanlı bir gözlük ve yanında duran bir bardak su görüntüsü, bu dönemin en çarpıcı görsel ifadelerinden biri oldu.
1989’da Whitney Museum of American Art’ta açılan Yoko Ono: Objects, Films sergisi, sanat dünyasının Ono’ya yönelik ilgisinin yeniden güçlendiğini gösterdi. Bunu uluslararası ölçekte birçok kişisel sergi izledi.
- 1997’de Modern Art Oxford’da Did You See the Horizon Lately?
- 2000’de New York Japan Society’de YES YOKO ONO
- 2015’te New York MoMA’da Yoko Ono: One Woman Show, 1960–1971 ve Tokyo’da YOKO ONO MORNING PEACE,
- 2024’te Londra Tate Modern ve Düsseldorf Kunstsammlung Nordrhein-Westfalen’de YOKO ONO: MUSIC OF THE MIND,
- 2025’te Berlin Gropius Bau’da aynı sergi ve yine Berlin Neue Nationalgalerie’de YOKO ONO: DREAM TOGETHER.
- 2026’da Sakıp Sabancı Müzesi’nde Yoko Ono: Insound and Instructure Sergisi (25 Haziran – 25 Aralık 2026)
Yoko Ono Sergisi, SSM

- Yer: Sakıp Sabancı Müzesi · Emirgan · İstanbul
- Tarih: 25 Haziran – 25 Aralık 2026
- Ziyaret Saatleri: Pazartesi günleri hariç her gün 10.00-18.00
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Akbank’ın katkılarıyla, 25 Haziran 2026 itibarıyla çağdaş sanatın en etkili isimlerinden Yoko Ono’nun kapsamlı bir sergisine ev sahipliği yapacak.
Bugün 90 yaşını aşmış olmasına rağmen Yoko Ono, kısa talimatlara dayanan işleri, izleyiciyi sürece dahil eden üretimleri ve doğrudan müdahaleleriyle dünya genelinde etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Yoko Ono’nun En Ünlü Eserleri
Cut Piece, 1964
Cut Piece, Yoko Ono’nun en çarpıcı ve en çok tartışılan işlerinden biridir. İlk kez 20 Temmuz 1964’te Kyoto’daki Yamaichi Concert Hall’da sahnelendi. Ono, sahnede uzun kollu siyah bir kıyafetle hareketsiz ve sessiz şekilde oturdu; önüne yerleştirilen makasla izleyicileri tek tek sahneye davet etti. İzleyicilerden, sanatçının kıyafetinden küçük parçalar kesmeleri ve yanlarına almaları istendi.
Performans ilerledikçe izleyiciler Ono’nun talimatlarını uyguladı; kumaş parçaları kesildikçe beden giderek açığa çıktı. Ono, izleyiciye hem üretim sürecinde rol verir hem de onları aktif bir eylemin sorumluluğuyla karşı karşıya bırakır.
Grapefruit (Talimatlar), 1964
Grapefruit kitabı, Yoko Ono’nun talimat temelli üretimlerinin en bilinen örneklerinden biri. Küçük bir ajanda boyutunda hazırlanan bu kitap, okuyucuya yöneltilmiş kısa direktiflerden oluşur. Ono’nun “skor” olarak adlandırdığı bu talimatlar, eserin tamamlanmasını izleyiciye bırakır.
Ono, bu yaklaşımı bilinçli bir tercih olarak tanımlar. Eseri kendi başına tamamlamak yerine başkalarının kendi yorumlarıyla süreci bitirmesini ister. Bu yapı, izleyiciyi pasif bir konumdan çıkarır ve üretimin aktif bir parçası haline getirir. Grapefruit, fikrin ve katılımın eserin merkezine yerleştiği yaklaşımın en güçlü örneklerinden…
OGGUSTO Notu: 1980 yılında BBC’ye verdiği bir röportajda John Lennon, “Imagine” şarkısının aslında bir Lennon–Ono eseri olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Şarkının sözlerinin ve temel fikrinin önemli bir bölümünün Yoko Ono’dan geldiğini, özellikle Ono’nun 1964 tarihli Grapefruit kitabının kendisine ilham verdiğini belirtti.
Yıllar sonra bu katkı resmiyet kazandı. Yoko Ono ve oğlu Sean Ono Lennon, New York’ta düzenlenen National Music Publishers Association töreninde “Imagine” için verilen Centennial Song ödülünü kabul etti. Törende yapılan açıklamayla Ono’nun şarkıya ortak yazar olarak ekleneceği duyuruldu. Etkinlikte Lennon’ın BBC röportajından bölümler de paylaşıldı; bu kayıtlarda Lennon, Ono’nun kitabındaki “imagine” temalı metinlerin şarkının çıkış noktasını oluşturduğunu açıkça dile getiriyordu.
Lennon aynı röportajda, Ono’nun katkısını başlangıçta resmi olarak belirtmemesini kendi hatası olarak değerlendirdi. Şarkının sözlerine önemli ölçüde katkı sağladığını bildiğini, buna rağmen o dönemde bu katkıyı yeterince sahiplenmediğini ve adını eklemediğini ifade etti.
Wish Tree, Farklı Şehirler

Fotoğraf: Michelebuzzi / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0).
Yoko Ono’nun 1996 yılında başlattığı bu proje, izleyiciyi doğrudan sürecin içine dahil eder. Katılımcılardan dileklerini küçük kağıtlara yazmaları ve bu notları bir ağaca bağlamaları istenir. Zamanla bu ağaçlar, farklı insanların umutlarını ve isteklerini bir araya getiren ortak bir alana dönüşür.
Farklı şehirlerde ve sergilerde yeniden kurulan Wish Tree, her seferinde yeni dileklerle büyür. Rüzgârla hareket eden bu kağıtlar, bireysel arzuların kolektif bir dile dönüşmesini sağlar; Ono’nun barış ve ortaklık fikrini somut bir şekilde ortaya koyar.
Imagine Peace, Londra, 2022
Yoko Ono’nun küresel ölçekte kurguladığı bu çalışma, dünyanın farklı yerlerinden insanların barış dilekleri etrafında bir araya gelmesi fikrine dayanır. Her bireyin taşıdığı kişisel dilekler, ortak bir çağrıya dönüşür. Ono’nun mesajı nettir: Barış, ulaşılması zor bir ideal değil; herkesin içinde var olan ortak bir istektir. Eser, 2022 yılında tamamlandı.
To See the Sky, Japonya, 1961
1961 yılına uzanan To See the Sky, Yoko Ono’nun izleyiciyi algı üzerine düşünmeye davet ettiği erken dönem işlerinden biridir. Tuval üzerine yerleştirdiği bir büyüteçle izleyiciye basit bir yönlendirme sunar: Daha yakından bak.
Ono’nun bu çalışması, gündelik hayatın akışı içinde çoğu zaman gözden kaçan detaylara dikkat çeker. İzleyiciyi yavaşlamaya, çevresine yeniden odaklanmaya ve gördüğü şeyle aktif bir ilişki kurmaya yönlendirir.
Bed-In, 1969

Fotoğraf: Eric Koch / Anefo, Nationaal Archief. – Wikimedia Commons
Bed-In, Yoko Ono’nun sanatını doğrudan politik bir alana taşıdığı en bilinen ortak çalışmalarından biridir. 1969’da John Lennon ile Amsterdam’daki balayı sırasında başlayan bu performans, ilk etapta medyada yanlış anlaşıldı. Birçok kişi bunu özel hayatlarına dair bir gösteri olarak yorumladı. Ancak çalışma, başından itibaren Vietnam’daki savaşa karşı bir protesto olarak kurgulanmıştı.
25–31 Mart tarihleri arasında çift, otel odasında yatakta kalarak gün boyunca basınla görüştü. Odanın duvarlarına yerleştirilen “Hair Peace” ve “Bed Peace” sloganları, bu eylemin mesajını açıkça ortaya koydu. Bu performans, sivil haklar hareketinde kullanılan oturma eylemlerinin bir uzantısı olarak barış çağrısını küresel ölçekte yaymayı amaçladı.
Bed-In, yalnızca bir performans olarak kalmadı; aynı zamanda “WAR IS OVER—if you want it (Savaş Biter, Eğer İsterseniz)” sloganıyla geniş kitlelere ulaşan uluslararası bir kampanyanın parçası haline geldi.
Half a Room, New York, 1967
1967 tarihli Half a Room, Yoko Ono’nun algıyla oynadığı çarpıcı işlerinden biridir. İzleyici odaya adım attığında, mekânın yarısının eksik olduğunu fark eder; eşyalar, yüzeyler ve nesneler sanki ortadan kesilmiş gibidir. Bu müdahale, gerçeklik algısını sorgulamaya açar. Ono, mekânın bütünlüğünü bozarak izleyiciyi gördüğü şeye yeniden bakmaya zorlar; eksik olanın yarattığı boşluk üzerinden “gerçek” olanın ne olduğu sorusunu gündeme getirir.
Play It by Trust, 1966

Fotoğraf: Unsplash
Play It by Trust, Yoko Ono’nun katılım ve güven kavramlarını merkezine aldığı işlerinden biridir. Bu çalışma, izleyiciyi diğerleriyle etkileşime geçmeye ve süreci karşılıklı güven üzerinden kurmaya davet eder. Ono, basit bir oyun fikri üzerinden güvenin dönüştürücü gücüne işaret eder. Katılımcılar arasındaki ilişki, eserin temelini oluşturur; süreç ilerledikçe güven duygusu hem bireysel hem kolektif bir deneyime dönüşür.
My Mommy is Beautiful, 1960
1960 tarihli My Mommy is Beautiful, Yoko Ono’nun izleyiciye alan açtığı işlerinden biridir. Bu çalışma, üzerinde yalnızca “My Mommy is Beautiful” yazan kartpostallardan oluşur. Geri kalan her şey izleyiciye bırakılır. Ono, bu basit cümle üzerinden kişisel bir bağ kurmayı önerir. İzleyici, kendi deneyimi ve duygularıyla bu boşluğu doldurur; eser, her katılımcı için farklı bir anlam kazanır.


