Eksi 40 derecede kızak yolculukları, bir kutup ayısını izlerken kaçırılan anlar ve çekmekten vazgeçilen kareler… Süha Derbent’le Muse Contemporary’de açılacak “Eşik Noktası” sergisi vesilesiyle fotoğraflarının ardındaki hayatı ve yaban hayatı fotoğrafçılığının sorumluluklarını konuştuk.
Kanada’nın Baffin Adası’ndan Svalbard’ın kuzeyine uzanan yolculuklarında Süha Derbent ve Dr. Murat Uslu, Arktik’in değişen yüzünü kayda aldı. 2024’te başlayan bu çalışmaların fotoğraflarını bir araya getiren “Eşik Noktası”, iklim krizinin yaban hayatı üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Derbent, serginin hazırlık sürecini anlatırken Murat Uslu’yla dostluğunun projedeki yerini ve yıllardır tanık olduğu değişimleri daha çok kişiye duyurma isteğini de paylaşıyor.
Bir Bakışta “Eşik Noktası” Sergisi
- Tarih: 21 Ekim–5 Kasım 2026.
- Yer: Muse Contemporary Sanat Galerisi.
- Fotoğrafçılar: Süha Derbent ve Dr. Murat Uslu.
- Ana tema: İklim krizinin Arktik ekosistemi, buzullar ve yaban hayatı üzerindeki etkileri.
- Öne çıkan detaylar: Deniz Derbent’in türler arası empatiye odaklanan interaktif enstalasyonuyla katıldığı sergi, Roots & Shoots Türkiye iş birliğiyle hazırlanıyor. Fotoğraf baskıları Vehbi Koç Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştiriliyor.
“Eşik Noktası”nın Arktik Yolculuğu

Büyük kedilerin peşinde dünyanın farklı coğrafyalarında çalıştınız. “Eşik Noktası”na uzanan süreçte sizi Arktik’e yönelten ne oldu? Bu projeye başlarken yanıtını aradığınız temel soru neydi?
40 yılı aşkın zamandır yaban hayatı fotoğrafçılığı yapıyorum. İlk zamanlar fotoğraf çekmek için seyahat eden bir fotoğrafçıydım. Zaman içerisinde doğada olmak ve yaban hayvanlarına yakın olabilmek beni öylesine etkiledi ki o zamandan itibaren orada olabilmek için fotoğraf çeken birine dönüştüm. Fotoğraflarım benim için bir ulaşım aracına dönüştü. Fotoğraflarımı istediğim hayatı yaşamak için bir araç olarak kullandım. Bu benim yaşam biçimim.
Bu projede bir soruya yanıt aramak için değil de bizim yaban hayatında çok uzun zamandır tanık olduğumuz tükenişi daha çok kişiye duyurmak gibi bir hedef koyduk. Doğayı sınırsız ve tükenmeyecek bir varlık olarak kabul ederek kullanmak insana özgü büyük bir yanılgı. Günümüzde tüketim hırsının giderek arttığı ve kirlenmenin sınırlarını aşan dünyamızda küresel ısınmanın etkilerini görmek ve bu koşullardan etkilenen türlerin yaşadığı risklere dikkat çekmek istedik Murat Uslu ile. Küresel ısınma nedeniyle dünya değişiyor ve bu değişimde nasıl ve nerede duracağını herkes belirlemelidir.
Buz Çantalarını Yiyeceklerimizi Donmaktan Korumak İçin Kullandık

Donmuş okyanus üzerinde kamp kurduğunuz, kar motosikletleriyle yol aldığınız bu çalışmalarda bir çekim günü nasıl geçiyordu? Arktik’te fotoğraf çekmenin sadece karelere bakarak fark edemeyeceğimiz en zor tarafı neydi?




Arktik, yaşamak ve günlük faaliyetleri sürdürmek için elbette zor koşullar getiriyor. Bu çalışmalar sırasında özellikle Nunavut’ta soğuk gerçekten etkileyici idi. Ama biz, yaptığımız işi severek yaptığımız için bu koşullar bizim baştan kabul ettiğimiz ve hazırlıklı olduğumuz şeyler. Yaptığı işi zor göstererek yüceltmek isteyen birine dönüşmekten endişe ederim. Bana en zor gelen tarafından kısaca bir örnek vereyim. Anlatması zor, yaşamak gerek derler ya o cinsten bir örnek:
-40 derece civarında hava koşullarında, rehberimizin kullandığı kar motosikletine bağlı bir kızağın içinde yolculuk ediyorduk. Her tarafından içeri rüzgâr girebilen tamamen ahşaptan yapılmış yaklaşık 8-9 metre uzunluğunda, bölgede “Komatik” adı verilen bir kızak bu. Kar motosikleti ile gün boyu bu kızağın içinde yol almak günün rutini. Ancak zemin adeta donmuş dalgalardan oluşuyor ve kesinlikle çok engebeli. Hız arttıkça bu kızağın üzerinde olmak zorlayıcı. Sarsıntıdan tüm iç organlarınızı hissederek yol alıyor ve hatta oturmak mümkün olmadığı için çoğunlukla dizlerimin ve ellerimin üzerinde bir goril gibi durarak kendimi sarsıntıdan korumaya çalışıyordum.
Ülkemizde soğuk kalmasını istediğimiz besinleri koyduğumuz buz çantalarını biz tersine bir amaçla yiyeceklerimizi donmaktan korumak için kullanıyorduk. Gün içinde Murat’ın o koşullarda ellerini dondurmak pahasına hazırladığı sandviçleri yiyorduk. Ama bunların hepsinin ötesinde o buz çölünün sonsuzluğunda bulunmak ve eşsiz manzaraları görmek bizi motive ediyordu.
Kaçırdıklarımız Çektiklerimizden Kat Kat Fazla

Kutup ayısının buz parçaları arasında sıçradığı fotoğrafınızın çekim öyküsünü dinleyebilir miyiz? O kareye baktığınızda, bizim fotoğrafta göremediğimiz hangi ayrıntıyı hatırlıyorsunuz?
O fotoğrafı Svalbard’dan yola çıkıp 84. paralele kadar ilerlediğimiz buzkıran gemisinden çektim. O ayı, diğer ayının peşinden gidiyordu ama etrafla fazlaca ilgilendiği için geride kalıp sonra koşarak yetişmeye çalışıyordu o sırada. Geminin güvertesinde sürekli kameradan ayıyı izlemek o soğukta oldukça yüksek motivasyon gerektiren bir iş. Büyük ve ağır lensleri elde sürekli kullanmak gerekiyor. Ve sürekli kamera ile takip zorunlu.
Bir süre sonra ister istemez insanın kolu yoruluyor. Tam birkaç saniyelik dinlenme için lensi indirdiğinizde ise hayvan kaydetmek istediğiniz hareketi yapabiliyor. Hep söylerim bir yaban hayatı fotoğrafçısının kaçırdıkları her zaman çektiklerinden kat kat fazla olacaktır ve bunu baştan kabul etmek gerekir. Her zaman doğanın bize sundukları ile yetinebilmeyi kabullenmemiz gerekir.
Murat Uslu Olmasaydı Bu Proje Tamamlanamazdı


Dr. Murat Uslu’yla aynı coğrafyada çalışırken dikkatinizi farklı şeylerin çektiği oldu mu? İki ayrı fotoğrafçının bakışı, “Eşik Noktası” için oluşturduğunuz seçkiyi nasıl şekillendirdi?
Bir konu karşısında her fotoğrafçının bakışı ve gördüğü şey farklı olabilir ve doğaldır. “Nasıl ve ne kadar iyi fotoğraf çekebiliriz” sorusunun yanıtı da burada gizlidir. Yanıt basittir: Hayatta nerede duruyor, hayata karşı nasıl tavır alıyor, kendimizi nasıl anlamlandırıyorsak o kadar fotoğraf çekebiliriz. Ne daha iyi ne de daha az. Çünkü hiç kimse kendinden fazlası değildir.
Bizim projemizde de bunun sonuçlarını görebilmek mümkün. Murat Uslu ile aynı yerlerde ve aynı hedefle bulunduk. Murat Uslu sanata, sanat tarihine ve sanat eserlerine olan ilgisi ile sıra dışı bir birikime sahip ve bu birikim de onun hayata bakışında önemli rol oynamıştır. Bu nedenle gördüklerimiz ve çektiklerimiz birbirinden farklı kendi duruşumuzun sonuçlarını yansıtan kareler oldu.
Ama Murat Uslu’nun bu projede bunun dışında ve çok önemli katkısı da oldu. Özellikle Kanada’da çalışırken çok fazla engel ve moral bozucu olayla karşılaştığımızda aldığı tavır etkileyici idi. Kanada’da yaşadığımız ve hepsini burada anlatmadığım tüm olumsuzluklara rağmen güçlü ve motive kalmamızı sağlayan sevgili dostum Dr. Murat Uslu’ydu.
Her durumu objektif değerlendirirken pozitif yaklaşımından asla ödün vermeden dimdik bir tavır sergileyerek benim de motivasyonumu üst seviyede tutmamı sağladığı için bu projenin başarısının da mimarı olmuştur. Gönüllü olarak koçluk yapan Murat, bana da koçluk yapmıştı ve Murat olmasaydı bu proje bu sona ulaşamazdı.
İstanbul’daki güncel sergiler, öne çıkan sergi durakları ve müze programlarını keşfedin.
Süha Derbent’in Fotoğrafa Bakışı ve Çekim Etiği

Kömür madenlerinde çektiğiniz “Yeraltı İnsanları” çalışmanıza bugün nasıl bakıyorsunuz? Fotoğrafçı olarak odağınız o yıllardan bu yana nasıl değişti?
Fotoğrafa başladığım ilk yıllarda kömür madenlerinde “Yeraltı İnsanları” adlı bir çalışma yapmıştım. Bugün kömür madenciliğinin yarattığı kirlilik, taşıdığı riskler ve yüksek üretim maliyetleri nedeniyle durması gerektiğini düşünüyorum. O çalışmada insan ilişkileri ön plandaydı. Şimdi odağım insanları anlamaktan çok hayvanları anlamaya yönelik.
Daha Etkileyici Bir Fotoğraf İçin Kuralları Esnetmiyoruz

Hayvan davranışlarını yakından tanıyan bir fotoğrafçı olarak, iyi bir kareyi yakalama isteğiyle hayvanın yaşam alanına saygı duyma sorumluluğu arasındaki sınırı nasıl çiziyorsunuz? Bu sınır nedeniyle çekmekten vazgeçtiğiniz bir fotoğraf oldu mu?
Yaban hayatı fotoğrafçısı olarak çalıştığımız yerlerde yılların süzgecinden geçerek oluşturulmuş kurallar ve bizim de uymayı zorunlu bulduğumuz etik kurallar var. Bu etik kurallara uyarak çalışmak temel prensibimizdir.
Bu sergide bulunan fotoğraflar Kanada Arktiği ve Norveç Arktiği’nde çekildi. Kanada’nın özerk bölgesi olan Nunavut’ta çalışırken orada yasal ve hatta yasal olarak öncelikli olan kutup ayısı avcılarıyla çok sorun yaşadık. Günümüzde yasal olarak kutup ayısı avlanan tek yer orası. Rusya’da 1957’den bu yana ve Norveç’te ise avcılık 1973’den bu yana yasak ve Svalbard’da kutup ayılarına yaklaşılabilecek mesafelerde sezona göre 300 ve 500 metre ile sınırlandırılmış durumda. Bu kurallar rehberler tarafından çok kesin bir şekilde uygulanmakta.
Özetle, yerel kurallar ve bizim yaban hayvanlarına ilişkin etik kurallarımız çekim yapma koşullarımızın sınırlarını oluşturuyor. Daha iyi ve etkileyici bir fotoğraf çekmek için bu kural ve koşulları hiç esnetmemek bizim için temel sorumluluktur. Bu sınır nedeniyle çekmeyi hayal bile etmediğimiz çok fotoğraf var. Her şeyi de çekmemiz gerekmiyor zaten.
Doğanın sessiz dönüşümünden sokağın ironisine, aile arşivlerinden yapay zekâyla yeniden kurulan hafızaya; 212 Photography Istanbul programında en çok merak edilen sanatçılar ve sergiler.
İklim Krizi ve Doğayı Koruma Mücadelesi
Geçen Sene Gördüğüm Buzullar Ciddi Oranda Küçülmüştü


2024’te başlayan Arktik çalışmalarınız sırasında, iklim krizinin yaban hayatına etkileri konusunda sizi en çok düşündüren gözlem hangisiydi? Bunu sahada tanık olduğunuz bir an üzerinden anlatır mısınız?
Tamamen somut gözleme dayanan bir bilgi vereyim: Eylül 2025’te yaptığım 10 günlük gemi yolculuğunda gördüğüm buzullar, Haziran 2026’da ciddi oranda küçülmüştü. Buzullardaki erime gözle bile takip edilebilir durumda artık. Yeryüzündeki toplam suyun %97,5’lik miktarını tuzlu su oluşturuyor ve kalan %2,5’lik miktarın yarıdan fazlasını da buzulların oluşturduğu gerçeği göz önüne alındığında erimenin olumsuzluğu daha net anlaşılabilir sanırım.
Daha önce de kutup ayılarını fotoğraflamış biri olarak onlara büyük hayranlık ve saygı duyuyorum. Kutup ayıları aslında deniz canlısıdır. Latince adları “deniz ayısı” anlamına gelen “Ursus maritimus” bunu açıkça ortaya koyuyor. Çok iyi yüzücülerdir; saatte 10 kilometre hızla, günde onlarca kilometre yüzebilirler.
Bugün kutup ayıları pek çok farklı tehditle karşı karşıya. Bunların başında iklim krizi nedeniyle deniz buzunun giderek azalması geliyor. Arktik’teki en yaşlı ve en kalın deniz buzunun %95’inden fazlası 1980’lerden bu yana kayboldu. Deniz buzunun kaybı, kutup ayılarının başlıca avları olan foklara erişimini zorlaştırıyor, yaşam alanlarını dönüştürüyor. Bu nedenle, yani aç kaldıkları için daha güneye gidebiliyorlar ve bu insanla karşılaşma riskini de artırıyor.
Ancak iklim krizi tek baskı değil. Avcılık ve kutup ayısı ürünlerinin uluslararası ticareti daha karmaşık bir koruma meselesi. Kutup ayısından elde edilen deri, kafatası gibi ürünlerin uluslararası ticareti ise belirli koşullar altında maalesef yasal olarak devam ediyor. Kirlilik, petrol ve doğal gaz faaliyetleri, artan gemi trafiği ve insanlarla artan karşılaşmalar da kutup ayıları üzerindeki diğer insan kaynaklı baskılar arasında. Tüm bu baskılar bir arada düşünüldüğünde, güncel bilimsel değerlendirmeler kutup ayılarını neslinin tükenme ihtimalinin yüksek olduğu türler arasında konumlandırıyor.
İklim Krizine Karşı Kitlesel Harekete İhtiyaç Var

“Eşik Noktası” bir harekete geçme çağrısı da taşıyor. Sizce bir fotoğraftan etkilenmek, doğayı korumak için atılan somut bir adıma nasıl dönüşebilir?
Yerkürede büyük ve geri döndürülemez dönüşümlerin tetiklendiği kritik nokta anlamına gelen “Eşik Noktası” iklim biliminde önemli bir kavram. Bu elbette tek başına fotoğraftan etkilenerek oluşabilecek bir bilinç değil. Bu farkındalığın oluşması için fotoğraf aracılığı ile küçük bir katkı olabilir en iyi ihtimalle.
Bu noktada önemli olan şudur: Dünyayı kirleten ve küresel ısınmayı artıran, bireyler değil; başta petrol şirketleri olmak üzere çok uluslu şirketlerdir. Bireysel olarak herkes vicdani sorumluluğunu elbette yerine getirmeli. Ama küresel ısınma sonucu dünyada değişen dinamikler var ve olmaya devam edecek.
Bu aşamada farkındalığı olan kitlesel karşı çıkışlar önem kazanıyor. Devletleri ve firmaları bu konuda önlem almaya zorlayıcı topluluk hareketlerine ihtiyaç var. Bilinmesi gereken gerçek tüm bireylerin karbon ayak izini minimize etmek için 100 yıl boyunca topluca gerçekleştireceği değişimin getireceği fayda bir petrol şirketinin günlük kirletme miktarına bile ulaşmıyor.
Dünyanın en iyi buz otelleri ile unutulmaz bir kış macerasına adım atın. İsveç’ten Norveç’e en etkileyici iglo ve buz otel önerileri OGGUSTO’da.


