white banner

Meriç Köyatası ile Deniz Tutkusu Üzerine

04.08.2018
Meriç Köyatası ile Deniz Tutkusu Üzerine

Yazı Boyutu:

Deniz yazarı ve deneyimli denizci Meriç Köyatası, favori koylarından tekne mutfağına, mavi yolculuk ritüellerinden denizcilik kültürüne uzanan deneyimlerini paylaşıyor.

Yıllardır denizcilik üzerine yazan, yılın büyük bölümünü teknesinde geçiren Meriç Köyatası için deniz bir tatilden çok daha fazlası; huzur, özgürlük ve bir yaşam biçimi. Türkiye’nin en sevilen koylarından deniz tutkunlarının uğrak restoranlarına, teknede hazırladığı tariflerden vazgeçemediği denizcilik kitaplarına kadar mavi yolculuğa dair birikimini ve önerilerini OGGUSTO okurlarıyla paylaşıyor.

Deniz sizin için ne ifade ediyor?

Deniz, herkes için farklı şey ifade eder. Benim için huzur, özgürlük, doğa ile bütünleşmek anlamına geliyor.

Üç geleneksel ahşap tekne, Hisarönü Körfezi'ndeki sakin bir koyda, pırıl pırıl turkuaz suların berrak kumsalla buluştuğu noktaya demirlemiş, arkalarında yükselen yemyeşil ağaçlarla kaplı kayalık dağlarla birlikte, Meriç Köyatası'nın anlattığı gibi huzurlu bir mavi yolculuk deneyimi sunuyor.
Fotoğraf: iStock

Türkiye’de ve yurt dışında en sevdiğiniz bağlama yeri/koy neresi?

Türkiye’de en çok sevdiğim bölge Hisarönü Körfezi. Buradaki bütün koyları seviyorum. Eskiden en çok Dirsekbükü’nü seviyordum. Ama yıllar önce Dirsekbükü şöyle güzel, böyle güzel diye yazınca şimdilerde o kadar kalabalık oldu ki, demir atacak yer bulamaz hale geldik. Yurt dışında da Halki Adası’nın hemen dibinde hiçbir yerleşimin olmadığı Almia Adası var. Şimdilik orası sakin. Kaç sene devam eder bilemiyorum.

Marmaris Kumlubükü'ndeki Hollandalı Ahmet'in Yeri, Kumlubükü Yat Kulübü'nün deniz kenarındaki terasında konumlanmış, beyaz yuvarlak masalar ve hasır sandalyelerle zarifçe düzenlenmiş bir restoranın ön planda görüldüğü bu görüntüde, turkuaz renkli denizde demirli lüks tekneler ve uzakta sıralanan yemyeşil dağlar, Meriç Köyatası'nın favori denizcilik duraklarından birini oluşturan huzurlu bir mavi yolculuk atmosferi sunuyor.

Tekneyle gittiğiniz, en sevdiğiniz restoran neresi?

Tekneyle gidilen en sevdiğim restoran için tek adres verirsem haksızlık yapmış olurum. Birinci sıraya Marmaris Kumlubükü’nde Hollandalı Ahmet’in Yeri, Kumlubükü Yat Kulübü yazarım. İkinci ve üçüncü sıraya da Hisarönü Körfezi’nde Selimiye’de Sardunya Restoran, Kuzbukü’nde ise Neighbours.

Fotoğraf: Kumlubükü Yacht Club – Hollandalı Ahmet’in Yeri

Mavi yolculuğa çıkarken mutlaka yanınıza aldığınız, sizin için özel olan üç şey nedir?

Mavi yolculuğa çıkmak” deyimi, benim gibi yılın dört beş ayını teknede geçiren biri için pek geçerli değil. O yüzden teknede yanıma mutlaka yanıma aldığım üç özel şey, evde de yanımda olan şeyler. Tabi en başında da her gün kullanmak zorunda olduğum ve doktorumun bana verdiği ilaçlar.

{771140}

Mavi yolculuk ekibinizde kimlerin olmasını isterdiniz?

Mavi yolculuk ekibinde teknemde ağırlamak istediğim kişiler, kara hayatında da en yakınımda olan dostlarım. Ama hepsi aynı anda olmaz. Teknenin kapasitesine bağlı olarak ikişer ikişer misafirlerimi kabul ediyorum. Teknenin kurallarının önceden konuşuyoruz. Ama büyük bir gulet kiralayıp da kalabalık bir şekilde mavi yolculuk planlanacaksa Karşıyaka Erkek Lisesi’nden, 40 yıl öncesinden arkadaşlarımla çıkmak isterim. Zaten kış aylarında haftada bir kez buluşup epey şamata gırgır yapıyoruz.

Teknede yemek yapar mısınız? Okurlarımıza verebileceğiniz bir tarif var mı?

Benim tekne yemeklerim ünlüdür. Denizde Yaşamak adlı kitabımın son bölümünde epey yemek tarifi de var. Hatta kitabımın imza günleri için restoranda mutfağa girip 100 kişilik menüler hazırlıyorum. İmza günü bahanesi ile misafir şefliğe başladım. En kolayı ise Kağıtta Balık.

Denizci yazar Meriç Köyatası'nın mavi yolculuk deneyimlerinden ilhamla tekne mutfağı için önerdiği kolay ve lezzetli Kağıtta Balık tarifini görselleştiren bu fotoğraf, fırın kağıdına sarılıp domates, biber, sarımsak, maydanoz ve defne yaprağıyla zenginleştirilmiş, üzerine karabiber serpilmiş bütün bir balığı, yanında yarım limon ve zeytinyağıyla birlikte iştah açıcı bir sunumla gözler önüne seriyor.

Yağlı Kağıtta Balık Tarifi

Eskiden hem yağlı kağıtta, hem de alüminyum folyoda yemek pişiriyorduk. Ancak son zamanlarda doktorlar ve beslenme uzmanları, alüminyumdan uzak durmamızı söylüyor. O nedenle artık sadece yağlı kâğıt kullanıyorum. Kâğıtta balık, aslında buğulama tekniği ile pişirilen balıklar için bana göre en lezzetlisidir.

Hazırlanışı:

Yağlı kâğıda balığı yerleştirin. İster fileto balık ister temizlenmiş bütün balık. Balığın etrafına, birkaç kereviz yaprağı, maydanoz yaprağı, kabuğu soyulmuş ve dilimlenmiş domatesler, çekirdekleri ayıklanmış ve boylamasına ortadan ikiye kesilmiş yeşil biber, kırmızı biber mantar, sarımsak, tuz, tane kara ve beyaz biber, küçük bir boy defne yaprağı, yarım çay bardağı zeytinyağı, yarım ya da bir çay bardağı sirke ekleyin. Elinizin altında daha önceden hazırladığınız balık stok suyu varsa, yarım çay bardağı kadar da o stok suyundan koyabilirsiniz. Kâğıdı kürdan ve kereviz, maydanoz sapları yardımıyla iyice bağlayın. İsterseniz çok az yağ ile kızdırdığınız tavada, isterseniz fırında pişirin. Balığın cinsine ve büyüklüğüne göre pişirme süresi ocakta 10 ila 20 dakika, fırında da 15 ila 25 dakika arasında değişiyor. Balığın, sebzelerin (özellikle domates ve mantarın) saldığı su, kereviz, maydanoz yaprakları, sızma zeytinyağı ve beyaz şarabın aroması ile birleşip tarifsiz bir lezzet ortaya çıkarıyor.

Bu tarifi, yağlı kâğıtta değil de, kapaklı bir tencere ya da fırında cam kasede de uygulayabilirsiniz. Bu durumda olsa da olur diye bahsettiğimiz bir çay bardağı kadar balık stok suyu, eğer yoksa içme suyu ve sirke karışımını unutmamalısınız.

Şu uyarıyı yapmadan geçemeyeceğim: Bu müthiş suya şamandıralık atılan ekmek tüketimini kontrol etmek epey güç.

Ekrem İnözü'nün dünya denizlerindeki 100.000 millik maceralarını ve Akdeniz'den Atlantik'e, Brezilya'dan Şili'ye uzanan mavi yolculuk deneyimlerini anlatan, beyaz bir yelkenlinin buzullar ve dağlar önünde sakin sularda göründüğü Dünya Varmış II adlı kitabın kapağı.

Bu yaz mavi yolculuğa çıkacak kişilere kitap öneriniz ne olurdu?

Mavi yolculuk kitapsız olmaz. Dünya gezginlerimizden sevgili Ekrem İnözü’nün dünya turunu anlattığı Dünya Varmış 1 kitabından sonra, Akdeniz, Atlantik geçişi ile Brezilya, Şili, Horn Burnu maceralarını anlattığı ve denizlerdeki 100 bin millik seyri paylaştığı Dünya Varmış 2 kitabını da hararetle öneriyorum. Kitap çok güzel fotoğraflarla da dolu.

Bir de kendime torpil geçeyim. Benim yazdığım Denizde Yaşamak adlı kitabımın da üçüncü baskısı bu sene yapıldı.

Meriç Köyatası'nın üçüncü genişletilmiş baskısı yapılan Denizde Yaşamak adlı kitabının kapağında, Yeni başlayacaklar için tekne yaşamının sırlarını anlatan başlığın altında, bulutlu gökyüzü ve yeşil dağlarla çevrili sakin bir koyda suya yansıyan yelkenliler mavi yolculuk ve deniz hayatının huzurunu vurguluyor.

{771192}

Mavi yolculuk için beş şarkılık bir playlist hazırlar mısınız?

Beş şarkılık playlistimin birinci sırasında her akşamüstü güneş batarken çalınacak ve ilk kadehi kaldıracağımız şarkı Gracias Ala Vida… Mercedes Sosa ya da Gabrielli Ferri yorumuyla olabilir. “Teşekkürler Hayat” anlamına gelen bu şarkı, biz amatör denizcilerin bir nevi milli marşıdır.

Bizlere deniz sevgisini aşılayan, mavi yolculuk bölgelerinin korunması için büyük uğraşlar veren, Türk amatör denizciliğinin meşalesini yakan rahmetli Sadun Boro abimiz, her akşamüstü bu şarkıyı çalar ve ilk kadehini bu şarkı eşliğinde içerdi. Ben bu ritüeli her gün tekrarlıyorum, Sadun abimizi anıyorum. Daha sonra Shostakovich’in 2. Numaralı Caz Suiti, Mozart’ın 23 Numaralı La Majör Piyano konçertosu, Beethoven Ayışığı Sonatı ile Chopen’in piyanoya yeni başlayanlara etüd için yazdığı Spring Vals’i dinlerim. Bu müzikler, hiçbir iskeleye bağlı olmadığınız, gökyüzü ile baş başa kaldığınız ıssız koylar için harika. Tabi, bu ritüeller başlamadan önce, araya bir iki Ege Zeybeği de mutlaka sıkıştırırım.

Hayalinizdeki mavi yolculuk teknesi hangisi?

Elbette daha konforlu ve kullanımı kolay tekneler her geçen sene çıkıyor. Ama yaşı 27 de olsa, elim sürekli üstünde olduğu için, kendi teknemden memnunum. Fakat şu da bir gerçek ki, geniş bir guletle ya da trawler ile ben koşturmadan, yan gelip yatarak ekibin bana hizmet etmesini beklemeyi de aramıyor değilim. Böyle bir turu iki kere yapmıştım. Arada bir iyi olur diye düşünüyorum.

{771112}

Hayalinizdeki rota neresi?

Sadun Boro’nun kitaplarını daha 10-12 yaşındayken okuyan bizler için, hayalimizdeki rota elbette dünya seyahati. Hâlâ hayal diye duruyor. Hani, hayalin uzaklığını ya da yakınlığını anlatmak için bir laf vardır. İşim üç nalla bir ata kaldı diye. Benim o kadar uzak değil. Bir at ve iki nal var. İşim sadece iki nala kaldı. Ama hayali realize etmek için o iki nal şimdilik epey güçlük çıkartıyor.

Şule Kaya
Şule Kaya Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için