preloader

Alavya Otelin Sürdürülebilirlik Serüveni

Alavya Otelin Sürdürülebilirlik Serüveni

Yazı Boyutu:

Doğa dostu otel Alavya, misafirlerine sunduğu Acqua Di Parma ürünlerinin atıklarından harika bir proje yarattı! Proje detaylarını ve otelin sürdürülebilirlikle ilgili duruşunu gelin beraber öğrenelim.

Açıldığı ilk günden beri Acqua Di Parma ürünlerini kullanan Alvaya Otel, markanın boş tüplerini toplayıp Geri Dönüşüm Sanatçısı Gülnur Özdağlar’a gönderdi ve bunun üzerine sanatçı atıklardan dekoratif çiçekler hazırladı. Alavya banyolarında ve bahçesinde görebileceğiniz bu ömürlük dekoratif çiçeklerin hikayesini sanatçıdan dinledik… Otelin ekibinden Çevre Elçisi Selina Pirinçcioğlu ise Alavya’nın sürdürülebilirliğe olan saygısını ve projelerini anlattı.

Alavya Otelin Sürdürülebilirlik Serüveni

Gülnur Özdağlar

Geri dönüşüm sanatçısı olma yolunuzu dinleyerek başlayalım… Bu yolculuk nasıl şekillendi?

İlkokula giden kızıma verilen bir ödevde, pet şişelerden denizanası yapmasına yardım ederken plastiğin ısıyla çok güzel şekil alabildiğini gördüm. Ödev bittikten sonra da şişelerle oynamaya devam ettim. Yıllardır bilgisayar kullanarak tasarım yaptığım mimarlık alanından, aracısız elimle çalıştığım, tasarımın ve yapmanın bir olduğu bu alana kaymak bana çok çekici geldi. Birkaç yıl içinde tamamen bu işle uğraşır hale geldim.

Plastik ürünlere doğa dostu çözümler üretiyorsunuz. Sizi en gururlandıran işlerinizden bahseder misiniz?

Yaptığım bir nesnenin ilgi, merak, şaşkınlık uyandırması, dünya gidişatı ve tüketme biçimlerimiz hakkında bir an için de olsa bir tereddüt yaratması beni gururlandırıyor.

Alavya Otel’de kullanılan Acqua Di Parma ürünlerine yaptığınız geri dönüşüm ürünleri anlatır mısınız? Nasıl bir çalışma yaptınız?

Alavya Otelde kullanılan buklet malzemenin ambalajları pandemi koşullarında geridönüştürülemez hale gelmişti. Çevre bilinci çok gelişmiş yönetim, bunları çöpe atmak sözkonusu olamayacağı için benden yardım istedi. Böylece otelin banyolarında şampuan tüplerinin yanında sarı krizantemler açtı. Kullanılmış ambalajları çöpten kurtarmanın ötesinde, varlığıyla bunun propogandasını yapan bir proje oldu.

Sanat ve sürdürülebilirlik arasındaki o çok kıymetli yerde duruyorsunuz, malzemeye getirdiğiniz yeni bakış açısıyla ilham veren eserler ortaya çıkarıyorsunuz. Bu anlamda ne kadar sınırlı veya ne kadar özgürsünüz?

Yaptığım nesneler üzerinden yeni bir yüzey üretiminin olanaklarını araştırıyorum. Bu nesneler aslında salt yüzey. Önceden başka bir nesnenin olan yüzeyi alıp başka, yeni bir yüzeye dönüştürüyorum. Her malzemenin kendi olanakları dahilinde çalışmak mümkün, bunlar da benim malzememin sunduğu olanaklar. İşlem tekrara dayanıyor, hatta tekrarın aşırılığı onlarda biçimlenmenin yegane kuralı. İşlem pet şişenin seçilmesi, kesilmesi, sonra da malzemenin mekanik bir şekilde zorlanması, belli sınırlar içinde ısıl müdahalede bulunularak yüzeyinin yeniden üretimi, katman katman yığılması, boşluğun bir yapı kazanması… Aynı işi kağıttan, tekstilden, metalden vs yapmak da mümkün ancak, dünyayı ve üzerindeki her türlü yaşamı bunca bozarak geldiğimiz bu noktada, bozuşa katkıda bulunacak malzemelerle çalışmayı, hem de sanat yapmak iddiasıyla bunu yapmayı doğru bulmuyorum.

Sanattaki tavrınızın günlük rutininizdeki karşılıkları neler; sürdürülebilir günlük yaşam tercihlerinizden bahseder misiniz?

Dünyaya ve yaşayanlara zarar vermeyenleri seçebilmek yapabileceğimiz en temel tercih. Yaptığım nesneler doğrudan gündelik kullanıma eklemlensin diye çaba gösteriyorum. Dekorasyonun, giysilerin, sanat dünyasının parçası olmalarını istiyorum. Artık siyanürle zehirleyen madenleri ya da tüm coğrafyayı sömüren taşları mücevher olarak görmeyelim. Evimizde kristallerin, gümüşlerin yerini dünyaya zarar vermeyen, kaynak tüketmeyen kaseler, heykeller, lambalar alsın. Malzemenin değerini değil, sanat değerini önemseyelim. Taktığımız mücevher ne kadar zengin olduğumuzu değil, neleri önemsediğimizi, nelere değer verdiğimizi göstersin.

Ben kendi dönüştürdüğüm plastiklerle dünyayı dolduran plastik çöpünü azalttığımı düşünmüyorum; insanlara “manifesto” olarak kullanabilecekleri nesneler sunarak katkı sağlamaya çalışıyorum.

Alavya Otel Çevre Elçisi Selina Pirinçcioğlu, otelle ilgili merak edilenleri yanıtladı…

Alavya Otelin Sürdürülebilirlik Serüveni

Selina Pirinçcioğlu

Dünyada ve Türkiye’de sürdürülebilirliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

İklim krizi 2021’de kimsenin görmezden gelemeyeceği bir çağrı haline gelmiş durumda. Gelecek için umutsuzluğa kapılmak çok kolayken, harekete geçmek zor. İklim krizi konusunda en büyük sorumluluk, bu krize gelmemize sebep olan kişi ve şirketlerde; fakat problemi yaratanlar nadiren çözebilenler oluyor. Değişmesi gereken çok fazla alışkanlığımız var; hızlı üretim ve tüketime alışık bir sistemde sürdürülebilir olmak gerçek bir uğraş ve kararlılık gerektiriyor. Dünya liderleri bu değişime adapte olmak zorunda ve şu ana kadar verilmiş sürdürülebilirlik sözleri karşımızda iklim krizi gibi bir felaket varken yetersiz kalıyor. İş adamı Andrew Grove’un küreselleşen dünyamızda iş hayatı için dediği ‘Adapte ol ya da öl’ diye bir söz var, bunun iklim krizi karşısında tüm Dünya ve Türkiye için geçerli olduğunu düşünüyoruz. Bu geleceğe adapte olması zorunda olan genç aktivistleri ve liderlerimize olan sürdürülebilirlik taleplerini destekliyoruz.

Alavya’nın sürdürülebilirlikle ilgili duruşunu biraz anlatabilir misiniz?

Alavya için sürdürülebilirlik bir serüven. Sonu olmayan, güzelliklerin yanı sıra zorluklar getiren, yaratıcılıkla birlikte devamlılık gerektiren, ama en önemlisi takım çalışması ve dürüstlüğü öne koyan bir serüven. İklim krizinin ciddiyetini önümüzde bulundurarak, otelimizin her alanında değiştirebileceğimiz detayları gördükçe bunlara hep birlikte kafa yormak, başkalarından ilham almak ve hayata geçirebilmek bizim için çok büyük bir hediye olduğunun farkındayız.

#welavyaalaçatı projenizden bahseder misiniz? Ne zaman başladı? Bu proje kapsamında neler yapıyorsunuz?

#welavyaalaçatı, her pazartesi sabah saat 9’da Alavya ekibi ve katılmak isteyen gönüllüler eşliğinde Alaçatı sokaklarında belirlediğimiz rotalardaki çöpleri toplama projesi. Şebnem ile Celal Çapa’nın öncülüğü ile ilk haftalarına başlayan projemiz, bu Kasım’da 167’inci haftasını tamamlıyor. Amacımız Alaçatı sakinleri olarak ortak kullandığımız sokaklarımıza, çevremize sahip çıkmak, saygı duymak, temiz tutmak ve iklim krizi hakkında farkındalık yaratmak. Sadece Alaçatı’lılarla değil, bize ziyarete gelen her misafirimize böyle bir projeyi paylaşabilmek bizim için çok değerli.

Yılbaşı ağacı, #welavyaalaçatı kapsamında sanatçı Gülnur Özdağlar tarafından Alavya’da kullanılan Aqua di Parma atıklarından hazırlandı.

Acqua Di Parma ürünlerine yaptığınız geri dönüşüm projesinin hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Alavya’da hangi alanlarda bu geri dönüşüm projesinin detaylarını görebilecekler?

Alavya ailesi olarak ağırladığımız misafirlere en kaliteli hizmeti sunmakta kararlıyız, buna kullandığımız ürünler de dahil olduğu için Acqua di Parma bizim için vazgeçilmez bir ürün yerine gelmiş bulunuyor. Zaman geçtikçe biriken boş veya sadece birkaç defa kullanılmış Acqua di Parma paketlerini biriktirdik; bunların ne kadar büyük bir çöp yığını haline gelebileceğini düşünmek, geri dönüştürülemeden yollarının sonunu okyanusun ortasında veya yemek zincirine karışmış şekilde düşünmek içimizi acıttı. Bir süredir #welavyaalaçatı’da topladığımız atık plastik şişelerden oluşan yılbaşı ağacı tasarımları için sanatçı Gülnur Özdağlar ile birlikte çalışıyorduk; kendi ürettiğimiz çöpleri değerlendirmenin daha yararlı olabileceğini düşündük.

Biz biriktirdiğimiz paketlemelerdeki arta kalan şampuan ve vücut jellerini ayrı konteynırlarda topladık, paketlemeleri temizledik, Gülnur hanım’a yolladık ve bize bizim bile hayal edemeyeceğimiz güzellikte sapsarı Acqua di Parma ‘çiçeklerini’ geri yolladı. Gülnur Hanım’ın emek ve yaratıcılığı ile birlikte, bizim de atık azaltma konusundaki hassasiyetimizi misafirlerimize yansıtabilmek için bunları sergileyecek en güzel yerin orijinal paketlemelerinin yakınında olduğuna karar verdik.

Cemre Bosnalı Zeydanlı
Cemre Bosnalı Zeydanlı Tüm Yazıları