Sanatsal üretim sürecini bir sihirbazlık olarak gören ve sanatını yenilikçi ve rahatsız edici olarak tanımlayan sanatçı Elifko ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Türk çağdaş sanatının dikkat çeken isimlerinden Elifko, yeni temsiliyeti Chi Art Gallery ile sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Sanat hayatı, resim öğretmeninin “Sen her dediğimi anlayıp çizebiliyorsun.” demesiyle başlayan sanatçı, işlerine ustalıkla yerleştirdiği küçük espriler ve ironilerle gördüklerini ve hislerini cesur ve özgün bir biçimde aktarıyor.
Röportajımızda Elifko, sanatsal pratiğini, ilham kaynaklarını, eserleriyle kurduğu kişisel bağları ve önümüzdeki dönemde hem kendisini hem de izleyiciyi nelerin beklediğini samimi bir dille bizlerle paylaştı.
Sanatsal pratiğinizi ve yaratıcı sürecinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Her çalışmamı bir sonraki işin eskizi gibi hissediyorum. Dolayısıyla sonsuz bir döngünün içindeyim. Üretim sürecinde resmi karşıma alıp uzun uzun düşünürüm. Her detayı kafamın içinde yaparım. Dışarıdan bir gözle izlendiğinde yavaş ilerliyor gibi görünür. Kafamda bitirdiğimde işin başına otururum ve çok hızlı bir şekilde bitiririm. Bu dönem bana hep sihirbazlık gibi gelir.
Sanat yolculuğunuzda motivasyonunuzu korumanızı sağlayan unsurlar ve ilham kaynakları neler?
Hayata sarkastik bakabilmek beni çok motive ediyor. Zaten çoğunlukla işlerime de yansıyor. Ufak espriler bırakıyorum. Hem kendime hem izleyiciye hem de koleksiyonere. Sanırım ilham kelimesi benim adıma çok anlamlı değil. Kabul edebilmem için çalışmanın adı ilham olmalı. Kendimi hep hikaye anlatıcı gibi tanımlıyorum. Sadece gördüklerimi ve hislerimi aktarıyorum. Hepsi bu.

Eserlerinizden biri, size özel bir anıyı ya da dönüm noktasını hatırlatıyor mu?
Üniversitede çok parlak bir öğrencilik geçirmiyordum. Kafamda bir an önce mezun olup resmi bırakmak vardı. Tabiri caizse küsmüştüm. Mezun olacağım gün kollarımın altında mezuniyet için yaptığım resimler, okulun karşısında trafik ışıklarında bekliyordum. Yanıma tesadüfen bir iş insanı ve sanatsever geldi. “Bu okulda (MSGSÜ) mı okuyorsun?” dedi. “Evet. Bugün mezun oluyorum” dedim. Çıkınca işlerime bakmak istedi. Sınavı atlattıktan sonra işlerimi kendisine gösterdim. Birkaç işimi satın aldı. Ve benden resimlerin altına imza atmamı istedi. “İlerde ünlü bir sanatçı olursan ilk dönem işlerinin bende olduğu anlaşılsın isterim” dedi. Ben o an görünmez olmadığımı anladım. İlk defa, elimde özel bir meslek var diyebilmiştim.
2025 planlarınız nasıl şekilleniyor; yeni projeleriniz ve sizi daha sık görebileceğimiz platformlar var mı?
Yıllarca bağımsız bir sanatçı olarak, benim tabirimle “evtölye” diye adlandırdığım evimin en büyük odasında üretimimi sürdürüyordum. 2025 başında radikal bir kararla atölye açtım. Sanırım benim için daha mahrem bir dünya açıldı. Aylardır bu şekilde hissediyorum. Bu sürecin üstüne Chi Art Gallery ile Contemporary Istanbul Bloom’a katıldım. Ardından karşılıklı iş heyecanlarımızın paralel gittiğini görünce temsiliyet gerçekleştirdik. Önümüzdeki sene için İstanbul’da kişisel sergi, yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılmayı planlıyoruz. Bunun dışında işlerimi düzenlenecek karma sergilerde, Chi Art Gallery ve benim kişisel atölyemde görebilirsiniz.

Ülkemizde sanatın, sanatçının ve sanat kurumlarının mevcut durumunu ve yakın geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ekonomisi günden güne kötüye gittiğini düşündüğüm bu ülkede özellikle son yıllarda sanatçıların çok daha zorlandığını görüyorum. Büyük ülke gündemleri oluştuğunda gözden çıkarılan ilk sektördeyiz. “Sanat sussun” minvalinde gerçekleşen söylemlerin durması gerekiyor. Çünkü bu bizim işimiz. Üretmek, sergilemek, satmak… Bu konuya özellikle değinmek istedim. Sanat kurumları ve sanatçının omuz omuza yürümesi gerektiğine inanıyorum. Mevcut desteklerin artırılması şart. Son birkaç yıldır çok zorlanıyoruz. Yakın gelecek için tek diyebileceğim, hiçbir zaman aynı gitmeyecek. Bu zorlu dönemler bittiğinde elimizde eserlerimizin olması gerekiyor.
POP QUIZ
Sanatınızı üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?
Sarkastik, rahatsız edici ve yenilikçi.
Mümkün olsa tanışmak istediğiniz sanatçı kim olurdu?
Hayao Miyazaki
Tüm zamanların en önemli sanat eseri sizce hangisidir?
Hokusai – Great Wave
Evinizde hangi sanat eserinin olmasını isterdiniz?
Diego Velazquez – Nedimeler
Hangi şehirler size ilham veriyor?
Son iki yıldır Japonya bana çok ilham veriyor. Henüz göremedim fakat görmüş kadar araştırdım diyebilirim.
En son ziyaret ettiğiniz sergiler nelerdir?
Marcel Dzama, “Ay Işığında Dans” / Pera Müzesi, Rabia Kalyoncuoğlu / Chi Art Gallery.
Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?
Babam Gölcük’te deniz ast subayı olduğu için çocukluğum lojmanda geçti. Rol model alabileceğim meslek subaylıktı. Bembeyaz üniformaları ve dimdik duruşları beni çok etkilemişti. Tam sınavlara hazırlanırken ’99 Gölcük depremi oldu. Hepimizin hayatı değişti. Sonrasında kalabalık bir sınıfta resim öğretmenimin “Sen her dediğimi anlayıp çizebiliyorsun” demesiyle sanat hayatım başladı.


