Kadınların birbirine olan bağını simgeleyen tasarımlarıyla, yüksek zanaatkarlık tekniklerini birleştiren Serena Uziyel ile profesyonel yolculuğu üzerine konuştuk.
Serena Uziyel’in hikâyesi, yalnızca bir tasarım yolculuğu değil; geçmişin izlerini bugünün çizgileriyle birleştiren yaşayan bir anlatı. Onun dünyasında her parça, bir hikâyeyi taşıyor; her detayda emeğin, kültürün ve kadının sesi duyuluyor. Köklerinden aldığı ilhamla geleceği ilmek ilmek dokuyan Uziyel, kadim teknikleri modern bir zarafetle harmanlıyor. El işçiliğinin ustalığı, kadın dayanışmasının gücü ve yaratıcı vizyonun büyüsüyle hayat bulan bu marka, modadan öte bir ifade biçimi sunuyor. Serena Uziyel ile yalnızca bir markanın değil; zanaatkarlığın, duyarlılığın ve tutkuyla yoğrulmuş bir tasarım dilinin iç yolculuğuna tanık oluyoruz.

Tasarımı bir hayalin, duyguya; bir duygunun da şekle ve işçiliğe dönüştüğü yaratıcı bir yolculuğa benzetiyorum.
Serena Uziyel
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Kendimi, araştırmacı, işine büyük önem veren ve aynı zamanda ailesine, geleneklerine ve köklerine tutkuyla bağlı biri olarak tanımlıyorum. Detaylara önem veren, farklı deneyimlere açık, iyi bir gözlemci olduğumu söyleyebilirim. Modaya ve tasarıma olan ilgim çocuk yaşlarda başladı; bu yolculuk, kültürel mirasım ve dünya genelinde edindiğim deneyimlerle şekillendi.
Markanızın kuruluşu hikayenizin hangi noktasına denk geliyor?
Dünyanın önde gelen markalarının çanta ve ayakkabı departmanlarında edindiğim tecrübeler, modanın hangi dalına yönelmem gerektiği konusunda bana önemli bir bakış açısı kazandırdı. Çalışırken elde ettiğim tecrübe ve bilgi birikimi, kendi markamı kurma zamanının geldiğini hissettirdi. Markamı kurduktan sonra, dünyanın en iyi ayakkabı zanaatkarlarının bulunduğu İtalya’nın Toskana bölgesindeki atölyelerde çok uzun vakit geçirdim ve hala ayın belli bir bölümünde bu atölyelerde çalışıyorum. Yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan yüksek zanaatkarlık tekniklerini, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını yaşatmayı ve çeşitli işleme tekniklerini modernleştirerek hayata geçirmeyi bir misyon olarak benimsedim. Küçük yaşlardan itibaren annemin desteği ve ön görüsüyle resim dersleri almaya başladım.



Çizim yapmak beni tasarım dünyasına götürdü. Özellikle ayakkabıyla kurduğum bağ, iki yıl önce kaybettiğimiz İtalyan mentorum Giuseppe’ye dayanıyor. Ondan bir ayakkabının nasıl bir zarafetle inşa edildiğini öğrendim. Zanaatkar kişiliği ve en küçük detaya verdiği önem sayesinde beni bugünlere getirdi diyebilirim. Dünyanın önde gelen markalarının çanta ve ayakkabı departmanlarında edindiğim tecrübeler, modanın hangi alanına yönelmem gerektiği konusunda bana güçlü bir bakış açısı kazandırdı. Zamanla bu birikim, kendi yaratıcı vizyonumu ve değerlerimi yansıtan bir marka kurma isteğine dönüştü. İşte bu noktada kişisel ve profesyonel yolculuğumun kesişiminde Serena Uziyel markası doğdu.
Markanızı birkaç kelime ile ifade etmenizi istesek..
Zamansız zarafet, geleneksel zanaatkarlık, gelenekten ilham alan modern ve zarif tasarımlar.
Tasarım yapmayı başka bir ‘şey’e benzetseydiniz bu ne olurdu?
Bir yolculuk aslında… Bazen bir şehirde, bazen uzak bir kasabada ya da bir deniz yolculuğunda başlayan keşifler… Kendi ritminde inişlerle, çıkışlarla ilerleyen bir serüven. Tasarımı bir hayalin, duyguya; bir duygunun da şekle ve işçiliğe dönüştüğü yaratıcı bir yolculuğa benzetiyorum. Bir hikaye anlatıcılığı aslında; her parça kendi öyküsünü taşıyor ve bu öyküler, ustalıkla işlenmiş detaylar sayesinde hem bugünün ruhunu hem de köklerimizdeki zanaatkarlığı yansıtıyor.

Her bir tasarımım, köklü bir zanaatkarlık öyküsü taşıyor. Üretim sürecinde tüm detayların usta ellerle şekillenmesi sayesinde, aynı modelin iki farklı çifti bile minik nüanslarla birbirinden ayrılıyor, bu da her bir ürünü eşsiz ve kendine özgü kılıyor. Mezopotamya topraklarından gelen zengin el sanatları mirasından ilhamla, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki kadın zanaatkârlarla birlikte çalışıyoruz. Geleneksel işleme tekniklerini modern bir estetikle yeniden yorumlayarak, kültürel birikimimizi nesilden nesile aktarabilecek zamansız parçalara dönüştürüyoruz. Bu iş birliğinin yerel kadın emeğinin uluslararası sahnede hak ettiği değeri bulması açısından da çok kıymetli.
Koleksiyon yaratım sürecinde nelerden besleniyorsunuz?
Yaratım süreci, özveri ve emek gerektiren uzun ve derinlikli bir yolculuk… Tek bir tasarım için bazen aylarca ekibimle birlikte atölyede çalışıyoruz. Bu süre zarfında, beni en çok besleyen süreçlerden biri malzemelere dokunmak ve onları hissetmektir. Ellerimle çalışmak, yüzeyleri ve farklı teknikleri keşfetmek beni derinlemesine heyecanlandırıyor.
“Aynı zamanda iyi bir gözlemci olduğumu söyleyebilirim. Çevremde olup biten her detay, gezdiğim bir sergide karşılaştığım bir eser, bir kitabın hayal dünyasında canlandırdığı imgeler, bir çiçeğin narin duruşu bana ilham verir. “
Hayatın her anı ve her detayı tasarımlarımın çıkış noktasını oluşturabilir. Hatta bazen bir toplantı sırasında gördüğüm küçük bir ayrıntıdan etkilenip çizim yapmaya başladığım bile olur. Hayalin ustalıkla buluştuğu bu süreçte, İtalya’daki ustalarımızın ve Türkiye’deki zanaatkarlarımızın emeğiyle her bir tasarım, zarafetle hayata geçiyor. Her aşamasında bizzat yer aldığım bu yolculuk, tasarıma ruhunu veren ince detaylarla şekilleniyor. Her parça, tutkunun ve ustalığın dokunuşlarını taşır ve benzersizliğini koruyor.
Koleksiyonunuzu oluştururken izlediğiniz kriterler ve bağlı kaldığınız prensipler var mı?
Tasarımlarımda, nesilden nesile aktarılan, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel teknikleri ve mirası modern çizgilerle bir araya getiriyorum. Geçmişin izlerini modern bir yorumla buluşturarak zamansız parçalar yaratmayı hedefliyorum. Tasarımlarımın aynı zamanda kültürel ve duygusal bir bağ taşımasını önemsiyorum. Kadınlar kendilerine özel ve eşsiz bir parçaya sahip olmayı, evladiyelik nitelikte ve bir hikayesi olan tasarımları tercih ediyorlar. Onlar için en değerli olan, sadece kendilerine ait olan, kişiliklerini ve duygularını yansıtan özel parçalar… İşte bu yüzden koleksiyonlarımda her detayın anlamlı, özgün ve zamansız olmasına büyük önem veriyorum.


Son koleksiyonunuzdaki “Day to Night” konsepti çantaları tasarlarken ne hayal ettiniz?
“Catena Day-to-Night Bag”i tasarlarken, şehir hayatının enerjisini ve güçlü kadınların çok yönlü dünyasını hayal ettim. Günün yoğun temposundan gece davetlerine kadar her anınıza kolayca uyum sağlayacak, esnek ve şık bir parça yaratmak istedim. Değiştirilebilir zincirleriyle farklı stiller oluşturmanıza olanak veren bu çanta, kişiselleştirilebilir renk seçenekleriyle de tarzınıza özgünlük katıyor. Modern şıklığı ve ustalığıyla, zamansız bir tasarım olarak her görünümünüze sofistike bir dokunuş ekliyor.
Catena, kadın zanaatkarların sabır ve tutkuyla büküp sardığı metalik ipliklerin bir araya gelerek yarattığı birlik ve sadakatin zarif bir ifadesi. Her bir halkası, kadınların gücünü ve birbirine olan bağını simgeler; detaylarında birlik beraberliğin ve dayanışmanın hikayesi saklıdır.
Kullanmayı en çok sevdiğiniz malzemeler ve renkler neler?
Tasarımlarımda metalik ipliklerin ışıltısını, ham halatın doğal dokusunu ve raffia ile jute’un sade zarafetini bir araya getirmeyi seviyorum. Her biri kendi karakteriyle bir bütünün parçası oluyor. Deri ve süetin sıcaklığı ile rafyanın dokusunu dengede tutarak, özgün ve dengeli bir bütünlük yaratıyorum. Beklenmeyen materyalleri bir arada kullanarak tasarımlarıma özgünlük ve derinlik katmayı seviyorum. Mesh, kristaller ve özenle seçilmiş dokuların bir araya geldiği uyum; yün ve metalik ipliklerin zarafeti, jute’un doğal dokusuyla bütünleşerek eşsiz bir ahenk yaratıyor.
‘Trend’ kavramı sizin için ne anlam ifade ediyor?
Trend kavramı, benim için ancak zamana karşı dirençli ve karakter sahibi bir tasarım diline dönüştüğünde anlam kazanıyor.

Modada sizi en çok etkileyen isimler veya akımlar nelerdi?
Modada beni en çok etkileyenler, dönemlerin ruhunu ve detaylara olan tutkuyu yansıtan isimler ve akımlar oluyor. Art Deco’nun hem tekstil hem de mimarideki yalın ama güçlü çizgileri, ilham kaynağımda her zaman özel bir yere sahip. Andria Pulman ve Annie Alber gibi tasarımcıların eserlerinde bu dönemlerin incelikli estetiğini ve özenle işlenmiş detayları görmek, her zaman ilham verici oluyor. Benim için en büyük ilham, daima kültürlerin zenginliğinde ve el işçiliğinin anlatım gücünde gizli. Anadolu’nun geleneksel teknikleri, Mezopotamya’nın dokusal çeşitliliği ve motifleri gibi çok katmanlı dünyalar; tasarımlarıma hem ruh hem de derinlik kazandırıyor. İlham kaynaklarım sadece isimlerden değil, duygulardan, tarihi miraslardan ve kültürel hafızalardan besleniyor.
Tasarımlarınızdaki zincir teması markanın imzası niteliğinde. Neyi simgelediğinden bahseder misiniz?
Catena, kadın zanaatkarların sabır ve tutkuyla büküp sardığı metalik ipliklerin bir araya gelerek yarattığı birlik ve sadakatin zarif bir ifadesi. Her bir halkası, kadınların gücünü ve birbirine olan bağını simgeler; detaylarında birlik beraberliğin ve dayanışmanın hikayesi saklıdır.
Gelecek projeleriniz ve markanız için hedefleriniz nelerdir? Yeni koleksiyonlarınızda bizi neler bekliyor?
Kadınlarla kurduğumuz bu özel iş birliğini dünya çapında duyurmaya devam etmek en büyük hedeflerimden biri. Bu değerli ve anlamlı işbirliğini görünür kılmak; kadın zanaatkar topluluğumuzu yüceltmek çok değerli. Yenilikçi materyallerle hayat bulan tasarımlar, yazın enerjisini ve canlılığını yansıtıyor olacak; farklı ailelerin buluştuğu İlkbahar/Yaz 2025 koleksiyonunda, imza modellerimizden Catena sandal, yepyeni bir renkle yeniden hayat bulurken; Mezopotamya’nın kadim örme tekniğinden ilham alan deri şeritlerin özenle örülerek şekillendiği Kibele ailesi, yeni form ve farklı renklerdeki sandallarla yaz koleksiyonunun en özel parçaları arasında yerini alacak. Yeni koleksiyonun imza modelleri Hobo ve Shoulder bag, fonksiyonellik ve inceliği dengeli bir şekilde bir araya getiriyor; günlük şıklığa farklı bir dokunuş katıyor ve gün boyunca stilinizi zarifçe tamamlıyor.
Sizce her kadının dolabında olması gereken parça nedir?
Her kadının dolabında hem şıklık hem de güç hissi veren zamansız bir çift ayakkabı olmalı. İyi kesim bir pantolonla tamamlanan, zamansız bir gömlek diyebilirim… Giyenin kim olduğunu hatırlatan, kendine güvenini sessizce taşıyan bir parça. Çünkü doğru ayakkabı, yalnızca stilin değil, duruşun da bir yansımasıdır


Geçmişten bugüne moda sektöründe yaşanan değişimlere nasıl ayak uydurdunuz? Bu süreçte nasıl bir strateji izlediniz?
Moda dünyasının sürekli değişen ritmine uyum sağlamak, derin bir esneklik ve anlayış gerektiriyor. Bizim yolculuğumuzda ise, köklerimize sıkı sıkıya bağlı kalarak; yenilikle el işçiliğinin eşsiz değerini her zaman ön planda tutmak oldu. Kadın zanaatkarlarımızla kurduğumuz güçlü iş birliği, markamızı sadece bir moda evi değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürel miras taşıyıcısı haline getirdi. Değişen dünyaya ayak uydururken, özgünlüğümüzü ve estetik duruşumuzu koruyan; koleksiyonlarımızda zamansız şıklığı modern detaylarla buluşturmayı benimsiyoruz. Zamana meydan okuyan tasarımlarımızla, geçmişin ruhunu geleceğe taşırken, her tasarımımızla kadınların yaşamına eşsiz parçalarla ilham katmaya devam ediyoruz.
Moda dünyasında gelecekte görmek istediğiniz değişiklikler neler? Sizce moda sektörü hangi yöne doğru evriliyor?
Moda, hızla değişen trendlerin ötesine geçerek, uzun ömürlü, zamansız ve anlam dolu tasarımların öncelikli olduğu bir yöne doğru evriliyor. Bu süreçte el işçiliği ve yerel zanaatkarlığın yeniden değer kazanması, sektörün kalıcı ve sorumlu bir geleceğe ulaşmasının anahtarı olacak. Sürdürülebilir moda, günümüz endüstrisinde hızla önem kazanan ve gelişimini sürdüren bir yaklaşım oldu. Bana göre, sürdürülebilirliğin en güçlü destekçisi, yıllar boyunca değerini koruyan, zamansız ve yüksek değerli tasarımlar yaratmaktır. Ben ve ekibim bu prensibi benimseyip, her detayda büyük bir özen ve emekle çalışıyoruz.



İdeal bir moda haftası kurgulasanız bu nasıl bir organizasyon olurdu?
Benim için ideal bir moda haftası, tasarımın ardındaki süreci, zanaatkarlığı ve ilham kaynaklarını görünür kılan çok katmanlı bir deneyim olurdu. Koleksiyonların hissedildiği, dokunulduğu ve hatta üretim süreçlerinin paylaşılabildiği; sanat galerisi dokusuyla bütünleşen bir deneyim hayal ediyorum. Atölye sohbetleri ve ustalarla buluşmalar, kültürel ilhamların paylaşıldığı sergiler ve sessiz ama etkileyici anlatılarla dolu sunumlar olurdu. Beş duyuyu uyandıran; koku, renk ve dokuların nazikçe sohbet ettiği, her anıyla ilham veren bir deneyim.
Yeni nesil moda tasarımcılarına ve genç girişimcilere ne gibi tavsiyeler vermek istersiniz?
Genç tasarımcılara ve girişimcilere önerim, kendi seslerini bulup, emek ve özveriyle ortaya koymalarıdır. Her aşamada öğrenmeye açık kalmak, detaylara önem vermek ve özgünlüğünüzü korumak bu yolculuğun en değerli anahtarı olduğunu düşünüyorum. Moda sürekli değişse de gerçek değer, özgünlükle işlenmiş tasarımlarda saklıdır. Tutkunuz ve emeğinizle hayat bulan her parça, zamanla anlam kazanarak nesillere aktarılan eşsiz bir miras olur ve her daim unutulmaz bir iz bırakır.


Yurt dışında mağazaları olan bir tasarımcı olarak kültürler arası alışveriş alışkanlıklarındaki farklılıkları nasıl yorumlarsınız?
Kültürler arası alışveriş alışkanlıklarındaki farklılıkları büyük bir zenginlik ve ilham kaynağı olarak görüyorum. Her kültürün estetik tercihleri, yaşam tarzları ve değer verdiği detaylar farklı; bu çeşitlilik, tasarımlarıma derinlik ve evrensel bir anlam katıyor. Bazı kültürlerde zamansız ve klasik parçalar ön planda olurken, başka yerlerde cesur ve yenilikçi tasarımlar daha çok ilgi görüyor. Bu çeşitliliği anlamak, koleksiyonlarımı hem global bir dilde hem de özgün bir anlatımla şekillendirmeme olanak tanıyor. Aynı zamanda, el işçiliğine ve kaliteye verilen değer her kültürde farklı biçimlerde ortaya çıkıyor.
Bu farklılıklar, benim için tasarımın köklerine, kültüre ve zamana saygı duyan, ruhuyla bağ kuran eserler yaratma fırsatı oluyor. Kültürler arası bu diyalog, her parçamın dünyada kendine özgü bir hikâye anlatmasını mümkün kılıyor. Renkler, kumaşlar ve topuk boyları; mevsime, iklime ve şehrin yaşam ritmine göre değişiklik gösterebiliyor. Hafif ve doğal dokular sıcak iklimlerde, daha yapılandırılmış kumaşlar ise şehrin atmosferinde öne çıkıyor. Çanta kullanımı ve ayakkabı seçimi ise günün koşullarına, işlevselliğe göre seçilebiliyor. Bu çeşitlilik, koleksiyonlarıma hem özgünlük hem de zamansızlık katıyor.
Kapak Görseli: Serena Uziyel


