Les Benjamins’in kurucusu ve kreatif direktörü Bünyamin Aydın, köklerinden aldığı ilhamı Mercedes-Benz’in zamansız lüksüyle buluşturarak kültürler arası güçlü bir bağ kuruyor. Mercedes-Benz Otomobil Pazarlama ve Kurumsal İletişim Grup Müdürü Ezgi Yıldız Kefeli ise markanın “Geleceğin Estetiği” vizyonunu modaya taşıyarak teknolojiyi duyguyla harmanlıyor. İkili, bu özel işbirliğinin doğuş hikayesini ve iki markanın ortak vizyonunu OGGUSTO’ya anlattı.
İşbirliğinin Doğuşu

Mercedes-Benz x Les Benjamins işbirliği nasıl bir fikirle doğdu? İki markayı bir araya getiren ortak vizyon neydi?

Ezgi Yıldız Kefeli: Mercedes-Benz için bu işbirliği, teknolojinin ve tasarımın modayla kesiştiği bir alanı keşfetme fırsatıydı. Les Benjamins, şehir kültürünü ve mirasını çağdaş bir dille yorumlayan bir marka. Bizim için bu, “Geleceğin Estetiği” vizyonunu sadece otomobil tasarımında değil, yaşam tarzı alanında da hayata geçirebilmenin en güçlü yolu oldu.
Yeni CLA’nın genç, dinamik ve sezgisel ruhu, Les Benjamins’in kendine has DNA’sı ile buluştuğunda, ortaya mühendislikle modayı buluşturan özgün bir koleksiyon çıktı.
Bünyamin Aydın: Her işbirliğinde olduğu gibi her şey bir hikâye ve iki markanın ruhuyla başlıyor. Mercedes-Benz’in zamansız lüks duruşu ve yıldızı son derece ikonik. Les Benjamins’in Doğu kültürlerinden ilham alan çağdaş çizgisiyle birleşince çok özgün bir hikâye ve tasarım ortaya çıktı. Yeni CLA’nın siluetinden ilham aldık ve markamızın ikonik “Carpet Monogram” desenini kullandık. Özellikle kırmızı, yeni CLA’nın ana rengi olarak koleksiyonda önemli bir yer tuttu.
Mercedes-Benz gibi global bir markayla çalışırken Les Benjamins’in özgün kimliğini korumak konusunda nasıl bir denge kurdunuz?
B. A: Dengeyi korumak, bir harmoni içinde kalmakla aynı şey. Les Benjamins artık birçok global markayla işbirliği yapan bir marka haline geldi. Her işbirliğinin en önemli unsuru uyum. Bu da empatiyle ve iki markanın dünyalarını iyi anlayarak gelişiyor. Böylece kimlikler sadece korunmuyor, birlikte yürüyen bir hikâyeye dönüşüyor.

Yeni CLA ve Tasarımın Kodları

Tamamen yeni CLA, Mercedes-Benz’in bugüne kadarki en akıllı otomobili olarak konumlanıyor. Bu modelin tasarım dili, markanın genç ve yenilikçi ruhunu nasıl yansıtıyor?
E. Y. K: Yeni CLA, aslında Mercedes-Benz’in dönüşüm vizyonunun sembolü. Sezgisel teknolojisi, dijital mimarisi ve aerodinamik formu, sportif tasarım ve zekânın bir araya gelişini temsil ediyor. Ancak bizi asıl heyecanlandıran, bu otomobilin yalnızca bir mühendislik başarısı değil; bir yaşam biçimini ifade etmesi. Yeni CLA’nın dinamik hatları, sportif silueti ve kullanıcıyla kurduğu doğal bağ, markamızın genç, cesur ve özgüvenli karakterini görünür kılıyor. Kısacası, bu otomobil sadece akıllı değil; aynı zamanda bir karaktere sahip.
Bu proje, Mercedes-Benz’in bir Türk moda markasıyla gerçekleştirdiği ilk kapsül koleksiyon olmasıyla bizim için son derece anlamlı.
Ezgi Yıldız Kefeli
“Geleceğin estetiği” kavramı sizin için sadece otomobil tasarımında değil, markanın kültürel duruşunda da önemli bir yer tutuyor. Bu estetik anlayışı moda dünyasına taşımak nasıl bir stratejik adım oldu?

E. Y. K: Biz Mercedes-Benz olarak estetiği yalnızca bir görsellik meselesi olarak değil, bir anlatım biçimi olarak görüyoruz. “Geleceğin estetiği” kavramı, mühendislik ve kültürün, teknoloji ve insan duygusunun kesiştiği noktada doğuyor. Moda ise bu hikâyeyi en doğal şekilde dışa vurmanın alanı. Bu proje, Mercedes-Benz’in bir Türk moda markasıyla gerçekleştirdiği ilk kapsül koleksiyon olmasıyla bizim için son derece anlamlı. Koleksiyonun üretim sürecinin İstanbul’da şekillenmesi ve Les Benjamins’in yerel kültürü küresel bir estetikle harmanlama biçimi, projeye özgün bir ruh kazandırdı.
Yeni CLA’nın aerodinamik hatları, kırmızı pantone’si ve sportif silueti koleksiyonun detaylarına yansıyor. Bu form ve renk dilini Les Benjamins estetiğiyle nasıl harmanladınız?
B. A: Yeni CLA’nın hatlarını ve siluetini koleksiyonumuzda panellere dönüştürdük. Les Benjamins’in ikonik sokak giyimi estetiğini sportif ve çağdaş bir dengeyle tasarladık. Renklerde ise CLA’nın ana tonlarından ilham aldık. Kırmızı burada enerjiyi, dinamizmi ve tutkuyu temsil ediyor.

“Köklerinle Bütünleş” Teması
Koleksiyonun teması “Köklerinle bütünleş”. Bu kavramın arkasında hem kişisel hem kültürel bir hikâye var. Bu temayı nasıl kurguladınız?
B. A: Kökler her şey. Dedem ve anneannemin Almanya’ya misafir işçi olarak gitmiş olması, benim hikâyemin en önemli temel taşlarından biri. Alman-Türk olmanın bir zayıflık değil, bir zenginlik olduğunu fark ettim.

Türkiye’ye taşındığımda Taksim’deki Alman Lisesi’nde, Alman bölümlerinde eğitim aldım. Kişisel hikâyemle kültürel hikâyeyi birleştirmek benim için bir harmoni oluşturdu.
Tüm bu unsurlar, Mercedes-Benz, yeni CLA, benim Almancı hikâyem ve Les Benjamins’in ruhu, bu koleksiyonda bir araya geldi.
Ailenizin Almanya’daki geçmişi, Mercedes ile olan sembolik bağı bu projeye nasıl bir anlam kattı?

B. A: Almanya’daki Türk diasporasıyla benim hikâyemin Mercedes-Benz’le buluşması bir hayalin gerçekleşmesi oldu. Birçok Almancı için Mercedes sahibi olmak sadece bir statü değil, bir başarı sembolüdür. Dedem 1960’larda Almanya’ya giden ilk kuşaktandı; onunla birlikte annem ve anneannem de taşındı. Anneannem tekstil fabrikasında, dedem kaynakçı olarak çalıştı. Onların verdiği mücadele ve eğitime verdikleri önem bana hep güç verdi.
Mercedes-Benz’in bu işbirliği teklifini sunması, üçüncü nesil bir misafir işçi torunu olarak benim için büyük bir döngünün tamamlanışıydı. Bu projeyi dedemle anneanneme ve arada kalmış tüm Alman-Türk gençlerine adıyorum. Çünkü bu işbirliği, “arada kalmak” değil; iki kültürün birleşiminden doğan gücü anlatıyor.
Mercedes-Benz globalde birçok yaratıcı işbirliği yapıyor. Ancak bu proje, markanın ilk kez bir Türk moda markasıyla bir araya gelmesiyle özel bir anlam taşıyor. Bu kültürel birliktelik markanın Türkiye’deki duruşuna nasıl bir değer kattı?

E. Y. K: Bu proje, Türkiye’nin yaratıcılık gücünü global Mercedes-Benz sahnesinde görünür kılan çok özel bir kilometre taşı oldu. İlk kez bir Türk moda markasıyla ortak bir koleksiyon üretmek, bizim için yalnızca bir işbirliği değil; kültürel bir diyalog. Les Benjamins’in Anadolu köklerinden aldığı enerjiyi çağdaş şehir estetiğiyle birleştirmesi, Mercedes-Benz’in DNA’sını koruyarak geleceği tasarlama vizyonuyla mükemmel biçimde örtüşüyor. Bu birliktelik, markamızın Türkiye’deki varlığını güçlendirmekle kalmadı; aynı zamanda yerel yaratıcılığa alan açan ilham verici bir örnek oluşturdu.
Moda, Teknoloji ve Sanat Bir Arada
Bu işbirliği sadece moda değil; teknoloji, sanat ve kültürün kesiştiği bir noktada duruyor. Sizce bu üç alanın birlikte hareket etmesi markalar için neden bu kadar güçlü bir anlatım aracı?

B. A: İlham kaynağımız hiçbir zaman tek bir noktadan gelmiyor. Mercedes-Benz x Les Benjamins işbirliği, moda, teknoloji, sanat ve kültürün kesiştiği bir noktada doğdu. Les Benjamins’in getirdiği çağdaş tasarım dili, Türk-Alman diasporasının hikâyesi ve sokak kültürü; Mercedes-Benz’in zamansız lüks ve inovatif duruşuyla birleşince güçlü bir etki yarattı. Bu birleşim bir koleksiyondan öteye geçip bir sanat formuna dönüştü.
E. Y. K : Bugün markalar sadece ürün üretmiyor; bir kültür, bir duygu ve bir değer dünyası inşa ediyor. Müşteriler bir markayı tercih ederken onun teknolojisine olduğu kadar, yaratıcılığına, estetik anlayışına ve dünyaya bakışına da önem veriyor. Moda, sanat ve teknoloji bir araya geldiğinde ise bu alanlar birbirini besleyerek çok katmanlı, etkileyici bir deneyim yaratıyor. Akıl, duygu ve estetik aynı anda devreye giriyor.
Mercedes-Benz için bu birliktelik, mühendisliği insanla buluşturmanın en sanatsal hali. Les Benjamins ve Ouchhh Studio ile hayata geçirdiğimiz vizyon, teknolojinin duyguyla birleştiğinde nasıl evrensel bir anlatı gücüne dönüştüğünü en çarpıcı biçimde ortaya koydu.
Global Sahne ve Türk Tasarımının Temsili
Les Benjamins bugün Türk modasının küresel ölçekteki temsilcilerinden biri. Mercedes-Benz gibi bir markayla bu ölçekte buluşmak, Türk tasarımı adına nasıl bir kilometre taşı oldu?
B. A: Les Benjamins ister istemez “ilklerin markası” haline geldi. Daha önce Nike, Puma, Apple, Mastercard ve Beşiktaş gibi birçok global markayla ilklere imza attık.
Mercedes-Benz ise bu markalar arasında çok özel bir yere sahip. Türkiye’nin çağdaş sokak giyiminde, bir otomobil markasıyla yapılan ilk global işbirliği olarak Mercedes-Benz x Les Benjamins, Türk moda tarihine geçti.

Sizce dünya modasında Türk kimliğini çağdaş bir dille anlatmanın önündeki en büyük fırsatlar neler?
B. A: Bu topraklardaki hikâyelerin zenginliği en büyük fırsat. Henüz anlatılmamış sayısız hikâye var. Anadolu’nun bilgeliği ve tarihinin derinliği inanılmaz bir kaynak. Biz Les Benjamins olarak bu hikâyeleri genç nesillere ve dünyaya çağdaş bir dille anlatıyoruz.
İpek Yolu’ndan Orta Asya’ya, Japonya’dan Güney Kore’ye uzanan kültür köprüleri kurmak ve bu hikâyeleri paylaşmak markamızın ruhunun bir parçası.
Gelecek ve Devam Eden Yolculuk

Bu proje, Mercedes-Benz ve Les Benjamins için bir başlangıç mı? İleride farklı alanlarda yeniden buluşmalar beklemeyeli miyiz?
E. Y. K: Mercedes-Benz olarak biz her zaman uzun soluklu yaratıcı yol arkadaşlıklarını önemsiyoruz. Les Benjamins ile kurduğumuz bu bağ, yalnızca bir sezonluk bir proje değil; ortak bir vizyonun ilk adımıydı. İki markanın da paylaştığı kültürel ve estetik değerler gelecekte yeni alanlarda yeniden kesişebilir. Bizim için önemli olan, bu sinerjinin yaratıcı dünyada yeni fikirlerin önünü açmaya devam etmesi.
B. A: Hayalim Mercedes-Benz ile birlikte bir Les Benjamins otomobili tasarlamak ve onunla paralel bir koleksiyon yaratmak. Hayaller her zaman bizi ileriye taşır.
Bu proje, geçmişe bir teşekkür ama aynı zamanda daha derin bir yolculuğun başlangıcı.
*Bu içerik Mercedes-Benz iş birliğiyle hazırlanmıştır.


