STEPEVI’nin desteğiyle The Design Museum’da açılan, Es Devlin’in Avrupa’daki ilk retrospektif sergisinden ve uzun zamandır merakla izlediğim Es Devlin’den bahsedeceğim.

Bir Bakışta: Es Devlin: Other Worlds Sergisi
- Sergi: Es Devlin’in Avrupa’daki ilk retrospektifi, sanatçının 30 yıllık üretimini bir araya getiriyor.
- Yer ve tarih: Londra’daki The Design Museum’da 4 Nisan 2027’ye kadar ziyaret edilebilir.
- Destekçi: Sergi, STEPEVI’nin desteğiyle gerçekleşiyor.
- İçerik: Sahne tasarımları, yerleştirmeler ve filmlerin yanı sıra kişisel arşivden maketler, eskiz defterleri, çizimler ve resimler sergileniyor.
- Öne çıkan eser: Aynalı bir platformda dönen, iki binden fazla kitap içeren sekiz metre genişliğindeki üçgen kütüphane, Umberto Eco’nun kütüphaneyi “zihnin pusulası” olarak tanımlamasına gönderme yapıyor.

Fotoğraf: Daniel Devlin / @susakpress

Fotoğraf: Daniel Devlin / @susakpress
“Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın” adlı kitapta Umberto Eco “Eskiden on sekiz, yirmi yaşlarında insanlar öğrenmekten emekli olurdu. Oysa bugün ebedi öğrenciler olmaya mahkûmuz” diyor. (Can Yayınları) Teknoloji gelişiyor, her şey online, sınırsız bilgi elimizin altında ama bu kaosta zihinlere de bir pusula gerekiyor, kütüphane gibi. En azından Eco ve Es Devlin için öyle… Şimdi ne ilgisi var diyeceksiniz. Durun baştan anlatayım.
Bir hafta içinde iki Londra seyahatimin, daha doğrusu İstanbul’a döndükten 12 saat sonra Londra’ya tekrar gitmemin önemli bir sebebi vardı: The Design Museum’da gerçekleştirilen MARKA London Capsule Edition…
Sevgili Özlem Güsar, STEPEVI’nin desteklediği konferansı ve oradan çıkardığı şahane notları yazdı. Ben de size, yine STEPEVI’nin desteğiyle The Design Museum’da açılan Es Devlin’in Avrupa’daki ilk retrospektif sergisinden ve uzun zamandır merakla izlediğim Es Devlin’den bahsedeyim.

Fotoğraf: Daniel Devlin

Fotoğraf: Richard Round-Turner © The Design Museum
Kendisi, sahne ve enstalasyonlarında izleyicinin mekânla kurduğu ilişkiden yola çıkarak mekânı bir anlatı aracına dönüştüren; ışık, ayna, hareket, yapay zekâ ve dijital sistemler vasıtasıyla kurduğu görsel dil sayesinde sanat ve teknolojiyi birleştiren, seyirciyi ortak bir düşünce, metin veya görsel deneyim etrafında buluşturarak kolektif deneyim ve hafıza yaratan bir tasarımcı, bir sanatçı. Esmeralda Devlin, bir İngiliz… Yaptıklarını kısa cümlelerle anlatmak çok zor, kusura bakmayın!
Çağdaş sanat ve tasarım dünyasının en etkili ve yaratıcı isimlerinden Devlin’in heykel, sahne tasarımı, ışık, müzik, dil ve mimariyi buluşturan disiplinler arası işleri içinde ne yok ki! Beyoncé, Adele, U2 gibi dünyanın önde gelen sanatçıları için ikonik sahneler tasarladı; olimpiyat törenlerinden Super Bowl’a, tiyatro ve operadan büyük ölçekli kamusal sanat yerleştirmelerine uzanan geniş bir alanda çalıştı. Sanatçının 30 yıllık yaratıcı pratiğini bir araya getiren “Es Devlin: Other Worlds” sergisi; eserleri, yerleştirmeleri ve filmlerinin yanı sıra bugüne kadarki en kapsamlı kişisel arşiv sunumunu da bir araya getiriyor.
“Es Devlin: Other Worlds”ün kurulumu şimdiye kadar gördüğüm sergilerden çok farklı, çünkü bir Es Devlin sergisi. Onun mekân kullanımı ve yeni dünyalar yaratmadaki ustalığına da bir gönderme.

Fotoğraf: The Design Museum için David Parry
Güney Londra’daki stüdyosunda başlayan sergi, dev bir kapının ardında ikonik işleriyle baş başa bırakıyor. Devlin’in sergi için tasarladığı ve kariyerini bir bakışta göz önüne seren bir konsept olan “30 yıllık masa”da, kişisel arşivinden maketler, yaratıcı bir hayatı destekleyen eskiz defterleri, çizimler ve resimler var. Sergi, floresan kırmızı bir tünelden bir cennete çıkıyor! Devlin, aynalı bir platformun üzerine sonsuz bir kütüphane kurmuş. Sekiz metre genişliğindeki üçgen kitaplık, bu dairesel ayna üzerinde dönerek Umberto Eco’nun kütüphaneyi “zihnin pusulası” olarak tanımlamasına gönderme yapıyor.
Malum, İtalyan yazarın evinde kimine göre 30 bin, kimine göre 50 bin kitaplık bir kütüphane vardı. Ve herhalde sürekli sorulan “Bunların hepsini okudunuz mu” sorusundan yılmıştı. Bu sıkıntıdan olacak, üzerine bu felsefeyi oturttu: Bir kütüphanenin değeri okunmuş kitaplarla değil, henüz okunmamış kitaplarla ölçülmesi gerekir. Bu, ne kadar az şey bildiğimizi hatırlatır, merakı besler ve zihne yol gösterir… Gerektiğinde başvurulacak bir ecza dolabı gibi düşünün! Kitap sadece zihnin ilacı değil aynı zamanda üzerine çıkılamayacak bir icattır da ona göre. Dolayısıyla, kitabın miadı hiç dolmaz.
Bugünkü sınırsız sanılan internet ortamında bile kitap ölmez! Bir defa internet sınırsız değil. Hatta çok sınırı var. Kaynaklar çok kez belirsiz, güvenilmez. Bu zamanda zihnin yolunu bulması büyük mesele. Eco, “İnternetin bir gün ölmeyeceğini kim garanti edebilir” diye sormuş zaten. Kitaplar, kütüphaneler öyle değil, her şey yerli yerinde. Es Devlin de bu eserle bugünün zihinlerine yol göstermek istiyor herhalde.
Renklere göre sınıflandırılmış iki binden fazla kitap bulunan bu kinetik heykelle sergi son bulurken, stüdyodan kütüphaneye farklı mekânlardan geçen sergiyle Devlin’in asıl muradının ne olduğu da anlaşılıyor. “Sergiyi bu şekilde kurgulamamın nedeni, buraya geldiğimde mekânda pek çok genç insanın, tasarımcının ve meslek erbabının bulunduğunu fark etmemdi” diyor Devlin. “Her yaştan insan; belki de ne yapmak istediklerine, kendi mesleki pratiklerini nasıl şekillendirebileceklerine ya da bu sürece nasıl başlayabileceklerine dair ipuçları arıyorlar. Ben de bu yolda karşılaştığım her bir izi paylaştım; çünkü bir mesleki pratiğin 30 yıl boyunca nasıl evrilebileceğini adım adım görmenin başkaları için de faydalı olabileceğini düşündüm.”
STEPEVI’nin desteklediği Other Worlds sergisi, 4 Nisan 2027’ye kadar Londra The Design Museum’da gezilebilir.

Bu sergiyle ilgili beni heyecanlandıran şeylerden biri, sergi devam ettiği sürece halka açık bazı etkinliklerin düzenlenecek olması. Bunlardan biri çizim etkinlikleri. İnsanları bir araya getirerek sessizlik içinde oturmalarını ve birbirlerinin eskizlerini yapmalarını sağlayacağımız canlı etkinlikler düzenleyeceğiz. Bu deneyim aynı zamanda insanlara bir şeyi belirli bir anda yakalamanın nasıl bir his olduğunu anlatıyor. Nerede olursanız olun, böyle bir çizim atölyesi düzenlemenizi öneririm.
Es Devlin
Bu deneyimin ne kadar değerli olduğunu kelimelerle anlatamam. Yakın zamanda National Portrait Gallery’de böyle bir etkinlik gerçekleştirdik. 365 kişi katıldı ve Max Richter’ın “Four Seasons”ı eşliğinde, (İsterseniz bu müziği dinlemeyi deneyebilirsiniz, ilk 44 dakikasını…) katılımcılardan birbirleriyle konuşmamalarını istiyorsunuz. Aslında çizimlerinin kötü olması hiç önemli değil. Kalemi zar zor tutabiliyor olabilirler. Onları, hiç tanımadıkları bir yabancının gözlerinin içine bakmaya ve karşılaşmalarının izlerini kâğıda bırakmaya davet ediyorsunuz. Çizimin nasıl göründüğünü dert etmesinler; yalnızca ellerinden gelenin en iyisini yapsınlar.
Aslında o atölyeye gelenlerin birçoğu çizim konusunda son derece yetenekliydi. Her on ya da on beş dakikalık oturumun ardından başka bir kişinin yanına geçiyorduk. Böylece iki saatlik oturumun sonunda herkes çok sayıda kişinin portresini çizmiş oldu ve hep birlikte büyük bir karşılaşma deneyimi yaşadık. Aynı siyasi görüşü paylaşmayan, aynı futbol takımını desteklemeyen ya da aynı şekilde dua etmeyen insanlar bir araya gelmiş olabilir. Birbirleriyle konuşmadıkları için bunların hiçbirini bilmiyorlar. Yalnızca insani bir karşılaşma yaşıyorlar.
MARKA London Capsule edisyonunun The Design Museum‘daki açılış oturumu,
Kapak Görseli: Es Devlin, Londra’daki The Design Museum’da düzenlenen “Other Worlds” sergisinde. Fotoğraf: Daniel Devlin / @susakpress

