Lenzart Space, ilk sergisi “Büyüsü Bozulmuş Dünya” ile kapılarını açmaya hazırlanıyor. Derya Yücel küratörlüğündeki sergi, Kezban Arca Batıbeki, Hilal Can, CANAN, Okyanus Çağrı Çamcı, Hande Dilaver, Bawer Doğanay, Nazlı Gürlek Hodder, Betül Özkan, Pinprick, Ali Şentürk, Ayşenur Şentürk, Serpil Yeter’in eserlerini bir araya getiriyor.
Elnaz Rahimoğlu’nun kuruculuğunda hayata geçen Lenzart Space’in ilk sergisi “Büyüsü Bozulmuş Dünya”, mitlerin, kadim sembollerin ve ritüel düşüncenin çağdaş dünyadaki izlerini hafıza, dönüşüm ve yeniden büyülenme kavramları üzerinden ele alıyor. Elnaz Rahimoğlu ile galerinin misyonu, hedefleri ve ilk sergisi üzerine konuştuk.
Bir Bakışta Lenzart Space

- Kurucu: Elnaz Rahimoğlu
- Açılış Tarihi: 15 Ekim 2026
- Adres: Bahar apartmanı, Valikonağı caddesi, Kodaman Sk., 34433 Nişantaşı/İstanbul
- İlk Sergi: Büyüsü Bozulmuş Dünya
- Sergi Küratörü: Derya Yücel
- Katılımcı Sanatçı Sayısı: 12
- Sergi Tarihleri: 15 Ekim – 29 Kasım 2026
- Genel Ziyaret Saatleri: Pazartesi–Cumartesi 11.00–18.30, pazar kapalı.
Görsel: Serpil Yeter, Lilith, 2003, Akrilik _ Tuval, 80 x 80 cm
Lenzart Space’in Kuruluşu ve Sanat Vizyonu

Lenzart Space’i kurarken temel motivasyonunuz neydi?
Lenzart Space’i kurarken amacım yalnızca yeni bir galeri açmak değildi. Benim için asıl mesele, sanatın farklı düşüncelerin, deneyimlerin ve bakış açılarının karşılaşabildiği bir alan yaratma potansiyeliydi. Günümüzde sanat dünyası giderek daha bağlantılı hâle gelirken, aynı zamanda daha parçalı ve hızlı tüketilen bir yapıya da dönüşüyor. Lenzart Space’i, bu hızın karşısında durarak izleyiciye düşünmek, sorgulamak ve yeniden bakmak için zaman tanıyan bir platform olarak tasarladım.
Galeri ismindeki “lens” fikri de buradan geliyor. Her sergi, dünyaya bakmak için yeni bir mercek öneriyor. Bizim için önemli olan kesin cevaplar üretmek değil; farklı yorumların ve olasılıkların bir arada var olabileceği bir alan açabilmek.
Lenzart Space’in ilk sergisinin “Büyüsü Bozulmuş Dünya” olması, galerinin programının daha ilk adımında oldukça güçlü bir düşünsel çerçeve kuruyor. Bu sergi, Lenzart’ın nasıl bir sanat ortamı yaratmak istediğine dair bize ne söylüyor?

“Büyüsü Bozulmuş Dünya”, modern dünyanın akılcı ve ölçülebilir yapısının dışında kalan bilgi biçimlerini, hafızaları ve deneyimleri yeniden düşünmeye davet eden bir sergi. Mit, ritüel, sezgi ve kolektif hafıza gibi kavramları çağdaş sanatın dili üzerinden ele alıyor.
Bu başlangıç, Lenzart Space’in yalnızca estetik üretimlere değil, aynı zamanda düşünsel derinliğe sahip sanatsal araştırmalara da alan açmak istediğini gösteriyor. Bizi ilgilendiren şey, sanatın dünyayı açıklaması değil; onu yeniden düşünmemizi sağlayacak sorular ortaya koymasıdır.
Galerinin yerel bağlam ile uluslararası sanat söylemi arasında bir bağ kurma hedefi var. İstanbul gibi hem güçlü bir yerel hafızaya hem de yoğun bir uluslararası sanat trafiğine sahip bir şehirde bu iki alanı birbirine nasıl yaklaştırmayı düşünüyorsunuz?

İstanbul’un en ilginç özelliklerinden biri, farklı kültürel katmanların aynı anda görünür olabilmesidir. Bu şehir hem yerel hikâyelerin hem de küresel dolaşımların kesiştiği bir noktada bulunuyor.
Lenzart Space’in yaklaşımı, yerel olanı uluslararası olana uyarlamak ya da uluslararası olanı yerelin üzerine yerleştirmek değil. Daha çok bu iki alan arasında anlamlı diyaloglar kurmakla ilgileniyoruz. Çünkü güçlü sanat üretiminin çoğu zaman belirli bir coğrafyadan doğmasına rağmen evrensel sorulara temas ettiğine inanıyorum.
Bu nedenle programımızda hem Türkiye’den hem de farklı ülkelerden sanatçılarla çalışmayı, farklı perspektifleri aynı tartışma zemini içinde buluşturmayı önemsiyoruz.
Bir Sanat Platformunun Kimliği ve Hafızası
Bugün bir galerinin yalnızca eserleri sergileyen ve temsil eden bir yapı olmasının ötesine geçmesi bekleniyor. Sizin için galeri, sanatçıyla izleyici arasında nasıl bir bağ kurmalı?

Bir galerinin yalnızca eserlerin gösterildiği bir mekân olmaktan çıkıp bir düşünce ve karşılaşma alanına dönüşmesi gerektiğine inanıyorum. Sanatçı ile izleyici arasındaki ilişkiyi aracısızlaştırmak mümkün değil; ancak daha açık, daha katılımcı ve daha çok katmanlı hâle getirmek mümkün.
Galeri, yalnızca eserlerin sergilendiği değil; fikirlerin paylaşıldığı, soruların üretildiği ve yeni ilişkilerin kurulduğu bir platform olmalı. Bu nedenle sergileri konuşmalar, sanatçı buluşmaları ve farklı disiplinlerden katılımcılarla geliştirilen etkinliklerle desteklemeyi önemsiyoruz.
Lenzart Space’i “dinamik bir platform” olarak tarif ediyorsunuz. Bu dinamizmi galeri programına nasıl yansıtmayı planlıyorsunuz?

Bizim için dinamizm, yalnızca yoğun bir sergi takvimi anlamına gelmiyor. Daha çok farklı disiplinlerin, kuşakların ve düşünsel yaklaşımların bir araya gelebileceği esnek bir yapı kurmak anlamına geliyor.
Sergilerin yanı sıra sanatçı konuşmaları, araştırma temelli projeler, küratöryel iş birlikleri ve uluslararası diyaloglara açık programlar geliştirmeyi hedefliyoruz. Lenzart Space’in zaman içinde yalnızca sergileriyle değil, ürettiği tartışmalar ve kurduğu bağlantılarla da tanınmasını istiyoruz.
Yeni bir galeri kurmak, bir anlamda henüz oluşmamış bir hafızanın ilk sayfalarını yazmak da demek. Lenzart’ın yıllar içinde nasıl bir hafızaya sahip olmasını istersiniz?

Lenzart Space’in gelecekte geriye dönüp bakıldığında belirli bir estetik eğilimin değil, belirli bir düşünsel tutumun temsilcisi olarak hatırlanmasını isterim.
Beni heyecanlandıran şey, galerinin farklı dönemlerde farklı sanatçıları desteklemiş olması değil yalnızca; aynı zamanda risk almaktan çekinmeyen, yeni fikirleri görünür kılan ve sanatçılara gelişim alanı açan bir yapı olarak anılmasıdır.
Eğer yıllar sonra insanlar Lenzart’tan söz ederken “orada her zaman yeni bir bakış açısıyla karşılaşmak mümkündü” diyorsa, bunun önemli bir başarı olduğunu düşünürüm.
“Büyüsü Bozulmuş Dünya”dan Gelecek Hedeflerine
“Büyüsü Bozulmuş Dünya” gibi bir sergiyle yola çıkmak, galerinin ilk izleyicisine de bir tür davet niteliğinde. Lenzart’a ilk kez gelen bir izleyicinin kapıdan çıktığında yanında hangi soruyu götürmesini isterdiniz?

Belki şu soruyu: “Gerçeklik dediğimiz şey ne kadar sabit ve ne kadar bize öğretilmiş bir bakış biçiminin sonucu?”
Sanatın kesin cevaplar vermesinden çok, yerleşik kabulleri yeniden düşünmeye davet etmesini değerli buluyorum. İzleyicinin galeriden yeni bilgilerle değil, yeni sorularla ayrılması benim için daha anlamlı.
Lenzart’ın ilk gününden itibaren nasıl bir sanat kurumu olacağı konusunda kendinize koyduğunuz en önemli ilke nedir?

Fotoğraf: Samet Özer
Bağımsız düşünceyi korumak.
Sanat dünyasında görünürlük, hız ve piyasa baskıları giderek daha belirleyici hâle geliyor. Lenzart Space’in programını oluştururken kısa vadeli eğilimlerden çok, uzun vadeli sanatsal değere ve düşünsel tutarlılığa odaklanmayı önemsiyoruz.
Her projede kendimize şu soruyu sormak istiyoruz: Bu çalışma bugün için mi anlamlı, yoksa yıllar sonra da üzerine düşünmeye devam edeceğimiz bir katkı sunuyor mu?
Lenzart Space’in gelecek planları neler?

Önümüzdeki dönemde hem Türkiye’de hem de uluslararası ölçekte daha güçlü iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getiren sergiler, küratöryel projeler ve sanat fuarlarına katılım planlarımız arasında yer alıyor.
Ancak büyümeyi niceliksel bir hedef olarak görmüyoruz. Önceliğimiz, her projede Lenzart Space’in temel yaklaşımını koruyabilmek: farklı perspektifleri görünür kılmak, düşünsel derinliği desteklemek ve çağdaş sanat etrafında sürdürülebilir bir diyalog alanı oluşturmak.
Sanatın bugün hâlâ yeni bakış açıları geliştirebildiğine inanıyorum. Lenzart Space’in gelecekteki rolü de tam olarak bu inancı canlı tutmak olacak.
Kapak Görseli: Nazlı Gürlek Hodder, Işıl Işıl Dere, 2026, Toprak kaplar, taşlar, su, değişken ölçülerde


