Pernod Ricard Türkiye, yalnızca uluslararası markalarıyla değil, aynı zamanda yerel değerleri sahiplenen sosyal sorumluluk projeleriyle de dikkat çekiyor. Şirketin hayata geçirdiği “Bodrum Yeşili” projesi, coğrafi işaretli ve nesli tükenme tehdidi altındaki Bodrum mandalinini odağına alarak kültür, sanat, tarım ve gastronomiyi bir araya getiriyor. Biz de Pernod Ricard Türkiye Hukuk, Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Zümrüt Yezdani Kedik ile projenin detaylarını konuştuk.
Pernod Ricard Türkiye’nin yürüttüğü “Bodrum Yeşili” projesi, Bodrum mandalinini odağına alıyor. Öncelikle bize bu projenin doğuş hikâyesini anlatır mısınız?
Bodrum mandalini, ülkemizin coğrafi işaretli, eşsiz aromaya sahip ve nesli tehdit altındaki bir ürünü. Biz de Pernod Ricard Türkiye olarak sürdürülebilir bir gelecek vizyonumuz doğrultusunda, bu özel meyvenin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için yola çıktık. “Bodrum Yeşili” projesiyle yalnızca tarımı değil; kültürü, sanatı ve gastronomiyi de kapsayan bütünsel bir yaklaşım benimsiyoruz. Çünkü Bodrum mandalini sadece bir meyve değil; bir kültür, bir hafıza…
Projenin ikinci hasat etkinliği geçtiğimiz günlerde Bodrum’da gerçekleşti. Bu yılki etkinlik nasıl geçti, nasıl bir atmosfer vardı?


Trattoria İl Mandarino’da mandalin ağaçlarının arasında çok özel bir buluşma yaşadık. Yerel üreticilerden sanatçılara, kanaat önderlerinden sivil toplum temsilcilerine kadar herkes oradaydı. Katılımcılar Bodrum mandalininin yeşil halini dalından topladı, biz de bu eşsiz aromanın bölge ekonomisi ve sürdürülebilir tarım için önemini bir kez daha vurguladık. Bu buluşmalar sayesinde hem yerel tarımın değerini görünür kılıyoruz hem de kültürel ve sosyal bir farkındalık zinciri oluşturuyoruz.
Aslında Bodrum, mavisiyle tanınan bir beldemiz olmakla birlikte biz, yeşiliyle de tanınsın istedik. Bu nedenle projemizin adını Bodrum Yeşili olarak isimlendirdik.
Zümrüt Yezdani Kedik
Bu yıl projeye “Bir Dilim Bodrum Zamanı” adında yeni bir kampanya da dahil edildi. Bize biraz bu kampanyadan bahseder misiniz?

“Bir Dilim Bodrum Zamanı”, aslında tüm işletmelere ve sektörlere bir çağrı. Diyoruz ki; menülerinize Bodrum mandalinini ekleyin, bu aromayı işinize dahil edin. Çünkü bu yalnızca gastronomik bir tercih değil; aynı zamanda yerel tarıma, bölge ekonomisine ve kültürel mirasa sahip çıkmak demek. Bunun için özel bir kitapçık hazırladık; Doğu Çankaya’nın çizimleri ve Hanefi Yeter’in sanatsal katkılarıyla projeye kültürel bir derinlik kattık.
Sanat bu projede çok güçlü bir yer tutuyor. “10 Kaftan 10 Sanatçı” sergisinden de bahseder misiniz?

Evet, bizim için çok özel bir adımdı. Bodrum mandalininin doğasını ve ruhunu kendi bakış açılarıyla yorumladı ve bunu kaftanlara yansıttı.
Haziran ayında Bodrum’da “Mandalin Çiçeği Sanat Günleri” kapsamında “10 Kaftan 10 Sanatçı” sergisi düzenledik. Tasarımlarını sanatçı Tao Ulusoy’un üstlendiği sergide on farklı sanatçı, Bodrum mandalininin doğasını ve ruhunu kendi bakış açılarıyla yorumladı ve kaftanlara yansıttı. Her biri hem Bodrum’un hem de mandalinin hafızasına dokunan eserler ortaya koydu. Bu sayede Bodrum mandalini sadece gastronomiyle değil, sanat aracılığıyla da kültürel bir değer olarak görünür hale geldi. Bizim için bu projenin en heyecan verici boyutlarından biri, sanatı işin içine dahil etmek oldu.
Bunun için özel bir kitapçık hazırladık; İpek Çankaya’nın eş-yazarlığını ve editörlüğünü yaptığı kitapçıkta; Doğu Çankaya’nın Bodrum mandalini için yaptığı orijinal çizimleri ve kaleme aldığı cümleler yer aldı. Ressam ve heykeltıraş Hanefi Yeter’in Bodrum mandaliniyle tasarladığı küpler ise projemizin kültürel boyutunu zenginleştirerek bu seneki hasat etkinliğimize sanatsal derinlik kazandırdı.
Pernod Ricard Türkiye’nin global kimliği düşünüldüğünde, yerel bir ürün için bu kadar güçlü bir sahiplenme çok değerli. Bu proje için sizi en çok motive eden şey ne oldu?
En büyük motivasyonumuz, bu topraklara karşı duyduğumuz sorumluluk. Pernod Ricard globalde 160’tan fazla ülkede faaliyet gösteriyor; biz de Türkiye’de yerelden güç alarak doğaya saygı duyarak bir yol çizmek istiyoruz. Bodrum mandalininin yok olmaması için hep birlikte hareket etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu proje bizim için bir sosyal sorumluluk çalışmasının ötesinde, geleceğe bırakacağımız bir miras.
Bundan sonraki adımlarınız neler olacak? “Bodrum Yeşili” projesini ilerleyen dönemde nerelerde göreceğiz?
Önümüzdeki dönemde hem gastronomi hem kültür hem de sanat alanında yeni işbirlikleri planlıyoruz. Ağustos boyunca Bodrum’da atölyelerimiz devam ediyor. Ayrıca İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz “Bodrum Mandalini Zirvesi” gibi etkinliklerle konuyu geniş kitlelere taşıyacağız. Bizim hayalimiz Bodrum mandalinini yalnızca bir meyve olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam kültürü olarak konumlandırmak.
Son olarak, Bodrum mandalini sizin için ne ifade ediyor?
Benim için Bodrum mandalini, toprağın bize sunduğu bir armağan. Eşsiz kokusu, tadı ve hafızamızdaki yeriyle, sadece Bodrum’un değil, tüm Türkiye’nin ortak sesi. Onu korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak hepimizin görevi.


