Schiaparelli Sergisi, Elsa Schiaparelli’nin sürrealist vizyonundan ikonik couture tasarımlarına, sanatçılarla iş birliklerinden Daniel Roseberry’nin çağdaş yorumlarına uzanan moda ve sanat dolu bir keşif sunuyor.
Bir Bakışta Schiaparelli: Fashion Becomes Art
Elsa Schiaparelli’nin moda ile sürrealist sanatı buluşturan dünyası, Londra’daki Victoria and Albert Museum’ın “Schiaparelli: Fashion Becomes Art” sergisinde yeniden hayat buluyor. 28 Mart–8 Kasım 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilen sergi; ikonik couture tasarımlarından sanatçılarla gerçekleştirdiği iş birliklerine, arşiv parçalarından Daniel Roseberry’nin günümüz Schiaparelli’sine uzanan kapsamlı bir seçki sunuyor.
Bir moda sergisi gezerken kıyafetlere bakmaya alışığız. Kumaşın dokusuna, dikişlerin hassasiyetine, siluete ve ait olduğu dönemin estetik anlayışına… Ancak Elsa Schiaparelli söz konusu olduğunda bu bakış açısını biraz değiştirmek gerekiyor. Çünkü onun ellerinde bir elbise hiçbir zaman sadece bir elbise olmadı; bazen bilinçaltından fırlamış bir sürrealist sanat eseri, bazen zekice kurgulanmış bir espri, bazen bir optik illüzyon, bazen de dönemin kadınlık ve güzellik kalıplarına indirilmiş cesur bir meydan okumaydı.
Tam da bu yüzden, Londra’daki Victoria and Albert Museum’ın (V&A) Sainsbury Gallery salonlarında kapılarını açan ve 28 Mart – 8 Kasım 2026 tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayan “Schiaparelli: Fashion Becomes Art” sergisi, sıradan bir moda retrospektifinden çok daha fazlasını vadediyor. Couture kıyafetlerden sürrealist objelere, çizimlerden arşiv belgelerine kadar 200’ün üzerinde özel parçayı bir araya getiren bu kapsamlı seçki, moda ile yüksek sanat arasındaki sınırların nasıl silindiğini gözler önüne seriyor.
Bir Terziden Fazlası: “Kıyafet Yapan İtalyan Sanatçı”
1930’ların başında Paris’in aristokrat ve avangart çevrelerinde fısıltıyla yayılan bir tümce vardı. Coco Chanel, tatlı bir rekabet duygusuyla Elsa Schiaparelli için “Kıyafet yapan o İtalyan sanatçı” cümlesini sarf etmişti. Chanel, bir küçümseme cümlesi kurduğunu sanıyordu belki de; oysa Elsa Schiaparelli için bu, bir mesleki unvanın çok ötesinde bir varoluş biçimiydi. Çünkü Elsa hiçbir zaman sadece kumaş kesip biçmedi; o, dikiş iğnesini bir ressamın fırçası, kumaşı bir tuval, insan bedenini ise yaşayan, hareket eden bir sürrealist heykel olarak gördü.
Benim için elbise tasarlamak bir meslek değil, bir sanattır.
Elsa Schiaparelli

Elsa için moda, giyinmek ya da trendleri takip etmekten ibaret değildi. O, fantezinin, mizahın ve kuralları yıkmanın peşindeydi. Tasarımlarında kadınları şaşırtmak, provoke etmek ve büyülemek istiyordu. Salvador Dalí, Jean Cocteau ve Man Ray gibi dönemin aykırı zekalarıyla derin dostluklar kurup ortak eserler üreten Elsa, modayı geleneksel kalıplarından çıkararak yüksek sanatın merkezine taşıdı.
Görsel Kaynağı
Pablo Picasso tarafından Nusch Eluard Portresi, tuval üzerine yağlı boya, 1937.
Kaynak: GrandPalaisRmn (Musée national Picasso, Paris) / Adrien Didierjean
Serginin Kalbi: Sanat Birliktelikleri

Kaynak: Salvador Dalí, Gala-Salvador Dalí Foundation / DACS, London 2026
Salvador Dalí, Jean Cocteau, Man Ray, Alberto Giacometti, Leonor Fini ve Meret Oppenheim gibi isimlerle kurduğu yaratıcı bağlar, Schiaparelli’nin moda ile sanat arasındaki sınırları giderek daha fazla ortadan kaldırmasını sağladı. V&A’nın sergisinde de bu ilişki, kıyafetleri sanat eserleriyle doğrudan karşı karşıya getirerek görünür hale geliyor.
Bir anlamda Schiaparelli’nin çalışma yöntemi bugünün yaratıcı iş birliklerinin çok erken bir örneğiydi. Ancak günümüzde bir sanatçı ile moda markasının kapsül koleksiyon hazırlaması ne kadar alışıldık hale geldiyse, Schiaparelli’nin döneminde bir ressamla birlikte bir elbisenin fikrini geliştirmek o kadar sıra dışıydı.
Dalí’nin Istakozu, Schiaparelli’nin Elbisesi

Kaynak: Philadelphia Museum of Art
V&A’de Salvador Dalí’nin Lobster Telephone (1938) eseri ile Schiaparelli’nin 1937 tarihli Lobster Dress tasarımı aynı yaratıcı hikâyenin iki parçası olarak yan yana duruyor. Beyaz ipek organze üzerindeki canlı kırmızı ıstakoz, bir mutfak nesnesinin couture dünyasına taşınarak tanıdık olanın yabancılaştırılmasını simgeliyor. Schiaparelli’nin sürrealizmi, nesneleri ait oldukları yerden çıkarıp onlara zekice kurgulanmış yeni anlamlar kazandırma fikrinden besleniyor.
İskeletin Altında Saklanan Couture

Kaynak: V&A / Salvador Dalí, Fundació Gala-Salvador Dalí © 2025
Serginin en sarsıcı parçalarından 1938 tarihli Skeleton Dress, bedenin altında saklanan anatomiyi kumaşın dışına taşıyarak alışılagelmiş moda kalıplarını tersine çeviriyor. V&A koleksiyonunda korunan dünyadaki tek orijinal örnekte, kemiklerin üç boyutlu etkisini yaratmak için kumaş altına dolgular yerleştirilip dikişlerle şekillendiriliyor. Ölümün ve bedenin ürkütücü çağrışımlarını zarif bir siluetle buluşturan tasarımcı, rahatsız edici olanı son derece cazip bir couture eserine dönüştürüyor.
Göz Yanılsamasından Moda Tarihine

Kaynak: Emil Larsson
Schiaparelli’nin gerçeği olduğundan farklı gösterme tutkusunun en güçlü temsilcisi olan Tears Dress, ilk bakışta parçalanmış ve yırtılmış bir kumaş illüzyonu sunuyor. Gözün gördüğü ile zihnin bildiği arasındaki küçük çatışmalardan beslenen bu tasarım, moda ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi sorgulatıyor. Tasarımların yalnızca sürrealist motifler taşımakla kalmayıp bu tür düşünsel illüzyonlar üretmesi, Schiaparelli’nin dönemin avangart sanatçılarıyla neden bu kadar güçlü bir ortak dil kurabildiğini açıklıyor.
Paris’ten Londra’ya: Schiaparelli’nin İkinci Sahnesi

Kaynak: David Parry PA Media Assignments
Schiaparelli’nin etki alanı Paris’in korunaklı haute couture çevreleriyle sınırlı kalmadı; o, vizyonunu kıta Avrupası’nın ötesine taşıyarak uluslararası bir moda imparatorluğunun temellerini attı. Bu açılımın en stratejik durağı ise 1933 yılında Londra’nın en prestijli noktalarından biri olan Mayfair’de açtığı şık salondur. Sergide ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde gün yüzüne çıkarılan “Schiaparelli London” etiketli nadide kıyafetler, dönemin İngiliz yüksek sosyetesinin ve aristokrasisinin tasarımcıyla kurduğu o tutkulu ve özel bağı belgeliyor.

İngiliz sosyal hayatının elit figürlerine ait portreler ve arşiv belgeleriyle zenginleşen bu seçki, Kral VI. George’un 1937’deki tarihi taç giyme töreni için tasarlanan büyüleyici elbise ve palto gibi ikonik parçalarla tamamlanıyor. Tüm bu detaylar, Schiaparelli’nin İngiliz aristokrasisi üzerindeki silinmez izini ve markanın o dönemdeki küresel gücünü gözler önüne seriyor.
Görsel Kaynağı
Behind the Scenes of Schiaparelli: Fashion Becomes Art at V&A South Kensington.
Kaynak: Jamie Stoker
Rosalinde Gilbert’ın Gelinliği

Kaynak: Jamie Stoker
Bu bölümün en özel ve kişisel parçası, tasarımcının günümüze ulaşan bilinen tek gelinlik örneği olan Rosalinde Gilbert’ın gelinliği. Sanat koleksiyoncusu ve moda girişimcisi Gilbert’ın Golders Green Sinagogu’ndaki düğününden günümüze taşınan bu istiridye tonundaki buruşuk rayon ve metal iplikli tasarım, Schiaparelli dünyasında giysinin sadece bir fikir değil, onu taşıyan kadının hikâyesiyle bütünleşen yaşayan bir yapı olduğunu belgeliyor.
Zamanı Aşan Altın İplik: Daniel Roseberry İmzası

Kaynak: Jamie Stoker

Kaynak: Jamie Stoker

Kaynak: Jamie Stoker
Serginin “A Golden Thread” (Altın Bir İz/İplik) başlığını taşıyan son bölümüne geldiğinizde zaman tüneli günümüze kırılıyor. 2019 yılından bu yana Maison Schiaparelli’nin dümengahında oturan Kreatif Direktör Daniel Roseberry, Elsa’nın o hırçın, aykırı ve düşsel mirasını 21. yüzyılın popüler kültürünün merkezine nasıl yerleştirdiğini kanıtlıyor.

Kaynak: Giovanni Giannoni / Patrimoine Schiaparelli

Kaynak: Giovanni Giannoni / Patrimoine Schiaparelli
Roseberry’nin heykelsi ve provokatif tasarımları, günümüz kırmızı halı kültürünün ve podyumlarının en unutulmaz anlarını şekillendirmeye devam ediyor. Dua Lipa’nın 2024 Altın Küre gecesinde giydiği ve Elsa’nın 1938 tarihli ikonik İskelet Elbisesi’ne doğrudan bir saygı duruşu niteliği taşıyan siyah ve altın detaylı özel tasarımı, bu tarihi bağın en canlı örneklerinden biri. Ariana Grande’nin 2025 Oscar töreninde devleşen ışıltılı silueti ve Haute Couture İlkbahar/Yaz 2024 podyumunda model Maggie Maurer’ın kucağında mücevherlerle kaplı bir robot bebekle yürüdüğü o çarpıcı an, Schiaparelli’nin mizah ile yüksek modayı harmanlayan genlerinin Roseberry ellerinde nasıl taze bir vizyonla aktarıldığını kanıtlıyor.
V&A Ziyaretçileri İçin Kısa Bir Ajanda

Kaynak: David Parry PA Media Assignments
Sainsbury Gallery’de sergilenen bu 400’den fazla obje, 100 kombin ve 50 sanat eserinden oluşan masalsı yolculuğa çıkmak isteyen OGGUSTO okurları için pratik detaylar:
| Detay | Bilgi |
| Mekan | The Sainsbury Gallery, V&A South Kensington, Londra |
| Tarihler | 28 Mart – 8 Kasım 2026 |
| Ziyaret Saatleri | Her gün 10.00–17.45 (Cuma günleri 22.00’ye kadar açık) |
| Bilet Bilgisi | Hafta içi £28.00 / Hafta sonu £30.00 |
- Biletinizi Zamanında Ayırtın: Serginin son aylarına girilirken yoğunluk zirve yapmış durumda. Kapıda hayal kırıklığı yaşamamak için biletinizi mutlaka vam.ac.uk üzerinden zaman aralıklı (timed entry) olarak satın almalısınız.
- Cuma Gecesi Romantizmi: Kalabalıktan uzaklaşıp serginin özel ses tasarımı (soundscape) eşliğinde modanın sanatla buluştuğu anları sakince duyumsamak isterseniz, müzenin Cuma akşamı geç saat seanslarını tercih edebilirsiniz.



