Miart Gallery London, uluslararası sanat yolculuğuna İstanbul’da iki yeni galeriyle devam ediyor. Bu heyecan verici açılış, dünyaca ünlü heykeltıraş Lorenzo Quinn’in bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük solo sergisi “Bronzun Yeni Çağı” ile gerçekleşti. Sanatçının insanlık, sevgi, bütünleşme ve birlik temalarını ele aldığı 80 parçalık etkileyici koleksiyonu, Four Seasons Residences ve Four Seasons Hotel Istanbul At The Bosphorus’ta sanatseverlerle buluştu.
World Art Awards ve American Art Awards tarafından “Birleşik Krallık’ın En İyi Galerisi” seçilen Miart Gallery’nin kurucusu İrem Deniz ve eserleri dünyanın dört bir yanındaki koleksiyonlarda yer alan sanatçı Lorenzo Quinn ile sergiye, sanatın iyileştirici gücüne ve İstanbul’daki bu yeni döneme dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Eserlerinizde aşk, insanlık ve doğa gibi temaları merkeze alıyorsunuz. Bu temalara olan derin bağınızın ardında yatan kişisel bir hikâye var mı?


Lorenzo Quinn: Hayır, özel bir hikâye yok. Bu benim tüm hayatım, sadece benim hayatım değil, insanlığın hayatı. Hayattan ve insanlarla kurduğumuz ilişkilerden ilham alıyorum.
İstanbul’a, iki yıl boyunca hazırladığınız özel bir koleksiyonla geliyorsunuz. Bu sergi sizin için kişisel anlamda ne ifade ediyor?

Lorenzo Quinn: Evet, bu sergi benim için çok heyecan verici. Uzun zamandır bunu bekliyordum. Pek çok Türk takipçim bana daha önce defalarca “İstanbul’a ne zaman geliyorsunuz?” diye sordu. Sonunda Mr. Gadri ve Hideen ile bunu gerçekleştirdik. Gerçekten sabırsızlanıyorum ve sonuçları görmek için heyecanlıyım.
İstanbul’daki bu sergide ilk kez sunulacak eserler var mı?
Lorenzo Quinn: Evet, birkaç tablo ve heykel ilk kez burada sergileniyor. Mesela mermerden yapılmış “Unconditional Love” adlı bir heykel ilk kez sergilenecek. Aşağı katta, yeşil reçineden yapılmış “Love Yourself” adlı eser de ilk defa izleyiciyle buluşacak. İki, üç, dört, belki beş parça bu sergiyle birlikte ilk kez görülecek.
İstanbul’daki açılışı Lorenzo Quinn’le yapmak büyük bir sanat olayı. Bu kararınızın arkasındaki motivasyon nedir?
İrem Deniz: Miart Gallery olarak Londra’da uzun süredir önemli sanat olaylarına ve ses getiren sergilere imza atıyoruz. İstanbul’da da büyük etki yaratacak bir açılış yapmak istedik. Lorenzo Quinn’le yaklaşık iki buçuk yıldır bu proje üzerine çalışıyoruz. Son derece özenli, dikkatle oluşturulmuş bir seçkiyle İstanbul’daki sanatseverlerin karşısına çıktık.
Sergilenen eserlerin çoğu daha açılış öncesinde satıldı. Bu yoğun ilginin sebepleri sizce neler?
İrem Deniz: Lorenzo Quinn zaten istatistiksel olarak dünyada en çok takip edilen ikinci şehir olan İstanbul’da büyük bir hayran kitlesine sahip. Bu sebeple ilgi bekliyorduk ama henüz sergi açılmadan böylesine bir satış başarısı elde edeceğimizi biz de öngörmüyorduk. Sanatının evrensel bir dili var: Sevgi, barış ve denge üzerine kurulu eserleri her coğrafyadan izleyicinin kalbine dokunuyor. Üstelik heykellerine başlamadan önce şiirlerini yazıyor; bu, eserlerine çok özel bir ruh katıyor.

Seçki nasıl bir süreçte oluşturuldu?
İrem Deniz: Bu koleksiyonu Lorenzo Quinn’le birlikte şekillendirdik. İlk seçkimizden bu yana sanatçı yeni eserler ortaya koydu. Bazılarını eledik, yenilerini dahil ettik. Zamanla evrim geçiren, yaşayan bir koleksiyona dönüştü. Bu seçkide daha önce hiçbir yerde sergilenmemiş eserler de yer alıyor.
Galerinizin kısa sürede büyük başarılar elde ettiğini görüyoruz. Bu ödüller sizin için ne ifade ediyor?

İrem Deniz: Miart Gallery’yi Covid pandemisi öncesinde kurduk. Açılışımızdan altı gün sonra kapanmalar başladı ve yaklaşık iki yıl galeri kapalı kaldı. Bu süreçte “devam etmeli miyim?” diye çok düşündüm ama pes etmedim. Pop-up sergiler gibi geçici çözümler yerine çizgimizi koruduk, özenli seçkilerden taviz vermedik.
Bu duruş, 2022 yılında Londra’nın en iyi on galerisi arasında gösterilmemizi sağladı. Ardından 2024’te Amerika ve Dünya Sanat Ödülleri tarafından Birleşik Krallık’ın en iyi galerisi seçildik. Dünyadaki en iyi 20 galeri arasında yer aldık. Ayrıca çok yeni bir haber: 2025 yılında da Innovation & Excellence Awards tarafından 21 ülkede “Yılın Galerisi” seçildik.
Auguste Rodin koleksiyonu Miart Gallery için nasıl bir öneme sahip?
İrem Deniz: Evet, galerimiz Londra’daki eski Barclay’s Bankası binasında yer alıyor. Altı katlı binamızda, tarihi kasa dairelerinde 2022’den bu yana Auguste Rodin koleksiyonunu sergiliyoruz. Bu kalıcı sergi, birçok müzeden daha fazla Rodin eserine ev sahipliği yapıyor ve galerimizin uluslararası başarısına büyük katkı sağladı.
Miart Gallery London ile iş birliği yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

Lorenzo Quinn: Oğlum Londra’da yaşıyordu, hâlâ da orada yaşıyor. Biz de o dönemde aktif olarak yeni iş birlikleri arıyorduk. Oğlum bana heyecanla “Senin için harika bir galeri buldum, mutlaka iş birliği yapmalısın” dedi. Bu, yaklaşık üç yıl önceydi.
Eserleriniz Türkiye’de büyük ilgiyle karşılandı. Bu ilgi size ne hissettiriyor?
Lorenzo Quinn: Bir sanatçı olarak tabii ki gurur verici. İnsanların eserlerimle duygusal bağ kurduğunu görmek, çalışmalarımın amacına ulaştığını gösteriyor. Türkiye’deki bu sevgi ve ilgiden çok memnunum.

İstanbul’da galeri açma kararınızın arkasında nasıl bir vizyon var?

İrem Deniz: İstanbul’un sanatsal anlamda çok daha güçlü bir merkez olması gerektiğine inanıyorum. Şu an önemli etkinlikler ve fuarlar düzenleniyor ama hâlâ hak ettiği seviyeye ulaşabilmiş değil. İstanbul’un kendisi zaten bir sanat eseri; bu yüzden sanata daha fazla yatırım yapılmalı. Ben bu yolda ilk adımı attığıma inanıyorum. Eminim ki benim gibi başka vizyonerler de var ve birlikte İstanbul’u hak ettiği yere taşıyabiliriz.


