Dilara Altınkepçe Arslan, kişisel arşiv, hafıza ve unutma kavramları etrafında şekillenen yeni sergisi “Env. No. 26.004.511” ile 22 Ekim–20 Aralık 2026 tarihleri arasında Nelumbo Studios’ta izleyiciyle buluşuyor.
Nil Nuhoğlu küratörlüğünde gerçekleşen sergi, sanatçının biriktirme pratiğini bir tür kazı ve arşivleme süreci olarak ele alırken, kişisel tarihin nasıl saklandığı, dönüştüğü ve yeniden hatırlandığı üzerine bir araştırma alanı kuruyor.
Dilara Altınkepçe Arslan’ın Sanata Uzanan Yolu

Kendinizden ve işlerinizden bahsedebilir misiniz?
1993’te Bursa’da doğdum. Lisans ve yüksek lisans eğitimimi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Halı, Kilim ve Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dalı’nda tamamladım. Bu süreçte arkeolojiye olan ilgim başladı ve tarih öncesi dönemlerden günümüze ulaşmış, bir söylem aracı olan ve bugün sanat olarak yorumladığımız betimlemelerle tanışma fırsatım oldu. Sanat pratiğimde yaşamın yapısını ve bununla ilişkili olarak birey, toplum, kültür, etik ve inanış kavramlarını arkeolojik unsurlar eşliğinde sorguluyorum. “Farz edelim ki” düşüncesinden yola çıkarak bilinen gerçekliğe alternatifler geliştirmeye çalışıyorum. Lif sanatı ve enstalasyonun yanı sıra AR, VR ve video gibi yeni medya araçlarını da üretimime dahil ediyorum. 2020’den beri ise Nelumbo Studios bünyesinde çalışmalarımı sürdürmekteyim.
Sanatla uğraşmaya nasıl başladınız?
Sanırım bir sanatçı için en zor sorulardan biri bu. Pek çoğumuz çocukluğumuzdan beri demek istemiyoruz ama genelde de öyle başlamış oluyor. Oldukça disiplinli bir okulda çocukluğumu geçirdim. Duygusal olarak oldukça hassas bir çocuk olmam sebebiyle orta karar bir öğrenci olarak en az nasihat duyduğum derslerim sanatla ilgili olanlardı. Bu sebeple ben de kalan tüm vaktimi sanatsal aktivitelerle geçirmeye başladım. Zamanla bu aktiviteler yaşamımı kapsadı.
Zaman, Yalınlık ve Sanata Bakış

Çalışmalarınızda hangi bakış açılarını ön plana çıkarıyorsunuz?
En yalın olanı diyebilirim. Dış dünyaya karşı zihnimizin oldukça hassas ve edilgen durumda olduğunu düşünüyorum. Çalışmalarımda bu edilgenlikten sıyrılmanın alternatif yollarını ve bu yolların mümkünlüğünü sorguluyorum.
Çalışmalarınızı hazırlarken ilham aldığınız noktalar nelerdir?
Zaman kavramı ve zamanın doğa üzerindeki etkisi beni çok heyecanlandırıyor. Ayrıca düşünce pratiğim hep var olanın tam tersini düşünmekle başlıyor. Bu da aslında zamanla farklı alternatifler biriktirerek kendi yaşamımı daha heyecanlı kılmama olanak sağladı.
Hangi sanat akımı sizi daha iyi tanımlar?
Primitif sanat diyebilirim. İşlerimde kullandığım sembollerden ziyade ifadeyi olabilecek en yalın biçimde verebilmeleri sebebiyle.
Anthrenus Verbasci’den Modern Çağ Grifonu’na

Yaptığınız bütün işler arasında en heyecan verici ve özel işiniz hangisi?
Kesinlikle Anthrenus Verbasci. 2022-23 yılları arasında Gülçin Aksoy önderliğinde ve KarmaLab iş birliğinde yürütülen Ortak Mekik projesi kapsamında ürettiğim bir işti. Bu projede yeni medyayla tanışana kadar tam anlamıyla analog bir insan ve sanatçıydım. Okuduğum bölüm sebebiyle de dijital dünyaya pek yaklaşma fırsatı bulamamıştım. Proje boyunca yalnızca bilmediğimiz, daha önce deneyimlemediğimiz şeyler üzerine çalıştık. Gülçin Hoca bize neden ve nasıl güvendi bilmiyorum ama o güven pek çok engelin kilidini açtı. Benim için önemli olan kısmı ise kendi sınırlarım ve hatta fiziki dünyanın sınırlarını görmezden gelerek ürettiğim ilk işim olması.
Şu anda üzerinde çalıştığınız veya çalışmayı planladığınız işlerden bahsedebilir misiniz?
Uzun süredir Modern Çağ Grifonu adlı serim için üretimler yapıyorum. Bu grifonun temeli binlerce yıl öncesinde koruma amacıyla kurgulanmış iki güçlü hayvanın birleştirildiği bir gerçeküstü hayvan imgesine dayanıyor. Ancak ne yazık ki günümüzde korunacak çok daha fazla etmen olması sebebiyle Modern Çağ Grifonu kuzgun, goril, çita, molok ve hamam böceği olmak üzere beş farklı hayvanın birleşiminden oluşuyor. Sıradaki sergimi tamamen bu anlatı üzerine kuruyorum.
Kişisel Arşivin İzinde: “Env. No. 26.004.511”

Nelumbo Studios’da açılacak olan “Env. No. 26.004.511” serginiz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Env. No.26.004.511, kişisel ve arşivsel bir anlatı üzerinden kanıksama ve göz ardı etme durumlarına karşı bir direnç olarak kazı, birikme ve tekrar gibi eylemlerin etrafında şekillendi. Bu sergide dualitenin hiyerarşisini kırıp durumları yalnızca var olmaları sebebiyle bir araya getirdiğim bir anlatı kurmaya çalıştım. Arşivsel anlatıyı pekiştirmek adına müze kurgusunda oluşturduğumuz serginin küratörlüğünü Nil Nuhoğlu üstleniyor. 22 Ekim-20 Aralık tarihleri arasında Nelumbo Studios’da izlenebilir.
POP QUIZ
Sanatınızı üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?
Yalın, spekülatif, kapsayıcı
İmkânınız olsa tanışmak istediğiniz sanatçı kim olurdu?
Ana Mendieta
Tüm zamanların en önemli sanat eseri hangisidir?
Francisco Goya’nın Kaprisler serisinden Aklın Uykusu Canavarlar Yaratır gravürü
Türkiye ve dünyadaki galeri ve müzelerden en sevdikleriniz hangileri?
Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Musee d’Orsay ve RX&SLAG
Evinizde hangi sanat eserinin olmasını isterdiniz?
Miriam Schapiro, Anatomy of a Kimono
Hangi şehir size ilham veriyor?
İstanbul’un kaotik bölgeleri
En son ziyaret ettiğiniz üç sergi hangileriydi?
Aslı Açıkel & Kübra Su Yıldırım – An Meselesi, Gönül Nuhoğlu – Yalnızca Kendimiz İçin Doğmayız, Semiha Berksoy – Tüm Renklerin Aryası
Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?
Bahçıvan


