white banner

Tiyatro Dünyasına Sorduk: Tiyatroda Ne İzliyorlar, Kimlere Hayranlar?

26.03.2026
Tiyatro Dünyasına Sorduk: Tiyatroda Ne İzliyorlar, Kimlere Hayranlar?

Yazı Boyutu:

27 Mart Dünya Tiyatro Günü için oyunculara sahneye dair en çok etkilendikleri oyunları, ilham aldıkları isimleri ve bu sezon merak ettikleri yapımları sorduk.

Dünya Tiyatro Günü, sahnenin büyüsünü hatırlamak ve tiyatronun bugününü anlamak için önemli bir fırsat sunuyor. Bu özel gün kapsamında farklı kuşaklardan oyunculara aynı soruları yönelttik. Onları en çok etkileyen oyunlardan sahneyle kurdukları bağa, birlikte oynamak istedikleri isimlerden bu sezon radarlarında olan yapımlara kadar uzanan samimi yanıtlar ortaya çıktı.

Bu söyleşi, güncel tiyatro sahnesine dair merak uyandıran öneriler de sunuyor. Yazının sonunda hem oyuncuların tiyatroya bakış açılarına hem de sezonun öne çıkan oyunlarına dair fikir edinebilirsiniz.

*İsimler alfabetik sıralanmıştır.

İstanbul Tiyatro Rehberi ile ayın öne çıkan oyunlarını keşfedin.

Ahmet Sami Özbudak ile Dünya Tiyatro Günü Sohbeti

Siyah beyaz bir fotoğrafta, kıvırcık saçları ve gür sakalıyla tanınan Ahmet Sami Özbudak, sağ elini düşünceli bir şekilde çenesine dayamış, hafifçe gülümseyen gözlerle doğrudan kameraya bakıyor; arkadaki flu iç mekanda ise bir panonun köşesi seçiliyor.
Ahmet Sami Özbudak
Tiyatro Yönetmeni / Oyun Yazarı

İzlediğinizde en çok etkilendiğiniz tiyatro oyunu ve oyuncu performansı hangisiydi?

İki oyun söyleyebilirim: İlk oyun sanırım 2006 yılında, Mehmet Ergen rejisiyle “Şeylerin Şekli” Akbank Sanat’ta beni çok çok etkilemişti.
Diğeri, iki yıl önce Avignon’da Severine Chavrier yönetmenliğindeki “Absalon Absalon” oyunu. Şahane bir uyarlamaydı; 5,5 saat gözümüzü kırpmadan izledik.
Oyuncu performansı olarak ise bir sürü performans beni etkiledi. Çalışmak istediğim çok oyuncu var ve hiçbirine haksızlık etmemek için bu soruyu boş bırakmak isterim.

Bu oyunu ben yazmak / yönetmek isterdim dediğiniz oyun hangisi?

Absalon Absalon gibi bir oyunu yönetmek, uyarlamak ve o projenin başında olmak isterdim.

Tiyatroyla ilgili, bunu meslek edinmenize neden olan şey neydi, tiyatroyu neden seviyorsunuz?

Tiyatro hep şimdiki zaman… Her şey o an gerçekleşiyor ve o biriciklik çok hoşuma gidiyor. Bunun benzersiz bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Ben o biricik dünyayı en iyi yaşadığımı hissetiğim bir sanat olduğu için tiyatro diyorum. Adrenalin çok yüksek, yapay zeka dünyasında kendini her şekilde var edebilen, zamana direnebilen bir sanat. Tiyatro için insana gerek var; o yüzden de vazgeçmiyorum tiyatrodan.

Bu sezon özellikle hangi oyunları merak ediyorsunuz ya da izledikleriniz arasında en sevdiğiniz hangisiydi?

Çok coşkulu bir sezon. Burada kimseye haksızlık etmek istemem ama “Cehennem Çiçeği” isimli oyunu özgün ve çarpıcı buldum. Tiyatroda böyle projelerin çoğalması gerekiyor, ekibin eline sağlık. Bir de “Gecenin Ardında” isimi oyunu çok merak ediyorum, önümüzdeki hafta izleyeceğim.

İstanbul Etkinlik Rehberi ile şehirdeki tüm etkinliklerden haberdar olun.

Burak Üzen ile Dünya Tiyatro Günü Sohbeti

Siyah beyaz çekilmiş, hafif dalgalı koyu saçlı, sakallı ve kulaklarında küçük halka küpeler olan Burak Uzen'in kameraya doğrudan baktığı, koyu renk tişört giydiği ve Tiyatro Günü bağlamında anlam kazanan sade beyaz fonda bir portre fotoğrafı.
Burak Üzen
Oyuncu

İzlediğinizde en çok etkilendiğiniz tiyatro oyunu ve oyuncu performansı hangisiydi?

2005-2006 sezonunda Işıl Kasapoğlu rejisiyle sahnelenmiş Philippe Blasband’ın Zeynep Avcı çevirisi “Nathalie” adlı oyununda Sayın Zuhal Olcay’a tüm saygımla ama Sayın Tilbe Saran’a da tüm hayranlığımla, ta kendisidir. Tilbe Saran’ın birçok oyununu izlemiş olmama rağmen Nathalie’deki performansının yeri bende apayrıdır. Farklı şehir ve sahnelerde birkaç kez izlemişliğim vardır.

Oynadığınız oyun ve rolünüz hangi yönüyle ilginizi çekmişti?

2383yapım’da Ahmet Sami Özbudak’ın yazıp yönettiği “Tebdil” oyunundaki Maviş karakteri. Yıllarca Balat’ta çeşitli oyunlarda oynamama rağmen bu karakteri oynayana kadar kendimi oraya ait hissetmemişim, onu keşfettim. Maviş’in uçarılığı, kaçarılığı, havailiği, rahatlığı ve gevşekliği; tüm bunlara ek şairliği hep ilgimi çekti.

Tiyatroyla ilgili, bunu meslek edinmenize neden olan şey neydi, tiyatroyu neden seviyorsunuz?

Çok klişe olacak. Belçika’da okurken 97’de okulla İtalya’ya kayağa gittik. Otelde kalırken, tatilin son günlerinde, her odanın bir performans sergileyip bununda bir yarışmaya çevirdiler. Herkes zamanın popüler müzik gruplarının playback’ini yapıp dans ediyordu. Biz, farklı olarak, skeç yazıp oynadık. O oyun çok tuttu ve Belçika’ya döndüğümüzde velilere ve okuldaki diğer öğrencilere defalarca oynadık. Sanırım, o zaman karar verdim

Tüm zamanlardan “birlikte oynamak isterdim” dediğiniz oyuncu kimdi?

Ne zamanda ne mekanda çok uzağa gitmeye gerek var. Beni bu mesleğe teşvik eden ve profesyonel olarak yapmaya sevk eden; yakın zamanda aramızdan ayrılan değerli santçı Genco Erkal ile oynamayı çok isterdim.

Bu sezon özellikle hangi oyunları merak ediyorsunuz ya da izledikleriniz arasında en sevdiğiniz hangisiydi?

Bu sezonu uyarlamalar sezonu olarak değerlendiriyorum ve çok başarılı bulduğum yapımlar mevcut. En beğendiğim oyunlardan biri “Dublörün Dilemması” oldu. Hâlâ izleyemedim; “Apsolit” ve “Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor” oyunlarını en kısa sürede izlemek istiyorum.

Elif Özge ile Dünya Tiyatro Günü Sohbeti

Tiyatro Dünyasına Sorduk: Tiyatroda Ne İzliyorlar, Kimlere Hayranlar?
Elif Özge
Yapımcı

İzlediğinizde en çok etkilendiğiniz tiyatro oyunu ve oyuncu performansı hangisiydi?

2021 yılında Oedipus sahnelemesinde, Caroline Peters’ın “Christina” rolündeki performansını izlediğimde adeta büyülenmiştim. Sahnedeki varlığı, metnin ötesine geçerek neredeyse fiziksel bir etki yaratıyordu. Oyunculuğun yalnızca bir temsil değil, aynı zamanda bir enerji aktarımı olduğunu o akşam çok güçlü bir şekilde hissettim.

Tiyatroyla ilgili, bunu meslek edinmenize neden olan şey neydi, tiyatroyu neden seviyorsunuz?

Tüm seyirciler yerleşmişken, henüz oyun başlamadan önceki o tılsımlı an var ya… Benim için her şey tam olarak orada başlıyor. O eşikte, sahne ile seyirci arasında görünmeyen ama çok güçlü bir bağ kuruluyor. Her akşam aynı metni yeniden kuruyor olsak da, aslında her seferinde bambaşka bir deneyim yaratıyoruz.

Ben tiyatroyu; o eşikte salınmayı, sahne arkasıyla sahne önü arasındaki o geçirgen alanı ve insanlara her defasında yeniden keşfedebilecekleri hikâyeler sunmayı seviyorum. Bir anlamda, her gece aynı oyunu değil, her gece yeniden doğan bir deneyimi kuruyoruz.

Aldığınız eğitimin size en büyük katkısı ne oldu?

Doğrudan bir tiyatro eğitimi almadım; hukuk ve sosyoloji okudum. Ama bugün baktığımda, bu formasyonun bana çok katmanlı bir bakış kazandırdığını görüyorum.

Sistem kurma, strateji geliştirme, insanı ve toplumu doğru okuma, doğru profilleme yapabilme… Bunların hepsi tiyatro üretiminin görünmeyen ama en kritik katmanları. Bir oyunun yalnızca sahnede değil, fikirden uygulamaya uzanan tüm sürecinde sürdürülebilir olması için iki adım sonrasını öngörebilmek gerekiyor.

Ayrıca yüksek lisansım sırasında yurt dışındaki prodüksiyonları deneyimleme şansım oldu; farklı medyumları ve hibrit modelleri seyirci üzerinde gözlemlemek çok öğreticiydi ve bana tiyatroyu daha geniş bir perspektifle yorumlama imkânı sağladı. Bu deneyimler, aldığım eğitimin tiyatro üretimine kattığı değeri daha da derinleştirdi.

Hiç bilmeyen birine tiyatro yapımcılığını nasıl anlatırdınız?

Tiyatro yapımcılığı, kaos ile harmoni arasında çok hassas bir denge kurma sanatı. Bir yandan onlarca değişkenin aynı anda hareket ettiği, kontrol edilmesi zor bir yapı; diğer yandan ise tüm bu karmaşanın içinden kusursuz bir akış yaratma çabası. İnsanla, zamanla, mekânla ve hikâyeyle aynı anda ilişki kurduğun bir alan. Kısacası: Görünmeyen bir dünyayı kurup, onu pürüzsüz bir akışa dönüştürmek.

Bu sezon özellikle hangi oyunları merak ediyorsunuz ya da izledikleriniz arasında en sevdiğiniz hangisiydi?

Bu sezon özellikle Bu Bir Aile Provası’nı merak ediyorum; Hasibe Eren’i sahnede izlemek istiyorum.
Ayrıca Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan’ın Dolabı da listemde. Mekana özgü işler her daim daha kıymetli.

Bir de Jonasla Evlenmek… Deneyimsel yapısı ve yeniyi denemekteki ısrarcı tavrı beni özellikle çekiyor. Kendi sınırlarını zorlayan işler her zaman ilgimi çekiyor.

Esra Ruşan ile Dünya Tiyatro Günü Sohbeti

Siyah beyaz zarif portrede, uzun dalgalı saçları ve halka küpeleriyle dikkat çeken Esra Rusan, tiyatro gününe özel bir vurguyla, düşünceli bakışlarıyla doğrudan objektife bakarken sağ eli nazikçe boynuna değiyor ve omuzları açık siyah bir kazak giyiyor.
Esra Ruşan
Oyuncu

İzlediğinizde en çok etkilendiğiniz tiyatro oyunu ve oyuncu performansı hangisiydi?

The Tiger Lillies – “Hamlet”. İzlediğimde çok etkilenmiştim neden bilmiyorum.
Oyuncu performansı olarak sanırım bu soruya cevabım: Bülent Emin Yarar. Konservatuvar birinci sınıftayken yaptığımız ilk derste sahneye çıkıp bize küçük bir “Ofelia” oynamıştı, hayatımda en çok etkilendiğim performans oydu.

Tiyatroyla ilgili, bunu meslek edinmenize neden olan şey neydi, tiyatroyu neden seviyorsunuz?

Tiyatroyu insanların belli meseleler etrafında ortaklaşması için çok doğru bir araç olması sebebiyle çok seviyorum. Ve kişisel olarak hayatım boyunca benim kendimi ifade etmemdeki en büyük yoldaşım oldu diyebilirim.

Tüm zamanlardan “birlikte oynamak isterdim” dediğiniz oyuncu kimdi?

Bu soruya çok fazla cevabım var, o yüzden tek kişiyle sınırlamıyorum. Müşfik Kenter de olabilir, Philip Seymour Hoffman da, Jessie Buckley de.

Bu sezon özellikle hangi oyunları merak ediyorsunuz ya da izledikleriniz arasında en sevdiğiniz hangisiydi?

“Satıcının Ölümü”nü çok merak ediyorum. Onun dışında “Açık Mülk”, “Çerkez Rıdvan’ın Dolabı”, “Scapino Ballet Rotterdam: Katedral, Arvo Pärt’le Bir Akşam” ve Peeping Tom’un “Triptych”i.

İsmail Demirci ile Dünya Tiyatro Günü Sohbeti

Aydınlık beyaz bir arka plan önünde çekilmiş siyah beyaz portre fotoğrafında, sakallı ve kısa koyu saçlı oyuncu İsmail Demirci, beyaz bir gömleğin üzerine giydiği parlak siyah deri ceketiyle ciddi bir ifadeyle doğrudan objektife bakıyor.
İsmail Demirci
Oyuncu

İzlediğinizde en çok etkilendiğiniz tiyatro oyunu ve oyuncu performansı hangisiydi?

Erdal Beşikçioğlu’nun “Bir Delinin Hatıra Defteri” performansı benim için unutulmazdır. Gerçekten çok beğenmiştim.

Oynadığınız oyun ve rolünüz hangi yönüyle ilginizi çekmişti?

Oynadığımız “Anlaşılmaz Konuşmalar” oyunu, performatif bir oyun olması sebebiyle beni çok çekti, birden fazla karakter canlandırıyor olmam da etkenlerden biri.

Tiyatroyla ilgili, bunu meslek edinmenize neden olan şey neydi, tiyatroyu neden seviyorsunuz?

Çocukken, hatta ilk gençliğimde izlediğim tiyatro oyunları beni çok çekmişti. Hatta o dönem izlediğim oyunculardan sonradan hocam olanlar oldu. Hep sahnede olmak istiyordum. Başka meslek yapmak istemedim. Sahnede veya kamera önünde olmak ilk tercihimdi. İyi ki bu işi yapıyorum.

Tüm zamanlardan “birlikte oynamak isterdim” dediğiniz oyuncu kimdi?

Çok fazla iyi oyuncu var, çok fazla sevdiğim oyuncu var hangisini söylesem diğerine haksızlık olur gibi hissediyorum. Ama tanımlamam gerekirse oyunculuğa benim baktığım pencereden bakan, bunu bir tutku olarak gören, ahlaklı, karakteri için kafa yoran oyuncularla çalışmayı her zaman isterim.

Bu sezon özellikle hangi oyunları merak ediyorsunuz ya da izledikleriniz arasında en sevdiğiniz hangisiydi?

Daha önceki sezonlarda çıkmış bir oyun olsa da “Bir Baba Hamlet” oyununu izledim ve çok beğendim.

Rüştü Onur Atilla ile Dünya Tiyatro Günü Sohbeti

Siyah beyaz, omuz hizasından çekilmiş bu portre fotoğrafında, açık renk gömlekli, arkaya taranmış gri saçlı Rüştü Onur Atilla, izleyiciye doğru geniş ve içten bir gülümseme ile bakarak samimi ve sıcak bir duruş sergiliyor.
Rüştü Onur Atilla
Oyuncu

İzlediğinizde en çok etkilendiğiniz tiyatro oyunu ve oyuncu performansı hangisiydi?

Craft’ın “Old Fools” oyununda Olgu Baran Kubilay ve İdil Sivritepe’yi pek beğendim.

Oynadığınız oyun ve rolünüz hangi yönüyle ilginizi çekmişti?

2018-2019’da Tiyatro Pera’da “Onların Hikâyesi” oyununda tiyatro sahibi Ermeni Kirkor Efendi rolümü keyif ve hüzünle oynuyor, seviyordum…

Tiyatroyla ilgili, bunu meslek edinmenize neden olan şey neydi, tiyatroyu neden seviyorsunuz?

Kendimi bildiğimden beri sevdiğimi biliyorum, başka hiçbir meslek düşünmedim ya da hayal kurmadım. İlkokul öğretmenimin de bizleri çocuk oyunlarına sık sık götürmesi etkili oldu. İzlerken o sahne arkasını hep merak ederdim.

Tüm zamanlardan “birlikte oynamak isterdim” dediğiniz oyuncu kimdi?

Hâlâ oynama şansım olduğu için Bülent Emin Yarar diyorum. Umarım uzun yıllar daha sahnelerde olur. Ona hayranım. İyi ki var.

Bu sezon özellikle hangi oyunları merak ediyorsunuz ya da izledikleriniz arasında en sevdiğiniz hangisiydi?

“Devlerin Savaşı”nı merak ediyorum, Celal Kadri Kınoğlu da sahnede hep izlemek istediğim, tiyatroya âşık ve güçlü bir aktör.
İzlediklerim arasında tiyatro oyunu olmasa da tiyatro adına çok önemli olduğunu düşündüğüm bir belgeseli paylaşmak isterim. Sevgili Selçuk Metin’in hazırladığı “Ferhangi Bir Yaşam” belgeselini hem de Ses Tiyatrosu’nda seyretme şansı buldum. Harikaydı. İyi ki rahmetli Ferhan Şensoy nice video kayıtlar almış, günlükler tutmuş, fotoğraflar ve belgeler arşivlemiş. Bir yerde denk gelirseniz mutlaka seyrediniz. Tiyatro ile kalınız, sevgiler.

Tansu Biçer ile Dünya Tiyatro Günü Sohbeti

Siyah beyaz çekilmiş bu etkileyici portrede, kıvırcık gri saçları ve derin bakışlarıyla doğrudan kameraya hafifçe gülümseyen, Türk tiyatrosunun önemli oyuncularından Tansu Biçer, bir tiyatro gününe özel anlam katıyor.
Tansu Biçer
Oyuncu

İzlediğinizde en çok etkilendiğiniz tiyatro oyunu ve oyuncu performansı hangisiydi?

İnsanların izlediklerinde etkilendikleri oyunlar diye düşündüğümüzde, aslında bu, cevap vermesi çok zor bir soru, çünkü hangi döneminizde onu izlediniz, sizde neye denk düştü ve sizde neyin cevabı oldu ki siz onu asla unutamıyorsunuz gibi bir şeyin sorusu bu aslında benim için. O anlamda bir tane değil, birçok oyun var.

O yüzden seçmem çok zor ama şunu hatırlıyorum: “Ben Ruhi Bey Nasılım?”ı izlediğimde Uğur Polat’tan bir şiirin oynanabileceğini görmüş olmak çok güzeldi benim için. Bu bana mesleki anlamda da bir şey öğretmişti, yani yapılabilir olduğunu anlamıştım. Ve o dönemde genç bir oyuncuydum, bu anlamda bir metin seyirciye nasıl aktarılır konusunda çok kafamı açmıştı.

Bu oyun deneyiminin sonrasında çalıştığım oyunlarda anlattığım şeye sahip çıkışımda etkisi olduğunu düşünüyorum. Oradaki bütün oyuncuların, ama başta Uğur abinin performansı o anlamda benim için özeldir, önemlidir.

Oynadığınız oyun ve rolünüz hangi yönüyle ilginizi çekmişti?

“Amadeus”un benim için şöyle bir özel ve güzel tarafı var; aslında içinde durduramadığı engel olamadığı ve bir şekilde yönetmekte de zorlandığı bir enerji ve bir yaratıcı gücü var Amadeus’un. Ve bu çok küçük yaşlarından beri var. Kendisinin ne olduğunu anlamadığı ama çevresindeki birçok yetişkinin onda bir yetenek olduğunu gördüğü bir yerden gelen bir insan.

Tabii ki bende böyle bir yetenek yok, dolayısıyla oyun sayesinde bunun üzerine düşünüyor olmak çok güzel. Bunun bir parçası olmaya çalışırken, bunu anlamaya çalışırken verdiğim çaba bana iyi geliyor. Oyunda Amadeus dışındakilerin sanat anlayışıyla Amadeus’un sanat anlayışı hiç uymuyor birbirine ve bu uyumsuzluktan Amadeus’un nasıl etkilendiği ve bundan ne çıkarım yaptığı ve bundan ne anladığı üzerine bana düşünme fırsatı verdiği için çok seviyorum rolümü.

Tiyatroyla ilgili, bunu meslek edinmenize neden olan şey neydi, tiyatroyu neden seviyorsunuz?

Tiyatronun canlı performans olmasından kaynaklı çok özel bir yeri var benim için. O kadar kalabalığın önüne çıkmak, orada bir enerji yönetmeye çalışmak, karşı tarafa bir hikâye aktarmaya çabalamak ve her an başınıza bir kazanın gelebileceğini bilmenize rağmen orada bütün enerjinizin son damlasına kadar olmaya çalışmak başka bir durum gerçekten.

Sahnede performans göstermek o anlamda çok özel bir şey ve ben bunu çok genç yaşlarımdan beri çok severek yapıyorum. Çok çekici bir şey benim için sahnede performans göstermek. Tiyatro; hayatımda yeri olmayan, hayatımda deneyimlemediğim ya da hiç başıma gelmeyecek birçok olayı, konuyu, ilişki biçimini, bir çok bakış açısını konuşma, çalışma, irdeleme ve belki oynayarak anlama fırsatı veriyor bana.

Sıkça sorulan sorular
Dünya Tiyatro Günü ne zaman kutlanır?

Dünya Tiyatro Günü her yıl 27 Mart’ta kutlanır ve sahne sanatlarının önemine dikkat çekmek amacıyla dünya genelinde çeşitli etkinliklerle anılır.

Dünya Tiyatro Günü nasıl ortaya çıktı?

Dünya Tiyatro Günü, 1961 yılında Uluslararası Tiyatro Enstitüsü tarafından başlatılmış ve kısa sürede küresel ölçekte kabul görmüştür.

Dünya Tiyatro Günü neden önemlidir?

Bu özel gün, tiyatronun toplumları bir araya getiren gücünü hatırlatır ve sanatın ifade alanı olarak taşıdığı değeri gündeme taşır.

Özge Dinç
Özge Dinç Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için