white banner

Galerist’in 25 Yıllık Gönül İşi: Sözü Ekibe Bıraktık

•
28.09.2026
Galerist’in 25 Yıllık Gönül İşi: Sözü Ekibe Bıraktık

Yazı Boyutu:

Galerist, 25 yıllık hikâyesini tek bir ses yerine onu bugün birlikte sürdüren ekibiyle anlatmayı tercih etti. “Gönül İşi” sergisinden galericiliğin görünmeyen emeğine, sanatçı temsilinden koleksiyonculuğun dönüşümüne ve uluslararası alanda kalıcı olmanın yollarına uzanan söyleşide söz, farklı sorumluluklar üstlenen altı ekip üyesinde.

2001 yılında kurulan Galerist, 25. yılını 49 sanatçıyı bir araya getiren Gönül İşi sergisiyle kutluyor. Geçmiş sergilerden yapıtları bu sergi için üretilen yeni çalışmalarla buluşturan seçki, yalnızca geriye dönük bir arşiv sunmuyor; sanatçıların otoportreleri üzerinden galerinin kolektif portresini de oluşturuyor.

Bir galerinin 25 yılını yalnızca açtığı sergileri sıralayarak anlatmak mümkün değil. Galerist’in hikâyesi, görünen eserler kadar onların arkasında biriken bu ilişkilerden ve emekten oluşuyor. Bu röportaj için Galerist’in özellikle önemsediği bir şey vardı: Sorularımızı tek bir kişinin değil, ekibin birlikte yanıtlaması. Böylece direktörlükten sanatçı temsiline, iletişimden prodüksiyona uzanan farklı görevlerin her biri konuşmaya kendi deneyimini taşıdı. Röportajın biçimi de Galerist ekibinin anlattığı çalışma kültürünün küçük bir yansımasına dönüştü; herkes kendi alanından söz aldı, birbirini tamamladı ve 25 yıllık hikâyeye bulunduğu yerden baktı.

Altı kişilik Galerist ekibi, 25. yıl kutlamaları kapsamında düzenlenen Gönül İşi sergisinin sanatsal atmosferinde, modern ve soyut eserlerin sergilendiği beyaz duvarlı bir galeride izleyicilere gülümsüyor.

Biz de sözü Müge Çubukçu, Selin Akın Erlaçin, Ecem Ümitli, Efsa Aktar, Güneş Çalışkanlar ve Yunus Aras’a bıraktık. Bir serginin perde arkasında neler yaşandığını, fikir ayrılıklarının projeleri nasıl geliştirdiğini, sanatçılarla kurulan uzun soluklu ilişkileri ve çeyrek asrın ardından galericiliğin neden hâlâ bir “gönül işi” olduğunu onlardan dinledik.

Bir Bakışta Galerist

  • Kuruluş: Galerist, 2001 yılında İstanbul’da kuruldu.
  • 25 yıllık birikim: Galeri, çeyrek asırlık yolculuğu boyunca yaklaşık 200 sergi gerçekleştirdi.
  • Sanatçı odaklı program: Farklı kuşaklardan sanatçılarla uzun soluklu ilişkiler kuruyor; genç sanatçıların üretimlerine alan açarken yerleşik pratikleri ve sanatçı miraslarını da destekliyor.
  • Uluslararası çalışmalar: Türkiye’den sanatçıların yurt dışındaki görünürlüğünü fuarlar, sergiler ve farklı galerilerle kurulan iş birlikleri aracılığıyla güçlendirmeyi amaçlıyor.
  • Yayıncılık: 2006’da galeriyle aynı adı taşıyan sanat gazetesiyle başlayan yayıncılık yolculuğu; Art Unlimited’ın yanı sıra sergi katalogları, monografiler ve catalogue raisonné çalışmalarına uzanıyor.
  • 25. yıl sergisi: Geçmişten ve bugünden 49 sanatçıyı buluşturan Gönül İşi, 16 Eylül–7 Kasım 2026 tarihleri arasında Galerist’te görülebilir.

25 Yılı Bir Sergide Buluşturmak


Galerist'in 25 yıllık tarihini ve 'gönül işi' anlayışını yansıtan özel sergisinden bir kesit: Aydınlık, modern bir galeri alanında beyaz duvarlar üzerinde sergilenen çeşitli sanat eserleri arasında, ön planda siyah zemin üzerine beyaz ve gri tonlarda katmanlı, akışkan soyut formlarla dolu büyük bir tablo ile bitişiğindeki daha küçük, çerçeveli bir eser, sanatsal birikimi vurguluyor.

Galerist’in 25. yılını “Gönül İşi” başlıklı bir sergiyle kutluyorsunuz. Bu isim nasıl ortaya çıktı? Bugünkü ekip için galericiliğin en çok hangi tarafı bir gönül işi?

Efsa Aktar (Sanatçı Temsilcisi ve İletişim Sorumlusu): Gönül İşi ismi aslında galerinin ortaklarından Melkan Gürsel’in yıllar önce verdiği bir röportajdan alıntı. Serginin ismini ararken tesadüfen bu röportajla yeniden karşılaştık ve 25 yıllık Galerist hikâyesini anlatmak için ne kadar uygun olduğunu düşündük. Çünkü sanatın herhangi bir alanında yer almak, sanatçı, koleksiyoner ya da sanat profesyoneli olun, hem gönül hem de emek vermeyi gerektiriyor.

Bu sergiyle Galerist’in kimliğinin oluşmasında rol oynayan sanatçılarımızı, yıllar içinde bu hikâyeye emek vermiş ekip arkadaşlarımız, koleksiyonerlerimiz, meslektaşlarımız ve izleyicilerimizle birlikte hatırlamak istedik. Bu nedenle Gönül İşi bizim için aynı zamanda bir vefa sergisi. Bugün galericilikte bizim için en kıymetli olan da bu ortak üretim duygusu: sanatçılarla, ekip arkadaşlarımızla, koleksiyonerlerle ve izleyicilerle uzun soluklu ilişkiler kurmak, birlikte düşünmek, üretmek ve hayal etmek. Galerist’in 25 yıllık hikâyesinin temelinde, çoğu zaman görünmeyen ama tüm bu ilişkilerle birlikte biriken büyük bir emek var.

Sergide, galerinin geçmişine damga vurmuş yapıtlarla yeni üretilen eserler bir araya geliyor. Bu buluşmayı hazırlarken Galerist’in hikâyesine dair sizi şaşırtan ya da yeniden düşündüren ne oldu? Bir eser veya karşılaşma üzerinden anlatabilir misiniz?

Galerist'in 25. yıl dönümünü kutlayan ve sanatın görünmeyen emeğine adanmış Gönül İşi sergisinden bir görünüm; modern, geniş bir galeri alanında, farklı kuşaklardan sanatçıların eserlerinin ışıklandırmalarla vurgulandığı, galerinin uzun soluklu ilişkilerini ve uluslararası sanat sahnesindeki varlığını yansıtan, davetkâr bir atmosfer sunuyor.

Müge Çubukçu (Direktör): Gönül İşi, 49 sanatçının eserlerini bir araya getiriyor. Sergide, 14 sanatçının bu sergi için özel olarak ürettiği yapıtların yanı sıra, özel koleksiyonlardan ödünç alınan yaklaşık 10 eser ve farklı galerilerden konsinye olarak gelen eserler yer alıyor. Bu yaklaşım, programımızdaki küratöryel sergilerde olduğu gibi, galerinin ana temas noktalarına dokunan ve iş birlikçi yanımızı yansıtan bir kurgu oluşturuyor.

Görsel: Francesco Albano, Study on Garrincha, In the Fall, He Longed for an Outstretched Hand, 2022; Francesco Albano ve Öktem Aykut’un izniyle Fotoğraf: Barış Özçetin

Bu sergiyi yalnızca hâlihazırda temsil ettiğimiz sanatçılarla değil, Galerist’in tarihinde önemli bir yeri olan isimlerle birlikte kurgulamak; sanatçıların otoportreleri üzerinden galeriyi canlı bir portre gibi ele almak bizim için son derece öğretici bir süreçti. Sergiye davet ettiğimiz sanatçıların bazılarıyla daha önce hiç birebir çalışma fırsatımız olmamıştı, kimileriyle ise yüz yüze hiç tanışmamıştık. Bu vesileyle kurulan iletişim, onların galeriyle ilişkisini dinleyebilmemizi sağladı, Galerist’in bizzat tanık olamadığımız ilk yıllarını çok daha derinlemesine kavrama fırsatı bulduk. Bu sergi, aslında bir yıl dönümünden çok daha fazlasını, özünde bir aradalığı, kutluyor.

Sergiye davetimiz sonucunda ortaya çıkan eser çeşitliliği ve aralarındaki bazı beklenmedik bağlar, bizim için hazırlık sürecinin en heyecan verici taraflarından biri oldu. İzleyiciyle ilk kez bu sergi vesilesiyle buluşacak eserlerin; Galerist’in tarihinde iz bırakmış ve sanatçıların pratiklerini tematik odağımız doğrultusunda en güçlü biçimde temsil ettiğini düşündüğümüz yapıtlarla yan yana gelmesi, başlı başına büyüleyici bir deneyime dönüştü.

Gönül İşi‘nde geçmiş sergilerimizden bazı sergileme unsurlarını, mekânsal ögeleri ve hatta belirli duvar renklerini yeniden hatırlayacağız. Galerist’in tarihinde önemli bir yere sahip olan, bugün aramızda olmayan sanatçılarımız Haluk Akakçe, Hüseyin Bahri Alptekin, Semiha Berksoy ve Şahin Kaygun’un yapıtlarını yeniden gösterecek olmak ise bizim için ayrıca çok kıymetli. Bu eserlerin yeni üretimlerle, farklı koleksiyonlardan gelen yapıtlarla ve birbirleriyle yeniden ilişki kurmasını görmek, Galerist’in geçmişiyle bugününü aynı mekânda buluşturan özel bir deneyim yaratıyor.

Gönül İşi’ni Görmeden Önce

Galerist’in 25. yılı için hazırlanan Gönül İşi, kuruluşundan bugüne galerinin kimliğini şekillendiren 49 sanatçının eserlerini bir araya getiriyor. Galerinin tarihinde iz bırakmış yapıtlarla sergi için üretilen yeni işleri buluşturan seçki, kronolojik bir arşiv sunmak yerine Galerist’in hikâyesine sanatçıların üretimleri üzerinden bakıyor. Tek tek ele alındığında sanatçıların pratiklerine dair birer otoportre gibi okunabilen eserler, yan yana geldiklerinde galerinin 25 yılda oluşan kolektif portresini ortaya çıkarıyor.

Başlığını sanat üretiminin ve uzun soluklu birlikteliklerin ardındaki görünmez emek, özen, kararlılık ve inançtan alan sergi, yalnızca geçmişi anmıyor; sanatçılar, galeri, sanat profesyonelleri, koleksiyonerler ve izleyiciler arasında gelişmeye devam eden ilişkilere de bakıyor.

  • Tarih: 16 Eylül–7 Kasım 2026
  • Yer: Galerist, Passage Petits-Champs, Tepebaşı
  • Kapsam: Farklı kuşaklardan 49 sanatçının geçmiş tarihli ve yeni üretilmiş eserleri

Gönül İşi’ni rotanıza ekledikten sonra, aynı dönemde şehirde görebileceğiniz diğer sergiler için İstanbul’daki güncel sergi rehberimize göz atın.


Bir Serginin Görünmeyen Emeği


Galerist’in 25. yıl sergisi başta olmak üzere, genel olarak sergilerin perde arkasında, yani prodüksiyon tarafında süreç nasıl işliyor?

Galerist'in modern mimarili, cam ve koyu panel detaylı dış cephesi ile belirgin tabelası, kuruluşundan bu yana 25 yıllık birikimini ve gönül işi anlayışıyla sanatseverleri ağırlayan sergi mekânının çağdaş yüzünü yansıtıyor.

Güneş Çalışkanlar ve Yunus Aras (Prodüksiyon Ekibi): Serginin prodüksiyon sürecinde birimizin mimarlık, birimizin güzel sanatlar eğitimi almış olarak galeri ekibinde yer alması sürece çok katmanlı bir vizyon katıyor. Eserlerin üretim sürecinde sanatçıların ihtiyaç duyduğu noktalarda dahil olarak; teknik çizim, 3D modelleme, malzeme araştırması ve sergileme elemanlarının tasarlanması gibi yapısal aşamalarda destek oluyoruz.

Fotoğraf: Barış Özçetin

Bununla birlikte, atölyelerle diyaloglar, üretim koordinasyonu ve nakliye gibi operasyonel süreçlerin yönetimi de bu işin en kritik parçalarından birisi. Teknik altyapı ile sanatsal hassasiyeti buluşturarak, sergilerin kurulumunu bu çerçevede tamamlıyoruz.

Bu röportajı da ekip olarak yanıtlıyorsunuz! Bir sergi fikri masaya geldiğinde aranızda nasıl bir süreç işliyor? Farklı zevklerinizin veya fikir ayrılıklarınızın bir projeyi beklenmedik biçimde geliştirdiği bir örnek var mı?

Selin Akın Erlaçin (Sanatçı Temsilcisi ve Satış Sorumlusu): Biz ekip olarak zaman içinde bir arada çalışmaya çok alıştık ve zevklerimiz de bu nedenle neredeyse birbiriyle harmanlanmış durumda. Fakat, elbette herkes her zaman aynı fikirde değil. Bu tarz fikir ayrılıklarını en çok kurulum anlarında yaşıyoruz. Böyle zamanlarda birbirimizi neredeyse ikna etmeye çalışırcasına o fikre tutunmak bence sergi projelerinin en zevkli kısımlarından. Bir eserin yeri, asım biçimi, duvar rengi, sergi akışını değiştirecek mimari bir müdahale en çok üzerine konuştuğumuz konular oluyor. Tam bu fikir ayrılıkları aslında çoğu zaman en güzel asım fikirlerine, en şaşırtıcı yerleştirmelere ve en zevkli eser konumlandırmalarına yol açıyor. 25. yılımız için düzenlediğimiz Gönül İşi sergimiz de tümüyle ekip çalışması olarak ortaya çıkan nadir sergilerden biri olduğundan bu sergide herkesin zevkine ve fikrine dair pek çok detaya yer verebildik.

Galerist'in 25. yılını kutlayan Gönül İşi sergisinde yer alan canlı renkli soyut bir tablonun önünde, koyu renk ceketli, gözlüklü ve sakallı sanatçı Güçlü Öztekin kameraya hafifçe gülümseyerek bakıyor, bu da galericiliğin tutkulu emeğini vurguluyor.
Güçlü Öztekin, İsimsiz 106, 2012; Güçlü Öztekin ve Dirimart’ın izniyle Fotoğraf: Nazlı Erdemirel

Sergi metninin de üzerinde durduğu görünmez emeği biraz konuşalım. Ziyaretçinin açılışta gördüğü serginin arkasında, galeri ekibinin üstlendiği ama dışarıdan pek bilinmeyen işler neler? Yakın zamanda yaşadığınız bir örnekle anlatır mısınız?

S.A.E.: Bir galeride açılış günü gelen izleyicinin gördüğü manzara aslında toplamda yapılan işin ve gösterilen emeğin belki de %5’ini kapsıyordur. Açılış gününde gelen izleyicinin içinde bulunacağı ortamın kurulması için hayal etmemizle başlayan süreçten son eserin asılıp ışık ayarının yapılmasına kadar giden çok uzun soluklu bir yolculuk var. 49 sanatçının olduğu bu denli kapsamlı bir sergide her sanatçı ile ayrı ayrı kurulan iletişimler, galeriler ile kurulan iş birlikleri, koleksiyonerlerle oluşturulan güven bağları bu serginin yapı taşları.


Değişen Sanat Dünyasında Uzun Soluklu İlişkiler


Galerist'in 25. yılına özel düzenlenen Gönül İşi sergisinden bir karede, farklı dönemlerden ve tarzlardan eserlerin sergilendiği, ziyaretçilerin sanat eserlerini dikkatle incelediği çağdaş bir galeri alanı ve duvarlardaki çeşitli renkler göz alıcı bir birliktelik sunuyor.

Bugün Türkiye’de genç bir sanatçının fark edilmesiyle üretimini sürdürebilmesi arasında nasıl bir mesafe var? Galerist olarak bu mesafeyi azaltmak için nerede devreye girebiliyorsunuz?

Ecem Ümitli (Sanatçı Temsilcisi ve Editör): Bunun bireysel değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Hiçbir sanatçı aynı yolda yürüyüp, aynı şartlarla karşılaşıp, aynı desteğe ihtiyaç duymuyor. Galerist olarak bizim temsiliyetini üstlendiğimiz sanatçılar listemizde, bugün orta ve ileri kariyer sanatçılar ile Estate temsilleri çoğunlukta olsa da, sanatçıyla kurduğumuz ilişkinin temelinde sorumluluk paylaşmak var. Hedefleri birlikte belirlemeye, kararları birlikte almaya ve sanatçının pratiğini uzun vadede destekleyecek koşulları birlikte oluşturmaya çalışıyoruz.

Yıllar içinde koleksiyonerlerin sanatla ilişkisinde nasıl bir değişim gözlemlediniz? Bugün size gelen sorular, insanların bir eseri seçme nedenleri veya sanatçıya duydukları merak geçmişten nasıl farklılaşıyor?

M.Ç.: Yıllar içinde koleksiyonerlerin sergi gezme alışkanlıklarının pekiştiğini, daha meraklı ve araştırmacı bir tavır geliştirdiklerini söyleyebilirim. Hem Türkiye’deki hem de uluslararası sanat ortamını daha yakından takip eden, tutkuyla koleksiyon yapan, sanatçılara atölye ziyaretleri gerçekleştiren ve yayınları düzenli olarak izleyen bir izleyici kitlesinden söz edebiliriz. Koleksiyona eser katma kararının kişisel anlatılarla bağdaştıkça daha anlamlı hale geldiğine ve eserlerle kurulan bağın giderek daha çok aranan bir özellik hâline geldiğine inanıyorum.

Galerist’in uluslararası çalışmalarından biri, Semiha Berksoy’un eserlerini 2018’de Vigo Gallery ile Frieze Masters’da sunmaktı. Türkiye’den sanatçılara yurt dışında kalıcı bir ilgi oluşturmak için ne gerekiyor? Bu açıdan bugün işiniz geçmişe göre daha mı kolay, daha mı zor?

S.A.E.: Herhangi bir kariyeri uzun vadeli ve çok yönlü bir başarıya ulaştırmak dirayet, sabır ve ısrar gerektiriyor. Bir sanatçıyı da uluslararası arenada temsil edip işlerini aktarabilmek için tekrar tekrar aynı alanlarda varlık göstermeye, doğru insanların radarına girebilmeye, her bir sanatçı için öznel planlar çalışarak her birine özel olarak çalışmaya gerek olduğunu düşünüyoruz. Semiha Berksoy’un kariyerinde 2014’ten bugüne yakaladığımız ivme tamamen bu yöntemleri takip ederek edindiğimiz bir başarı. Bence sanat sektöründe uzun soluklu uluslararası başarı yakalamak her zaman zordu. Elbette günümüz dünyasında hız her şeyi belirliyor ve yetişebilmek en büyük meziyet. Bizler de beraber çalıştığımız sanatçılarımız için günceli kaybetmeden, öznelliklerinden kopmadan fakat bir yandan da aktif piyasada var olmalarını sağlayarak dengeli bir metot geliştirmeye gayret gösteriyoruz.

Opera, tiyatro ve resim arasında tek bir kategoriye sığmayan üretimiyle sanat tarihinde benzersiz bir yer edinen Semiha Berksoy’un hayatını, sanatını ve eserlerini yakından keşfedin.


Yayınlardan Ekip Kültürüne: Galerist’in Hafızası


Yayıncılık da Galerist’in hikâyesinde önemli bir yer tutuyor; monografilerden 2006’da kurulan Art Unlimited’a uzanan bir geçmişiniz var. Bugün Türkiye’de sanat üzerine yeterince yazıldığını, konuşulduğunu ve tartışıldığını düşünüyor musunuz? En çok hangi seslerin ya da tartışmaların eksikliğini hissediyorsunuz?

Modern bir sanat galerisinde, koyu renk giysili bir kadının, Galerist'in 25. yılını kutlayan Gönül İşi sergisinden büyük, enerjik fırça darbelerine sahip soyut bir tabloya derin bir ilgiyle baktığı görülüyor, bu sahne sanatın ve galericiliğin gerektirdiği emek ve bağlılığı yansıtıyor.

E.Ü.: Galerist’in yayıncılık yolculuğu, 2006’da galeriyle aynı adı taşıyan sanat gazetesinin yayımlanmasıyla başladı. Yıllar içinde Art Unlimited’ın yanı sıra sergi katalogları, monografiler ve bir catalogue raisonné gibi farklı ölçeklerde yayınlar ortaya çıktı. Bu deneyim, sanat üzerine yazmanın ve bir düşünceyi kayıt altına almanın değerini bize sürekli hatırlatıyor.

Görsel: İpek Duben, Portre, 1994; İpek Duben ve Galerist’in izniyle Fotoğraf: Barış Özçetin

Türkiye’de sanat yazınına emek veren, istikrarla yayın yapan güçlü yayınevleri ve güçlü kalemler var. Elbette dikkat süreleri kısalıyor, gündemler hızla değişiyor; ancak bu yalnızca Türkiye’ye ya da sanat yazınına özgü bir durum değil. Tam da bu yüzden, farklı kuşaklardan yazarların ve sanatçıların birbirine yanıt verebildiği, eleştirinin devam edebildiği mecralara ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyoruz.

Bir sanatçının üretimini kayıt altına alan catalogue raisonné’nin koleksiyonerler, galeriler ve müzeler açısından neden önemli olduğunu sanat eserlerinin orijinalliğine dair rehberimizde okuyun.

Galerist'in 25 yıllık zengin hikâyesinin önemli bir kesitini sunan, duvarda farklı boyutlarda çerçeveli soyut ve kavramsal eserlerin sergilendiği Nil Yalter imzalı bu modern sanat enstalasyonu, galerinin sanata olan gönül işi bağlılığını ve sanatçılarla kurduğu uzun soluklu ilişkileri vurguluyor.
Nil Yalter, Skin Story, 2003, Video; Nil Yalter ve Galerist’in izniyle

Ekip içinde sık sık söylenen, Galerist’te çalışmanın ruhunu özetleyen bir cümle var mı?

E.A.: Belki tek bir cümlemiz yok ama Galerist’te çalışma biçimimizin serginin ruhuyla örtüştüğünü düşünüyorum. Kimse kendi işini yapıp kenara çekilmiyor; birbirimizin fikrini alıyor, gerektiğinde birbirimizin yükünü paylaşıyor, birlikte düşünüyor ve birlikte heyecanlanıyoruz. Açık ofiste çalışmanın da bunda payı var tabii, gün içinde sürekli birbirimizle konuşuyor, fikir alışverişinde bulunuyoruz.

Galerist'in 25. yılını kutlayan Gönül İşi sergisinden bir görünüm; beyaz duvarlar üzerinde asılı, soyut ve figüratif öğeler içeren çeşitli renkli sanat eserlerinin titizlikle sergilendiği, modern ve aydınlık bir galeri alanı.

Herkesin sesinin ve sözünün önemli olduğu, hiyerarşinin daha yatay olduğu bir çalışma biçimimiz var. Her konuda fikrinizi söyleyebiliyorsunuz ve hatta bunu yapmanız için teşvik ediliyorsunuz. Bence bu, ekip olma duygumuzu çok güçlendiriyor.

Görsel: Hüseyin Bahri Alptekin, H-Faktörü: Misafirperverlik/Husumet, 2003-2007; Hüseyin Bahri Alptekin varisleri ve Galerist’in izniyle

Sanat rotasını başkente çevirmek isteyenler için Ankara’nın müze, galeri ve bağımsız sanat mekânlarında öne çıkan sergileri güncel Ankara sergi rehberimizde bir araya getirdik.

Galerist’in geçmişindeki bir sergiyi yalnızca bir akşamlığına yeniden açabilseydiniz hangisini seçerdiniz?

Ecem Ümitli: Nil Yalter – 20. yy – 21. yy (2011)

Müge Çubukçu: Haluk Akakçe – Time Travel (2012)

Selin Akın Erlaçin: Dark Deep Darkness and Splendor (2017)

Yunus Aras: Açık Mekan 2 (2020)

Güneş Çalışkanlar: Lara Ögel – Üzerimdeki Yıldızlı Gökyüzü ve İçimdeki (2023)

Efsa Aktar: İpek Duben – –70’ (2025)

Kapak ve tüm sergi fotoğrafları: Zeynep Fırat

Zeynep Merve Kaya
Zeynep Merve Kaya Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için