HARA’da açılan “Canavarların Vaatleri” sergisi, güncel sanatın tartışmalı kavramlarını odağına alırken, izleyiciye beden, kimlik ve sınır üzerine yeni sorular sunuyor.
“Canavarların Vaatleri” sergisi, Ezgi Hamzaçebi küratörlüğünde Hara’da ziyarete açıldı. A. Serkan Aka, Canavar, Hilal Polat, İrem Aydın, Lara Ögel, Ömer Tevfik Erten, Seçil Epik, Şafak Şule Kemancı, Yaşam Şaşmazer, Zeynep Kılınç’ın çalışmalarını bir araya getiren sergi 26 Temmuz’a dek ziyaret edilebiliyor. Sergi ve Hara hakkında, Hara ekibinden Direktör | Yönetim Kurulu Üyesi Faika Ergüder, Sergiler ve Etkinlikler Direktörü Yasemin Ülgen, Sanat Programları Koordinatörü Yusuf Huysal ile sohbet ettik.

“Canavarların Vaatleri” Sergisi Hakkında
- Yer: HARA – Uskumruköy
- Tarih: 1 Mart-26 Temmuz 2026
- Ziyaret Saatleri: Cuma, Cumartesi ve Pazar günü 12:30-18:30 arası
- Instagram: haraistanbul
“Canavarların Vaatleri” sergisi 1 Mart-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında, Ezgi Hamzaçebi küratörlüğünde Hara’da izleyiciyle buluşuyor. Sergi, “canavar” olarak görülen, insan ve insan olmayan bedenlerin, hâllerin temsillerini araştıran on sanatçıyı bir araya getiriyor.
HARA Nasıl Bir Sanat Ekosistemi Kuruyor?

Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
Hara, 2022’de kurulduğundan bu yana nasıl bir dönüşüm geçirdi? Bugün geldiği noktada kendini nasıl tanımlıyor?
Hara, sanatçılar, küratörler, düşünürler ve sanat izleyicileri için bir buluşma noktası olma niyetiyle sanatçı Canan Bozbağ tarafından kuruldu. Canan’ın kişisel vizyonunun vücut bulmuş hâli olmasına rağmen Hara, kendini ilk günden beri kolektif üretim ve çok sesliliğe önem ve öncelik veren bir sanat alanı olarak tanımlıyor.
Bunun bir uzantısı olarak, Hara’nın sergi programlarını farklı yaklaşımları olan sanatçıların ve akademisyenlerin yer aldığı bir sergi kurulu seçiyor. Hara’nın bütün sergileri, kurul üyelerinin önerdiği sanatçı ve küratörlerin proje önerilerinden oluşuyor. Önceliklerimizden biri, yeni ve genç sanatçıların üretimlerini görünür kılmak ve geniş kitlelerle buluşturmak.
Hara ekibi olarak sergilerin kavramsal çerçevesinden ilham alan konserler, dans performansları, konuşmalar, atölyeler ve rehberli turlar programlıyoruz. Hara’nın öğrenme programı ise içinde bulunduğu geniş bahçeden ilhamla ekoloji ve sergilerin düşünsel arka planından beslenen kavram ve konulara odaklanıyor.
“Canavarların Vaatleri” Hangi Soruları Gündeme Taşıyor?


Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
“Canavarların Vaatleri” gibi kavramsal çerçevesi güçlü bir sergi, Hara’nın genel program vizyonunda nasıl bir yere oturuyor?
Hara’nın misyonu, kariyerinin erken aşamasındaki küratörlere ve sanatçılara alan açmak. Örneğin, güncel sergimiz Canavarların Vaatleri’nin Ezgi Hamzaçebi’nin ilk küratörlük deneyimi olması bu yaklaşımla örtüşüyor. Ezgi aynı zamanda Özyeğin Üniversitesinde görev alan ve feminist spekülatif kurmaca, canavar çalışmaları ve ekoeleştiri üzerine araştırmaları olan bir akademisyen. Sergi kurulunun davetiyle Hara’ya önerdiği, “canavar” figürünü yeniden düşünüp sınırlar, bedenler ve kimlikler üzerinden ele aldığı projesinin kavramsal çerçevesi bugünün meseleleriyle derinlikli ilişkiler kuruyor ve geleceğe dair yeni sorular soruyor. Bu sebeple bu yeni döneme kurulun seçtiği ilk sergi olan Canavarların Vaatleri’yle başlamak hepimizi çok heyecanlandırdı.
HARA’da Üretim Süreci Nasıl Şekilleniyor?

Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Sergide farklı mecralarda ve çoğu üretimi sergiye özel olan işler yer alıyor. Hara, sanatçılara üretim süreçlerinde nasıl bir alan ve destek sunuyor?
Hara’nın geçmiş sergilerinde de olduğu gibi, Canavarların Vaatleri’nin çoğunlukla mekâna özgü yeni işlerden oluşması önemsediğimiz bir konuydu. Bu doğrultuda sanatçılara Hara’da vakit geçirme, konaklama ve üretim imkânı sunabildik. Özellikle İstanbul dışında yaşayan ya da atölyesi olmayan sanatçılar için kritik olduğunu düşünüyoruz. Örneğin, Cansu Yıldıran Hara’nın geçmiş sergilerinden Vargit Çiçekleri’ne hazırlanırken yaklaşık 3 ay Hara’da konakladı ve kişisel sergisinin üretimini çoğunlukla yerinde gerçekleştirdi. Hara’nın sağladığı bu imkân sayesinde Haravan adını verdiğimiz misafir sanatçı programı önümüzdeki dönemde farklı disiplinlerden sanatçıların katılımıyla devam edecek.
Ezgi Hamzaçebi ile çalışma süreci nasıl gelişti? Küratörle mekân arasında nasıl bir diyalog kuruldu?
Yakın zamanda yeniden yapılandırdığımız Sergi Kurulunun çok aşamalı kapalı çağrı sürecinin ardından seçtiği ilk isim Ezgi oldu. Ezgi, serginin tasarım sürecinde Hara’yı defalarca ziyaret etti. Hara’nın çeperdeki coğrafi konumu, sergideki canavar figürünün sınırda ve eşikte dolaşan yapısıyla örtüşürken, merkeze olan mesafesi de normatif olanın eleştirel bir bağlamda düşünlmesine zemin hazırladı.
Mekânın değişkenlik gösteren mimari özellikleri de işlerin siparişi aşamasında Ezgi için belirleyici oldu. Hara’nın yüksek tavanlı ve dışarıyla doğrudan ilişki kuran büyük camlarının olduğu ana sergi salonu Hilal Polat’ın havada süzülen heykellerine alan açtı. Bu salonun hemen yanında yer alan alçak tavanlı koridor ise Canavar’ın kendi sanatçı pratiğindeki değişime tanıklık eden lineer bir mekân yerleştirmesine dönüştü. Hara’nın daha karanlık olan bodrum katı ise yeraltı mitlerinden ve toprak altına uzanan temel ve köklerden esinle üretilen işleri bir araya getirdi. Serginin bir diğer belirleyicisi ise Serkan Aka’nın sesin dağılmasına elverişli akustiğe sahip mekânda boyut kazanan ve buluntu nesnelerden oluşturduğu sesli heykelleri oldu.
HARA’nın Konumu İzleyici Deneyimini Nasıl Etkiliyor?

Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Uskumruköy’de, şehrin çeperinde ama onunla iç içe konumlanmak tercihinizin yansımaları neler? Bu coğrafi karar programınızı ve izleyici deneyimini nasıl etkiliyor?
İstanbul’un kuzey çeperinde olmak Hara’nın temel belirleyicilerinden biri. Kültür sanat etkinliklerinin yoğunlaştığı semtlerden ayrı bir lokasyonda ve “merkezden uzakta” olmak ziyaretçiler için daha odaklı bir deneyim imkânı sunuyor. Şehrin karmaşasından uzaklaştıkça, uyaranlar azaldıkça hepimizin dikkati artıyor ve yavaşlıyoruz. Hara da buna hem mimari yapısı hem de programlarıyla olanak sağlıyor. Hara, lokasyonu dolayısıyla tesadüfen uğranan bir yer değil, özellikle gelinen bir yer. Bu da çok farklı bir izleyici deneyimini beraberinde getiriyor.
Hara’nın etkinlik programı bu sergiye nasıl eşlik edecek? “Canavar” kavramı etrafında kamusal programlar planlanıyor mu?
Serginin ayrılmaz bir parçası olan etkinlik programı, sergi açılmadan önce Emine Ayhan, Cemal Kafadar, Sibel Yardımcı gibi isimlerin katılımıyla başladı. Amacımız kavramsal çerçeveyi konuşmacılar ve katılımcılar ile birlikte işlemek ve canavarlığı başka disiplinler aracılığıyla çok boyutlu düşünmeye vesile olmak. Aynı zamanda, canavar imgesi etrafında çalışan insanları sergi sürecinin bir parçası yapmak. Yani etkinlikleri sergiye eşlik eden yan bir program olarak değil, bizzat serginin omurgası olarak görüyoruz.


