white banner

Metot: 19 Soruda Ezgi Çelik

19.08.2026
Metot: 19 Soruda Ezgi Çelik

Yazı Boyutu:

Ezgi Çelik ile çocuk yaşta başlayan sahne yolculuğunu, oyunculukta sezgi ve sabrın yerini, üretme biçimini ve Gündüz Apollon Gece Athena ile Tokyo’ya uzanan hikâyesini konuştuk.

“Metot” röportaj serisi, oyunculuktan bahseden harika bir dizi olan “The Kominsky Method”dan ilham alıyor. Oyunculara “oyun ve hayat metotlarını” soruyorum. “Gündüz Apollon Gece Athena” filmiyle Tokyo’ya dek uzanan Ezgi Çelik, aynı zamanda yazan, podcast çeken çok yönlü biri. Bize en iyi bildiği şeyi, ilk kez yedi yaşında çıktığı sahneyi nasıl “oyun alanı” gibi gördüğünü anlatıyor.

  • Röportaj: Özge Dinç
  • Fotoğraf: Doruk Uğurluer
  • Styling: Begüm Palabıyık
  • Make-Up: Elif Nur Karsak
  • Saç: Mehmet Türkibiş

Sahne, Sezgi ve Oyunculuk Metodu

Yedi yaşında sahneye çıktınız. Yedi yaşındaki bir çocuk için sahne nasıl bir şeydir?

Tamamen bir oyun alanı. Hem öğrenilmiş disiplini uyguluyorsun ama aslında sahne gibi değil de oyun alanındaymış gibi hissediyorsun o yaşta. Başka çocuklar parka gitmeye alışkındı, ben de sahneye çıkmaya. O yaşlarda bir çocuğa bu kadar doğal bir durummuş gibi geliyor.

İnsanların sizin hakkınızdaki ilk intibası genelde nedir ve bu doğru mudur?

Genelde mesafeli olduğum söylenir. Sohbet ettikçe, konuşmalar ilerledikçe açılırım. Güvendiysem hemen yumuşarım, eğlenceye çeviririm ama tedirginsem ortamda biraz zaman alabiliyor. Ama asla suratsız değilimdir. Öyle olacağımı hissettiğim yerden hemen kaçarım.

Kendinizi en çok öveceğiniz özelliğiniz nedir? Doğuştan mıdır, üzerinde uğraşmanız gerekmiş midir?

Zor şeylerden kaçmam ve hemen ayağa kalkmayı bilirim. Dayanıklıyımdır. Hep böyleydim ama daha da dayanıklı olmayı da kendime öğrettim tabii.

Sezgi, içgüdülerim ve çok çalışmak.

Ezgi Çelik, uzun koyu dalgalı saçları, kırmızı ruju ve derin V yakalı, dantel manşetli şık siyah ceketi ile geniş paçalı pantolonundan oluşan takım elbisesiyle, bir röportaj için sade gri bir arka plan önünde kameraya doğrudan bakarak poz veriyor.

Hem bağımsız filmlerde hem tiyatroda hem ana akım bir dizide oynayan bir oyuncu olarak: Sizin oyunculuk metodunuz nedir?

Hissikablelvuku metodu. Şaka bir yana gerçekten de biraz öyle. Sezgi, içgüdülerim ve çok çalışmak.

Oyunculuğun bir kişiye kattığı en büyük özellik ve bu mesleğin en çok tahammül gerektiren tarafı nedir?

Sabretmek. Her ikisinin de cevabı aynı. Zorluğu ise birçok şeye sabretmek; beklemeye, şartlara, belki “o” rolün gelmesine… Öğrettiği de bu. Her şartta sabırla çalışmaya devam etmek.

Size bir işi kabul ederken “Tamam bu benim işim” dedirten nedir?

Kendimi görebilmek. O rolde, o sette, o oyunda, o yönetmenle, o senaryoda. Hepsi bir bütün. O bütünde kendimi görebilmek. Bu olmazsa heyecan da, gözünün feri de olmuyor ve seyirci bunu derhal anlıyor bence.

Ezgi Çelik, koyu dalgalı saçları, parlak gülümsemesi ve beyaz gömleğiyle hafifçe yukarı bakarken, sağ eli yakasına yakın bir şekilde çekilen bu portre fotoğrafında zarif ve içten bir ifadeyle gülümsüyor.

Yazmak, Oynamak ve Hikâye Anlatmak

Bir hikâye anlatmak, etki yaratmak. Belki de önemli olan, bir insanın hayatında küçücük de olsa bir anı değiştirebilmiş olmak.

Hem yazan hem oynayan hem de ekran önünde/arkasında olan biri olarak üretme biçiminizi nasıl tanımlarsınız? Üretmek sizin için ne ifade ediyor?

Bir hikâye anlatmak, etki yaratmak. Belki de önemli olan, bir insanın hayatında küçücük de olsa bir anı değiştirebilmiş olmak. Bu beni üretimim sırasında çok harekete geçiriyor. Etki alanı yaratmak çok mühim, çok kıymetli. Bir de kendi içini ortaya dökmek tabii. Üretimin bu kısmı çok hassas ve heyecanlı.

Bir oyunu yazarken mi daha çok kendinizsiniz, yoksa başkasını oynarken mi?

Yazarken daha çok kendimdim sanırım. Kendi içimden çıkanlarla hayallerim birleşti. Oynarken kendimden uzak şeyler denemekse çok çok zevkli.

Oyunculuğunuzu şekillendiren bir film ya da yönetmen var mı?

Haneke filmleriyle Atıf Yılmaz’lar arasında gidip gelen bir iç dünyam var. Dengeyi bulamadım ben daha. Yönetmen olarak da bu isimler geçerli. Çalıştıklarım arasında da Atıf Yılmaz, Taylan Biraderler, Faruk Teber çok etkili oldu hayatımda. Ve İpek Bilgin. O ne derse benim için kabuldür.

Sizi hâlâ kıskandıran bir performansı sorsam aklınıza hangisi gelirdi?

Son zamanlarda Sandra Hüller’in oynadığı tüm roller diyebilirim. Kara kara düşünüyorum bunlar benim önüme ne zaman çıkacak diye. Türkiye’den de “Asmalı Konak”ta Nurgül Yeşilçay’ın rolünü anarım. Meral Okay’ıyla, ekibiyle, rolüyle zamanda yolculuk yapsak ve o rolü hemen oynasam…

Uzun, koyu renk dalgalı saçları, parlak kırmızı ruju ve zarif siyah dantel detaylı kol manşetiyle siyah bir blazer giyen Ezgi Çelik, ahşap bir sandalyenin arkalığına yaslanmış, neşeyle yukarı doğru bakıp içten ve geniş bir şekilde gülümsüyor.

Roller, Sahne ve Gündüz Apollon Gece Athena

Daha o kadar güzel işler yapacağım ki onlardan birinden seçerim o sahneyi” diye manifest cümlesi yapmak istiyorum bu soruya.

Kariyeriniz tek bir sahneyle hatırlanacak olsaydı hangi sahne olsun isterdiniz?

“Daha o kadar güzel işler yapacağım ki onlardan birinden seçerim o sahneyi” diye manifest cümlesi yapmak istiyorum bu soruya.

Safiye Ayla’yı oynadınız. Başkasının sesini, zamanını, acısını taşımak nasıl bir şeydi?

Çok etkileyici. O hayatlar, o tutkular, o yüksek kadınlar harikalar. Onları okumak, anlamak, oynamak benim için inanılmaz heyecanlı. Oynamak istediğim kadınların listesi upuzun. Safiye Ayla gibi onları da proje olarak yapmak istiyorum mutlaka. Var çalışmalarımız.

“Gündüz Apollon Gece Athena” ile Tokyo’da izleyiciyle buluştuğunuzda ne hissettiniz; o hikâyenin bu kadar uzak bir coğrafyada karşılık bulmasının sebebi neydi sizce?

Japonya da, Çin de inanılmaz deneyimlerdi. O kadar uzak ülkelermiş gibi ama bir o kadar da yakın duygularımız olduğunu görmek çok şaşırtıcıydı. Tokyo tek kelimeyle harikaydı. Sette rolle ilgili ne konuştuysak birebir aynı duyguyu tarif ediyorlardı film çıkışında. Öyle bir içselleştirmek yani filmi. Bir de beni en etkileyen şey, karakterimin ve filmin genelinin de sorguladığı varoluşsal sorgulamaları çok rahatça konuşabilmek oldu. Sahiplenmeleri, sevgilerini göstermedeki bonkörlükleri şaşırtıcıydı kesinlikle.

BluesCat ve Ezgi Çelik’in İç Dünyası

Son oyununuz “BluesCat”i izleyiciye bir oyuncusu olarak nasıl anlatırdınız, oyunu izleyiciler neden mutlaka izlemeliler?

Bir kadın ve bir adam bir gün aniden asansörde kalırlar ve olaylar başlar. Birbirlerine temas etmeden, konuşmadan, sadece kafa seslerini dinleyerek tüm süreci izleriz. Kadın erkek ilişkilerine, yeni dünya düzenine farklı bir bakış. Ve sonunda travmasına sahip çıkan bir kadın. Günümüz dünyasında sadece bunun için bile izleme hevesi oluşturur bence.

Kafaya çok takmamayı öğrenmeye çalışmak bu aralar en kafaya taktığım şey.

Ezgi Çelik, uzun ve koyu dalgalı saçlarıyla, elleri ceplerinde dururken giydiği dantel detaylı siyah ceketi ve geniş paçalı pantolonuyla, gri bir stüdyo fonunda hafifçe gülümseyerek doğrudan objektife bakıyor.

Kendi kendinize en çok neyi düşünüyorsunuz? En gereksiz kafanıza taktığınız şey nedir?

Kafaya çok takmamayı öğrenmeye çalışmak bu aralar en kafaya taktığım şey. Genel olarak kaygıya yakın bir insan olduğum için her an her şey kafaya takılabilir bende. Kendimi bu konuda bayağı eğittim ama bu eğitim bitmiyor tabii ki; kafamın içinde sürüp giden tartışmalara devam. Ben de o gerçek akışta kalan insanlardan olmak istiyorum ama bakalım.

Sizi ne güldürmeyi başarır?

Çok yakın arkadaşlarım ya da ailemle saçmalamak. Bir kere o kanala girince katıla katıla saatlerce devamı gelen gülme krizleri ve konuşmalar. Bayılırım.

Hayatınızda tekrar tekrar yaşadığınız bir pattern var mı?

Stresli olduğumda içime kapanıp uykuya kaçıyorum. Bunun farkındayım ama hâlâ değiştiremedim. Mutlaka içime kapanırım, kendi başıma halletmeye çalışırım ve uzun uykular uyurum. Genelde birkaç gün içinde toparlıyorum kendimi ama uzun süredir tekrar eden bir patern bu.

Beş yıl önceki Ezgi, bugünkü Ezgi’ye ne derdi?

“Bunların olacağını hissetmiştin Ezgi’cim. Aferin kız.”

Hayaletler ve Kendinle Kalmak

İyi ya da kötü, kendinden zevk almaya başladığı an.

Biraz hayaletlerden konuşalım: Sizce bir insan ne zaman sadece kendisinin konuşabildiği bir arkadaş edinir?

İyi ya da kötü, kendinden zevk almaya başladığı an. O yalnız kalabilme seviyesine gelince diğer sesleri, arkadaşları da duyabiliyorsun. Çocukluk gibi aynı. O kendinle kalış geri gelince hemen arkadaşlar da geliyor. Ve çok zevkli. Tavsiye ederim.

Metot: Final

Hayat motton:
“Leblebi tabağındaki Antep fıstığı gibi ol. Kendine de dünyaya da.”

En sık kullandığın kelime:
“#memnun. Hashtag’i ile söylenecek ama.”

En son telefonuna kaydettiğin şey:
“Tek başıma tatile çıkacağım. İlk defa. Birkaç rota kaydettim.”

Spotify’da en sık dinlediğin müzik:
“John Coltrane. Oyun hazırlıkları sırasında devamlı dinledim. Ve Ajda Pekkan eski kayıtları. Hemen bir silkelenip kendime geliyorum.”

En son doğum gününde ne diledin:
“Söylemem ama oldu. Mutluyum.”

Ailenden aldığın en değerli öğüt:
“Deliye döneriz ama geriye asla.”

Sıkça sorulan sorular
Ezgi Çelik kimdir?

Ezgi Çelik; sinema, televizyon ve tiyatro projelerinde yer alan, aynı zamanda yazan ve podcast çalışmaları yapan bir oyuncudur. Sahneyle henüz yedi yaşındayken tanışan Çelik, kariyerinde bağımsız filmlerden ana akım dizilere ve tiyatro oyunlarına uzanan farklı projelerde yer aldı.

Ezgi Çelik oyunculuğa kaç yaşında başladı?

Ezgi Çelik ilk kez yedi yaşında sahneye çıktı. Çocukluk yıllarındaki sahne deneyimini bir performans alanından çok doğal bir “oyun alanı” olarak hatırladığını anlatıyor.

Ezgi Çelik hangi dizilerde oynadı?

Ezgi Çelik; Şubat, Ben de Özledim, Arka Sokaklar, Muhteşem Yüzyıl: Kösem, Söz, Maria ile Mustafa, Kanunsuz Topraklar ve Başka Bir Gün gibi dizilerde rol aldı. 2026’da ise Altı Üstü İstanbul kadrosunda yer aldı.

Ezgi Çelik hangi filmlerde oynadı?

Ezgi Çelik’in sinema projeleri arasında Düş Gezginleri, Mavi Ring, Son Çıkış ve Gündüz Apollon Gece Athena bulunuyor. Gündüz Apollon Gece Athena filminde Defne karakterini canlandırdı.

Ezgi Çelik Gündüz Apollon Gece Athena filminde kimi oynuyor?

Ezgi Çelik, Emine Yıldırım’ın yönettiği Gündüz Apollon Gece Athena filminde Defne karakterini canlandırıyor. Filmde Çelik’e Barış Gönenen ve Selen Uçer gibi isimler eşlik ediyor.

Özge Dinç
Özge Dinç Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için