Ünlü fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut, bu kez kadrajını tarihin kalbine, Nemrut Dağı’na çevirdi. Xiaomi ve Leica iş birliğiyle geliştirilen yeni amiral gemisi Xiaomi 15 Ultra eşliğinde gerçekleşen bu özel yolculuk, yalnızca teknolojinin sınırlarını zorlamakla kalmadı; doğa, tarih ve duygunun iç içe geçtiği sanatsal bir deneyime dönüştü.
Sanatıyla her daim iz bırakan ve farklı anlatı biçimlerini cesurca deneyimleyen Mehmet Turgut ile hem Nemrut’un mistik atmosferinde yaşadıklarını hem mobil fotoğrafçılığın geldiği noktayı hem de profesyonel bir gözün cebine sığabilen bu yeni teknolojiyle neler mümkün olduğunu konuştuk.
Zirve projesiyle Nemrut Dağı’na uzanan bu özel yolculuk sizin için ne ifade ediyor? Bu keşfe çıkarken aklınızda nasıl bir hikaye vardı?

Zirve’ye çıkmak benim için sadece bir rakım meselesi değildi; bir varoluş sorgusuydu. Her adımda tarih fısıldıyor, taşlar konuşuyordu. Aklımda hikaye çok netti: İnsanın doğaya karşı değil, doğayla birlikte yükseldiği bir anlatı. Nemrut’un göğsünde dururken anladım ki; zamanla yarışmıyorsun, zamanın içine düşüyorsun.
Bu yolculuk, aynı zamanda Xiaomi’nin Leica iş birliğiyle geliştirdiği yeni amiral gemisi Xiaomi 15 Ultra’nın sunduğu mobil fotoğrafçılık yeteneklerini keşfetmek için de bir fırsattı. Cihazın profesyonel düzeydeki kamera sistemi, bu sanatsal keşfi teknolojiyle buluşturdu.

Xiaomi 15 Ultra ile ilk temasınızda sizi en çok etkileyen özellik ne oldu?

İlk temasta beni çarpan şey, cihazın gözüydü… Yani kamerası. O kadar hassas, o kadar “gören” bir yapı ki, ben değil de cihaz beni çekiyormuş gibi hissettim. Leica’nın optik zekâsıyla birleşince, bu bir makine değil, bir bakış oldu.
Özellikle 1 inçlik Sony LYT-900 sensöre sahip 50 MP ana kamera ve 200 MP ultra telefoto lensin sağladığı detay seviyesi, profesyonel ekipmanları aratmayacak düzeydeydi. Bu, mobil fotoğrafçılığın geldiği noktayı gözler önüne seriyor.
Geleneksel fotoğrafçılıkta profesyonel ekipmanla böyle yolculuklara çıkmak yorucu olabiliyor. Zorlu bir coğrafyada, tüm ekipmanın cebinize sığması nasıl bir his yarattı? Bu kolaylık, iş yapış biçiminizi nasıl etkiledi?
Bir dağa çıkarken sırtındaki yükle değil, içindeki fikirle tırmanmak istersin. Xiaomi 15 Ultra ile bu mümkün oldu. Sırt çantasız bir fotoğrafcı… Düşünmesi bile devrim gibi. Leica iş birliğiyle geliştirilen bu cihaz sayesinde profesyonel kaliteyi yanımda taşırken, yaratıcılığım da daha özgür hale geldi, anı kaçırmadan yakaladım.

Cihazın sunduğu 14 mm’den 200 mm’ye kadar uzanan odak uzaklığı aralığı ve Leica Summilux lenslerle donatılmış dörtlü kamera sistemi, farklı çekim senaryolarında profesyonel sonuçlar elde etmeme olanak tanıdı.
Dede mesleğiniz olan fotoğrafçılıkta, analog dönemden bugüne uzanan yolculukta artık profesyonel fotoğrafçılığın Xiaomi ve Leica iş birliğiyle cebimize sığabildiğine tanıklık ediyoruz. Sizce bu dönüşüm, gelecekte fotoğrafçılığı nasıl bir noktaya taşıyacak?
Dedem görseydi, “Oğlum bu makine değil, sihir bu!” derdi. Bence bu dönüşüm, fotoğrafçılığı erişilebilirlikten öteye taşıyor. Artık mesele, kimin daha pahalı ekipmanı olduğu değil; kimin neyi nasıl gördüğü. Xiaomi 15 Ultra, profesyonel bir stüdyonun süzülmüş halini cebimize getiriyor. Fotoğrafçılık artık bir elit sporu değil, herkesin dilinde bir şiir.

Xiaomi 15 Ultra’nın özellikle kamera teknolojisi açısından sizi şaşırtan bir teknik detay oldu mu?

Evet, özellikle gece performansı beni ciddi anlamda şaşırttı. Düşük ışıkta böylesine netlik ve detay… Bu seviyede bir optik dengeyi ancak büyük lenslerde görmeye alışıkız. Ama burada, bu küçücük gövdede Leica’nın ruhunu taşıyan bir gece görüşü var. Xiaomi 15 Ultra’nın yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojisi de bu detayların korunmasında çok etkili.
Çekim sürecinde karşılaştığınız en unutulmaz an neydi? Bize bu deneyimden kısa bir sahne paylaşabilir misiniz?
Nemrut’ta gün doğumunu beklerken, bir an geldi… Rüzgar durdu. Güneşin ilk ışığı heykellerin yüzünüze değdi. Ve ben o an, vizörden değil, çıplak gözle bakmak istedim önce.

Sonra cihazı çıkardım ve tek bir karede zamanı dondurdum. Belki de hayatımda çektiğim en sessiz ama en derin fotoğraftı.
Fotoğraf çekerken hem teknolojik hem de duygusal olarak sizi tatmin eden bir an yakalayabildiniz mi?
Evet. Doğa, ışık, cihaz ve ben… Hepimiz aynı anda aynı şeyi hissettik. Bir taş parçası gibi görünen ama binlerce yılın öfkesini ve bilgeliğini taşıyan bir yüzü yakaladım. O an, makinayı unutuyorsun. Sadece “an” kalıyor geriye.

Xiaomi 15 Ultra’nın Pro modunda sunduğu manuel ayarlar ve RAW formatında çekim imkanı, bu anı en doğal haliyle yakalamama yardımcı oldu.
Bugüne kadar sayısız profesyonel ekipmanla çalıştınız. Bir mobil cihazın bu düzeyde profesyonel bir iş çıkarması sizce sektörde neleri değiştiriyor?

Bu, profesyonelliğin tanımını baştan yazıyor. Artık mesele “neyle çektiğin” değil, “neyi gördüğün”. Mobil cihazlar, teknik eşitliği sağladı. Xiaomi 15 Ultra gibi cihazlarla artık herkes aynı seviyede başlıyor. Farkı yaratan şey ise bakış açısı ve anlatma becerisi. Bu da beni çok heyecanlandırıyor çünkü gençler için sınır kalmadı.
Leica gibi fotoğrafçılığa yön veren bir markanın teknolojilerinin mobil bir cihaza aktarılması sizce ne kadar başarılı olmuş?
Leica, fotoğrafçılığın kalbidir. O kalbin atışını, Xiaomi’nin damarlarında hissediyorsunuz. Bence bu iş birliği, teknolojinin duyguya ulaşabileceğini kanıtladı.

Xiaomi 15 Ultra’da yer alan gelişmiş kamera teknolojisi, profesyonel objektiflerin hassasiyetini mobil düzleme taşıyor. Ve bu çok büyük bir başarı.
Mobil fotoğrafçılıkla ilgilenen genç fotoğrafçılar için Xiaomi 15 Ultra gibi bir cihazla neler mümkün olabilir sizce? Onlara nasıl bir bakış açısı kazandırabilir?
Bak kardeşim, artık mazeret yok. “Makinem yok, lensim yok” devri kapandı. Gözün varsa, yüreğin varsa, Xiaomi 15 Ultra da cebindeyse, hikâyeni anlatırsın.

Bu cihaz, profesyonel görüntü kalitesini herkese açıyor. Gençlere tek tavsiyem şu: Teknoloji var diye kolaycılığa kaçmayın. Çünkü artık herkesin elinde bu güç var. Farkınızı, neye nasıl baktığınız belirleyecek.
*Bu içerik Xiaomi iş birliğinde hazırlanmıştır.


