white banner

Festival Direktörü Harun İzer Anlattı: İstanbul Caz Festivali'nin Hikâyesi

08.07.2026
Festival Direktörü Harun İzer Anlattı: İstanbul Caz Festivali'nin Hikâyesi

Yazı Boyutu:

İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer, festival programının nasıl şekillendiğini, sanatçı seçimlerini ve unutamadığı konserleri OGGUSTO’ya anlattı.

İstanbul Caz Festivali, iki hafta boyunca dünyanın farklı köşelerinden müzisyenleri İstanbul’da buluştururken, bu büyük organizasyonun perde arkasında uzun bir hazırlık süreci yer alıyor. Festival Direktörü Harun İzer ile yaptığımız söyleşide sanatçı seçimlerinden programın nasıl şekillendiğine ve unutamadığı konserlere kadar pek çok konuyu konuştuk. Harun İzer, 23 yılı aşan festival yolculuğundan hareketle İstanbul Caz Festivali‘nin bugününü ve geleceğini değerlendirdi.

33. İstanbul Caz Festivali Hakkında

  • Tarih: 30 Haziran – 13 Temmuz 2026
  • Yer: Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu başta olmak üzere AKM, Esma Sultan Yalısı, Swissôtel Sultan Park, Yoğurtçu Parkı ve İstanbul’un farklı noktaları.
  • Başlıca sanatçılar: Marcus Miller, Thee Sacred Souls, Robert Plant with Saving Grace, Arooj Aftab, Mari Froes, Joe Lovano, Veronica Swift ve daha birçok sanatçı.
  • Festival Direktörü: Harun İzer
  • Ana sponsor: Garanti BBVA
  • Festival sponsoru: Volvo Car Türkiye (15. yıl)

33. İstanbul Caz Festivali, uluslararası cazın önde gelen isimlerini, farklı müzik türlerinden sanatçıları ve yeni kuşak müzisyenleri iki hafta boyunca İstanbul’da bir araya getiriyor. Program, konserlerin yanı sıra ücretsiz etkinlikler, söyleşiler, çocuk atölyeleri ve şehir geneline yayılan özel projeleri de kapsıyor.

1994 yılından bu yana düzenlenen festival, İstanbul’un kültür-sanat takviminin en önemli organizasyonlarından biri olarak öne çıkıyor. Her yıl farklı coğrafyalardan sanatçıları aynı programda buluşturan festival, uluslararası müzik sahnesi ile Türkiye arasında güçlü bir kültürel köprü kurmayı sürdürüyor.

Harun İzer’in Gözünden İstanbul Caz Festivali

İstanbul Caz Festivali direktörü Harun İzer, koyu renkli, dokulu bir arka plan önünde, siyah çerçeveli yuvarlak gözlükleri ve hafif gülümsemesiyle, kollarını kavuşturmuş, profesyonel ama sıcak bir ifadeyle poz veriyor.
İKSV Caz Festivali Direktörü Harun İzer

23 yıldır İstanbul Caz Festivali’nin içindesiniz. Yıllar boyunca festivalle kurduğunuz ilişkiyi ve hayatınızdaki yerini nasıl tanımlarsınız?

Gerçekten uzun yıllardır İKSV’de çalışıyorum ve bunun çok önemli bir kısmı, neredeyse tamamı İstanbul Caz Festivali’nde geçti – asistan olarak, direktör yardımcısı olarak ve son yıllarda da festival direktörü olarak. Dolayısıyla hem İstanbul Caz Festivali hem de İKSV’nin hayatımdaki yeri büyük.

Festival bana çok şey kattı, işe giriş sebeplerim arasında ilk çalıştığım yıllardan itibaren etkilendiğim, örnek aldığım insanların bu vakıfta olması vardı. Profesyonel kariyerimi, iş yapış şeklimi ve hayat görüşümü burada geliştirdim, buradan beslendim. Tüm bu sebeplerden İstanbul Caz Festivali’nin hayatımda oldukça önemli bir yeri var haliyle.

Diğer taraftan, bu ister istemez gündelik hayata da yansıyor. Kültür-sanat ve güncel müzik alanında çalışırken profesyonel hayat ile özel hayatınızı ayırmak pek kolay olmaz. Kimi zaman gündüz olduğu kadar geceniz de işe dönüşür, bazen keyif için gittiğinizi sandığınız bir etkinliğin profesyonel olarak da ilginizi çektiğini görürsünüz. Ama bunun da farkına varmak önemli bence, ben bunu hep kendime hatırlatmaya, her şeyi iş olarak görmemeye çalışıyorum, olabildiğince kişisel zevklerim ve ilgilendiğim farklı konularda özel alanlar yaratmaya da bakıyorum.

Siyah şapkalı, siyah tişörtlü ve açık renk pantolonlu Marcus Miller, sahnede elektro bas gitarını çalarken konsantre bir ifadeyle görülüyor; arka planda ise üzerinde 33. İstanbul Caz Festivali'nin 30 Haziran – 13 Temmuz 2026 tarihleri ve adının yazılı olduğu mavi bir afiş ile saksafon çalan bir müzisyen dikkat çekiyor.
Marcus Miller – 33. İstanbul Caz Festivali
Fotoğraf: Mühenna Kahveci / İKSV

Yıllardır müzik yazıyor, radyo programları hazırlıyor ve festival programlıyorsunuz. Bugün yeni bir sanatçıyla karşılaştığınızda dikkatinizi çeken ilk şey ne oluyor?

Yeni bir müzik duyduğumda, birisi bir sanatçıyı tavsiye ettiğinde, bir parçayı ilk dinlediğimde dikkat ettiğim şey bunun bana ne hissettirdiği oluyor: İlgimi çekiyor mu? Heyecanlandırıyor mu? Bir merak uyandırıyor mu yoksa rahatsız mı ediyor? Sesler mi sözler mi daha çarpıcı? Ve bunu tamamen kişisel bir yerden düşünüyorum çoğu zaman, profesyonel bir açıdan değil.

Aslında çoğu zaman benim için bir sonraki aşama daha önemli oluyor: Bu müziği nasıl yapmışlar acaba? Kaç kişilik bir grup? Acaba konserler de veren bir ekip mi? Nerelerde çalmışlar? Bu gibi şeyleri düşünmeye ve araştırmaya başladıysam, bu bence önemli. Yoksa dinleyip geçiyorsam ya çok ilgimi çekmemiş demektir – ya da belki DJ’lik yaparken çalacak bir şey arıyorumdur ve sadece ritmik olarak güçlü olduğu için kulağımda yer etmiştir, o zaman daha fazla bir şeye bakmadan bir kenara ayırabiliyorum parçayı.

13 Günlük Caz Maratonu: 33. İstanbul Caz Festivali’nin Programınını inceleyin.

İstanbul Caz Festivali Nasıl Şekilleniyor?

Salon İKSV sahnesinde, İKSV Caz Festivali'nin atmosferini yansıtan canlı performansta, kontrbas, trompet, vibrafon ve çeşitli vurmalı çalgılar eşliğinde Senem Diyici ortada davul çalarken Okay Temiz solda konga çalıyor.
Senem Diyici Mavi Yol Quartet feat. Okay Temiz
Fotoğraf: Mete Kaan Özdilek / İKSV

Festival programını hazırlarken önce sanatçıları mı düşünüyorsunuz yoksa İstanbul’u mu?

Önce sanatçı ve içerik diyeceğim. İçerik her zaman oldukça belirleyici. Ama maalesef hiçbir zaman bu kadar rahat bırakmıyor hayat sizi, birçok şeyi aynı anda düşünmek gerekiyor. Program yapmak çok bilinmeyenli bir denklem aslında ve süreç tamamlanana kadar, belki programdaki son sanatçı da netleşene kadar bile denklem çözülmüş sayılmıyor. Hepsini eş zamanlı ve birbirlerine de bağlı olarak düşünmek gerekiyor.

Bir isim önünüze geliyor, onu programa koyarsak diğer ismin anlamsız kalabilme ihtimali var mı diye bakıyorsunuz, sonra ikisi arasında bir karşılaştırma yaparken aslında elinizdeki tarihlere ikisinin de uymadığını görüp üçüncü bir isme bakmaya başlıyorsunuz, bu sefer onun da elinizdeki sahnelere uygun olmadığını görüyorsunuz mesela. Bu sefer tarihlere tekrardan bir baksak da ilk iki isimden birini mi alsak acaba diye başa dönüyorsunuz, o sırada bir mail geliyor ve aslında dördüncü bir opsiyon daha olduğunu görüyorsunuz.

Bunun gibi bir sürü ihtimal, belirsizlik, kaçırılabilecek ve kaçırılmayacak fırsatlar arasında kalmak mümkün. Süreç bunları olabildiğince yerli yerine oturtmak çabası ile geçiyor.

Bu yıl programda Marcus Miller ve Robert Plant gibi çok büyük isimlerin yanında Mari Froes, Thee Sacred Souls gibi yeni kuşaktan isimler de var. Bir sanatçının İstanbul Caz Festivali için doğru isim olduğuna sizi ikna eden şey nedir?

İstanbul Caz Festivali sahnesinde, uzun saçlı Robert Plant'in bir mikrofona şarkı söylediği ve sarı saçlı Suzi Dian'ın siyah dantelli bir elbiseyle kahverengi akordeonunu çalarken bir mikrofonda ona eşlik ettiği, arka planda gitarist ve basçının da bulunduğu müzikal bir an.
Robert Plant with Saving Grace ve Suzi Dian
Fotoğraf: Salih Üstündağ / İKSV

Bu noktada “bu da biraz bu işin sihri” demek durumundayım. Bu festivalin üç direktörü oldu bu 33 yıl içinde: Görgün Taner, Pelin Opcin ve ben.

Görgün bey İstanbul Caz Festivali’nin kurucusu ve uzun yıllar vakfımızın genel müdürü olarak benim de bu işlere girerken en çok örnek aldığım insanlardandı. Pelin ile uzun yıllar birlikte çalıştık. Bu konularda konuşurken hep bir “festival ruhu” algımız vardı ama bu çok böyle açık, net, tanımlanabilir bir şey değildi. Sanırım üçümüz de İstanbul Caz Festivali’ni başından beri ne sadece cazın belli bir türü ile sınırlı gördük, ne de sadece caz türü ile.

İstanbul Caz Festivali kapsamında sahne alan Thee Sacred Souls grubunun canlı performansında, kırmızı ve mavi spot ışıklarıyla aydınlatılmış sahnede merkezde kolları açık duran solist, trompet, saksafon, gitar ve bateri çalan müzisyenlerle birlikte coşkulu bir izleyici kitlesine müzik ziyafeti sunuyor.
Thee Sacred Souls
Fotoğraf: Salih Üstündağ / İKSV

Sınırı nereye kadar genişleteceğiniz biraz içgüdüsel bir durum. Ryuichi Sakamoto’nun minimalist müziği kadar Max Richter’in klasik ile güncel müziğin sınırlarında gezen çalışmaları da bu festivalin bir parçası oldu, 1998’de Türkiye’ye ilk kez gelen Björk de, günümüzün en güzel şarkı sözü yazarlarından Arlo Parks da. Burada biraz caz müziğin yaratıcı ve yenilikçi ruhunu kendimize temel alıp bunu başka müzik tarzlarında da etkileyici bir şekilde hayata geçiren müzisyenleri bu festivalin bir parçası olarak görüyoruz sanırım.

Bu yılki programa baktığımızda Arooj Aftab’dan Selen Beytekin’e, Brezilya’dan Pakistan’a, soul’dan folk’a uzanan geniş bir müzikal coğrafya görüyoruz. Programı oluştururken sizi yeni yönlere götüren keşifler nasıl ortaya çıkıyor?

Bence başarılı bir festival, seyircisine dünyanın farklı köşelerinden sesleri sunabilmeli, bunu kendi seyircisine getirebilmeli. Biz bunun değerine inanıyoruz, bu İKSV’nin de stratejik hedefleri arasında yer alan bir yaklaşım, çeşitlilik, çok seslilik ve farklı coğrafyaların her türlü rengine açık olmak. Zaten uluslararası bir festivalin başta yapması gereken şeyler arasında bence bu.

Tabii ki bunu yapmak, böyle geniş bir çeşitliliğe sahip olmak hiç kolay değil ve burada başta seyircilerimizin ve aynı zamanda festival sponsorları ve destekçilerinin varlığı çok değerli bizler için. Garanti BBVA 29 yıldır festival sponsorumuz, onlar dışında birçok kurum ve kuruluş da festivale uzun yıllardır önemli destekler veriyorlar. Bu yıl Volvo ile işbirliğimizin 15. Yılını kutluyoruz. Bu tür işbirlikleri ile böyle güçlü programlar yapmak mümkün olabiliyor.

Dünyanın en iyi caz festivallerine göz atın.

Festivali Mümkün Kılan Hikâyeler

Siyah beyaz yakın çekimde, yüzüne vuran sert ışıklarla aydınlanmış koyu bir arka planın önünde, parmakları arasına aldığı bir mızıkayı ağzına götürmüş, yukarı bakarken yoğun bir performans sergileyen ikonik müzisyen Tom Waits'in enerjik bir anı.
Tom Waits

Festival programlarında seyircinin gördüğü isimlerin arkasında muhakkak uzun görüşmeler ve takip süreçleri var. Yıllardır peşinden koştuğunuz ya da bir gün mutlaka festivalde görmek istediğiniz sanatçılar var mı?

Böyle çok isim var tabii, genelde bunları söylemeyi pek sevmeyiz, hem ne olur ne olmaz diye, hem de sonra bir “direkten dönme” durumu olursa kimse üzülmesin diye.

Bu isimlerden en klasiklerinden biri uzun yıllar Tom Waits idi mesela; şu anda artık pek de konser vermediği için rahatlıkla söyleyebilirim. Görgün Bey de, Pelin de çok çaba gösterdiler. Ama hala listemizde olup da benim de uğraştığım çok güzel isimler var, umarım bir gün hepsini İstanbul’da izlemek mümkün olur.

Festival boyunca sahne kenarında durup “İşte bu yüzden bütün bu emeğe değiyor” dediğiniz bir an veya anlar hatırlıyor musunuz?

Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun tamamen dolmuş basamaklarında oturan yüzlerce kişinin, sahnede canlı müzik performansını ve yanlardaki dev ekranları izleyerek 31. İstanbul Caz Festivali'nin coşkulu ortamında bir araya geldiği geniş açılı bir sahne fotoğrafı.
Harbiye Açık Hava Sahnesi – 33. İstanbul Caz Festivali
Fotoğraf: Salih Üstündağ / İKSV

Festivalde bu tür anları en çok yaşadığımız mekan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi bence. Bizim festivalin de en sevilen mekanlarından biri. Her seferinde, orada konser yaptığımız her yıl o mekanı merakla konseri bekleyen, sevdiği müzisyenleri heyecanla alkışlayan seyircilerle dopdolu gördüğümüzde hissettiğimiz duygular hepimizi çok mutlu ediyor. Düşününce çok çeşitli anlar var gerçekten böyle.

Sayısız konser izlediniz. Bilet alıp sıradan bir izleyici gibi tekrar izlemek istediğiniz üç festival konseri hangileri olurdu?

İstanbul Caz Festivali'nde sahne alan Mari Froes, Esma Sultan Yalısı'nın atmosferinde, kıvırcık saçları hareketli ve enerjik beyaz kıyafetiyle mikrofonu tutarak coşkulu bir şekilde şarkı söylerken, flüt ve bas gitar çalan grup arkadaşları da ona eşlik ediyor.
Mari Froes – 33. İstanbul Caz Festivali, Esma Sultan Yalısı
Fotoğraf: Salih Üstündağ / İKSV

Başta festivalde iki kere izleyebildiğim Keith Jarrett Trio, keşke kendisi iyileşip tekrar konser verebilse, ilk gideceğim konserlerden biri olurdu.

Bir diğeri Massive Attack, 1997’de Türkiye’de ilk konserlerini İstanbul Caz Festivali’nde vermişlerdi, hala hatırladığım çok özel bir konserdir.

Üçüncü isim de Grace Jones olurdu herhalde, muhteşem bir sanatçı!

Kapak Görseli: İKSV Caz Festivali kapsamında Esma Sultan Yalısı’nda sahne alan Mari Froes
Fotoğraf: Salih Üstündağ / İKSV

İstanbul Etkinlik Rehberi ile ay boyunca katılabileceğiniz konserden tiyatroya, festivalden atölyeye kadar tüm etkinlikleri inceleyin.

Sıkça sorulan sorular
33. İstanbul Caz Festivali'nin direktörü kim?

33. İstanbul Caz Festivali'nin direktörlüğünü Harun İzer yürütüyor. Uzun yıllardır İKSV bünyesinde görev yapan İzer, festivalin programlama süreci ve sanatçı seçimlerinden sorumlu ekipte yer alıyor.

Harun İzer kimdir?

Harun İzer, 2018 yılından bu yana İstanbul Caz Festivali'nin direktörlüğünü yürütüyor. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan İzer, 2003 yılında İKSV'ye katıldı. Müzik yazarlığı, radyo programcılığı ve akademisyenlik de yapan İzer, festival programlaması, çağdaş müzik projeleri ve uluslararası müzik organizasyonlarında üstlendiği görevlerle Türkiye'nin önde gelen kültür-sanat profesyonelleri arasında yer alıyor.

İstanbul Caz Festivali sadece caz konserlerinden mi oluşuyor?

Hayır. Festival, cazın yanı sıra soul, folk, dünya müziği ve farklı türlerden sanatçılara da yer veriyor. Konserlerin yanında söyleşiler, ücretsiz etkinlikler, çocuk atölyeleri ve özel projeler de programın parçasını oluşturuyor.

Turcel Orman
Turcel Orman Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için