Seçkin Pirim’in Dün ile Bugün sergisi, Şerefiye Sarnıcı’nın 1600 yıllık atmosferinde çağdaş sanat ile tarihi mirası bir araya getiriyor.
İstanbul’un en etkileyici tarihi yapılarından Şerefiye Sarnıcı, Seçkin Pirim’in “Dün ile Bugün” sergisine ev sahipliği yapıyor. 12 Haziran – 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında görülebilecek sergi, sanatçının katman, tekrar ve dönüşüm kavramları etrafında şekillenen yapıtlarını sarnıcın tarihsel dokusuyla buluşturuyor. Pirim ile eserlerinin ardındaki düşünsel dünyayı, Mevlana’nın “birden bütüne” yaklaşımının üretimlerine etkisini ve Şerefiye Sarnıcı’nda geçmiş ile bugünü nasıl yan yana getirdiğini konuştuk.
Dün ile Bugün Sergisi Hakkında

- Yer: Şerefiye Sarnıcı, Fatih / İstanbul
- Tarih: 12 Haziran – 31 Ağustos 2026
- Ziyaret Saatleri: Şerefiye Sarnıcı ziyaret saatleri içerisinde
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’ye bağlı Şerefiye Sarnıcı, 12 Haziran–31 Ağustos 2026 tarihleri arasında çağdaş sanatın önemli isimlerinden Seçkin Pirim’in “Dün ile Bugün” sergisine ev sahipliği yapıyor. 1600 yıllık tarihiyle İstanbul’un en etkileyici yapılarından biri olan Şerefiye Sarnıcı’nda gerçekleşen sergi, sanatçının neominimalist yaklaşımını mekânın tarihsel katmanlarıyla buluşturuyor. Sarnıcın içinde ve önünde konumlanan eserler, ışık, su ve yansımalarla birlikte değişen görünümleri sayesinde ziyaretçileri geçmiş ile bugün arasında düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.
Pirim’in tekrar eden ve katmanlanan formlar üzerine kurulu yapıtları, düzen, dönüşüm ve kırılganlık kavramlarını odağına alıyor. Mevlana’nın “birden bütüne” anlayışından ilham alan sanatçı, son dönem çalışmalarında insanın kendi özüne dönüşü, yenilenme ve arınma temalarını araştırıyor. Tarihsel mimari ile çağdaş sanatın aynı atmosferde buluştuğu “Dün ile Bugün” sergisi, Şerefiye Sarnıcı’nın etkileyici dokusu içinde izleyicilere farklı dönemler arasında güçlü bir görsel ve düşünsel bağ kurma fırsatı sunuyor.
Seçkin Pirim’in Gözünden Şerefiye Sarnıcı

Şerefiye Sarnıcı, ışığı, suyu ve 1600 yıllık tarihiyle İstanbul’un hafızasını taşıyan bir yapı. “Dün ile Bugün” sergisi için bu mekâna ilk girdiğinizde eserlerinizle Şerefiye Sarnıcı arasında nasıl bir ilişki kurdunuz?
Son dönemlerde üzerine kafa yorduğum konular arasında bu tarz yapılar ve antik kentler var. Bu sebeple çok doğru bir zamanda denk geldi bu buluşma. Bu mekanda sergi yapmak oldukça zor. Çünkü sarnıç yapısı itibari ile çok güçlü. Mekanla asla bir yarışa girmiyorsun,uz zaten giremezsiniz de. Bu nedenle mekanla birlikte hareket edecek birbirini destekleyecek yapıtlar seçtim.
Katmanlar, Formlar ve Tekrarın Peşinde

200 x 60 x 52 cm

96 x 20 cm
İşlerinizde sık sık tekrar eden, çoğalan ve birbirine bağlanan formlar görüyoruz. Sizi bu formlara yıllardır geri döndüren şey ne?
Bu katmanlı üretim biçimi aslında askerlikten sonra yaptığım “Disiplin Fabrikası” serisi ile başladı. Yaptığım kağıt işlerde ve heykellerde bu katmanlı yaklaşımı kendi dilim olarak kullanmaya başladım. Benim için yapılması gerekenler ve zorunluluklar ve yaşam süresi üzerine bir okumaydı bu. Hatta heykellerde iç taraflarını pürüzsüz düzgün, dış taraflarını katmanlı olarak uygulamaya başladım.
Bu biraz hayatın iki tarafı gibiydi biri zorunlulukların olduğu taraf ve bir de özgür kaldığın taraf ikisinin birleşimi insanı oluşturuyordu. Şu anki sergi içinde Şerefiye Sarnıcı’nın gerçekten katmanlı yapısını düşünürsek bu anlamda da işlerle mekan çok özdeşleşmiş durumda.
“Birden Bütüne” Yaklaşımı

205 x 141 x 59 cm

Metallic paint on plexiglass, 200 x 50 x 38cm
Mevlana’nın “birden bütüne” yaklaşımının sanatınızda önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Bu düşünce, çalışma sürecinize nasıl yansıyor?
Birden bütüne, üniversitenin ilk yıllarında başlayan bir fikirdi benim için. O dönemlerde okuduğum Mesnevi’den yakaladığım bir cümleydi. Bu, iki anlamda benim için çok içime sinen bir duygu oldu. İşlerin üretim biçimi olarak bunu kullanmaya başladım; aynı zamanda alt metni olarak da beni gerçekten derinden etkiledi. Birimizin yaptığı bir hareket, bütüne müdahale eden bir hareket oluyor. Biraz kelebek etkisi gibi de düşünebiliriz. O yüzden üniversite yıllarından itibaren bu benim biraz yaşam tarzım, kimliğim ve işlerimin de nihai üretim biçimleri ve alt metinleri oldu. Yan fikirler de hep bu ana fikir çerçevesinde oldu.
“İnsan Kendi İçine Dönmeli”

Son dönem işlerinizde insanın kendi özüne dönüşü, sadeleşmesi ve yenilenmesi daha belirgin hissediliyor. Sizce bugün insanın en çok neyle yeniden bağ kurmaya ihtiyacı var?
Bence bu dönemde insanın kendi ile baş başa kalmaya ihtiyacı var. Dediğim gibi, bir önceki sergimde yapıtlarım aracılığıyla “herkesin biraz inzivaya çekilmeye ihtiyacı var” demiştim. Freni patlamış kamyon gibi giden bir dünyanın içerisindeyiz. Sorgulamalarımız, sorularımız, nedenlerimiz, n’içinlerimiz; hepsi bitti. Son iki sergidir aslında bu ana fikir üzerine işler ürettim. İzleyiciyi bir nebze olsun kendisiyle baş başa bırakıp bu soruları sormasını arzu ettim. O yüzden bence bu dönem, kendi içimize dönme vakti. Bu bir kaçış değil, tam tersi kendi cevaplarımızı bulup “dünyaya daha iyi nasıl dönebiliriz” çalışması.
Eserleriniz zaman içinde farklı yönlere evrilse de bazı meselelerin çalışmalarınızda sürekli karşılık bulduğunu görebiliyoruz. Bugün zihninizi en çok meşgul eden soru veya sorular neler?
Şu anda insanların duyarsızlaşması, herkesin bencilleşmesi, sadece kendi özgürlük alanlarında ve kendi hareket alanlarında yaptıklarını düşünmesi; bütün bunlar aslında yaşadığımız toplumu ele geçiren kötü hırslı duygular. Bu soruları sorup cevaplarını aramalarını, aslında yapıtla karşılaşmalarının sonucunda kendilerinin bu soruları sormalarını arzu ediyorum. Yine “birden bütüne” cümlesine geldiğimizde; iyileştiğimizde karşımızdakini de iyileştiririz, o da karşısındakini, o da karşısındakini ve böylece bütünü…
Şerefiye Sarnıcı’nda Geçmiş ve Bugün İç İçe

Metallic paint on plexiglass, 110x60x60cm

123 x 210 x 46 cm
İşlerinize uzun süre bakıldıkça yeni detaylar ortaya çıkıyor. Bu sergide izleyicinin ilk bakışta gözden kaçırabileceği, ancak biraz durduğunda fark etmesini umduğunuz bir detay ya da düşünce var mı?
Açıkçası şöyle, mekana koymayı seçtiğim eserler, geçmişte antik kentlerle, bu takım yapılardaki detaylardan ve sevdiğim imgelerden yola çıkarak yaptığım işler. Örneğin izleyici, orada Şerefiye sarnıcındaki 1600 yıllık sütunların içerisinde benim kendi yaptığım çağdaş sütunları görecek ya da belki bir lahit ile karşılaşacak. Orada biraz seyirciyi arafta bırakma duygusu da var ve bu hoşuma gidiyor.
Oraya gelen izleyici, sütunun arasında kıpkırmızı başka bir sütun daha görünce belki de şu soruyu da soracak: “Bu sütun da mı 1600 yıllık yoksa yeni bir şey mi?” Bu soruyu sordurmak ve kafa karışıklığı yaratmayı seviyorum. Aynı zamanda İstanbul’un bu nadide mekanlarından biriyle çağdaş sanatın buluşması bir yandan da İstanbullunun vizyonunu gösteriyor.
“Dün ile Bugün” başlığı ister istemez insanı geçmişine götürüyor. Bugün atölyenize giren Seçkin Pirim ile kariyerinin başındaki Seçkin Pirim karşılaşsa, birbirlerine ne söylerlerdi?
Geçmişten alınacak çok ders var, biraz da bu yüzden son üç senedir geçmişe dönüp, geçmişten verileri alıp günümüz dünyasına aktarıyorum. Geçmişteki Seçkin’le karşılaştığımda aslında yapması gerekenleri yaptığını düşünüyorum. Tabii ki hataları vardı ama bu hataları da yapması gerektiğini düşündüğüm için “bunları bunları bunları yapma” demezdim. Çünkü şu andaki Seçkin, bu hatalarla var olan biri.
Şerefiye Sarnıcı Hakkında
İstanbul’un Fatih ilçesindeki Tarihi Yarımada’da yer alan Şerefiye Sarnıcı, Bizans İmparatoru II. Theodosius döneminde 428-443 yılları arasında inşa edilen yaklaşık 1600 yıllık bir su yapısıdır. Kentin su ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılan sarnıç, 24×40 metrelik alanı, 32 sütunu ve 11 metreye ulaşan tavan yüksekliğiyle dikkat çeker. Uzun yıllar gözlerden uzak kalan yapı, kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından yeniden gün yüzüne çıkarılarak müze ve kültür-sanat mekânı olarak ziyaretçilere açılmıştır. Günümüzde sergilere, konserlere ve farklı kültür etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.
Şerefiye Sarnıcı nerede?
Şerefiye Sarnıcı, İstanbul’un Fatih ilçesinde, Tarihi Yarımada’da yer alıyor. Divanyolu ile Piyer Loti Caddesi arasında konumlanan yapı, Sultanahmet ve Çemberlitaş gibi tarihi noktalara yürüme mesafesinde bulunuyor.



