DEM Müzecilik’in Londra’daki projesi TIMEWALK, Göbeklitepe’den Rapa Nui’ye uzanan 12 bin yıllık insanlık hikâyesini sürükleyici teknolojilerle yeniden kuruyor. DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu ile deneyimin perde arkasını, 250 kişilik ekibin iki yılı aşan hazırlık sürecini ve Nisan 2027’de Roma’da açılması planlanan Kolezyum projesini konuştuk.
Bir müzede tarihe uzaktan bakmak yerine onun içine girmek mümkün mü? DEM Müzecilik, TIMEWALK’ta ışık, ses, üç boyutlu görseller ve mekânsal anlatımı bir araya getirerek ziyaretçilerini 12 bin yıllık bir zaman yolculuğuna davet ediyor. Londra’daki Immerse LDN’de hayata geçirilen deneyim; Göbeklitepe, Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui gibi 22 medeniyet üzerinden insanlığın ortak hafızasının izini sürüyor.
TIMEWALK’u deneyimlemek üzere Londra’dayken DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu ile bir araya geldik. Londra’nın neden ilk uluslararası durak olarak seçildiğinden çocuklar için hazırlanan özel anlatıma, tarihsel doğruluk için yürütülen çalışmalardan Roma’daki yeni projeye uzanan bu sohbette, TIMEWALK’ın görünen yüzünün ardındaki kapsamlı kürasyon sürecini konuştuk.
Bir Bakışta TIMEWALK
- Nerede? Immerse LDN, ExCeL London Waterfront
- Deneyim süresi: Yaklaşık 60 dakika
- Ana bölümler: Göbeklitepe, Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui
- Deneyim alanı: Yaklaşık 2.500 metrekare
- Anlatım: 25 dilde sesli rehber ve çocuklara özel anlatım
- Teknoloji: 360 derece projeksiyonlar, mekânsal ses, ışık ve interaktif sistemler
- Kimler için? Her yaştan ziyaretçiye açık; deneyim tekerlekli sandalye erişimine uygun
Türkiye’den Londra’ya Uzanan Yolculuk

Londra’nın kalbinde, 12 bin yıl öncesine gitmeye hazırız. DEM Müzecilik önce Türkiye’de Ayasofya ve Efes’le başladı, şimdi de rotasını dünyaya çeviriyor. Londra’daki TIMEWALK’ta birazdan 22 farklı medeniyeti gezeceğiz. TIMEWALK nasıl başladı, nasıl devam ediyor?
Bundan üç sene önce, sizin biraz önce bahsettiğiniz gibi, Efes ve Ayasofya’da başladık. Ama onun öncesinde de bir teknoloji şirketinin 35 yılda biriktirdiği deneyimler uzanıyordu. Ayasofya ve Efes deneyimlerinden sonra yurt dışı pazarına girip uluslararası bir marka olmak istedik. Ve bunun için de Londra’yı seçtik. Kültür-sanat, tarih açısından zengin olduğu ve çok fazla ziyaretçi çektiği için Londra’yı tercih ettik.
Londra’da 22 Milyon Sterlinlik Bir Kültür Yatırımı
TIMEWALK, DEM Müzecilik’in yurt dışındaki ilk büyük ölçekli yatırımı. Londra’daki proje için 22 milyon sterlinlik kaynak ayrılırken ExCeL London ile beş yıllık bir anlaşma yapıldığı belirtiliyor. Günlük 2.500 ziyaretçiyi ağırlayabilecek biçimde tasarlanan deneyimin ilk yıl hedefi ise bir milyon ziyaretçi. Bu rakamlar TIMEWALK’ın geçici bir dijital sergiden çok, Londra’nın kültür ve deneyim haritasında kalıcı bir destinasyona dönüşme hedefiyle kurgulandığını gösteriyor.
Tarihi Anlatmak Değil, Yaşatmak

Peki, “immersive” derken neden bahsediyorsunuz?
Immersive deneyimler, içine girdiğiniz alanda kendinizi hikâyenin içinde hissettiğiniz ortamlardır. Size bir hikâye anlatılır. Bu anlatımda sizi sarıp sarmalamak için teknolojinin en üst seviye sistemleri kullanılır. Biz de duygular, ışıklar, sesler, kreatif görseller, üç boyutlu yaklaşımlar gibi araçlar ile sizi 12 bin yıllık bir zaman yolculuğuna çıkarıyoruz.
Beş Uygarlık, Tek Bir İnsanlık Hikâyesi
TIMEWALK’ın rotası, insanlığın bilinen en eski anıtsal buluşma alanlarından Göbeklitepe’de başlıyor. Ardından Babil’in İştar Kapısı’ndan geçiyor, Nil boyunca Antik Mısır’a ulaşıyor; Maya uygarlığının matematik ve astronomi bilgisini keşfederek Rapa Nui’nin Moai heykellerine uzanıyor. Bu beş durak birbirinden kopuk tarih sahneleri olarak değil; insanlığın inanma, birlikte yaşama, doğayı anlama ve ardında iz bırakma arzusunu birleştiren ortak bir hikâyenin parçaları olarak anlatılıyor. Duvarlar, zemin, ışık ve ses de bu anlatının dekoru olmaktan çıkarak ziyaretçiyi hikâyenin içine taşıyan unsurlara dönüşüyor.

Ben şuna inanıyorum; “immersive” deneyimleri ilerledikçe okullar anlamsız gelmeye başlayacak. Çünkü bu deneyimlerin içinde yaşadığınız bir şeyi unutmanız mümkün değil. Sadece öğrenmiyorsunuz, onun bir parçası oluyorsunuz.
Kesinlikle. Zaten artık yeni jenerasyonun da ilgisini çekmek için çalışıyoruz. Biliyorsunuz, öğrenme artık işitsel ve görsel. Biz de daha küçük yaş gruplarının da ilgisini çekmek istiyoruz. Mesela bugün bir okul grubumuz vardı ve o gruptaki çocuklar için özel hazırlanmış bir çocuk anlatımı kurguladık. Ziyaretçilerimize sunduğumuz 25 lisanın yanında, “çocuk lisanı” diye adlandırdığımız bir anlatımımız var. Çocukları daha çok etkileyip, tam da onların öğrenmesini sağlayan bir çocuk dinletisi sunuyoruz.

Bu 25 lisanın Türkçesini Selçuk Yöntem seslendiriyor. Diğer dillerde ise o dili konuşan insanların kulak dolgunluğu olan, Selçuk Yöntem ayarında isimler tercih edilmiş.
Deneyimin seslendirmesi, çok önemli oyuncular ve seslendirme sanatçıları tarafından, Hollywood’un da kullandığı stüdyolarda yapılıyor. Yani her konuda çok ciddi çalışmalar yürüttük.
Dijital Deneyim, Gerçek Mekânın Yerini Alabilir mi?
TIMEWALK, geçmişi Londra’ya taşıyor; fakat Göbeklitepe’yi, Babil’i veya Antik Mısır’ı dijital bir görüntüye indirgemeyi amaçlamıyor. Deneyim, bu uygarlıklara dair merakı büyüten ve ziyaretçiyi asıl tarihî mekânlara yönlendiren bir başlangıç noktası olarak da okunabilir. Nitekim Londra’daki buluşmada Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş da medeniyetleri kendi coğrafyalarında ve özgün kalıntılarıyla görmenin yerinin ayrı olduğunu hatırlatarak ziyaretçileri Göbeklitepe’yi Türkiye’de keşfetmeye davet etti. Belki de sürükleyici müzeciliğin en anlamlı işlevi tam burada ortaya çıkıyor: Geçmişin yerini almak değil, onunla gerçek bir bağ kurma isteği uyandırmak.
12 Bin Yıllık Hikâyenin Perde Arkası

Ekibinizde arkeologlar, sanat tarihçileri, sosyologlar var.
Ekibimiz 250 kişilik. Göbeklitepe’de çok önemli çalışmalar yürüten, kazı başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, özel tarihçiler, arkeologlar, hep beraber geliştirdik bu projeyi. İki sene sürdü. Tabii ki bu işi yaparken tarihin doğruluğunu, tarafsızlığını ortaya koymanız gerekiyor. Diğer taraftan kullandığınız görsellerdeki giysilerin bile her detayına kadar “doğru” olması gerekiyor. Ses sanatçılarımız, müzisyenlerimiz var; müzikler orkestrayla yapılıyor. Çok kapsamlı bir iş. Tabii ki bunun en önemli kısmı, işin orkestrasyonunun tek bir bünyede yapılması. Ciddi kürasyon isteyen bir iş.
Teknolojinin Görünmez Olduğu Bir Deneyim
TIMEWALK’ın teknolojik altyapısı, deneyimin ölçeğini gösteren dikkat çekici rakamlar barındırıyor. Yaklaşık 2.500 metrekarelik alanda 200’e yakın projeksiyon sistemi, birbiriyle eş zamanlı çalışan 90 medya sunucusu ve 100’ün üzerinde aydınlatma ünitesi kullanılıyor. Toplam 1,5 milyar piksellik görsel dünya, üç boyutlu ses sistemleriyle destekleniyor. Ancak bütün bu teknoloji, ziyaretçiye kendini göstermek için değil; görüntü, müzik, anlatı ve mekân arasındaki sınırları ortadan kaldırmak için çalışıyor. TIMEWALK’ın asıl iddiası da teknolojiyi bir gösteriye dönüştürmekten çok, onu hikâyenin görünmeyen anlatıcısı hâline getirmek.
Londra’dan Sonra Sırada Roma Var

Yeni haberi okuyucularımız ilk bizden duysunlar istiyorum: 2027 Nisan’da birlikte nereye gidiyoruz?
Roma’ya gidiyoruz! Kolezyum’u açıyoruz!
Kolezyum açılıyor! Bu bana çok etkileyici geliyor. Tanıdığım bir İtalyan sanatçı, bütün İtalyan sanatçıların kalbinde İstanbul’a yer olduğunu söylemişti. İki imparatorluğun birleştiği bir yer. Yani İtalyan sanatçıların ruhu, kalbi, bir yerde İstanbul’dan geçer. O nedenle Türkiye’den bir markanın, İtalya’nın, Roma’nın en önemli değeri olan Kolezyum’u ele alıyor olması çok etkileyici benim için.
Gerçekten çok etkileyici. İtalyanlar da çok işbirlikçiler. İşin yapılabilmesi, ortaya çıkması açısından çok güzel destekler alıyoruz. Nisan 2027’de açılması için büyük bir ekip sabırsızlıkla bekliyor.
Londra Bir Son Durak Değil
TIMEWALK, DEM Müzecilik’in uluslararası büyüme planının ilk adımı. Şirket, Nisan 2027’de Roma’da Kolezyum’un tarihini merkeze alan yeni deneyimini açmaya hazırlanırken 2028 için Japonya, Çin ve ABD’de projeler geliştirmeyi hedefliyor. Böylece Ayasofya ve Efes’te başlayan deneyim müzeciliği yolculuğu, tek tek müzeler açmanın ötesinde, Türkiye’den çıkan bir kültür ve teknoloji markasını farklı coğrafyalara taşıyan daha geniş bir modele dönüşüyor.


