Bihter Yasemin Adalı, Art On İstanbul’daki yeni sergisi “Haz ile Göklenir Dünya” ile 7 Şubat – 28 Mart 2026 tarihleri arasında izleyiciyi; yaşamla ölüm, bilinen ve bilinçdışına itilen, iç ve dış dünya arasındaki eşiklere çağırıyor. Sergiyi sanatçıdan dinledik.
“Haz ile Göklenir Dünya” Sergisi Hakkında

- Tarih: 7 Şubat – 28 Mart 2026
- Mekan: Art On İstanbul
- Ziyaret Saatleri: Salı – Cumartesi 10.30-18.30, Pazar ve Pazartesi kapalı
- Adres
Her ay İstanbul’daki güncel sergileri keşfetmek için OGGUSTO’nun İstanbul Sergi Rehberi’ni takip etmeyi unutmayın.

1. Kendinizden ve işlerinizden bahsedebilir misiniz?
Ben Bihter Yasemin Adalı; disiplinlerarası sanatçı ve sanat psikoterapistiyim. Üretimim, rüya ve hayal gibi çok duyusal ve tek kişilik deneyimler resim ve şiirle görünür ve paylaşılabilir kılma çabası. İşlerimde zamansallık, ödomoni, kronopolitika ve nesnelerin taşıdığı “an”ın ruhu üzerine kafa yoruyorum. Benim için resim yapmak, arkeolojik bir kazı gibi; toprağın derinliklerinde kalanı gün ışığına çıkarmak, alt-üst etmek ve bilincin katmanları arasında yol almak demek.
2. Sanatla uğraşmaya nasıl başladınız?
Ergenliğin çalkantılı sularında, dışavurum güvenli limanımdı. Kelimelerle anlatamadığım ne varsa resimle ifade edip hafiflediğimi, boyadıkça nefes alabildiğimi gördüm. Sanatın içindeki dönüşüm alanını başkaları için de inşa edebilme fikri beni bu mesleğe itti.
3. Çalışmalarınızda hangi bakış açılarını ön plana çıkarıyorsunuz?
Kültür bize hep “köklenmeyi” öğütlüyor. Ben ise feminist yaklaşımla havayı ve göğü neden unuttuğumuzu sorguluyorum. Köklenmek bazen olduğu yere çakılı kalmak gibi; asıl meselem rüzgar ve esin gibi göğe uzanabilmek, yani “göklenmek”. Haz ile köklenmek dünyaya bağlılıksa, haz ile göklenmek coşkunun devamı olan yarını ve yaşamı düşlemek demek.

4. Çalışmalarınızı hazırlarken ilham aldığınız noktalar nelerdir?
Rüyalar ve mekanların ruhu temel kaynağım. İstanbul’daki mahalle aralarında saatlerce dolaşıp eski ahşap evlerin detaylarını incelerim. Evlerin metruk, iç ve dış arasındaki sınırları yitirmekte olan halleri, atölyemdeki üretimin “zaman-yer” duygusunu besliyor. Ayrıca Roland Barthes’ın bahsettiği, öznenin bütünlüğünü sarsan o aşkın haz hali (jouissance) ve zamanın bir akordiyon gibi açıldığı anlar ilhamımı tetikliyor.
Fotoğraf: Emirkan Cörüt
5. Hangi sanat akımı sizi daha iyi tanımlar?
Kendimi “poet-painter” (şair-ressam) olarak tanımlıyorum. Yazının başat olduğu, şiirin imgeyle buluştuğu hibrit alanlarda oynamak beni herhangi bir akımdan daha iyi ifade ediyor. Kelimelerle oynamak, bir harf değişimiyle anlamın yön değiştirmesi, resimdeki bir fırça vuruşunun tüm ifadeyi dönüştürmesiyle eş değer benim için.
6. Yaptığınız bütün işler arasında en heyecan verici ve özel işiniz hangisi?

Galeride domino taşlarını, dev oyun ıstakaları ve yağlı boya resimlerini bir araya getiren ‘Mind Games / Akıl Oyunları’ adını verdiğim yerleştirmenin performatif potansiyelini keşfetmek istiyorum. Ayrıca, şu an üzerinde çalıştığım “MIND GAMES 2” beni heyecanlandırıyor. Rüyaların, AI görsellerin ve oyun mekaniğinin birleştiği bu yerleştirme; terapiden sanata aktarmak istediğim izleyiciyle kurulan diyalojik ilişkiyi farklı bir boyuta taşıyor. Domino taşlarıyla oynamak gibi; verili yaşantıyı hafızadan çıkarıp yeniden öykülemek ve kurgulamak bu ifadenin de kalbinde yer alıyor.
7. Şu anda üzerinde çalıştığınız veya çalışmayı planladığınız işlerden bahsedebilir misiniz?
Geleneksel kitap formunu zorlayan, içinde şiirlerin olduğu bir monografi projesine eğiliyorum. “Eşikte var olma” halini; ne tam içeride ne dışarıda, ne tam geçmişte ne gelecekte olma durumunu görselleştirmeye devam edeceğim.
8. Art On’da açılan “Haz ile Göklenir Dünya” serginiz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu sergi, yazdığım şiirlerden parçaları led ekranlarla resimlerin altına altyazı gibi yerleştirdiğim sürprizlerle dolu bir uyanış hikayesi. Sergi öncesinde trenle çıktığım Paris, Basel, Berlin, Hamburg ve Kopenhag’ı kapsayan yoğun rota, resimlerde daha önce beliren hareket halindeki vagonların içini resmettiğim büyük tuvallerin yanı sıra, birçok resimde bulunan yol ve yön işaretlerinin fiziksel karşılığı oldu.
Domino taşlarının kırılganlığından boks torbalarının devingen ve hipnotik etkisini yayan pek çok nesnenin yer aldığı sergide, seyahat halinde olmanın bende bıraktığı ödomonik, yani yaşamdan tat almaya, keyif almaya odaklı varoluşun izleri ve “hazla uyanış” fikri serginin omurgasını oluşturuyor.
Fotoğraf: Emirkan Cörüt

POP QUIZ

Sanatınızı üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?
Devinim, İmgenin Evrimi, Diyalog.
İmkânınız olsa tanışmak istediğiniz sanatçı kim olurdu?
Henri Matisse. Özellikle hayatının son döneminde, kısıtlı bir alanda yarattığı devasa devinim ve panoramalar yüzünden.
Tüm zamanların en önemli sanat eseri hangisidir?
Japon rulo resimleri (Japanese scroll paintings); 360 derecelik panoramik bir manzara deneyimi sunmaları, şiiri sürece dahil etmeleri ve kısıtlı bir alanda hareketin izini barındırdıkları için.

Türkiye ve dünyadaki galeri ve müzelerden en sevdikleriniz hangileri?
Türkiye’de Arter, İmalat-hane, SSM ve Galerist. Dünyada ise büyük şehirlerin biraz çepherinde kalan PS1, Louisiana Museum ve Foundation Beyeler.
Evinizde hangi sanat eserinin olmasını isterdiniz?
Hareketin tuvalde izini tuttuğu için bir Franz Kline eseri.
Hangi şehir size ilham veriyor?
İstanbul veya Venedik; suyun, adaların, vapur ve köprülerin ritmi yavaşlatıcı etkisi için. İnsanın kendi ruhunun kanallarında kaybolmasına izin veren o zamansallık bana ilham veriyor.

En son ziyaret ettiğiniz üç sergi hangileriydi?
Grand Palais’de Tinguely ve Niki de Saint Phalle, İmalat-hane’deki “Ne Karanfil Ne Kurbağa” ve Galerist’teki “Kayada Büyüdüm Ben”.
Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?
Bedenin ve ruhun hareketlerini birleştiren, dans ve performans ile uğraşan biri olurdum.


