OGGUSTO 2026 İş Dünyası Trendleri Raporu yayınlandı. 2026 yılında iş dünyasında hangi gelişmeler bekleniyor? Yeni liderlik biçimleri, hibrit organizasyon yapıları ve sürdürülebilir büyüme stratejileri iş yaşamının çehresini kökten değiştiriyor.
OGGUSTO ve Privia | İş Bankası Özel Bankacılık iş birliğiyle hazırlanan bu kapsamlı raporda; yapay zekâ ile dönüşen iş modellerinden kurumsal kültürdeki değişimlere, gelecek nesil lider profillerinden çalışan deneyimini merkeze alan stratejilere kadar iş dünyasını 2026’da şekillendiren tüm başlıkları detaylı biçimde inceledik.
Hazırlayan: Cenk Ulu, PwC Türkiye Ülke Kıdemli Ortağı
2026’da İş Dünyasını Neler Bekliyor?
- 2026’da AI, yaratıcılık ve büyümenin yeni ekseni olacak.
- 2026’da iklim stratejileri, sosyal sorumluluk olmaktan çıkıp doğrudan rekabet avantajı yaratacak.
- 2026’da güven, yapay zekâdan raporlamaya tüm alanlarda sürdürülebilir büyümenin temel şartı olacak.

- 2026’da İş Dünyasını Neler Bekliyor?
- Re:Work – İş Yapış Biçimlerinin Yeniden Tanımlandığı Yeni Dönem
- 1- 2026’da Yapay Zekânın İş Dünyasına Etkisi ve Yeni İş Modelleri
- 2- İklim Ekonomisi ve Sürdürülebilir Büyümenin Yeni Kodları
- 3- Güven Ekonomisi: Şeffaflık ve Etik Teknolojinin Yeni Rekabet Gücü
- Re:Work — Değer Biçim Değiştiriyor
Re:Work – İş Yapış Biçimlerinin Yeniden Tanımlandığı Yeni Dönem

Görsel: iStock – XH4D
2026’da iş dünyası, teknolojinin hızına, iklim krizinin baskısına ve toplumun güven beklentisine aynı anda yanıt vermek zorunda kalacak. Şirketler artık anlam, güven ve sürdürülebilirlik odaklı bir büyüme modelini benimseyecekler.
PwC’nin The New Equation yaklaşımında olduğu gibi, önümüzdeki dönemin iş modeli tek bir denklemle özetleniyor: İnsan + Teknoloji + Güven = Sürdürülebilir Değer.
Yapay zekâ yaratıcılığın ortağı, iklim stratejileri büyümenin anahtarı, güven ise tüm bu dönüşümün temeli olacak. 2026’nın iş dünyası; “daha bilinçli” hareket edenlerin çağı olacak.
1- 2026’da Yapay Zekânın İş Dünyasına Etkisi ve Yeni İş Modelleri

2026’da Zekânın Yeni Tanımı
2026’ya yaklaşırken yapay zekâ, iş dünyasında değer yaratımının, yaratıcılığın ve stratejik dönüşümün ana motoru haline geliyor.

Kurumlar artık AI’ı iş modellerini yeniden tanımlayan bir ortak olarak konumlandırıyor. Veriye dayalı karar alma, yeniden beceri kazandırma (reskilling) ve insan + makine iş birliği, organizasyonel zekânın yeni temellerini oluşturacak.
Yapay zekâ, hem bireysel hem kurumsal düzeyde, üretkenliği artırırken aynı zamanda yenilikçi düşünme kapasitesini de genişletecek.
Önümüzdeki dönemde fark yaratacak şirketler, AI’ı insan potansiyelini büyüten bir stratejik avantaj olarak değerlendirecek.
1.1. İnsan + Makine Dönemi: Yeniden Beceri Kazanma Trendleri

- 2026’ya doğru, yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte iş gücü dönüşümü hızlanacak.
- Artık hedef, insan + makine ortaklığını verimlilik ve yaratıcılığın yeni biçimi haline getirmek olacak.
- PwC’nin 2025 analizine göre, şirketler en büyük rekabet avantajını yeniden beceri kazandırma (reskilling) yatırımlarında görecek. Bu yatırımlar eleştirel düşünme, etik karar alma ve uyum becerilerine odaklanacak.
- Çalışan, algoritmaları yönlendiren, anlamlandıran ve insani sezgiyi devreye sokan konumda olacak.
- İş dünyasında değer yaratımı “insan zekâsının teknolojiyle uyumundan doğan yeni yetkinliklerle” tanımlanacak.
1.2. Veriye Dayalı Yetkinliklerin Yükselişi

2026’da kurumlar, sezgilere değil verilere dayalı yetkinlik modelleriyle ilerleyecek. Yapay zekâ destekli analiz sistemleri, çalışanların becerilerini, öğrenme hızlarını ve potansiyel gelişim alanlarını ölçecek; insan kaynağını stratejik biçimde yönlendirecek. Bu yaklaşım, liderlik gelişimi, yeniden beceri kazandırma ve organizasyonel çevikliği de dönüştürecek.
- Amaç, doğru kişiyi doğru rolle eşleştirecek bir beceri ekosistemi kurmak olacak.
- Veri temelli yönetim, performans değerlendirmelerini kişiselleştirirken sürekli öğrenme kültürünü iş modelinin merkezine yerleştirecek.
- Artık başarı, öğrenme kapasitesiyle tanımlanacak.
1.3. İnsan + Makine Ortaklığı: Yaratıcılığın Yeni Eşiği

2026’da yapay zekâ, iş dünyasında bir araç olmaktan çıkıp, insanla birlikte düşünen bir “ortak” haline gelecek. Bu yeni dönemde üretkenlik, insan sezgisi ile algoritmik zekânın birleştiği bir ortak üretim modeliyle tanımlanacak. Karar alma süreçlerinde veri analitiği ve yapay zekâ modelleri, liderlere daha yüksek isabet oranı kazandıracak.
Ancak bu dönüşümün asıl değeri, makinelerin “insanın yaratıcılığını çoğaltmasında” yatacak. Artık iş dünyasında en yüksek verim, insanın empati, sezgi ve etik yargısını; makinenin hesaplama gücüyle birleştiren ekiplerden gelecek. İş yerleri, bu iki zekânın birbirini tamamladığı hibrit ekosistemlere dönüşecek.
Veriyle Büyüyen Yapay Zekâ Ekonomisi

%56
CEO’ların %56’sı yapay zekânın çalışanların zaman verimliliğini artırdığını belirtiyor. Yaklaşık %32’si gelir, %34’ü ise kârlılık artışı kaydettiklerini ifade ediyor. Bu veriler, yapay zekânın artık finansal performansın da ana itici gücü haline geldiğini gösteriyor.
Kaynak: PwC – 28. Küresel CEO Araştırması
%69
CEO’ların %69’u iş gücü planlamasında yapay zekâ ve veri analitiğini aktif olarak kullanmaya başladı. Bu oran 2023’e göre %18 artı. Ayrıca %64’ü, veri temelli yetenek yönetimi sayesinde operasyonel çevikliğin arttığını belirtiyor.
PwC 28th Annual Global CEO Survey, 2025


%66
AI becerilerine sahip çalışanlar, ortalama %56 daha yüksek ücret kazanıyor. Bu oran 1 yıl önce %25’ti. Ayrıca, AI’a açık mesleklerde beceri setlerinin değişim hızı %66 daha fazla.
PwC – Yapay Zekânın İş Alanlarına Etkisi 2025 Raporu
2- İklim Ekonomisi ve Sürdürülebilir Büyümenin Yeni Kodları

Yeşil Rekabet: Artık Rengin Değil Değerin Yarışı
2026’da iş dünyası için iklim stratejileri artık büyümenin yeni matematiği olacak. Şirketler, karbon azaltımı ve kaynak verimliliği politikalarını finansal bir fırsat olarak ele alacak.

AB’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) gibi düzenlemeler, işletmeleri emisyon azaltımının ötesine taşıyarak şeffaf raporlama, risk modelleme ve döngüsel iş modellerine yönlendirecek.
Tüketicilerin sürdürülebilir ürünlere %97’ye kadar daha fazla ödeme yapmaya istekli olması, bu dönüşümün piyasa değerine nasıl yansıdığını açıkça gösteriyor. Yeni dönemde şirketlerin performansı karbon ayak izi, enerji verimliliği ve etik tedarik zinciriyle ölçülecek.
2.1. Regülasyonlardan Rekabet Avantajına: Yeşil Stratejilerin Yeni Rolü

2026’ya doğru iklim stratejileri, artık doğrudan bir büyüme ve rekabet faktörü haline gelecek. Kurumsal sürdürülebilirlik raporlamaları, AB’nin CSRD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi) gibi regülasyonlarla zorunlu hale gelirken, bu süreçlere erken uyum sağlayan şirketler önemli bir avantaj kazanacak.
İş dünyasında “uyum sağlamak”tan “öncülük etmek”e geçen bu yaklaşım, markaların yatırımcı güvenine ve finansal dayanıklılığa da katkı sunacak.
Artık sermaye, karbon ayak izini şeffaf biçimde ölçüp raporlayabilen şirketlere akacak. İklim odaklı stratejiler, maliyet kalemi olmaktan çıkıp, uzun vadeli büyümenin ve itibarın ana unsuru olacak.
2.2. Yeşil Finans ve Döngüsel İş Modelleri

Sürdürülebilirlik artık büyüme stratejisi olarak konumlanıyor. 2026’ya doğru yeşil finans, çevre dostu yatırımların ekonomik olarak da daha kazançlı hale geldiği bir dönemi başlatacak.
- PwC’nin analizine göre, tüketiciler sürdürülebilir üretilmiş ürünler için %9,7 daha fazla ödeme yapmaya hazır.
- Bu veri, çevre odaklı stratejilerin doğrudan gelir artırıcı bir unsur haline geldiğini gösteriyor.
- Döngüsel ekonomi modelleri (yani üretimde yeniden kullanım, geri dönüşüm ve sıfır atık yaklaşımı) şirketlerin maliyetlerini azaltırken yatırımcı güvenini artıracak.
2.3. Yapay Zekâ ve İklim Teknolojilerinin Kesişimi

2026’da iş dünyası, iki büyük dönüşüm alanını (yapay zekâ ve iklim stratejilerini) birbirini besleyen bir bütün olarak ele alacak. AI enerji verimliliğini, karbon ayak izi yönetimini ve sürdürülebilirliği de yeniden tanımlayacak.
Yapay zekâ destekli enerji modelleri, kaynak tüketimini optimize ederek karbon salımını azaltacak; iklim risklerini öngören veri analitiği sistemleri, şirketlerin finansal ve operasyonel dayanıklılığını artıracak.
PwC’nin analizleri, AI’ın artan enerji tüketiminin yine AI tarafından geliştirilen verimlilik çözümleriyle dengelenebileceğini gösteriyor. İklim ve teknoloji arasındaki bu simbiyotik ilişki, “yeşil dijitalleşme”yi yeni büyüme ekseni haline getirecek. Geleceğin akıllı işletmeleri, çevreyle birlikte evrilen yapılar olacak.
Yeşilin Yeni Değeri: Geleceğin Ekonomik Gücü

%7
İklim değişikliği 2035’e kadar küresel ekonomiyi %7 oranında küçültebilir.
PwC – Value in Motion, 2025
%76
Şirketlerin %76’sı, CSRD düzenlemesinin sürdürülebilirliği karar alma süreçlerine daha güçlü biçimde entegre edeceğine inanıyor.
PwC – Global CSRD Survey 2024


%9,7
Tüketiciler, sürdürülebilir üretilmiş ürünler için %9,7’ye kadar daha fazla ödeme yapmaya hazır. Bu eğilim, çevre odaklı stratejilerin ekonomik bir değer yarattığını gösteriyor.
PwC – Value in Motion 2025
3- Güven Ekonomisi: Şeffaflık ve Etik Teknolojinin Yeni Rekabet Gücü

Güven Çağının Başlangıcı

- 2026’da iş dünyasında güven, sürdürülebilir büyümenin de ana koşulu haline gelecek.
- Yapay zekâdan finansal raporlamaya, tedarik zincirinden iklim beyanlarına kadar her alanda “şeffaflık” markaların yeni rekabet gücü olacak.
- PwC’nin araştırmalarında da vurgulandığı gibi, şirketler gelecekte yalnızca ne kadar kazandıklarıyla değil, nasıl kazandıklarıyla değerlendirilecek. Etik AI kullanımı, doğru veri yönetimi, güvenilir raporlama kültürü ve paydaşlarla açık iletişim; güvenin ekonomik bir değer birimine dönüşmesini sağlayacak.
- Kısacası, güven duygusu iş modellerinin merkezinde ölçülen, yönetilen ve raporlanan bir stratejik sermaye olacak.
3.1. Etik AI ve Veri Şeffaflığı: Güvenin Teknolojik Temeli

- 2026’da yapay zekâ, güveni yeniden tanımlayacak.
- Kurumlar için asıl fark, algoritmaların ne kadar güvenilir çalıştığında yatacak.
- Yapay zekâ süreçlerinde etik karar alma, veri şeffaflığı ve hesap verebilirlik artık “güven inşa etmenin” temel unsurları haline gelecek.
- Şirketler, yapay zekâ sistemlerinin adil, önyargısız ve açıklanabilir şekilde çalıştığını kanıtlamak zorunda olacak.
- Güvenilir yapay zekâ modelleri, marka itibarı kadar yatırımcı güvenini de belirleyecek. İş dünyasında rekabet avantajı etikle yönetilen teknolojiden doğacak.
3.2. Güvene Dayalı Dönüşüm: Yeni Ekonominin Görünmez Sermayesi

- PwC’nin senaryo analizlerinde öne çıkan “Güvene Dayalı Dönüşüm” yaklaşımı, 2026’ya doğru iş dünyasının yönünü belirleyecek.
- Güven, artık ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın doğrudan belirleyicisi.
- Şirketler, yatırımcıdan çalışana kadar tüm paydaşlarla kurdukları şeffaf ilişkiyle değer yaratacak.
- Bu yeni dönemde, güven; veriye dayalı karar alma, açık raporlama, etik yapay zekâ kullanımı ve sürdürülebilirlik performansının birleşiminden doğacak.
- PwC’nin Value in Motion analizinde tanımlandığı gibi, “güvenin merkezde olduğu dönüşüm”, toplumsal bir refah modeli yaratma potansiyeline sahip.
- Bu senaryo, büyümenin sürdürülebilir olmasını, risklerin yönetilmesini ve toplumsal güvenin yeniden inşa edilmesini hedefliyor. Artık iş dünyası için asıl sermaye, görünmeyen ama ölçülebilen bir kavram: Güven.
Şeffaflığın Sermayeye Dönüşmesi
%76
Bu yıl incelenen 956 global şirketin %55’i, OECD’nin “Pillar Two” kapsamında yeni vergi şeffaflığı raporu yayımladı. Ayrıca küresel şirketlerin %30’u toplam vergi katkısını (Total Tax Contribution – TTC) kamuya açıkladı; bu oran bir önceki yıla göre %22 arttı. Yatırımcıların %18’i, vergi şeffaflığını şirketleri değerlendirirken en önemli sürdürülebilirlik göstergelerinden biri olarak görüyor.
PwC Global Tax Transparency and Sustainability Reporting Study, 2025
%71
CEO’ların %59’u, yapay zekânın güven ve etik konularında yeni risk alanları yarattığını, %71’i ise bu riskleri azaltmak için veri şeffaflığı ve yönetişime yatırım yaptıklarını belirtiyor.
Kaynak: PwC – 28. Küresel CEO Araştırması


2035
PwC’nin Value in Motion senaryo analizine göre, güven düzeyinin yüksek olduğu ekonomiler 2035’e kadar %5’e varan büyüme potansiyeline sahipken, düşük güven senaryosu %7’lik bir küçülme riski taşıyor.
Re:Work — Değer Biçim Değiştiriyor




