Maslak 310’daki “Bridges” sergisinde beş sanatçı, köprü kavramını kendi üretimleri üzerinden yorumluyor; kültürlerarası ilişkiler ve ortak hafıza üzerine farklı bakışlar sunuyor.
Maslak 310 ve Anima Art Gallery iş birliğiyle gerçekleşen “Bridges” sergisi, Türkiye ve Yunanistan’dan beş sanatçıyı ortak bir zeminde buluşturuyor. Küratörlüğünü Nectarios Gkouveris’in üstlendiği sergi, köprü kavramını yalnızca fiziksel bir bağ olarak ele almıyor; kültürel geçişler, tarihsel ilişkiler ve bireysel hafızalar üzerinden yeniden düşünmeye açıyor.
Bu kapsamda sergide yer alan sanatçılar, köprü fikrini kendi üretim dilleri üzerinden yorumlayarak farklı coğrafyalar arasında kurulan ilişkileri çok katmanlı bir bakışla ele alıyor.
Kapak Görseli: Lambros Stavropulos

Maslak 310 x Anima – “Bridges” Sergisi Hakkında
- Yer: Maslak 310, Sarıyer
- Tarih: 18 Nisan – 10 Mayıs 2026
- Küratör: Nectarios Gouveris
- Ziyaret Saatleri: Pazartesi–Cuma 10:00–18:00; Cumartesi–Pazar kapalı
Anima Art Gallery xMaslak 310 iş birliğiyle ve Nectarios Gouveris küratörlüğünde gerçekleşen Bridges sergisi, Türkiye ve Yunanistan’dan sanatçıları ortak bir zemin üzerinde bir araya getiriyor.
Aris Petridis, Bilal Hakan Karakaya, Ekrem Kahraman, Kadir Akorak ve Lambros Stavropoulos’un eserleri, farklı coğrafyalar arasında kurulan ilişkileri ve kesişimleri çok katmanlı bir perspektifle ele alıyor.
Köprü çoğu zaman iki noktayı birleştiren bir yapı olarak düşünülür. Bu sergide köprü nasıl bir anlam taşıyor ve sizin işinizde nasıl karşılık buluyor?
Kadir Akorak: Ben köprü kavramını “el sıkışmak” olarak yorumluyorum.

Aris Petridis: Benim için köprü fikri, harita üzerindeki iki noktayı birbirine bağlayan bir yapı olmanın çok ötesine uzanır. İşimde bu kavram, en mahrem; yani hücresel ve insani düzeyde başlar. Burada ayrı unsurlar bağ kurmaya, denge bulmaya ve birlikte var olmaya yönelir. Buradan hareketle bu düşünce, ortak varoluşumuzun psikolojik, sosyal, kültürel ve hatta jeopolitik boyutlarına doğru genişler.
Bağımsız olarak yükselen ve zamanla birbirine yaklaşan akışkan heykelsi çizgiler aracılığıyla, bireyler, tarihsel süreçler, kültürler ve coğrafyalar arasındaki bu sürekli birleşme hareketini ifade etmeyi amaçlıyorum. Köprü, diyalogun, dönüşümün ve bizi bir arada tutan görünmez güçlerin yaşayan bir metaforuna dönüşür.

Lambros Stavropulos: İşimde “köprü”, hayali bir karşılaşma mekânı olarak işlev görür. Duygu ve soyutlama aracılığıyla, karşıtlıklarının ötesinde derin ortak hafızalar ve etkiler paylaşan iki kültür olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki görünmez bağları ortaya çıkarmayı amaçlıyorum. Biçimler ve renkler birbiriyle konuşur, çarpışır ve nihayetinde birlikte var olur; böylece birliğin hazır verilmediği, sürekli oluşum halinde olduğu bir alan yaratılır. Bu anlamda köprü, bağ kurmanın ve karşılıklı anlayışın yaşayan bir deneyimine dönüşür.
Ekrem Kahraman: Asya ile Avrupa arasında, doğu ile batı arasında, tarih ile güncel arasında, modern ile çağdaş arasında, hakikat ile gerçeklik arasında ve kültürler arasında bir diyalog, bir sentez, bir bütünleştirme olarak okuyabiliriz.

Bilal Hakan Karakaya: Kullandığım endüstriyel malzeme ve şehrin ikonik katmanları ile yaptığım heykellerin içinde vazgeçilmezim, köprüler ve kültürlerarası katmanlardır.


