white banner
Sanatçı Sohbetleri: Özge Kahraman

Yazı Boyutu:

Özge Kahraman ilk kişisel sergisi “Karanlığın Hafızası” ile 13 Kasım 2025-15 Şubat 2026 tarihleri arasında İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla sanatseverlerle buluşuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restore edilerek birer kültür sanat merkezine dönüştürülen Balat Fener Evleri’ndeki Haliç Sanat 2’de yer alan sergi, yeraltını zaman, hafıza ve bilinçaltı arasındaki ilişki üzerinden ele alıyor. Sanatçıyla üretim pratiği, çalışmalarının hikâyesi ve güncel sergisi üzerine sohbet ettik.

Özge Kahraman’ın “Karanlığın Hafızası” sergisinden genel görünüm; tarihi mekânda sergilenen büyük ölçekli mağara temalı sanat çalışması.
Özge Kahraman’ın ilk kişisel sergisi “Karanlığın Hafızası”

“Karanlığın Hafızası” Sergisi

  • Tarih: 13 Kasım 2025-15 Şubat 2026
  • Mekan: Balat Fener Evleri – Haliç Sanat 2
  • Ziyaret Saatleri: Her gün: 09:00 – 17:00
  • Adres: Yavuz Sultan Selim, Çukur Mescit Sk. No:23, 34083 Fatih/İstanbul
  • Instagram: ozgekahraman.1

Her ay İstanbul’daki güncel sergileri keşfetmek için OGGUSTO’nun İstanbul Sergi Rehberi’ni takip etmeyi unutmayın.


1. Kendinizden ve işlerinizden bahsedebilir misiniz?

İstanbul merkezli bir sanatçı ve mağaracıyım; on iki yıldır profesyonel olarak sürdürdüğüm mağaracılık pratiği, yeraltı coğrafyalarıyla kurduğum beden-temelli deneyimi sanat üretimimin hem başlangıç noktası hem de düşünsel omurgası hâline getirdi. Çalışmalarımın ilk dönemlerinde mağara oluşumlarının binlerce yıllık birikimini ve ışığın kayada yarattığı noktasal parlamaları karşılayan noktalama tekniğini temel ifade aracım olarak benimsedim. Zamanın yavaş ritmini ve jeolojik birikimin mikro izlerini noktalar üzerinden okumak, pratiğimin erken dönem estetik yapısını belirledi.

Son yıllarda bu yaklaşımı genişleterek lidar taramaları, haritalama yöntemleri, 3D modelleme ve video üretimlerini pratiğime dahil ettim. Bu teknolojiler mağaraların maddi hafızasını taşıyan veri katmanlarını bilimsel bir hassasiyetle görünür kılarken, çizimsel ve noktasal yaklaşımla bu verileri yeniden yorumlamak yeni bir ifade alanı açıyor. Böylece ölçümsel doğruluk ile sezgisel işçilik, dijital veri ile bedenin hafızası arasında geçirgen bir alan oluşturuyorum. Mağaranın hem fiziksel bir jeolojik yapı hem de içsel bir bilinç mekânı olarak taşıdığı çift yönlü anlam, üretimimin kavramsal çerçevesini şekillendirmeye devam ediyor.

2. Sanatla uğraşmaya nasıl başladınız?

Sanatla yolculuğum, lise öncesinde öğretmenlerimin yönlendirmesiyle başladı ve Yeditepe Üniversitesi’nde plastik sanatlar alanında aldığım lisans ve yüksek lisans eğitimleriyle derinleşti. Eğitim sürecimde özellikle mekân ve zaman algısı üzerine yoğunlaşıyordum; ancak mağaracılıkla tanışmam bu algıyı köklü biçimde dönüştürdü.

3. Çalışmalarınızda hangi bakış açılarını ön plana çıkarıyorsunuz?

Özge Kahraman’ın ilk kişisel sergisi “Karanlığın Hafızası”ndan mekân görünümü; tarihi duvarlar üzerinde mağara temalı çerçeveli çizim çalışmalar.
Özge Kahraman’ın ilk kişisel sergisi “Karanlığın Hafızası”

Çalışmalarımda mağarayı hem fiziksel hem de içsel bir zaman-mekân olarak ele alıyorum. Jeolojik birikimin yavaşlığı ile zihinsel birikimin kırılganlığı arasındaki paralellikler üretimimin temelini oluşturuyor. Bu yaklaşımımda Bachelard’ın mekânın içsel yankısına dair düşünceleri önemli bir yer tutuyor; çünkü mekânı yalnızca dışsal bir yapı olarak değil, kişinin iç dünyasıyla rezonansa giren bir alan olarak ele alıyor. Mağarada benim için hafızanın görünmez katmanlarını çağrıştırıyor. Nokta, iz, boşluk ve katman gibi unsurlar hem estetik hem kavramsal araçlara dönüşerek beden, mekân ve bilinçaltı arasındaki geçişleri görünür kılmamı sağlıyor.

4. Çalışmalarınızı hazırlarken ilham aldığınız noktalar nelerdir?

En büyük ilham kaynağım mağaranın karanlığı, sessizliği ve zamanın orada yavaşlayarak maddeselleşmesi. Oluşumların binlerce yıllık birikimi, çizimsel ve dijital üretimlerimde sürekli geri döndüğüm temel bir referans oluşturuyor. Mağaranın yönsüzlüğü, yankısı ve ışığın yokluğu işlerimin atmosferini belirleyen başlıca unsurlar. Bunlara ek olarak bedenin mekânla kurduğu temas, iniş–çıkış ritimleri ve yeraltının içsel zaman algısı üretimimi şekillendiriyor.

5. Hangi sanat akımı sizi daha iyi tanımlar?

Kesin bir akıma bağlı hissetmesem de pratiğim kavramsal sanat, yeni medya, arkeolojik düşünce ve doğa odaklı çağdaş sanat ile güçlü bağlar taşıyor. Veriyle çalışan ama aynı zamanda sezgisel bir çizim dili geliştirmeye çalışan işlerim, analitik ile duyusal olan arasında bir geçiş alanı yaratıyor. Zaman, bellek, mekân ve maddi iz gibi kavramlarla ilgilendiğim için disiplinlerarası yaklaşıma yakın duruyorum. Teknolojiyi mağaranın hafızasını yeniden okuyabilmek için kullandığım bir araç olarak görüyorum. Jeolojik zamanla psikolojik zamanın kesişimi, pratiğimin temel karakterini oluşturuyor.

6. Yaptığınız bütün işler arasında en heyecan verici ve özel işiniz hangisi?

Noktalama tekniğini tercih etmemin temel nedeni, mağara oluşumlarının binlerce yıl boyunca birikerek şekillenmesiyle kendi deneyimlerim arasında doğal bir bağ kurmam. Mağaracılık sırasında kask ışığımın nemli kaya yüzeyinde oluşturduğu noktasal parlamalar, bu tekniğin hem görsel hem de duyusal bir karşılığı hâline geldi. Nokta, hem jeolojik zamanın yavaş ritmini hem de mağara içinde bedenin ışıkla kurduğu ilişkiyi temsil ediyor. Bu teknik oldukça zaman alıcı olduğu için uzun süre büyük ölçekli çalışmalar üretemiyordum; ancak bu yıl bu sınırı aşarak büyük formatta eserler üretmeye başladım. Geniş yüzeylerde noktanın ritmi büyüdükçe izleyicinin mağaranın derinliğine çekildiğini ve karanlık–ışık arasındaki geçişi bedeninde hissettiğini gözlemliyorum. Sergide yer alan noktalama tekniğiyle tuval üzerine yaptığım en büyük eserim de bu nedenle benim için çok özel; çünkü mağaranın mutlak karanlığından girişteki aydınlığa doğru uzanan bir yolculuğu hem teknik hem kavramsal olarak taşıyor ve Haliç Sanat 2’nin mimarisiyle güçlü bir uyum kuruyor.

7. Şu anda üzerinde çalıştığınız veya çalışmayı planladığınız işlerden bahsedebilir misiniz?

Şu sıralar mağaralardan topladığım lidar verilerini, Gaussian Splatting yöntemlerini ve noktalama temelli çizimleri birleştiren yeni bir video-seri üzerinde çalışıyorum. Bu projede yeraltının dijital temsili ile fiziksel deneyimi arasında geçirgen bir alan kurmayı hedefliyorum. Veri, ışık ve çizim ilişkisini yeniden düşünerek mağaranın hem maddi hem de zihinsel katmanlarını görünür kılmak istiyorum. Aynı zamanda mağaraların haritalama verilerini daha şiirsel bir dile dönüştürebileceğim yeni bir yayın ve sergileme formatı üzerine araştırmalar yürütüyorum.

8. Haliç Sanat 2de açılan Karanlığın Hafızası” serginiz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Özge Kahraman’ın “Karanlığın Hafızası” sergisinde yer alan, mağara içini betimleyen mavi tonlarda dairesel sanat eseri.
Özge Kahraman’ın ilk kişisel sergisi “Karanlığın Hafızası”

İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla gerçekleşen “Karanlığın Hafızası”, mağarayı hem fiziksel bir oluşum hem de içsel bir hafıza alanı olarak ele aldığım ilk kişisel sergim. On iki yıllık mağaracılık deneyimimden beslenen bu proje, mağaranın karanlığında saklanan maddi hafızayı çizim, lidar, 3D modelleme, video ve haritalama gibi araçlarla yeniden okumaya odaklanıyor. Nokta, sergide hem jeolojik birikimin hem de bilinçaltının parçacıklarını temsil eden temel bir yapıtaşı olarak kullanılıyor. Katman, yüzey ve boşluk gibi unsurlar zamanın yavaş yavaş biriktiği izleri görünür kılıyor. Amacım mağarayı dışsal bir mekân olmaktan çıkarıp izleyicinin kendi içsel hafızasıyla ilişki kurabileceği bir düşünce alanına dönüştürmekti. Haliç Sanat 2’nin tarihsel dokusu ve mimari atmosferi, sergideki işlerle organik bir uyum kurarak deneyimi daha da derinleştirdi.

Özge Kahraman ile Pop Quiz

Sanatınızı üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?
Karanlık, içgörü, sessizlik.

Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?

Sanatçı olmasaydım muhtemelen arkeolog olurdum. Toprağın, taşın ve yeraltının taşıdığı izleri çözümleme arzusu, üretimimde olduğu gibi mesleki bir ilgi alanına da dönüşebilirdi.

İmkânınız olsa tanışmak istediğiniz sanatçı kim olurdu?

Eğer imkânım olsaydı tanışmak istediğim sanatçı büyük ihtimalle Max Ernst olurdu. Doğa oluşumlarını, jeolojik yüzeyleri ve bilinçaltını birlikte okuma biçimi, kendi pratiğimle güçlü bir paralellik taşıyor. Ernst’in mitoloji, arkeoloji ve içsel mekân arasında kurduğu geçişler, uzun süredir benim de düşündüğüm eksenlerle örtüşüyor.

Sıkça sorulan sorular
Özge Kahraman kimdir?

Özge Kahraman, 2009 yılında Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü’nü (Resim, Heykel ve Seramik) yetenek sınavı ile %100 burslu kazandı. 2013 yılında derece ile lisans eğitimini tamamladı. Ardından Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Plastik Sanatlar Bölümü’ne başlayan sanatçı 2016 yılında derece ile master eğitimini tamamladı. Uluslararası birçok sergiye katılan Özge Kahraman çalışmalarına İstanbul’da devam ediyor. Saatchi-Art tarafından 'gelecek vaad eden 100 genç sanatçı' olarak seçildi.

Özge Kahraman - Karanlığın Hafızası sergisi nedir?

İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla gerçekleşen “Karanlığın Hafızası”, mağarayı hem fiziksel bir oluşum hem de içsel bir hafıza alanı olarak ele alan ilk kişisel sergi. On iki yıllık mağaracılık deneyiminden beslenen proje; mağaranın karanlığında saklı maddi hafızayı çizim, lidar, 3D modelleme, video ve haritalama gibi araçlarla yeniden yorumluyor.

"Karanlığın Hafızası" sergisi nerede ve ne zaman ziyaret edilebilir?

“Karanlığın Hafızası” sergisi 13 Kasım 2025-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Balat Fener Evleri’ndeki Haliç Sanat 2’de sanatseverlerle buluşuyor.

Burcu Dimili
Burcu Dimili Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için