preloader

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

06.09.2022
İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Sanatçıyla birlikte tasarlanarak, saatçilik dünyasında “Sanat eseri saatler” kategorisinin önünü açan saat modellerini keşfedin.

Sanat mı zanaat mı? Bu soru saat yapımı konusunda uzman olan firmalar kadar saat severlerin de aklına takılan yegane mühim konuya işaret eder. Bir saatin yapımı zanaat mı yoksa sanat mıdır?

Aslına bakarsanız saat yapımının bir zanaat (Ancak sanat eseri mertebesinde bir zanaat yeteneği gerektiren) olduğu açıktır. Bu zanaatin pekala sanat olarak yorumlanabileceği saatler zamanla gözlerimizin önünden geçmiş olsa da, sayıları çok çok azdır. Peki neden saat üretimi bir sanat eseriyle kıyaslanır? Bu daha doğru bir soru. Her usta yaptığı işe kendisinden bir parça katar. Bu da onun yorumudur ve nihayetinde onun zanaatını ifade ediş biçimidir. Ancak bu bile serbest bir çalışma olarak addedilemez çünkü belli kuralları vardır. Sanat ise bunlardan ve bazı kısıtlamalardan daha bağımsızdır.

Burada da göreceğiniz üzere ikisi arasında çok kısa ve belli belirsiz bir çizginin varlığıyla ayrılmış bu iki yakın kavram, saatçilik dünyasının ileri gelenlerinin ve saatlere hayran olanların kafasını meşgul etmektedir. Kazananı olmayan bu tartışmanın son bulmasını ümit etmek de gereksizdir. Aksine her iki kavramın da saatçilik dünyasının üzerinde tartışılıyor olmasının bir lütuf olduğuna inanmak gereklidir. Neden mi? Böylece her ikisi de saatlerle ilgili geçerli birer kavram olarak algılanacaktır her daim.

Bir saat gerçek bir sanat eseridir, doğru. Bir saat gerçek bir zanaat eseridir, bu da doğru.

Bu tartışmayı geçersiz kılacak şekilde bazı akıllı saat firmaları “Madem öyle o zaman biz de sanat eseri bir saat yaparız” düşüncesiyle son zamanlarda bazı sanatçılarla ortak projelere giriştiler. Bu da saatçilik dünyasında altı henüz çok doldurulmamış olan “Sanat eseri saatler” kategorisinin önünü açmış oldu. Bu kategorideki saatler aslında davet edilen sanatçıyla birlikte yeniden düşünülmüş veya yaratılmış modellerden oluşuyor. Bu ister yeni bir saat olsun isterse de daha önceki bir modelin üzerinde bir sanatçıyla geliştirilmiş olsun fark etmiyor. Burada sanatçının medyumu saatin kendisi veya parçaları oluyor ve o da deyim yerindeyse sanatını konuşturuyor.

Aşağıda göreceğiniz saatler ise işte bu kategoriye mensup olan modellerden seçildi.

Zenith x Felipe Pantone, Defy Double Tourbillon Felipe Pantone – Unique Piece Only Watch 2021

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Zenith, kendisini son dönemde sanatçılarla, özellikle de graffiti sanatçılarıyla, öne çıkartan markalardan. Biraz daha gençleşmek ve yeni kuşağı yakalamak için harika bir imaj çalışması. Felipe Pantone ile yarattıkları bu saat ise diğer örneklerin yanında eşsiz bir parça olarak hazırlandı ve Only Watch müzayedesinde geçtiğimiz yıl satışa sunuldu.

David Cantaux X Mikki Saturno, DC7 Genesis

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Only Watch, 2021 yılında yaptığı müzayedede birçok eşi bulunmayan örnek yanında bu çok özel saatin varlığıyla sanat yönü ağır basan daha da güçlü bir mezatı sergiledi. Biri saatçilik alanında D. Cantaux ismiyle adından söz ettirmiş bir usta diğeri de çağdaş resim sanatının temsilcilerinden Mikki Saturno güçlerini bu eşsiz modeli ortaya çıkartmak için birleştirdi. Saatin kadranındaki desenle bizi, tüm dinlerde ortak olan yaratılış olgusuna bir de bu iki ustanın kadrajından bakmaya davet ediyorlar.

Richard Mille, RM 68-01 Tourbillon Cyril Kongo

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Richard Mille, çağdaş bir horolojik sanat eseri olan RM 68-01 Tourbillon’u yaratmak için sokak sanatçısı Cyril Phan (diğer adıyla Kongo) ile iş birliği yaptı. Mekanizmanın ön ve arka kısmının tamamı airbrush yardımıyla gökkuşağı benzeri tonların cümbüşüne dönüştürülmüş. Buna tüm hareketli parçalar dahil olduğu için saat, zamanı gösterirken aynı anda görsel olarak sürekli değişen kinetik bir tabloya dönüşüyor. Richard Mille’in vizyoner estetiği ve Kongo’nun büyük ölçekli çalışma yöntemlerini (normalde bir apartman boyutunda) minyatürleştirdiği bir süreçle mümkün olan bu saat, kendisini güzel sanatlar envanterine kaydettirmeyi başarıyor.

Hublot, Classic Fusion Takashi Murakami

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Takashi Murakami, yalnızca çağdaş sanat çevrelerinde değil, aynı zamanda halk arasında da uluslararası bir yıldız. Bu mertebeye son teknoloji multimedya araçlarını altın varak gibi geleneksel Japon teknikleriyle birleştirerek ustaca ulaştı. Görsel olarak çok modern tarzı, Japon geleneği ve pop kültürü arasında ince bir yansıma sunuyor. Hublot ise sıradışı malzemeleri en son teknolojik gelişmelerle yeniden saatçilik alanında yorumlayan öncü bir marka. İkilinin safir kristal Classic Fusion Hublot modeli için uygun gördükleri bu yeni versiyonun yakında müzayedelerde kovalanacağına şüphe yok.

Hublot, Big Bang Sang Bleu

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Tasarım stüdyosu Sang Bleu’nun kurucusu ve yaratıcı direktörü Maxime Büchi ile iş birliğine giden Hublot bu limitli edisyon Big Bang Sang Bleu’yu piyasaya sürdü. Maxime Büchi’nin dövme ustalığı yanında bir diğer tutkusu da dövmelermiş. Hublot ile güçlerini birleştiren sanatçı simetrinin sanatsal erdemini saatin kadranında öne ve merkeze koyan bu göz alıcı tasarımla Leonardo Da Vinci’ye saygı duruşunda bulunuyor.

Chopard, LUC XP Urushi

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Chopard bu saati ortaya çıkartmak için Japon sanatçı ve ülkenin ulusal yaşayan hazinesi Kiichiro Masamura’yla iş birliğine giderek onun geleneksel Japon dekor sanatı kirin yorumunun bir meyvesini bize sunuyor. Bulutların arasında, ayın dikkatli bakışları altında zıplarken resmedilmiş bu zarif iki kirinin olduğu sahne, urushi ağacının özsuyu kullanılarak Japon cilalama teknikleriyle yapılmış. Doğu Asya kültürüne aşinaysanız, qilin (Çin) veya kirin (Japon) isimli, iyi alametler sembolü olan efsanevi bir yaratığı duymuş olabilirsiniz. Genellikle tek boynuzlu tasvir edilseler de, batıdaki tek boynuzlu at gibi, bazen iki boynuzla da tasvir edilirler. Usta buradaki teknikte diğerlerinden farklı olarak yemyeşil, lüks bir yüzey oluşturmak için katmanlar halinde cila, biraz yanardöner sedef ve biraz altın tozu kullanmış.

Corum, Bubble X Aiiroh

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Geçtiğimiz Cenevre Saat Günleri sırasında tanıtılan 47 mm Bubble X Aiiroh saat, kendi mesajını ön plana çıkarıyor: Cesur renk ve cesur stil. Siyah PVD kaplamalı paslanmaz çelikten üretilen saat, renkli bir gülün taç yapraklarını oluşturmak için dekupaj benzeri bir kolajda sokak afişlerini ve manşetleri kullanan Aiiroh’un ünlü “Black Série Rose” resminden ilhamını almış. Daha sonra, daha fazla cazibe için bunun üzerine başka bir stilize siyah gül sarmal motifi yerleştiren sanatçının kanvasının neden 47 mm kasa çapına sahip olduğunu anlamak güç değil. 100 metreye dek su geçirmezlik özelliği sunan yeni saatten 88 adet limitli üretilecek.

Hermès, Cape Cod Crépuscule

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Hermes’in sanatçılarla olan yakın ilişkisi sadece eşarplarındaki desenlerle sınırlı değil. Bu yıl Cape Cod modeli saatlere eklenen bu yeni tasarım, Quartz mekanizmaya sahip ve kadranında daha önce denenmemiş bir teknikle aktarılmış fotolitografik mavi renkli monokristal silikon üzerinde grafik sanatçısı Thanh Phong Lê tarafından tasarlanan “Crepuscule” (alacakaranlık) tasviri bulunuyor. Çok farklı tezahürleri bulunan saatinizi dilediğiniz kayışla eşlemeniz mümkün iken en güzelini mavi dana derisi olan versiyon oluşturuyor.

Swatch X Damien Hirst Mickey Watch

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Swatch iş birliklerine yabancı değil. Şirket 1980’lerdeki başarısının ilk günlerinden beri, popüler kültürün çeşitli yönlerini ifade eden özel, sınırlı üretim saatler yaratmak için yaratıcılar, sporcular ve diğer her türden insanla birlikte çalışıyor. En yeni saat çifti bu geleneği sürdürürken iki çok farklı sanatsal gücü ilk kez bir araya getiriyor: Spot Mickey ve Mirror Spot Mickey, İngiliz sanatçı Damien Hirst’ün Mickey Mouse’un 90. yıldönümünü kutlamak için yarattığı ikonik karakter saatini yeniden ele alıyor. İlki, Mickey Mouse’un minimalist bir yorumuyla birlikte basit siyah, kırmızı ve sarı renk şeması kullanıyor, ikincisi ise parlak aynalı bir kadrana ve kadran üzerinde Mickey’i oluşturan noktaları yansıtan cesur desenli bir kasaya ve kayışa sahip. Her ikisi de parlak, eğlenceli ve bir Art Special Swatch’ın olmasını isteyeceğiniz türden özelliklere sahip. Parçaların ardındaki ilhamı daha da vurgulamak için, saatler Mickey’nin gerçek yaratılış yıldönümü olan 18 Kasım’da satışa sunulacak ve daha sınırlı üretilecek Spot Mickey sadece 24 saat boyunca satışta olacak. 1.999 ve 19.999 parçayla limitli iki modelin bakalım fiyatları yıllar içinde nasıl seyredecek.

KAWS X Ikepod

İlhamını Sanattan Alan Kadranlar

Online moda ve kültür platformu Highsnobiety, 2012 yılında orijinal KAWS × Ikepod Horizon Koleksiyonu’nu oluşturan dört saatin tamamının tedarik edildiğini duyurdu. Ikepod, elbette, uluslararası üne sahip endüstriyel tasarımcının başlattığı saat markasının adı. KAWS da muhtemelen son on yılın en çok konuşulan sanatçılarından. Highsnobiety, geçenlerde Art Basel Miami’de açılan HIGHArt Museum Store’un bir parçası olarak dört saat koleksiyonu sunuyor. Highsnobiety’e göre, şu anda dünyada satın alınabilecek tek tam set bu. Bu nedenle, istenen fiyat 174.800$. 2012’de her saatin orijinal perakende fiyatı 14.000 dolardı ve geçen yıl Phillips’te tek bir saat 30.000 doların biraz altında satıldı. Birkaç yıl önce Newson yönetiminde olmadan yeniden başlatılan Ikepod’un yeni serisi, web sitelerinde 42.000 dolardan belirsiz bir süre için bir NOS, kırmızı arama örneği de sundu. Highsnobiety, komple setlerini yeni-eski stok olarak tanımlıyor ve ayrıca Ikepod tarafından yapılan özel bir deri kutu ile geliyor. Peki bunların hepsi 175.000 dolar değerinde mi cidden? Bazı KAWS hayranları için muhtemelen öyle olacaktır. Saatler, hem KAWS hem de Ikepod’un elinden kreasyonlar olarak kolayca satılabilir. Karakteristik Ikepod çakıl taşı şeklindeki kasası titanyumdan, saat imleri için KAWS’ın imzası olan “Chomper” dişleri kullanılmış. İbrelerin yerini “X” imzası almış. İçerisinde kendinden kurmalı bir ETA 2892 mekanizma var.