Ferrari deyince çoğumuzun zihninde aynı renk belirir. Racing red, poster red; yani hep kırmızı. Ama bazen bir otomobil, bir markadan fazlasını temsil eder. Aydın Mutluyazar, Ferrari Dino 246 GT ile olan hikayesini anlatıyor.
Bazen hikâyeyi logo değil, renk anlatır. Modena’nın bayrak rengi sarıdır. Ve bu sarının bir adı vardır: Giallo Fly. Aydın Mutluyazar’ın Ferrari Dino 246 GT ile hikâyesi, yıllar önce bir garajda başlar. Sıradan bir naylon örtünün altından sızan sarı bir silüet… Henüz restore edilmemiş, sessiz ama iddialı. Bugün o Dino, Aydın Bey’in ofisinde duruyor; masasına birkaç adım mesafede. Bir yatırım objesi gibi değil; yaşayan bir karakter gibi. Bu söyleşi, klasik otomobili lüks bir nesne olarak değil, hafıza, miras ve karar süreçleri üzerinden okumayı öneren kişisel bir bakışı anlamaya çalışıyor. Bu sadece sarı bir Ferrari’nin hikâyesi değil; zamanı parayla değil, hisle ölçenlerin hikâyesi.
“Klasik Otomobil Sadece Parayla Satın Alınamaz“

Klasik otomobil senin için parayla satın alınabilir bir şey mi?
Hayır. Klasik otomobil bir anlık heves işi değil. Önce çocukluktan gelen bir merak olur ama merak tek başına yetmez. Bu yolda yürüyebilmek için belli bir yatırım gücü, bu işe ayıracak zaman ve hepsinin önünde büyük bir ruh ile gerçek bir aşk gerekir. Ben profesyonel hayatta dünyanın en büyük şirketlerinde yöneticiyken bile sunumlarda araba çizerdim; kemik direksiyonları, koldan vitesleri hayal ederdim. Yani bu iş bende hep kalpten vardı. O yüzden benim için çok net bir cümle var: Klasik otomobil restorasyonu için para yetmez. Klasik otomobil parayla satın alınamaz.
Sen klasik otomobille nasıl tanıştın?
Zamanla… Gözün alışır, kulağın alışır, sabrın artar. Klasik otomobil sana ne hissettirdiğini öğretir ve sen onu dinlemeyi öğrenirsin.
Klasik otomobil dünyasına girmeden önce bilmeniz gereken detayları öğrenin.
“İlk Sevdam 1958 Model Bir Mercedes’ti”
“İşte bu” dedirten ilk otomobil senin için hangisiydi?
Çocukluğumuz Almanya’dan gelen işçilerin Türkiye’ye getirdiği Mercedes’lerle geçti. 114’ler, 115’lerle büyüdük ve Mercedes’e doğal bir yakınlığım oldu. İlk klasiğim 1958 model, dört kapılı bir Mercedes Ponton’du. Ragtop’tu, limitli üretimdi, koldan vitesliydi. Alt takımı Amerikan arabaları gibi yumuşaktı; kasislerden geçerken o süspansiyon hissini verirdi.
O otomobil, ilk kez gerçekten çok mutluyum dediğim arabaydı. Sonra başka klasikler geldi. Bir otomobilin restorasyonu bittiği an insan kendini boşlukta hisseder, “Şimdi ne yapacağım” dersin. Derken, bir sonraki proje gelir ve bir bakmışsın hobi profesyonel bir hayata dönüşmüş.
Sence neden herkes bakıyor ama az kişi cesaret ediyor?
Bebek’e git, beş dakika otur. Önünden milyon euroluk SUV’lar, G-Class’lar, Range Rover’lar geçer. Ama bunların üçte biri fiyatına iyi bir klasik otomobil geçtiği an bütün başlar ona döner. Klasik otomobil herkesin arzuladığı ama tam cesaret edemediği bir şeydir. İnsanlar nasıl bakacağım, yolda kalırsam, çok yakmıyor mu diye sorar.
Ben klasiklerimi günlük hayatta kullanıyorum. Bazen düşünüyorum; 60’lı yıllarda bu otomobil bomboş yollarda dolaşıyordu, bugün aynı direksiyonun başında yoğun trafiğin içindeyim. Bu duygu benim için her şeyin özeti.
Efsanevi klasik otomobilleri keşfedin!
Dino 246 GT ile Tanışma

Ferrari Dino 246 GT ile ilk karşılaşma anını nasıl hatırlıyorsun?
Dino’ya giden yol, uzun bir klasik otomobil yolculuğunun sonunda çıktı karşıma. Çeşme’de çok önemli bir koleksiyonerimizin garajına ziyarete gitmiştim. Garajda naylon bir örtünün altında sarı bir otomobil fark ettim. “Ağabey bu otomobil ne?” dedim. “Zaman olmadı, restore edeceğiz” dedi.
O an içimden bu projeye ben dokunmalıyım diye geçirdim.
Quantity mi, quality mi: Sen kaç otomobili yeterli buluyorsun?
Bu otomobili alabilmek için üç dört klasiğimi sattım. Gerçek anlamda bir bedel ödedim. On tane klasiğim olacağına dört tane olsun, biri de Dino olsun dedim.
Ferrari dünyasında seni en çok etkileyen hikâye hangisi?
Dino, Enzo Ferrari’nin başta istemediği bir otomobildir. Bu otomobil, oğlu Alfredo Dino Ferrari’nin hayalidir. Orta motorlu, kompakt bir spor otomobil… Dino, genç yaşta hayatını kaybeder. Sonra Enzo Ferrari ile Pininfarina arasında şu konuşma geçer: Eğer oğlunu yollarda yaşatmak istiyorsan onun hayalini hayata geçirelim. Ve Dino doğar.
“Ferrari’nin gerçek rengi sarıdır”

Ferrari’nin gerçek rengi sence kırmızı mı, sarı mı?
Bu otomobilin üzerinde Ferrari yazmaz, sadece Dino yazar. Modena’nın rengi sarıdır. Ferrari’nin gerçek rengi de aslında odur.
Bir otomobille her gün konuşmak senin için ne ifade ediyor?
Yıllar içinde insanın bir tat hafızası oluşur. Bir şef gibi düşün, yüzlerce lezzet dener, sonra bir gün “İşte bu” der. Dino, benim için o tat. Masam, Dino’nun yanında. Her gün konuşuyoruz. Bu Excel tablosuyla anlatılabilecek bir şey değil.
“Her Otomobilimin Bir İsmi Var”
Koleksiyonundaki her otomobil senin için aynı duyguyu mu taşıyor?
Hepsinin karakteri var, isimleri var. Bunlar benim kızlarım. Huylu olan var, huysuz olan var ama hiçbirinden vazgeçemiyorum.
Klasik otomobil restorasyonunu neye benzetiyorsun?
Bir filarmoni orkestrası yönetmeye benzetiyorum. Herkesin elinde farklı bir enstrüman var ama herkes aynı eseri çalmazsa ortaya sadece gürültü çıkar. Restorasyonda da durum böyle. Karbüratörcü, kaportacı, boyacı, frenci… Biri yanlış çalarsa bütün parça bozulur. Benim işim herkesin aynı dili konuşmasını sağlamak. O ahenk yakalandığında otomobil sadece çalışmaz, yaşar.
Dijital çağda analog kalmak senin için bilinçli bir tercih mi?
Yeni nesil arabalar seni uyarır, yönlendirir, kontrol eder. Klasik otomobil ise sorumluluğu sana bırakır. Aradaki farkı fren pedalı anlatır. Ne zaman ve ne kadar basacağını bilmen gerekir. Direksiyonda gerçekten sen varsındır.
“Çöplükte Bulduğum Mercedes’in Yeri Ayrı”

En duygusal bağı kurduğun otomobil hangisiydi?
AEn duygusal bağ genelde en çok uğraştıran otomobille kurulur. Bir Mercedes Ponton cabriolet’yi tesadüfen bir çöplükte buldum. Sahibini araştırdım; Türkiye’de çok bilinen bir ismin babasının arabasıymış. Kendisiyle karşılaştığımda çöpe atılmış bir hurdanız var, onu restore etmek istiyorum dedim. “Seve seve veririm, yeter ki hayata dönsün” dedi.
O otomobili sanki fabrikaya geri sokup sıfırdan üretiyormuşuz gibi yaptık. Restorasyon üç buçuk yıl sürdü. Aynı dönemde Maslak’ta Ağaoğlu 1453’ün inşaatı başlamıştı. Onlar binlerce daireyi bitirdi; biz bir otomobili. Bu kadar emek verdiğiniz bir otomobile yoğun bir duygu beslememek mümkün değil. Prematüre doğmuş bir çocuğun ayağa kalkıp koşmaya başlaması gibi.
Ama her hikâye bir dersle biter. Bir daha olmamış otomobili toplamam, toplanmış olanı alırım. Yoksa ömrün yetmez.
Gorbaçov’dan Madonna’ya, Devlet Adamlarından İkonlara: Mercedes-Benz S-Serisi Yeni Nesliyle Sahnede
“Hayallerimi 300 SL Roadster Süslüyor”

Hayalindeki otomobil hangisi?
Mercedes 300 SL Roadster. Dışı ördekbaşı yeşil, içi taba. Hepsini satsam da alamıyorum. O yüzden hedefi hep yukarıda tutuyorum.
Klasik otomobil dünyasına yeni girecek birine tek cümlelik tavsiyen ne olurdu?
Önce kendini, ruhunu ve sana hitap eden otomobili seç. Sonra da o otomobili nereden ve nasıl alacağını soracağın yetkin insanlarla tanış.
Editörün Notu – Arife Gök
Bu röportajı bir koleksiyon ya da sahip olma hikâyesi olarak okumak doğru olmaz. Burada anlatılan, klasik otomobille kurulan bir değer ilişkisidir. Restorasyon yapan ve klasik otomobil danışmanlığı yapan biri olarak şunu çok net görüyorum: Her klasik otomobil herkese hitap etmez ve her otomobil doğru ellerde anlam kazanır.
Aydın Mutluyazar’ın Ferrari Dino 246 GT ile kurduğu bağ; sayıyla, hızla ya da gösterişle değil, sabırla, bilgiyle ve karakterle kurulmuş bir ilişki. Bu yüzden bu söyleşi yalnızca sarı bir Ferrari’nin hikâyesi değil. Klasik otomobillere bakmayı değil, onları okumayı öğrenenler için küçük bir pusula. Zaman bazen ölçülür, bazen hissedilir. Ve bazı anların renkleri olur.
Bu hikâyede o renk Giallo Fly.


