Kendini bir sanat alışveriş durağı olmanın ötesinde, tüm şehirle işbirliği içerinde bir sanat etkinliği olarak konumlandıran Art Basel Paris’in 4. edisyonu öncesi bilmeniz gerekenleri sizler için derledik.
- Fuar Hakkında
- Emergence Bölümünde Bir Türk Galerisi
- Paris’te Fuar ile Eşzamanlı Gezilebilecek Sergiler
- Paris’te Art Basel Yakınlarında Tercih Edebileceğiniz Restoranlar
- Paris Art Basel Fuarı ile Anlaşmalı Oteller
- Art Basel Paris Fuarı’nı Ziyaret Saatleri
- Ekim Ayında Paris’te Öne Çıkan Diğer Sanat Fuarları
- Art Basel Hakkında Merak Edilen Sorular
Fuar Hakkında

Art Basel Fuarlarının en genci olma unvanını bu sene Katar’a devreden Art Basel Paris, 23 -26 Ekim tarihleri arasında yenilenmiş Grand Palais’nın ihtişamlı çatısı altındaki yerini alıyor. Grand Palais’nın tadilatta olduğu süre zarfında Grand Palais Ephiderme’de yapılan fuar kendini Paris’te yapılan bir Art Basel Fuarı olarak değil de, “Art Basel Paris” olarak bir markalaşma niyeti ile konumlandırıyor. Bir kültürel keşif, paylaşım ve üretim alanına dönen fuar, bu yıl Paris’teki galeriler, inisiyatifler ve farklı disiplinlerdeki sanat grupları ile diyalog halinde olarak bir fuardan beklenenin ötesinde bir deneyim sunmayı hedefliyor. Grand Palais’deki yerine tamamen geçiş yapan fuarda 41 ülkeden 206 galeri yer alıyor. Bu sene 29 galeri de ilk defa Art Basel Paris’e katılıyor.
Grand Palais’in ihtişamlı mimarisini pusula edinen fuar, Galeries, Emergence ve Premise olarak üç ana bölüme ayrılıyor. Giriş katındaki ana sergi alanında bulunan Galeries bölümü; resim, heykel, dijital sanat, video, fotoğraf alanlarında olağanüstü seçkileri ile yer alacak olan çağdaş ve modern galerilere ev sahipliği yapacak.

Ana sergi alanından mekânın art nouveau tarzındaki ferforje merdivenleri ile balkon kısmına yüründüğünde ise Emergence kısmı sanatseverleri bekleyecek. Balkondan ana salonu gören sembolik bir yerleşime sahip olan Emergence bölümünde çoğunluğu fuara ilk defa bu sene katılan 16 genç galeri tek sanatçı ile solo stantlarda eserlerini sergileyecek.
Sanat tarihinin doğrusallığına meydan okuyan Premise ise, 9 galerinin katılımı ile fuar içindeki en yeni bölüm olma özelliğini koruyor. 1900’lar öncesi döneme odaklanan Premise, bu döneme ait eserleri modern veya çağdaş bir küratöryel çerçeve içerisinde sergileyerek sanattaki hikâye anlatıcılığına odaklanıyor. Yerleşimsel bağlamda Emergence ve Premise arasında oluşan bu zamansal ve geçirgen diyalog aslında fuarın hikâyesini de oluşturuyor; biri geleceği temsil ederken diğeri geçmişi, biri keşfedilmeyi beklerken diğeri ise kalıcılığı temsil ediyor. Galeries bölümü ise bu ikisin arasındaki bir nevi köprü ve aynı zamanda günümüzü nitelendiriyor.

Art Basel Paris, Grand Palais’deki fuar alanının dışında da ziyaret edilebilecek bir kamusal program sunuyor. Bu sene Miu Miu sponsorluğunda gerçekleşen ve ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan bu kamusal program 9 mekâna yayılıyor. Petit Palais’de yer alan Julius von Bismarck, Place Vendôme’a yerleştirilen Alex Da Corte’nin “Kermit the Frog” heykeli ve Parvis de I’Institut de France’deki Ugo Rondinone eseri bu program dahilinde ziyaret edilebilecek mekânlardan bazıları olarak listeleniyor.

Fuarın “Conversations” kısmı ise günümüz sanatın güncel konularının tartışıldığı panellere ev sahipliği yapacak. AI, moda ve sanat işbirlikleri, kamusal sanat, 90’ların etkisi, şehir ve toplumun sanat ile ilişkisi gibi konuların yer alacağı paneller Petit Palace’da yapılacak ve ücretsiz olarak tüm izleyicilerin katılımına açık olacak.
Emergence Bölümünde Bir Türk Galerisi
Fuarın izlemesi en heyecan verici bölümü olan Emergence’da ise bu sene bir Türk galerisi de yer alıyor. İstanbul ve Paris merkezli The Pill Galeri Nefeli Papadimouli’nun kişisel standı ile keşfedilmeyi bekliyor. Standda, Paris’te yaşayan Yunan asıllı sanatçı Papadimouli’nin duvardan asılı duran kumaşların üzerine yerleştirilmiş performatif kostümleri yer alırken eski performanslarından fotoğraflar ve desenler de sergilenecek.
Bölümde yer alan heyecan verici başka bir stand ise Londra merkezli galeri Vardaxoglou’da sergilenecek olan Tanoa Sasraku yerleştirmesi olacak. Ganalı genç sanatçı kendi köklerinden ilham alan, aynı zamanda da doğup büyüdüğü İngiltere’nin manzara ve peyzajlarına da selam duran kumaşlardan yapılmış yekpare bir eserini sergileyecek.
Son olarak Kamboçyalı sanatçı Kanitha Tin de yine Emergence bölümünde Cakartalı ROH galerinin standında yer alacak. Tellerden oluşan kinetik heykelleri ile bilinen sanatçının meditatif heykelleri aslında konuşulmayan ve jenerasyonlar arasında aktarılan toplumsal travmalara değiniyor. Tin’in tel heykellerinin yanı sıra desenleri ve suluboya eserleri de stantta yerini alacak.
Paris’te Fuar ile Eşzamanlı Gezilebilecek Sergiler
Dünyanın en olağanüstü kültürel ekosistemlerinden birine sahip olan Paris’in ev sahipliği yaptığı fuar, tüm şehri etkisi altına alıyor. Fuar ile pararlel şehirdeki tüm kültür sanat kurumları sezonun en prestijli ve dikkat çekici sergilerine ev sahipliği yapıyor.
İki sergiye eşzamanlı olarak ev sahipliği yapacak olan Musée d’Orsay hem John Singer’ı hem de Briget Riley’i ağırlıyor. 19. yüzyılın ihtişamlı zenginliğinin bir temsili olan Singer, New York Metropolitan Müzesi’ndeki sergisinin ardından Parisli sanatseverler ile buluşuyor. Resmedildiği dönemde bir skandala imza atan ve çokca tartışma konusu olan “Madam X’in Portresi”nin de yer alacağı sergide sanatçıya ait 90 eser yer alıyor. İngiliz çağdaş sanatçı Bridget Riley’in hiptotize eden eserlerinden oluşan “Point of Departure” sergisi ise sanatçının kariyerinde bir dönüm noktası ve ilham kaynağı olan Georges Seurat’ın eserlerinden ilham alıyor. Op-art’ın günümüzdeki önemli temsilcilerin olan Riley, Seurat’ın pointilism tekniğini ve görsel dilini inceliyor.

Görsel; Art Basel
Kendi jenerasyonunun en etkili sanatçılarından biri olan Gerard Richter’in retrospektifi de bu sene Foundation Louis Vouitton’da yer alıyor. Sanatçının 1962’dan itibaren ürettiği 275 esere ev sahipliği yapacak olan sergi, sanatçının bu zamana kadar yapılmış en kapsamlı sergilerinden biri olma özelliğine koruyor.
Musée du Louvre, neoklasism akımının önemli temsilcilerinden olan Jacques-Louis David’in ölümünün 200. yıldönümünde, sanatçının Napolyon dönemi ve Fransız Devrimi’nin önemli anlarını resmettiği eserlerden oluşan kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor.
Amerikalı sanatçı George Condo’nun retrospektifini ise Musée d’Art Moderne de Paris sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Hem klasik resim geleneğine gönderme yaparken hem de günümüz karmaşası içinde yer yer kübist, bazen soyut bazen de karikatüre varan bir dengede eserler üreten sanatçı ilhamını da çoğunlukla Picasso ve Rembart gibi ustalardan alıyor.
Belçika’da yaşayan Nijeryalı sanatçı Otobong Nkanga ise ilk defa bir Paris müzesinde solo sergisini yapıyor. Musée d’Art Moderne’de yer alan sergi, sanatçının resim, yerleştime, fotoğraf ve tekstillerden oluşan eserleri ile doğayı temsil eden bir ekosistem oluşturuyor. Fuar için Paris’te bulunanlar için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir sergi olan “I dreamt of you in colors” hem fiziksel hem de zihinsel dünyanın kesişiminde yer alıyor.
Paris’te Art Basel Yakınlarında Tercih Edebileceğiniz Restoranlar
Tüm duyulara hitap eden Paris, yeme içme meraklısı gurme sanatseverler içinde her zaman heyecan veren bir rota olma özelliğini koruyor. Grand Palais’nin içerisinde yer alan yeme içme alanlarının dışında, fuara yakın mesafelerde mola vermek ve vakit geçirmek isteyen ziyaretçiler için her zevke hitap eden ve Art Basel Paris onaylı restoran önerilerini sizler için derledik.
Brasserie Le Grand Palais

Brasserie Le Grand Palais, Paris’in 8. bölgesindeki Avenue Franklin D. Roosevelt üzerinde konumlanmış, tarihî Grand Palais yapısının gölgesinde şık bir yemek duraklarından. Menüde; “Steak Frites”, “Escargots de Bourgogne” ve “Soupe à l’oignon gratinée” gibi geleneksel Fransız yemekleri ön planda. Açık hava terası ve iç mekân dekorasyonundaki klasik-duygulu detaylar, mekâna hem köklü bir kültür mirası hem de sıcak bir samimiyet kazandırıyor.
Brasserie Le Grand Palais’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Mutfak Yaklaşımı: Geleneksel Fransız Brasserie Mutfağı
- Mekân: 8. Bölge (Paris)
- Menü Seçenekleri: Steak Frites, Soğan Çorbası Graten, Escargots, deniz mahsulleri, haus salataları ve tatlı seçenekleri
- Rezervasyon: Tavsiye edilir
- Ne Giyilir?: Smart casual
- Adres: 21 Av. Franklin Roosevelt
- Instagram: Le Grand Palais
OGGUSTO’nun Brasserie Le Grand Palais Notu: Tarih ve tatların bir arada dans ettiği bu brasserie, Grand Palais’in görkemli estetiğiyle Fransa mutfağının zarif tatlarını buluşturuyor.
Le Clarence

Le Clarence, Paris’in Golden Triangle bölgesinde, 19. yüzyıldan kalma bir hôtel particulier’ın içindedir. Şef Christophe Pelé yönetiminde, modern Fransız mutfağı ile mevsimlik ve deniz ile kara ürünlerinin dengeli birlikteliğini sunan özgün tatlar oluşturuluyor. Menü sabit değil; her ziyaretçi için ürünün tazeliği ve sezona göre hazırlanan tadım menüsü seçeneğiyle yemek deneyimi şekilleniyor. Özenli servis, prestijli şarap seçkisi ve özel salonlarıyla Le Clarence, şehir gastronomisinde unutulmaz anlara ev sahipliği yapıyor.
Le Clarence’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Mutfak yaklaşımı: Yaratıcı Modern Fransız Mutfağı
- Mekân: 8. Bölge, Paris
- Menü Seçenekleri: 3 ila 7 tabak içeren tadım menüleri (öğle/akşam), deniz ürünleri & et & vegan opsiyonlar bazen
- Rezervasyon: Zorunlu
- Ne Giyilir?: Şık ve zarif (smart formal)
- Adres: 31 Avenue Franklin D. Roosevelt, 75008 Paris, Fransa
- Instagram: Le Clarence
OGGUSTO’nun Le Clarence Notu: Klasik Fransız zarafeti ve modern dokunuşlarla yeniden yorumlanmış yemekler; Le Clarence, şehrin gastronomi sahnesinde prestijin, detaycılığın ve samimiyetin bir arada yaşandığı bir durak.
Les Confidences

Les Confidences, Hôtel San Régis’in 8. bölgesinde, Rue Jean Goujon’de konumlanmış, sıcak ve bitkisel dekoruyla dikkat çeken bir restoran. Kış bahçesi stilindeki salonlarla çevrili ortamında; sezonluk malzemelere dayanan Fransız mutfağı sunuyor. Öğle yemekleri menüsü kısa ama özenli; akşamları ise daha gelişkin tatlar, misafirperver servis ve düzgün bir şarap seçkisiyle deneyim doruğa çıkıyor.
Les Confidences’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Mutfak Yaklaşımı: Sezonluk Fransız Mutfağı — hafif, lezzet dengesi ön planda.
- Mekân: Hôtel San Régis, 8. Bölge (12 Rue Jean Goujon, 75008 Paris)
- Menü Seçenekleri: Joue de bœuf (12 saat pişmiş), risotto d’épeautre ve limon konfit gibi ilginç dokunuşlar; taze deniz ürünleri ve ince tatlı alternatifleri gibi seçenekler
- Rezervasyon: Tavsiye edilir – özellikle akşam yemekleri ve brunch saatleri için.
- Ne Giyilir?: Zarif ama abartısız, Golden Triangle’un klasik zarafetini yansıtan tarz ideal.
- Adres: 12 rue Jean Goujon
- Instagram: Les Confidences
OGGUSTO’nun Les Confidences Notu: Les Confidences, klasik Parisian zarafeti ve doğayla iç içe detaylarıyla hem iş yemeklerine hem de romantik akşamlara hitap ediyor. Dekorundaki vitray çatısından bitkisel köşelerine, menüsündeki hassas lezzet dengesinden servisteki özenli dokunuşlara kadar her şey, ziyaretçiye “gizli bir Paris evine davet edilmiş hissi” yaşatıyor.
Siamin

Siamin, Paris’in 8. bölgesinde, Champs-Élysées’e yakın 19 Rue Bayard adresinde konumlanmış; Angkor tapınaklarını anımsatan dekoruyla uzak diyarlara dair bir yolculuk sunuyor. Tom Yam Kung, Pad Thai, Sua Long Hai gibi klasik Tayland tatlarıyla beraber Flan au Coco ve Riz Gluant à la Mangue gibi tatlı seçenekleri de menüde öne çıkıyor. Akşam yemekleri için ideal, huzurlu ve egzotik bir atmosfer yakalanan bu restorana gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız önemli.
Siamin’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Mutfak Yaklaşımı: Gastronomik Tay Mutfağı
- Menü Seçenekleri: Tom Yam Kung, Pad Thai, Sua Long Hai, Kaeng Ped, Flan au Coco, Mango gibi klasik Tay Mutfağı tatları
- Rezervasyon: Tavsiye edilir, özellikle akşam yemekleri
- Ne Giyilir?: Smart casual
- Adres: 19 Rue Bayard, 75008 Paris, Fransa
OGGUSTO’nun Siamin Notu: Siamin, egzotik dekoru, zengin aroma dengesi ve özenli sunumlarıyla Paris’te Tay mutfağını deneyimlemek isteyenler için hem tatmin edici hem atmosferik bir durak.
Le Café 1902

Petit Palais’in bahçesinde, müze koleksiyonlarının gölgesinde yer alan Le Café 1902, samimi ama zarif dekoruyla öne çıkıyor; doğal tonlar, sıcak ışıklar ve mozaik kaplı havuzlara bakan terasıyla şehir karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için ideal. Menüde taze meyve salataları, ev yapımı pastalar ve hafif öğle seçenekleri sunuluyor.
Le Café 1902’yu Ziyaret Etmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Mutfak Yaklaşımı: Fransız Café Mutfağı / Hafif, günlük tatlar
- Mekân: 8. Bölge, Paris (Petit Palais, Avenue Winston Churchill)
- Menü Seçenekleri: Salatalar, sandviçler, ev yapımı pastane ürünleri ve kahve / çay çeşitleri
- Rezervasyon: Gerekmiyor
- Ne Giyilir?: Smart casual
- Adres: Avenue Winston Churchill, 75008 Paris, Fransa
- Instagram: Le Café 1902
OGGUSTO’nun Le Café 1902 Notu: Sanat, tarih ve doğa ile iç içe bir kahve molası olsun istiyorsanız, Le Café 1902 sizi sakinliğe davet eden bir vaha gibi. Detaylarında hem görsel hem de tat açısından bir dinginlik var.
Pavillon Ledoyen

Pavillon Ledoyen, Paris’in 8. bölgesinde, Champs-Élysées’in Carré bölgesindeki tarihi bahçelerin içinde yer alıyor. Şef Yannick Alléno liderliğinde, Alléno Paris (üç Michelin yıldızı), Japon-Fransız füzyonunda L’Abysse (iki yıldız) ve samimi atmosferli Pavyllon Paris (bir yıldız) konseptleriyle üç ayrı deneyim sunuyor. Tarihî salonlar, art déco detaylar, geniş panoramik camlar ve bahçe terasıyla mimarisi kadar menüsü de dönemin en seçkin malzemeleriyle hazırlanmış ödüllü yemeklerle dolu.
Pavillon Ledoyen’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Mutfak Yaklaşımı: Modern Fransız mutfağı, ekstraksiyon teknikleri, yüksek gastronomi standartları.
- Mekân: 8. arrondissement, Paris, 8 Avenue Dutuit, Champs-Élysées bölgesi.
- Menü Seçenekleri: Alléno Paris’te çok-servisli tadım menüleri; L’Abysse’te sushi-centre deneyimi; Pavyllon Paris’te Fransız-Avrupa klasiklerinin özgün yorumları.
- Rezervasyon: Zorunlu
- Ne Giyilir?: Smart formal
- Adres: 8 Av. Dutuit, 75008 Paris, Fransa
- Instagram: Pavillon Ledoyen
OGGUSTO’nun Pavillon Ledoyen Notu:
Bu restoran, hem tarih hem de gastronomi açısından Paris’in en seçkin adreslerinden. Menülerindeki detaycılık, mimarisindeki ihtişam ve hizmetin kusursuzluğu, Pavillon Ledoyen’ı özel günler için de unutulmaz kılıyor.
Laurent

Paris’in 8. bölgesi, Champs-Élysées’e yakın 41 Avenue Gabriel adresinde yer alan Laurent, 2023’te Paris Society ile Laurent de Gourcuff iş birliğiyle yeniden açıldı. Chef Mathieu Pacaud’un elinden çıkan mutfağıyla klasik Fransız gastronomisini modern dokunuşlarla yorumluyor. Menüde “Crudités à l’aïoli soufflé”, “Cabillaud confit sauce vierge”, “Gigot d’agneau de lait à la moelle et marjolaine” gibi çarpıcı tabaklar yer alıyor; mekânın dekoru pastel tonlar, yüksek tavanlar ve zarif mobilyalarla dikkat çekiyor. Öğle ve akşam servisleri sunan Laurent, özel salonları ve bahçe terasıyla hem iş yemekleri hem romantik akşamlar için ideal bir seçim.
Laurent’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Mekân: 8. Bölge (41 Avenue Gabriel, 75008 Paris)
- Mutfak Yaklaşımı: Yaratıcı Modern Fransız Mutfağı
- Menü Seçenekleri: Menü deniz mahsulleri, sebze, et kombinasyonları ve yaratıcı tatlı seçenekleriyle öne çıkıyor
- Rezervasyon: Mutlaka önerilir; akşam saatleri ve hafta sonları yoğun olabiliyor.
- Ne Giyilir?: Smart formal
- Adres: 41 Av. Gabriel
- Instagram: Laurent
OGGUSTO’nun Laurent Notu: Laurent, hem gastronomi hem görsellik açısından Paris’te klasik ve yeniyi dengede tutabilen bir adres. Geleneği saygıyla korurken, modern dokunuşlarla güncel lezzet arayışına açık bir deneyim sunuyor.
Paris Art Basel Fuarı ile Anlaşmalı Oteller
Art Basel Paris, fuar için gelecek sanatseverler için şehrin en prestijli otelleri ile de anlaşma yaptı. Shangri-La Paris, Esprit de France, Hôtel Castille Paris ve Thoumieux’da konaklamak isteyen ziyaretçiler için bu oteller özelinde indirim oranları tanımlanmış durumda. Art Basel’in sayfasını ziyaret ederek bu kodlara ulaşabilir, otellerin kendi sayfaları aracılığı ile de bu kodları kullanarak indirimli olarak konaklayabilirsiniz.
Art Basel Paris Fuarı’nı Ziyaret Saatleri
22 Ekim Çarşamba ve 23 Ekim Perşembe tarihlerinde özel davetiye ile VIP ve First Choice izleyicisi ile buluşacak olan fuar, 24 Ekim Cuma’dan itibaren bilet ile tüm sanatseverlere açık olacak.
VIP günleri (davetiyeyle)
22 Ekim Çarşamba, 10.00 – 20.00 First Choice VIP Kart sahipleri
22 Ekim Çarşamba, 16.00 – 20.00 Preview VIP Kart sahipleri
23 Ekim Perşembe, 11.00 – 14.00 First Choice, Preview ve Günlük VIP Kart sahipleri
Açılış (açılış bileti veya davetiyeyle)
23 Ekim Perşembe, 14.00 – 20.00
Halk Günleri (bilet veya davetiyeyle)
24 Ekim Cuma, 11.00 – 19.00
25 Ekim Cumartesi, 11.00 – 19.00
26 Ekim Pazar, 11.00 – 19.00
Ekim Ayında Paris’te Öne Çıkan Diğer Sanat Fuarları
Art Basel Paris senenin en etkili ve büyük sanat fuarı olurken şehir aynı tarihlerde Paris’teki tüm severlerin ilgisine ve bütçesine uygun farklı fuar alternatifleri ile de öne çıkıyor.
Her sene farklı bir lokasyonda yapılan Art Internationale bu sene Arc de Triomphe’e çok yakın bir adreste Rond-point des Champs-Élysées’de 21 – 26 Ekim tarihleri arasında yapılacak. Alışılagelmiş sanat fuarcılığına daha alternatif bir bakış açısı ile yaklaşan fuar, kolektif sanat galerinin katıldığı bir organizasyon olarak öne çıkıyor.
22 – 26 Ekim tarihlerinde Asia Now ise Monnaie de Paris’deki yerini alıyor. Doğu ve Batı arasında bir köprü olan fuar tüm Asyalı sanatçılara sınırları kaldırarak Parisli sanatseverleri bu sanatçıları keşfetmeye davet ediyor.
Outsider’ Paris ise bu sene 21 – 26 Ekim tarihlerinde Bastille Design Center’da yapılıyor. Art Brut akımına odaklanan fuar bu sene 16 galeriye ev sahipliği yapacak.


