preloader

Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi

10.06.2022
Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi

Milano Tasarım Haftası’na Türkiye’den katılan tek isim olan Chiara de Rocchi, yolculuk temalı seçkisinin detaylarını, ürettiği özgün tasarımlarının hikâyesini ve sanatsal yolculuğunu anlattı.

Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi
Chiara de Rocchi

Milano Tasarım Haftası’na Salone del Mobile’ın 60. edisyonu kapsamında “yolculuk” temalı bir seçkiyle katılan Chiara de Rocchi, 6 – 12 Haziran 2022 tarihleri ​​arasında Il Salumaio di Montenapoleone’de sanatseverlerle buluşuyor. “Upcycle” eserler üreten sanatçı Chiara de Rocchi, izleyicinin bedeninde, zihninde taşıdığı yükleri ve yüzleşmek istediğimiz endişeleri fonksiyonel sanatla dışa vuruyor.

Yıllar önce Milano’nun kuzeyinden İstanbul’a yerleşen İtalyan bir ailenin en küçük kızı olan Chiara de Rocchi, iki farklı kültür arasında devam eden yolculuğuna gönderme yaptığı bu seçkiyle, yolculuğun sadece mekânsal bir yer değiştirmenin ötesine geçerek durağan ve zihinsel bir keşfin deneyimlerini bir araya getiriyor.

Chiara de Rocchi ile iki kültürü de yapıtlarına taşıyan eserleri üzerinden hem Milano’daki sergilenme süreciyle ilgili detayları hem de sanatsal yolculuğunu konuştuk.

İki farklı kültürün kodlarıyla yetişmiş olmak yaratıcılığınızı nasıl etkiledi? Yapıtlarınızda hem Türk hem İtalyan etkisini görmek mümkün mü?

İtalya ve Türkiye arasında herkesin söylediği gibi birçok ortak nokta, geçmiş var. Ben de bu ortak noktanın bir parçası olarak görüyorum kendimi. Hem İstanbulluyum hem Milanolu. Her iki kültürün de parçalarını sadece yaptığım işlerde değil tavırlarımda da fark ediyorum. Yaklaşık 1 senedir bu projenin üzerinde çalışıyorum ve iki kültürü de birleştirebileceğim tanım; “yolculuk” oldu benim için. İki kültür arasında sürekli yolculuk etmem her ikisinin de izlerini taşımam önemli bir sebepti. 6 Haziran’da Milano Art Week’te Il Salumaio di Montenapoleone’de sergimi açtım. Aldığım yorumlar da bu yöndeydi. Özellikle “Adabi” ismini verdiğim çalışmamda Türkiye’den bağlar gördü izleyiciler.

Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi
“Adabi” adlı eseri

Hazırladığınız son seçkide bu iki farklı coğrafyaya olan yolculuğunuza vurgu yapıyorsunuz. Seçkinin hikâyesini paylaşır mısınız?

Seçkinin hikâyesi benim hatta ailemin Milano’dan İstanbul’a yaptığı yolculuğa gönderme yapıyor. 1 sene önce karar verdiğim bu çalışmada mekân da serginin bir parçası. Uzun yıllardır ziyaret ettiğim, çizimlerimi yaptığım Il Salumaio di Montenapoleone’yi bu yolculuğun bir parçası olarak gördüğüm için seçtim. Maslak’taki atölyemde çalışmaya ilk başladığım günden itibaren statik görüntüsü olan metali akışkan bir kimliğe büründürmek için çalışıyorum. Metal ile ilişkimiz gün geçtikçe daha ilerledi ve birbirimizi daha iyi tanıdık. Artık atık metallerimle çalışmalar yapabileceğimi gördüğüm anda bu seçkiyi yapmaya karar verdim. Metale verdiğim formla nasıl dönüştüğümüzü gösterirken hava ve suyun temasıyla korozyona uğraması yolculuğumdaki izleri temsil ediyor. Ben de varım demenin, dünyaya seslenmenin durağan bir ahengini özellikle İstanbul-Milano arasındaki bağımı bu seçkiyle göstermek istedim. Bu seçkiyi yaparken de atık metallerimi kullanmayı tercih ettim. Çünkü geçmişimizden çıkardığımız dersleri de ileri dönüştürerek farklı kimlikler haline gelebiliyoruz. Bunu en doğru şekilde kendi atıklarımla yapabileceğime inandığım için “upcycle” bir eser çıkarttım.

“İstanbul-Milano arasındaki bağımı bu seçkiyle göstermek istedim”

Chiara de Rocchi

İstanbul ve Milano kent kültürü ve çağrışımları bakımından sanatınızda bir yer kaplıyor mu? Benzerlikleri ve farklılıkları kapsamında nasıl bir yorum yaparsınız?

Hayatımın büyük bir kısmını bu iki şehir kapladığı için sanatımda yer kapladığını düşünüyorum. Fakat sadece iki kent üzerinde çalışmalarımı yaparak ilerlemiyorum. İki kültür arasındaki yolculuğum sadece bu sergiye konu oldu. İlerleyen günlerde belki daha farklı bir çalışma da yapabilirim bu konu üzerinde fakat sürekli yolculuk ya da kültür konusunda çalışmalar yapmayacağım. “Upcycle” eserler üretmeye ve o konu da farklı materyalleri de eserlerime dahil etmeyi düşünüyorum. Kent kültürlerindeki benzerlikler ve farklılıklar çok kişisel tecrübeler. Benimle aynı görüşte olmayacak birçok insan çıkacaktır. Bu sebeple bu soruya benzerlik ve farklılıkları hatta belki kötü tecrübeleri de birleştirerek bütün olarak bakmayı tercih ettim. Bütün olarak gördüğümde iki kenti daha çok sevdim ve ait hissettim olarak cevap verebilirim.

Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi
Sanatçının “Lotto” adlı eseri
Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi
Sanatçının “Soul System” adlı eseri

Eserlerinizi “functional art” olarak tanımlıyorsunuz. Tam olarak sizin yorumunuzla “functional art”ı nasıl tanımlarsınız?

Uzun zamandır bir sergiye gittiğimde eserle arama bir mesafe girdiğini hissediyorum. Ona dokunmadan, kullanmadan sanki onu terk ediyormuşum gibi geliyordu. “Interior design” alanında uzun bir süre çalıştıktan sonra eserlerimi fonksiyonel olarak tasarlamaya başladım. Metal ile üretim yaptığım için bunu yapmak daha kolay elbette. Materyalimin verdiği bir güven de var fonksiyonel eser üretmemde. Bazı eserlerimi portmanto, askı ya da masa olarak kullanabilirsiniz. Yaşayan, işlevsel eserler üretmek varlığımı daha çok hissettiriyor.

{775001}

Bunun yanı sıra ileri dönüştürülmüş tasarımlarınız da var. Var olan materyali ileri dönüştürmek ve demir ile tasarlamak çok daha zor olmalı. Ne gibi zorluklar yaşıyorsun?

Metal ile çalışıyorsanız zamana sahip ve çok sabırlı olmanız gerekiyor. Atıklar metaller işin içine girdiğinde ise bu bambaşka bir sabra sahip olmanızı gerektiriyor. Atık metalleri işlemesi daha uzun sürüyor. Bazen istediğim formu vermek için erittiğim zamanlar oldu. Demir gibi sert bir malzemeye yumuşak formlar vermek çok zor olsa da zamanla birbirimizi anladık ve birlikte iyi çalışıyoruz.

Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi
Sanatçının “Yolculuk” sergisinden bir eser
Sanatçı Sohbetleri: Chiara de Rocchi
Sanatçının “Yolculuk” sergisinden bir eser

Milano Tasarım Haftası’nda 12 Haziran’a kadar serginiz devam edecek. Milano’da ya da İstanbul’da başka projeleriniz var mı?

Yeniden özel bir seçki ne zaman yaparım kestiremiyorum. Yolculuk çok önce aklıma gelmiş bir hikâyeydi ve istediğim hale getirmem 1 sene sürdü. Sergi mekânının da hikâyemle bağı olmalı. Bu yüzden doğru zamanı bekliyorum.

Solo sergilerim dışında dâhil olduğum projelerim var. Bunlardan biri de Contemporary Istanbul Vakfı’nın yürüttüğü Artist in Residence programı. 12 Haziran’dan sonra tüm konsantrasyonumu bu projeye vereceğim. Yine “upcycle” bir proje. Yine atık metalleri ileri dönüştüreceğimiz bir Artist in Residence programı olacak. Benim ile 5 farklı sanatçı da bu programın içinde yer alıyor. Eylül ayında ise Contemporary İstanbul’un 17. edisyonunda sergilenecek eserlerim.

Eserleriniz Milano’da nasıl bir ilgiyle karşılandı, ne tür tepkiler alıyorsunuz?

Milano Design Week tüm dünyadan ziyaretçilerin geldiği bir etkinlik ve ben ilk kez bu fuara katılıyorum. Henüz fuarın ikinci günü olmasına rağmen açılış gününden itibaren aldığım tepkiler beni çok mutlu etti. Önümüzdeki sene de burada daha farklı bir çalışma ile burada yer almayı düşünüyorum. Özellikle İtalyan mimarların Türkiye’ye ait detayları eserlerimde görmesi beni çok mutlu etti.

{775012}