Kilo verirken kas kaybı gerçekten kaçınılmaz mı? Yeni nesil obezite tedavileri, kas kütlesi ve metabolik sağlık üzerindeki etkileriyle uzman görüşleri eşliğinde değerlendiriliyor.
Yeni nesil obezite tedavileri son yıllarda tıp dünyasının en çok tartıştığı konuların başında geliyor. Özellikle kilo verirken kas kaybı yaşanıp yaşanmadığı sorusu ve metabolik sağlığın bu süreçten nasıl etkilendiği hem bilim insanlarının hem hastaların gündeminde. 4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında Novo Nordisk ev sahipliğinde Londra’da düzenlenen WeightTalk Zirvesi de bu tartışmaları odağına aldı.
OGGUSTO olarak katıldığımız zirvede obezite tedavisinin geleceğini ve kilo kaybı sırasında kas kütlesindeki değişimleri Novo Nordisk Uluslararası Obezite Medikal Başkan Yardımcısı Dr. W. Scott Butsch ile konuştuk.
Obezitenin Biyolojik Nedenleri: Mikrobiyom ve İnflamasyon
Dr. Butsch, fonksiyonel tıp alanında obeziteyi genellikle bağırsak mikrobiyomu dengesizlikleri, sirkadiyen ritim bozuklukları ve hücresel inflamasyon gibi süreçlerin bir sonucu olarak tanımlıyoruz. Yeni nesil tıp araştırmaları bu “görünmez” kök nedenleri modern tedavilerle nasıl birleştiriyor?

Dr. W. Scott Butsch: Novo Nordisk’in kronik hastalıkları tedavi etme ve bu hastalıkların kök nedenlerini anlama konusunda 100 yıllık köklü bir mirası var. Bugün obeziteyi anlamak için 30 yılı aşkın süredir devam eden araştırmalarımızda odak noktamız her zaman “hasta” oldu.
Hastalarımıza gerçek anlamda fayda sağlamak için sadece yüzeydeki kiloya değil; inflamasyon, bağırsak mikrobiyomu ve hücresel yollar gibi hastalığın altında yatan biyolojik temelleri çok daha derinlemesine anlamaya ve tedavi stratejilerimizi bu dinamiklere göre şekillendirmeye çalışıyoruz.
Kilo Verirken Kas Kütlesi Nasıl Etkilenir?
Longevity ve biohacking alanlarında yeni nesil obezite ilaçlarının konuşulduğu en önemli konulardan biri, kilo kaybı sırasında yağla birlikte yağsız kas kütlesinin de azalabilmesi. Obezite yönetimi alanındaki deneyiminizden yola çıkarak, kilo verirken kas ve kemik sağlığını koruma konusuna nasıl yaklaşıyorsunuz?
Dr. Butsch: Bu çok önemli bir konu. Öncelikle kas dokusunun kilo kaybına nasıl tepki verdiğini anlamalıyız. Bilimsel bir gerçek var ki; hangi yöntemle olursa olsun kilo verdiğinizde, kaybedilen ağırlığın bir kısmının kas kütlesi olması kaçınılmaz ve bedenin doğal, adaptif bir sürecidir. Ancak asıl dikkat etmemiz gereken ve çoğu zaman gözden kaçırılan nokta “kasın kalitesidir“.
Görsel: Dr. W. Scott Butsch ile Yaprak Üner


Kilo veren bir bedende, kas dokusunun içindeki yağlanma (fat infiltration) azalır. Bu ne demek? Kas hücreleri insüline çok daha duyarlı hale gelir ve fonksiyonel olarak çok daha iyi performans gösterir.
Yani kas kütlesi hacimsel olarak bir miktar azalsa da, metabolik olarak çok daha sağlıklı bir faza geçer. Elbette bu süreci kaliteli protein alımı ve bilinçli direnç antrenmanlarıyla desteklemek, kas ve kemik sağlığını korumanın, kardiyometabolik zindeliği artırmanın en önemli yollarından biridir.
Görsel: Dr. W. Scott Butsch
Obezite Tedavisi ve Yapay Zeka
Kişiselleştirilmiş tıpta yapay zekanın (AI) rolünü çok sık duyuyoruz. Hastanın genetik ve metabolik verilerinin tamamen ona özel bir tedavi protokolü belirlediği bir geleceğe ne kadar uzaktayız?

Dr. Butsch: Obezite tedavisinin geleceğini kanser tedavilerinin geçirdiği evrime benzetebiliriz. Bugün kanser nasıl her hastada hücresel boyutta farklılık gösteriyor ve kişiye özel stratejilerle tedavi ediliyorsa, obezite alanında da aynı noktaya doğru hızla ilerliyoruz. Yağın vücuttaki dağılımını, genetik altyapıyı ve metabolik parametreleri öğrendikçe bireysel obezite tiplerini net bir şekilde tanımlayabileceğiz.

Yapay zeka, devasa sağlık verilerini analiz ederek hangi hastanın hangi spesifik tedaviye en yüksek yanıtı vereceğini öngörmemizi sağlayacak. Yani evet, obezite yönetiminde tamamen gen temelli ve kişiselleştirilmiş tedaviler dönemi çok da uzak değil.
Obezitede Stigma Sorunu ve Tıp Dünyasında Değişen Yaklaşım

Bugün WeightTalk Zirvesi’nin ana teması stigmayla (damgalama) yüzleşmekti. OGGUSTO okurları gibi bütünsel iyi oluşa önem verenler için odak, kilo vermekten uzun vadeli hücresel zindeliğe kayıyor. Stigmanın yıkılması tıp dünyasını nasıl etkileyecek?

Dr. Butsch: Geçmişte obeziteyi gerçek bir hastalık olarak görmeyen sistemler, ne yazık ki bu alandaki bilimsel araştırmaları ve tedavileri de yeterince desteklemedi.
Bunun en büyük nedeni hastalığı çevreleyen önyargı ve stigmaydı. Ancak son 5 yıldaki bilimsel sıçramalar ve önümüzdeki 10 yılda yaşanacak gelişmeler bu algıyı tamamen yıkacak.
Stigmayı aştığımızda sadece hekimler değil; sağlık sistemleri, sigorta şirketleri, eğitim kurumları ve tüm toplum obeziteyi çok daha ciddiye alacak.
Obezitenin biyolojik bir hastalık olduğunun kabul edilmesi, global ölçekte hepimizin metabolik sağlığı için devrim niteliğinde bir dönüşüm yaratacak.

Editörün Notu: Bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz.


