Sanatsal üretim sürecini “güncel, farklı ve şaşırtıcı” olarak tanımlayan sanatçı Seydi Murat Koç ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Türk çağdaş sanatının dikkat çeken isimlerinden biri olan Seydi Murat Koç, güncel sergisi “Taş Kağıt Metal” ile sanatseverlerle buluşmayı sürdürüyor.
İnsanın doğa ve dünya ile kurduğu bağa, modern kent yaşamının getirdiği zıtlıklara ve bu ilişkinin gerçekliğine dikkat çeken Koç, eserlerinde izleyicisini yapaylık ve gerçeklik arasındaki ince çizgide yürütüyor. Sanatçı, insan ve hayvan arasındaki melezleşme gibi konuları da çalışmalarında ele alıyor.
Seydi Murat Koç, sanatsal üretim sürecine dair yaklaşımını, ilham kaynaklarını, eserleriyle kurduğu duygusal bağı ve önümüzdeki döneme dair planlarını anlattı.

Sanat üretiminizin şekillendiği kavramsal temel nedir; sanatınızın bize bir anlatı sunma gayesi var mı?
Sanat üretimimin temelinde, doğa ve kültür arasındaki karmaşık ilişki yatıyor. Ben, bir sanatçı olarak, insanın doğal dünya ile olan bağını, modern kent yaşamının getirdiği kopuklukları ve bu ilişkinin gerçek doğasını sorguluyorum. Eserlerimde, doğanın bir metaya dönüşmesi, yapaylık ve gerçeklik arasındaki o ince çizgi, insan ve hayvan arasındaki melezleşme gibi konuları işlemeyi seviyorum. Fotoğrafik görüntüleri kolaj benzeri bir yöntemle kullanarak, izleyiciye dünyamızın mevcut durumuna dair kaleydoskopik bir bakış açısı sunmak benim için önemli.
Sanatımın sunduğu anlatı, doğadan nasıl koptuğumuzun ve onunla kurduğumuz yapay bağın eleştirel bir çözümlemesi aslında. Bu anlatı, insan uygarlığı, kültürü ve insan yaşamı ile çevremizdeki organik ve inorganik yaşam formları arasındaki ontolojik sorular etrafında şekilleniyor. Geleneksel ile çağdaşı harmanlayarak, öğrenme ve unutma, bilinen ve bilinmeyen, geçmiş ve şimdiki zaman gibi kavramları eserlerim aracılığıyla tartışmayı seviyorum. Benim sanatım, sadece estetik bir deneyim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insanlığın doğayla daha bütüncül ve barış içinde bir arada yaşama potansiyelini sorgulayan değerli fikirler ortaya koyuyor.

Sanat yolculuğunuzda sizi üretime iten içsel ve dışsal etkenler nelerdir?
Kendimi var edebilmemin tek yolu üretmek. Üretmeden var olamıyorum. Üretimi benden çekip alırsanız, geriye ne kaldığını ben de bilmiyorum.
“Taş Kağıt Metal” sergisi sizin için nasıl bir yolculuktu? Tarihi bir yapıda sergilenmek eserlerinizle nasıl bir etkileşim kurdu?
Bu sergi, farklı dönemlerime ait işleri bir araya getirdiği için mini bir retrospektif niteliği taşıyor. Tarihi mekanlarda açtığım ilk sergi değil; ancak bu kez mekanı birebir deneyimleme fırsatım oldu. Yapının kendi başına bir sanat eseri oluşu, işlerimle bağlantısını kurmayı başlangıçta zorlaştırsa da, uyum bir kez yakalandığında serginin gücü tartışmasız şekilde ortaya çıktı.
Yakın dönemde sizi nasıl projelerde görmeyi bekleyelim; sanatsal pratiğinizde yeni arayışlar ve iş birlikleri olacak mı?

Aktif olarak üretmeye devam ediyorum; bir sonraki sergim sürpriz olsun. Her sergim, farklı bir zemine oturuyor. Önceki sergilerden bazı ipuçları taşısa da, her yeni sergi; gerçekleştiği mekâna, döneme ve o anın konjonktürüne göre bambaşka bir konseptle şekilleniyor.
Ülkemiz sanat piyasasının geleceğini nasıl görüyorsunuz ve koleksiyonerlik nereye gidiyor?
Bu durumu Türkiye özelinde değil, global ölçekte değerlendirmek isterim. Dünyanın içinde bulunduğu kaotik ve belirsiz dönem, sanatçılar için kaygı verici olabilir. Ekonomik olarak sarsıcı bir süreçten geçiyoruz; ancak bu belirsizlik, sanat üretimi açısından düşündüğümüzde kimi zaman besleyici bir zemine de dönüşebiliyor.
POP QUIZ
Sanatınızı üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?
Güncel, farklı, şaşırtıcı
Mümkün olsa tanışmak istediğiniz sanatçı kim olurdu?
Pieter Bruegel
Tüm zamanların en önemli sanat eseri sizce hangisidir?
Bu soruyu yanıtlamak kolay değil; çünkü her dönemin ve her yılın kendi içinde öne çıkan, iz bırakan bir başyapıtı var.
Evinizde hangi sanat eserinin olmasını isterdiniz?
Bir Rodin heykeli isterdim. Antik Yunan dönemine ait Diskobolos heykeli de hayranlık duyduğum eserlerden. Picasso’nun Avignonlu Kızlar tablosunu evimde görmek ise benim için büyük bir ayrıcalık olurdu.
Hangi şehirler size ilham veriyor?
İstanbul, her köşesiyle bana ilham veren bir şehir. Ayrıca Salzburg beni her zaman büyülemiştir. Polonya’da ise Krakow’un atmosferi ve tarihi dokusu üretim süreçlerimde etkili olmuştur.
En son ziyaret ettiğiniz sergiler nelerdir?
“Taş Kağıt Metal”, Haliç Sanat 2
“Gözlerime Gülümserken Öylece Ölsen”, Pi Artworks
Birlikte Geleceğe “Summer Edition”, Casa dell’Arte Bodrum
Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?
Denizci olmak isterdim. Asker ya da sivil olsun fark etmez; o beyaz üniformalar ve deniz her zaman ilgimi çekmiştir. Çocukluğu İç Anadolu’da geçmiş biri olarak…


