Sanatsal üretim sürecinde post hümanist yaklaşımı sahiplenen ve sanatını katmanlı, haptik ve atmosferik olarak tanımlayan sanatçı Enis Malik Duran ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Türk çağdaş sanatının dikkat çeken isimlerinden Enis Malik Duran, Art On Galeri temsiliyetiyle sanatseverlerle buluşmayı sürdürüyor. Sanatsal üretiminde, insanın yeryüzü ve evrenle kurduğu hasarlı ilişkiyi ve problemli anlam arayışını varoluşsal bir düzlemde sorgulayan Duran, son dönem çalışmalarında ise anakronik yapılar kurguladığını ifade ediyor.
Bu röportajda Enis Malik Duran, sanatsal pratiğini, ilham kaynaklarını, eserleriyle kurduğu kişisel bağları, sanat piyasasında galeri ve fuarların oynadığı rolleri ve önümüzdeki dönemde hem kendisini hem de izleyiciyi nelerin beklediğini bizlerle paylaştı.

Sanat üretiminiz hangi kavramsal temel üzerine şekilleniyor?
Üzerine en çok düşündüğüm olgular, insanın yeryüzüyle, evrenle hasarlı ilişkisi ve problemli anlam arayışının varoluşsal tarafı. Düşünsel süreçlerim bu sorgulamalar ekseninde beliriyor. İnanç sistemleri, arketipler, iktidar yapılanmaları, geçmiş uygarlıklar ve tekrar eden döngüler, insanın tahakküm arzusuyla bakış yönündeki ve erişebildiği her şeyi nesneleştirerek açık kaynaklara dönüştürmesi izleğimde yer alan ve kafa yorduğum meseleler.
Sanatçıların sezgisel bir yanı vardır, gelecek tasavvurları kurarlar ve ortaya çıkan işler bir tür çağrı ya da bilinçdışını tetikleyen duyumsama rezonansları yaratırlar. Özellikle hümanizm ve aydınlanmadan günümüze dek kültürdeki huzursuzluk Turner’dan Beuys’a kadar birçok sanatçının pratiğinde görülür.
Ben de post hümanist yaklaşımı sahiplenen bir sanatçıyım ve üretimlerimin genel karakteristiği ve anlatısı, popülist ve genel geçer olanın dışında kurduğum imgelerle bugün duyumsanan kaygıların ontolojisini sorgulamak çerçevesinde şekilleniyor.

Sizi üretime iten etkenler, ilham kaynaklarınız neler?
Bir sanatçı için kişisel izlekler, kişisel arkeolojisi, yaşam boyu fark ederek ya da fark etmeksizin duyumsadıklarıyla biriken düşünsel süreçleriyle oluşturduğu farkındalığı önemli. Bu süreçleri evrensel kodlara dönüştürüp çalışmasının kendi başınalığını tesis edebilmesi de değerli. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi özellikle bütünsel bir bakış açısı gerektiriyor, çünkü oyalayıcı çok fazla etken ve bugünün bireyine muazzam bir müdahale var.
Bunun için de zeitgeist akışına kapılmayan, yalıtılmış bir zihin gerek. İnsanın tahakküm arzusuyla ötekileştirdiği doğanın yitimi, en temel meselemiz. Antroposen söylem sanat tarihsel çizgiye yerleşen bir dönem, sanatçıların izleğine kattığı popüler bir eğilim olarak görülmemeli.
Ben bu sebeple günümüzde cereyan eden, şahit olduğumuz durumları süzerken insanın varoluşsal açmazlarını hep bir payda olarak konumlandırmaya çalışıyorum. Son dönem çalışmalarımda kurguladığım anakronik yapılar, bahsettiğim ontolojik kodları irdelememi sağlıyor.
Okumalarım ve araştırmalarım da ele aldığım konuların köklerini kendi içimde temellendirmemi sağlıyor. Bana direnç ve ilham veren bu sorgulamalar.

Art On Gallery ile süregelen iş birliğiniz bağlamında, bir galeri temsiliyetinin sanatçılara sunduğu avantajlar sizce neler? Siz bu avantajlardan nasıl yararlanıyorsunuz?
Art On ile sağlıklı bir ilişkimiz var. Her galerinin dinamikleri ve sunduğu olanaklar farklı olabiliyor. Galeri temsiliyeti galerinin akışıyla uyum sağladığınızda üretim süreçlerinizi programlı hale getirmenize olanak sağlıyor. Böylelikle daha profesyonel düşünmeye başlıyorsunuz.
Sanat piyasası muğlak alanları olan bir yapı ve temsiliyet özellikle sanatçıya hukuki anlamda güven verebiliyor. Günümüz dünyası hep göstermeye, dışa dönük olmaya yönelik olsa da, sanatçı her zaman bu tavırda olmak zorunda değil. Galeri de sanat fuarları, kişisel ve grup sergilerle, koleksiyoner ilişkileriyle sanatçının üretimini farklı noktalara taşıyabiliyor.
Kişisel sergilerde zihnimde bir kurgu oluşuyor ve galeri bu kurgunun olanaklı hale gelmesine katkıda bulunabiliyor. Bazen bir iş üretmek istediğimde galerinin prodüksiyon desteğinde bulunması ya da üretimi gerçekleştirmek için önerilerde ve yönlendirmelerde bulunması benim adıma avantajlı konular.
Arka arkaya hem Contemporary Istanbul 2024 hem de CI Bloom 2025’de eserleriniz vardı. Bu durumun sizdeki yansımaları neler oldu? Fuarların sanat dünyasındaki konumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Sanat fuarları çok eleştirilen ancak bir taraftan da sanatçılar için önemli görünürlük alanlarına dönüşen oluşumlar. Geçtiğimiz sezon iki fuarda da son dönem yaptığım çalışmaları sergiledim, geri dönüşler almak ve işlerimin üzerine konuşabilmek anlamında olumlu yansımaları oldu.
Sanatın sermayeyle ilişkisi yadsınamaz bir gerçek. Küresel dünya sistemi içerisinde sanat fuarlarının bu tür bir gerçekliği var. Bence eleştirseniz de olumlu da baksanız, önemli olan sistemin içindeyken nasıl tavır aldığınız ve ne gösterdiğiniz. Özellikle uluslararası fuarlar sanatçıların gerek ülke içinde gerekse ülke dışında temas ettikleri alanları, kurduğu diyalogları genişletebiliyor.
Yakın gelecekte sizi hangi projeler içinde göreceğiz? Sanatsal yaklaşımınızda yeni arayışlar ya da yön değişiklikleri söz konusu mu?
Önümde ilk olarak Eylül 2025’te gerçekleşecek olan Contemporary Istanbul var. Fuar işlerimi tamamlamaya çalışıyorum. Bir süredir iki farklı sanatçıyla üzerine konuştuğumuz duo projeler var. Henüz net bir tarih belirlemedik ancak yeni kişisel sergimin planlamalarına başladım.
Son yıllarda şiirlerimle ve yazılarla kompoze ettiğim ve “Antroposen’e Sözler” başlığında bütünleştirdiğim işlerin olduğu bir sanatçı kitabı yapmak istiyoruz. Acelem yok ama bu sene zaman ayırabilirsem onun üzerine de çalışmak istiyorum.
Bir süredir çalışmalarımda belirgin imgelerle anakronik yapılar kuruyorum ve tavrım da bir dönüşüm içerisinde. Son kişisel sergim Yerin Ekseni’nde farklı materyaller kullanmıştım, kurguladığım yeni işlerde de anlatıyla örtüşecek malzeme arayışlarım devam ediyor.
POP QUIZ
Sanatınızı üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?
Katmanlı, haptik, atmosferik.
Mümkün olsa tanışmak istediğiniz sanatçı kim olurdu?
J. M. W. Turner
Tüm zamanların en önemli sanat eseri sizce hangisidir?
Bu sorunun bir yanıtı yok ama Duchamp’ın “Fountain” işinin büyük bir kırılma yarattığını düşünüyorum. Bir de Goya’nın “Siyah Resimler”i bir sanatçının varlığını temsil eden çok önemli eserler.
Evinizde hangi sanat eserinin olmasını isterdiniz?
Pieter Bruegel (The Elder) – Babil Kulesi (Viyana Versiyonu)
Hangi şehirler size ilham veriyor?
Sovyet brütalizminin bulunduğu şehirler
En son ziyaret ettiğiniz sergiler nelerdir?
Anadolu’nun Bitki Mirası-Salt Beyoğlu
Chiharu Shiota: Dünyalar Arasında-İstanbul Modern
Solo Botter: Burhan Uygur-Casa Botter
Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?
Mimar ya da marangoz


