white banner

Mükemmel Kaos: Malzeme, Bellek ve Mekanın Ötesinde Bir ‘Oluş’ Yolculuğu

21.05.2026
Mükemmel Kaos: Malzeme, Bellek ve Mekanın Ötesinde Bir ‘Oluş’ Yolculuğu

Yazı Boyutu:

Küratörlüğünü üstlendiğim, sanatçı Doç. Ayşe Fıçıcıoğlu’nun MSGSÜ Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen “Mükemmel Kaos” sergisi, izleyiciyi entropiden düzene, geleneksel bağlardan bedensel dönüşümlere uzanan derin bir keşfe davet ediyor.

Sanatçının tığ örgüsü, shibori gibi yavaş üretim tekniklerini birer meditasyon ve direniş biçimi olarak konumlandırdığı; kumaşları, dantelleri ve düğmeleri birer bellek taşıyıcısı haline getirdiği bu büyüleyici dünyayı, sanatçı Ayşe Fıçıcıoğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajla mercek altına alıyoruz.

Mükemmel Kaos Sergisi Hakkında

  • Yer: MSGSÜ Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi, Tek Kubbe Salonu ve Cam Altı Galeri, Tophane
  • Tarih: 15 Mayıs – 31 Mayıs 2026
  • Ziyaret Saatleri: Salı-Cumartesi 10.00-18.00

Doç. Ayşe Fıçıcıoğlu’nun kişisel sergisi Mükemmel Kaos, tekstil, zanaat ve beden ilişkisini çağdaş bir yorumla bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Dr. Feride Çelik’in üstlendiği sergi, gündelik yaşamın parçalarını ve geleneksel üretim tekniklerini yeni bir görsel düzende buluştururken; kaos fikrini dönüşüm, birikim ve oluş üzerinden yeniden ele alıyor. Kumaş yüzeyleri, danteller, düğmeler ve el emeği detaylar, sanatçının üretiminde bir hafıza katmanı olarak öne çıkıyor.

Tığ örgüsü, shibori ve farklı tekstil manipülasyon tekniklerinden beslenen işler, bedensel çağrışımlar taşıyan yoğun renk paletiyle izleyiciyi içsel bir görsel alana davet ediyor. Serginin merkezinde yer alan “Oluş” kavramı, düzensizliğin yeni bağlar ve ihtimaller üretme kapasitesine odaklanırken; katmanlı yapı içinde her detayın kendi ritmini kurduğu bir bütünlük öneriyor.

Kaosun İçindeki Gizli Düzen

Serginizin isminde yer alan “Mükemmel” ve “Kaos” sözcükleri bir tezatlık oluşturuyor. Entropi yasası uyarınca dünya bir düzensizliğe sürüklenirken, siz bu karmaşanın içindeki “gizli düzeni” keşfetme sürecini nasıl tanımlıyorsunuz?

Entropi yasası gereği dünya düzensizliğe, hatta bir bozuluşa doğru gidiyorsa bu durum bir kaosla ortaya çıkıyor. Ancak her şeyin iç içe geçtiği ve karmaşa gibi görünen bu süreç, aslında kendi içinde mükemmel bir uyumu, bir hazırlık dönemini ve yeni oluşumların tohumlarını barındırıyor. Karmaşa gibi görünen bu gizli düzeni keşfetme süreci, insanın varoluşu ve kendini fark etmesiyle filizleniyor. Duraksamak, görmek ve hissetmek ise bu keşfetme sürecinin temel anahtarlarıdır.

Metinde kaosun yıkıcı bir son değil, sonsuz bir olasılıklar evreni olduğu belirtiliyor. Bu bakış açısı, günümüzün belirsizliklerle dolu dünyasında kişisel bir sağaltma yöntemi olarak görülebilir mi?

“Mükemmel Kaos” sergi manifestosunun sonunda, Kaosun yarattığı karmaşa etkisi ile gelecek hayat şekilleniyor. Kaos değişimi tetikliyor ve yeniye kapılarını aralıyor” diye bahsetmiştim. Yeni bir döneme geçişe ait sinyaller doğru algılandığında umutlar yeniden yeşerebilir; bu da hayata tutunmada bizleri çok daha güçlü kılabilir.

Duvara monte edilmiş, pembe ve kırmızı tonlarında dokuma ve ipliklerle oluşturulan, fiyonklar, kalp benzeri şekiller, spiraller ve karmaşık nakışlarla bezeli, kenarları yıpranmış hissi veren tekstil eseri, Mükemmel Kaos Sergisi kapsamında sanatın dinamik ve çok katmanlı yapısını yansıtır.

Sergideki yolculuğunuz “yalın bir arayışla” başlayıp “bedensel bir yoğunluğa” evriliyor. Bu kurgusal akış, sanatçının kendi iç dünyasındaki olgunlaşma evrelerini mi temsil ediyor?

Yaşam bize her zaman seçimlerimizi yapma şansı sunar. Değişim ve dönüşüm dönemleri, aynı zamanda bazı şeyleri daha derinden görmemizi, sindirmemizi ve yeri geldiğinde bırakabilmemizi sağlıyor. Bu deneyim de insanı bir önceki halinden daha olgun bir noktaya taşıyabiliyor. Fakat bu evreler, bir sonraki aşama için her zaman biraz eksik ve tamamlanmamış kalmaya mahkumdur.

Malzeme, Teknik ve Bellek

Bir moda ve tasarım akademisyeni olarak; kumaş ve dantel gibi tekstil malzemelerini sadece birer tasarım öğesi değil, “yaşanmışlık kokan” birer anlatı aracı olarak konumlandırıyorsunuz. Sizin için bir kumaş parçasını “bellek taşıyıcısı” yapan temel özellik nedir?

Eski, kullanılmış danteller sadece taşıdığımız kültürel izleri barındırmıyor; aslında köklerimizden gelen, DNA’mıza işleyen ve bize dayatılan bazı toplumsal ya da kişisel kalıpları da sembolize ediyor. Bu malzemeler, hayatımızdaki rolleri sorgulamamıza olanak tanıyor. Yenilenmek için neleri bırakmamız ve neleri görmemiz gerektiği konusunda bize ayna tutarak, doğru seçimler yapmamıza kapı aralıyor.

Sergide tığ örgüsü ve shibori gibi geleneksel teknikleri kullanıyorsunuz. Bu yavaş ve ritmik üretim biçimlerini, dijitalleşen ve hızlanan sanat dünyasına karşı bir tür “direniş” veya “meditasyon” olarak okuyabilir miyiz?

Kesinlikle evet. Yavaş ve ritmik üretim biçimleri, dijital çağın bizi sürüklediği o sürekli “dürtü halinde olma” durumundan uzaklaştırıyor. Bizleri anda kalmaya zorlayan, içimizdeki bilgi tohumlarını besleyerek açığa çıkmasını sağlayan çok değerli bir yöntem bu. Sanatçı bu süreçte kendi eserine odaklanırken, lineer ve dayatılan zaman kavramının dışına çıkıyor ve kendi derin dünyasını keşfediyor. Yaratım sürecinin kutsallığı ile geçirilen bu zaman, meditatif bir oluş hali sunmanın yanı sıra, sanatçının ruhunu esere doğrudan akıtmasına da imkân sağlıyor.

Eserlerinizde kullanılan düğmelerin “birikmiş bilgeliğin izleri” olduğu vurgulanıyor. Düğme, sizin imge dünyanızda neleri birbirine bağlıyor veya neleri ilikliyor?

Hikayemde, hepimizin içinde saklı olan bilgi tohumları olduğunu, her eserin içine yerleştirdiğim kumaş baskı düğmelerle ifade etmeye çalıştım. Kaosun dip noktasına gelen “mükemmel kaos” ile son bulan bu fark edişle birlikte, yepyeni bir “oluş” ortaya çıkıyor. Fark edişle beraber, düğme ile sembolize edilen bu bilgiler, sergide yer alan “Oluş” isimli enstalasyon çalışmasındaki her bir renge ve şekle dönüşüyor; yeniye ait tohumların çatlayarak rengarenk, taze oluşumlara ulaşmasını sağlıyor.

Beden ve “Oluş” Kavramı

Tasarımlarınızda hayati organların rengi olan kırmızıdan pembeye uzanan bir tonlama görüyoruz. Bedenin içsel mekanizmalarını dışsal bir forma dönüştürmek, izleyiciyle nasıl bir empati bağı kurmayı hedefliyor?

Eserlerde öncelikle duyguları, beden üzerindeki farklı geometrik alanlarda yer alan niş oluşumlara paralel, üç boyutlu formlarla ifade ettim. Vücudumuzdaki organların ana rengini oluşturan kırmızıdan esinlenerek kırmızıdan pembeye uzanan bir renk skalasına yer vermemin asıl amacı, hissedilen duygunun “yaşadığını” güçlü bir şekilde vurgulamaktı. Sonuçta hepimiz insanız ve zaman zaman benzer fizyolojik ve psikolojik tepkiler vermekteyiz; bu renkler o ortak insani paydada buluşmayı simgeliyor.

“Oluş” enstalasyonunuzda sembolize edilen bilgilerin “hatırlanarak” yeni tohumlar açtığından bahsediyorsunuz. Sanat pratiğinizde “hatırlamak”, sadece geçmişe bakmak mı yoksa geleceği inşa etmek midir?

Hatırlamayı, tamamen anda kalarak kendimizde zaten var olan donanımın, özgün potansiyelin ve bilgeliğin açığa çıkması süreci olarak yorumluyorum.

Mekan ve Atmosfer

Tophane-i Âmirenin tarihi ve görkemli atmosferi, serginin “kaos ve düzen” temasıyla nasıl bir diyalog kuruyor? Mekânın ruhu, eserlerin yerleşimini nasıl etkiledi?

Tophane-i Âmire’nin tarihi dokusu ve görkemli atmosferi, “kaos ve düzen” temasıyla harika, son derece uyumlu bir mimari ve felsefi diyalog kuruyor. Osmanlı askeri mimarisinin en güçlü örneklerinden biri olan bu mekan; devasa kubbesi, yüksek pencerelerinden sızan doğal ışığı ve kalın taş duvarları ile bize estetik bir düzeni doğal olarak sunuyor.

Eserlerin yüksek tavanlı bu alanda tam insanın görüş hizasında sergilenmesi, renk tonlamaları, hacimleri ve farklı materyallerle zıtlıklar barındırması ise karşıt bir kaotik gerilim yaratabiliyor. Mekânın her anlamda sahip olduğu o devasa hakimiyet, aslında eserleri yutabilecek kaotik bir etki barındırıyor. Ancak bu noktada, doğru bir küratöryel yerleştirme ile o düzen ve birliktelik hissi sağlanabiliyor.

Siz bu sergide bu düzeni ve estetiği, küratöryel dokunuşunuz ve yerleştirmenizle izleyiciye zamanın ve mekânın ötesinde bir deneyim olarak en güzel şekilde sundunuz. Ben de size bu harika ortaklık için çok teşekkür ederim.

Feride Çelik
Feride Çelik Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için