Couture tasarımcısı Mehmet Korkmaz, ilk gelinlik koleksiyonu RÊVE’i Barcelona Bridal Fashion Week 2026 kapsamında tanıttı. Güçlü silueti incelikli işçilik ve yalın bir tasarım diliyle buluşturan koleksiyon, gelinin kendi hikâyesine alan açıyor.
Mehmet Korkmaz, ilk gelinlik koleksiyonu RÊVE ile couture tasarım dilini gelinlik dünyasına taşıyor. Dantel, transparan katmanlar ve incelikli işçiliği yalın silüetlerle buluşturan koleksiyonun çıkış noktasını, gelinlikte kişisel stilin yerini ve tasarımcının ilham kaynaklarını konuştuk.

Mehmet Korkmaz, moda tasarımı ve moda pazarlaması eğitimini Kanada’daki LaSalle College’da aldı. Kopenhag’da bir gelinlik firmasına koleksiyon danışmanlığı yaptıktan sonra 2011’de kendi haute couture markasını kurdu. İlk couture koleksiyonu White Line’ı Giyim Sanayicileri Derneği Vakfı’nın düzenlediği bir gecede sundu, 2013’te de özel müşterileri için ilk atölyesini açtı.
RÊVE Koleksiyonunda Mehmet Korkmaz’ın Tasarım Yaklaşımı
RÊVE’i tasarlarken couture koleksiyonlarınızdan farklı olarak nasıl bir tasarım yaklaşımı benimsediniz? Bu koleksiyonu tasarlarken kendinizde daha önce tasarımlarınıza yansımamış bir yön keşfettiniz mi?
Couture tasarlarken bazen hayal gücünüzün sizi olabildiğince uzağa götürmesine izin verebiliyorsunuz. Gelinlikte ise benim için mesele biraz daha farklıydı. Hayal kurarken bile o elbisenin bir kadının hayatındaki çok gerçek bir ana eşlik edeceğini unutmamak gerekiyordu.
RÊVE’de bu yüzden daha içgüdüsel ve daha duygusal çalıştım. Gösterişli olmak yerine iz bırakmayı, kusursuz görünmek yerine gerçek bir duygu yaratmayı düşündüm. Sanırım benim de daha sakin, daha romantik ve belki daha kırılgan bir tarafım ortaya çıktı. Daha önce tasarımlarımda gücü daha görünür anlatıyordum. Gücün bazen sessizlikte de çok etkileyici olabileceğini keşfettim.

Bugün bir gelin size “Nasıl bir gelinlik istediğimi bilmiyorum ama düğün günümde kendim gibi görünmek istiyorum” dese, ona ilk olarak ne sorarsınız?
Ben provada önce gelinliği değil, kadını anlamaya çalışıyorum. Nasıl hareket ediyor, neyi göstermekten hoşlanıyor, neyi saklamak istiyor, hayatında nasıl giyiniyor… Bunlar benim için trendlerden daha önemli. Düğün günü başka birine dönüşmesini istemem. Aynaya baktığında kendisini, yalnızca hayatındaki en özel haliyle görmeli.

Bu koleksiyonla birlikte daha sakin, daha romantik ve belki daha kırılgan bir tarafım ortaya çıktı.
Mehmet Korkmaz
RÊVE koleksiyonunda favoriniz var mı? Sizi o tasarıma çeken detay ne oldu?
Var, ama onu favorim yapan şey aslında bir detay değil; yarattığı duygu. İlk bakışta sakin duran, yaklaştıkça işçiliğini ve katmanlarını fark ettiğiniz tasarımlardan biri.
Böyle elbiseleri çok seviyorum. Bir tasarımın bütün hikâyesini ilk saniyede anlatması gerekmiyor. Bazen biraz mesafe, biraz gizem çok daha etkileyici. O gelinlikte RÊVE’in benim için ifade ettiği şeyi görüyorum: Kırılgan görünen ama içinde çok güçlü bir kadın.
RÊVE Gelinliklerinin Yaratım Süreci
RÊVE’deki gelinliklerin yaratım süreci nasıl ilerledi? İlk fikirden kumaş ve silüet seçimlerine, son provaya kadar tasarım süreciniz nasıl şekillendi?
Benim için süreç hiçbir zaman sadece eskizle başlamıyor. Önce bir his oluşuyor. Bazen bir kumaşa dokunduğumda, bazen bir silüetin hareketini düşündüğümde… Sonra o hissin etrafında bir dünya kurmaya başlıyorum.

RÊVE’de kumaş seçimleri özellikle önemliydi. Dantel, transparan katmanlar, işlemeler ve hacimler yalnızca dekoratif unsurlar değildi. Her birinin kadının bedeninde nasıl hareket edeceğini düşündüm. Ardından prova süreci geliyor ve benim için tasarımın gerçekten yaşamaya başladığı yer orası. Çünkü kâğıt üzerinde çok güzel görünen bir çizgi, beden üzerinde aynı duyguyu vermeyebilir. Son provaya kadar değiştirmekten ve eksiltmekten hiç çekinmem. Couture’da bazen en önemli karar, ne ekleyeceğinizi değil, neyi çıkaracağınızı bilmektir.

Couture’da bazen en önemli karar, ne ekleyeceğinizi değil, neyi çıkaracağınızı bilmektir.
Çocukluk Hayranlığından Couture Dünyasına
Size göre tüm zamanların en güzel gelinliği hangisi? Bu gelinliği sizin için özel kılan ne?
Benim için tüm zamanların en güzel gelinliği, sekiz yaşındayken Danimarka’da katıldığım bir defilede gördüğüm, Danimarka Kraliyet Ailesi’nin moda tasarımcısı Karim Fizzi’nin finalde at üzerinde sergilediği gelinlikti. O gün orada bulunmak, çocukluk hafızamda silinmeyecek bir iz bıraktı. Hayatımda gördüğüm ilk gelinlikti ve belki de modaya duyduğum hayranlığın ilk gerçek karşılaşmasıydı.
Bugün o gelinliği düşündüğümde yalnızca bir tasarımı hatırlamıyorum; o günün atmosferini, yaşadığım şaşkınlığı ve sekiz yaşındaki bir çocuğun gözünden gördüğüm o büyülü anı hatırlıyorum. Yıllar içinde sayısız olağanüstü gelinlik gördüm. Ancak benim için güzelliği özel kılan şey yalnızca bir elbisenin kusursuzluğu değil, insanın hayatında bıraktığı izdir. Bu yüzden o gelinlik, hafızamda her zaman çok özel bir yere sahip olacak.
Barcelona Bridal Fashion Week’te öne çıkan trendleri keşfetmek için Yeni Sezon Gelinlik Koleksiyonları yazımıza göz atın.

Bir moda tasarımcısı olarak tüm zamanlar içinde en çok ilham aldığınız tasarımcı kim? Size ilham veren tarafı ne?
Benim için Danimarka Kraliyet Ailesi’nin moda tasarımcısı Karim Fizzi’nin yeri çok özel. Onun tasarımlarında beni etkileyen yalnızca estetik anlayışı değil, modayı adeta bir masala dönüştürme biçimiydi.
Henüz sekiz yaşındayken tanıştığım bu yaratıcı dünya, modanın yalnızca kıyafetlerden ibaret olmadığını anlamamı sağladı. Bir tasarımın insanda nasıl bir duygu uyandırabileceğini ve yıllar geçse bile hafızada nasıl yaşayabileceğini onun sayesinde keşfettim.
Bugün koleksiyonlarımı yaratırken çocukluk hayranlığının izlerini hâlâ taşıyorum. Çünkü benim için gerçek couture, yalnızca kusursuz bir işçilik değil, insanın hayal dünyasına dokunabilme sanatıdır. Karim Fizzi bana yalnızca modayı sevdirmedi; bir gün kendi hayallerimi tasarımlara dönüştürebileceğime de inandırdı.
RÊVE kadını romantizmi bir zayıflık değil, kendine özgü bir güç olarak taşıyor.
RÊVE Kadını ve OGGUSTO Kadını İçin Bir Gelinlik
RÊVE koleksiyonunu giyecek kadını üç kelimeyle tanımlamanız gerekse, hangi üç kelimeyi seçerdiniz?
Romantik, zarif ve özgür. RÊVE kadını romantizmi bir zayıflık değil, kendine özgü bir güç olarak taşıyor. Zarafeti gösterişten değil, doğallığından geliyor. En önemlisi, hayatının en özel gününde bile başkasının hayalindeki kadına dönüşmek yerine kendi hikâyesinin başrolünde olmayı seçiyor.
OGGUSTO kadını için tasarlayacağım gelinlik, yıllar sonra bir fotoğrafa bakıldığında hangi döneme ait olduğundan çok, ne kadar güzel bir anın parçası olduğuyla hatırlanan bir gelinlik olurdu.
Şimdi de biraz hayal kuralım: OGGUSTO kadını için bir gelinlik tasarlıyor olsaydınız, nasıl bir gelinlik olurdu?
OGGUSTO kadını için tasarlayacağım gelinlikte ilk düşündüğüm şey zamansız bir zarafet olurdu. İlk bakışta sadeliğiyle etkileyen, yaklaştıkça couture işçiliğinin inceliklerini keşfettiğiniz bir tasarım hayal ediyorum.


İpek organzenin hafifliği, vücudu zarifçe takip eden bir silüet, elde işlenmiş belli belirsiz çiçekler ve hareket ettikçe kendini gösteren romantik detaylar… Gelinliğin kadının önüne geçmesini değil, onun doğal güzelliğini tamamlamasını isterdim. Çünkü benim için gerçek lüks, bir tasarımın ne kadar gösterişli olduğu değil, ne kadar incelikle düşünüldüğüdür.


