white banner

Mehmet Birkiye ve Handan Uzal Dündar’ın Gözünden 30. İstanbul Tiyatro Festivali

•
13.10.2026
Mehmet Birkiye ve Handan Uzal Dündar’ın Gözünden 30. İstanbul Tiyatro Festivali

Yazı Boyutu:

30. İstanbul Tiyatro Festivali’nde oyunların arkasındaki kararları, Festival Artı önerilerini ve İstanbul’u tiyatroyla keşfetmenin yollarını festivalin küratörü Mehmet Birkiye ve programlama yöneticisi Handan Uzal Dündar’la konuştuk.

Bir festival programını incelerken bazen tanıdık bir isim, bazen de merak uyandıran bir hikâye bizi bir oyuna yaklaştırır. Mehmet Birkiye, bu merakın peşinden gidip kendi seçimlerimizi yapmamızı önemsiyor. Dorian Gray’in Portresi üzerine konuşurken de yanıtı bize bırakıyor: Olmak istediğimiz kişiye dönüşmek için ödediğimiz bedel buna değer mi? Handan Uzal Dündar ise kitapların, tiyatro tarihinin ve kişisel anıların bu yılki festivalde nasıl bir araya geldiğini paylaşıyor.

Bir Bakışta 30. İstanbul Tiyatro Festivali

30. İstanbul Tiyatro Festivali, Mehmet Birkiye küratörlüğünde 22 Ekim–3 Aralık 2026’da 6 uluslararası ve 11 yerli yapımı ağırlıyor. İstanbul Tiyatro Festivali Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar, Requiem’in sahne tasarımını öne çıkarırken Festival Artı’dan Kitap Kulübü ve Bellek Sahnesi buluşmalarını öneriyor. Festival, Kadıköy’ün farklı mekânlarından Phebus Müzayede Evi’ne ve Yeniköy Panayia Kilisesi’ne uzanarak İstanbul’un sokaklarını ve tarihî yapılarını tiyatroyla keşfetme fırsatı sunuyor.

Mehmet Birkiye ile Festival ve Seyircinin Seçimleri

IKSV Tiyatro Festivali küratörü Mehmet Birkiye'nin, yüzünde belirgin çizgiler, beyazlamış saçları ve sakalıyla, koyu renk şık bir ceket ve açık renk bir gömlek giymiş olarak, net ve sade bir arka plan önünde düşünceli ama samimi bir ifadeyle kameraya baktığı etkileyici bir portre fotoğrafı.
Mehmet Birkiye, 30. İstanbul Tiyatro Festivali Küratörü.
Fotoğraf: Fatih Yılmaz / İKSV

“Seyirci Festivalde Kendi Rotasını Belirlemeli”

Bu yılki festival programından önereceğiniz yapımlar var mı?

Tiyatro sahnesinde bir mikrofonun önünde oturan, kısa açık renk saçlı ve gözlüklü Elizabeth Costello, koyu renkli bir üst giyerek, dinleyicilere hitap etmeye hazır, düşünceli bir ifadeyle loş ışıklandırmanın sahne atmosferiyle bütünleşiyor.
Elizabeth Costello tiyatro oyunu görseli

Oyunlar arasında bir seçim yapmam çok zor. Tüm oyunlar festivalin parçaları ve 30. edisyonu onların birlikteliği oluşturuyor. Seyircinin seçimi için gerekli referanslar ve bilgiler mevcut. Seyirci kendi anlayışına göre bir seçim yapacaktır ve bu seçim en iyi seçimdir.

Dorian Gray’in Portresi: Olmak İstediğimiz Kişinin Bedeli

Zorlu PSM'de sahnelenecek Dorian Gray'in Portresi tiyatro oyununun yönetmeni Mehmet Birkiye ve yaratıcı ekibi, masanın etrafında toplanmış, oyunun dekor, kostüm ve sahne tasarımı detaylarını yoğun bir şekilde inceleyerek hazırlık sürecinin önemli bir anını paylaşıyor.
Dorian Gray’in Portresi oyununun hazırlıklarından bir an

Festivali, yönettiğiniz Dorian Gray’in Portresi ile kapatıyorsunuz. Bu romanı bugün sahneye taşımak istemenizin sebebi neydi? Oyuna gelecek seyirciye küçük bir ipucu vermek isteseniz ne söylersiniz?

Hepimizin kim olduğumuza dair bir önermesi vardır. Geçmişimize bakarak kim olduğumuza dair bir portre oluştururuz. Ressamının biz olduğumuz bir otoportre.

Bu noktada hiçbirimizin kaçamadığı bir çelişki bir aykırılık ile yüzleşmek zorunda kalırız. Olduğumuz kişi ile olmak istediğimiz kişi arasındaki fark. Eğer bu fark doğal hayatımızın içinde kabul edilebilecek sınırlardaysa travmatik çatışmalara yol açmadan yaşar gideriz. Ama bu fark büyükse, dramatik çatışmalara yol açacak ve hayatımızı kökünden sarsabilecek bir boyuta ulaşabilir. Bu da sanatın ve tiyatronun alanının içindedir. Çok daha büyükse sanatın alanından da çıkıp tıbbın alanına girer.

Dorian Gray kim olduğu ile kim olmak istediği kişinin arasındaki uçurumun bedelini ödüyor. Olmak istediğimiz kişiye varmak için hep ağır bir bedel öderiz zaten. Ama ben şu soruyu sormak istiyorum: Değer mi?

Handan Uzal Dündar ile Festival Programına Yakın Bakış

IKSV Tiyatro çatısı altındaki önemli çalışmalarıyla tanınan Handan Uzal Dündar, profesyonel bir ortamda kameraya dönük olarak içten bir gülümsemeyle poz veriyor; bu kare onun sanat ve kültür alanındaki katkılarını yansıtıyor.
Handan Uzal Dündar, İstanbul Tiyatro Festivali Programlama Yöneticisi
Fotoğraf: Fatih Yılmaz / İKSV

Requiem ve Bir Oyunu Festivale Taşımanın Ardındaki Kararlar

Bu yılki programda İstanbul seyircisiyle buluşturmayı beklediğiniz yapımlar hangileri? O ilk karşılaşmalardan aklınızda neler kaldı?

Bir eseri festival programına alabilmek için 360 derece düşünmek gerekiyor. Eserin izleyiciyle kuracağı bağa çok inanıyorum ve bizi heyecanlandırması gerektiğini düşünüyorum ancak yine de sadece kalbimizi çarptırması yeterli değil. Eser bize ne söylüyor, programdaki diğer işlerle bir bağ kurabilir mi, onu sahneleyecek uygun bir mekân bulabilir miyiz, topluluğun uygun tarihleriyle mekânın uygun tarihlerini denk getirebilir miyiz gibi onlarca soru da peşinden geliyor.

İKSV Tiyatro'nun Requiem adlı oyunundan bir sahne: Koyu renkli sahnede, spot ışıklarıyla aydınlatılmış beyaz kostümlü bir oyuncu öne çıkarken, diğer oyuncuların da çeşitli dramatik pozlarda yer aldığı yoğun ve sanatsal bir gösteri anı.
Requiem oyunundan bir sahne.
Fotoğraf: Domas Rimeika

Genel olarak yavaş karar vermeyi tercih ediyorum, hatta bazen düşünme süresini gereğinden fazla uzatabiliyorum. Tabii ki bazı çok özel işler de gördüğüm ilk anda “Ah, bunu kendi festivalimde de izlemeyi çok isterim” duygusu yaratabiliyor. Bu yıl festival programında yer alan ve 11-12 Kasım’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izlenebilecek Requiem isimli oyun çok güçlü bir sahne tasarımına sahip, o oyundaki Hamlet ve Ophelia sahnesi ilk izlediğim anda bende büyük heyecan uyandırmıştı, o anı hatırlıyorum.

Festival Artı: Kitap Kulübü, Bellek Sahnesi ve Atölyeler

İKSV Tiyatro Festivali kapsamında Taldans'ın sahnelediği modern bir gösteride, karanlık bir sahnede spot ışıklarının aydınlattığı alanda, birbirleriyle uyumlu ve akıcı hareketlerle çağdaş dans koreografisi sergileyen iki sanatçı etkileyici bir performansı gözler önüne seriyor.
İKSV Tiyatro Festivali, Bellek Sahnesi Buluşması: Taldans

Festival Artı programını bu yıl yeniden şekillendirdiniz. İzleyeceğimiz oyunların yanına hangi söyleşi, atölye ya da kitap kulübü buluşmalarını eklememizi önerirsiniz? Sizin katılmayı özellikle istediğiniz hangileri?

Özellikle edebiyata ilgi duyanlara, edebiyat uyarlamalarına eşlik eden Kitap Kulübü buluşmalarını öneririm.

Bu yıl ayrıca yakın tiyatro tarihimize bakmak ve son 20 yılda neler olduğunu birlikte hatırlamak için Bellek Sahnesi buluşmalarını oluşturduk. Bundan sonra da devam ettirmeyi ve her yıl bir iki sanatçıya ya da topluluğa daha yakından bakmayı planlıyoruz.

Damla Sandal’la birlikte yapacağımız Hafızayı İşlemek Atölyesi’nde ise festival arşivinden siyah beyaz fotoğrafları nakışla işleyecek, katılımcılarla kişisel festival anıları üzerine konuşacağız.

Bu yıl hafıza ve bellek üzerine düşünüp çalıştığımız ve 22-23 Ekim’de festivalin açılışını yapacak oyunumuz Lacrima’da da bir gelinliğin ilmek ilmek işlenişine tanıklık edeceğimiz için bu atölyeyle güzel bir ortaklık kurduğunu düşünüyorum.

İstanbul’u Tiyatroyla Yeniden Keşfetmek

Asmalımescit'teki gerçek bir müzayede evinde sahnelenen Kafes Arkası tiyatro oyunundan bir enstantanede, 17. yüzyıl kostümleri içindeki oyuncular, dekorun ve dramatik ışıklandırmanın yarattığı gerilimli ortamda bir olayı canlandırıyor.
Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım tiyatro oyunu tanıtım görseli

Bu yıl oyunlar bizi Yeniköy Panayia Kilisesi’nden Kadıköy’ün farklı mekânlarına da götürüyor. Festival vesilesiyle İstanbul’u yeniden keşfetmek isteyenlere özellikle hangi oyunları ve mekânları önerirsiniz?

İstanbul Mon Amour artık beşinci yılına giriyor ve şimdiden bir festival klasiğine dönüştü. Bu kez Kadıköy sokaklarına ve hikayelerine bambaşka bir gözle bakacağız.

Reşad Ekrem Koçu’nun Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım’ı, Phebus Müzayede Evi’nde gerçek bir müzayede ortamında sahnelenecek.

Ve tabii Yeniköy’deki Panayia Kilisesi, bizi hem Rum kültüründeki çeyiz sözleşmesi geleneğiyle tanıştıracak hem de uzun zamandır festival alanı olarak uzak kaldığımız Yeniköy’e ve oranın tarihi dokusuna bakmamızı sağlayacak. Bu üç yapım tiyatro sahnesi olmayan farklı mekânlarda gerçekleştiği için elbette şehri yeniden keşfetmemizi de sağlayacak.

Bunların yanında, klasik sahnelerde yer almalarına rağmen fonunda İstanbul’un ve sokaklarının çok güçlü biçimde belirdiği üç oyun daha var. Biri Sanatçısı Belirsiz: İvi Buradaydı. Bence İvi’nin hikâyesinde İvi’nin İstanbul’u da başrolde. Ve Ateş Bizi Tüketiyor’da ise Boğaz kıyılarında, bu kıyılara çıkan İstanbul’un dik yokuşlarında ve eski köşklerin arasında dolaşan bir adamın hikâyesine konuk oluyoruz. Aksak Deliryum ise günümüzde, İstanbul’un merkezinde, Etiler’de geçiyor. Tufan anlatılarını İstanbul’un merkezine getiren oyun İstanbul’a farklı bir gözle bakmamıza olanak sağlayacak.

30. İstanbul Tiyatro Festivali programını incelemek için: 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nde Neler İzleyeceğiz?

30. Tiyatro Festivali’nin Tam Programı

GösteriTarihMekân
Lacrima22–23 EkimZorlu PSM Turkcell Sahnesi
Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım24–25 EkimPhebus Müzayede Evi
Rüzgâr Ağacı24–25 EkimAKM Tiyatro Salonu
Bir Çeyiz Sözleşmesi30–31 Ekim, 1 KasımYeniköy Panayia Kilisesi
Ve Ateş Bizi Tüketiyor31 Ekim–1 KasımBakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi
Sanatçısı Belirsiz: İvi Buradaydı3–4 Kasım, 17 KasımArter Karbon / Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi
Elizabeth Costello4–5 KasımParibu Art
Veda Ritüeli7–8 KasımParibu Art
Requiem11–12 KasımHarbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum13–14 KasımAlan Kadıköy
Bir Bebek Evi14–15 KasımHarbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
Anna K18–19 KasımAlan Kadıköy
İstanbul Mon Amour: Aşk > Nefret < Aşk21–22 KasımKadıköy
Aksak Deliryum24–25 KasımAlan Kadıköy
Nederlands Dans Theater (NDT 2)27–28 KasımZorlu PSM Turkcell Sahnesi
Dil Broblem Değil (Language: No Broblem)28–29 KasımAlan Kadıköy
Dorian Gray’in Portresi3 AralıkZorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi

İstanbul’da ay boyunca yapılacak tüm etkinliklere ulaşmak için OGGUSTO İstanbul Etkinlik Rehberi‘ne göz atın.

Kapak Görseli: Requiem oyunundan bir sahne. / Fotoğraf: Domas Rimeika

Sıkça sorulan sorular
30. İstanbul Tiyatro Festivali ne zaman başlıyor?

30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim 2026'da Lacrima oyunuyla başlıyor. Festival kapsamında uluslararası tiyatro toplulukları, yerli yapımlar ve farklı disiplinlerden sahne çalışmaları seyirciyle buluşuyor.

2026 İstanbul Tiyatro Festivali'nin küratörü kim?

30. İstanbul Tiyatro Festivali'nin küratörlüğünü Mehmet Birkiye üstleniyor. Birkiye, 2026 yılında festival küratörü olarak üçüncü ve son yılını tamamlıyor. Festivalin programlama yöneticiliğini ise Handan Uzal Dündar yürütüyor.

30. İstanbul Tiyatro Festivali'nde hangi oyunlar var?

Festival programında Lacrima, Requiem, Dorian Gray'in Portresi, İstanbul Mon Amour ve Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım gibi yapımlar yer alıyor. Oyunlar İstanbul'un farklı sahnelerinde ve alternatif mekânlarında izleyiciyle buluşuyor.

Festival Artı programında hangi etkinlikler düzenleniyor?

Festival Artı kapsamında Kitap Kulübü buluşmaları, Bellek Sahnesi etkinlikleri, sanatçı söyleşileri ve atölyeler düzenleniyor. Programda ayrıca festival arşivinden fotoğrafların işlendiği Hafızayı İşlemek Atölyesi bulunuyor.

İstanbul Tiyatro Festivali hangi mekânlarda gerçekleşiyor?

30. İstanbul Tiyatro Festivali, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi gibi tiyatro salonlarının yanı sıra Yeniköy Panayia Kilisesi, Phebus Müzayede Evi ve Kadıköy'deki farklı mekânlara yayılıyor. Festival, İstanbul'un tarihî ve kültürel mekânlarını sahne sanatlarıyla buluşturuyor.

Turcel Orman
Turcel Orman Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için