İspanyolca şarkıları, buğulu sesi ve sıcacık ruhuyla tüm dünyada sevilen Latin Grammy ödüllü sanatçı Buika ile 20. Uluslararası Alanya Caz Festivali’nde, tarihi Kızılkule’nin önünde buluştuk.
Röportaj: Aysun Öz
Bir Bakışta Buika
Tam adı María Concepción Balboa Buika olan sanatçı, 11 Mayıs 1972’de İspanya’nın Palma de Mallorca kentinde doğdu.
Ekvator Ginesi kökenli bir aileden gelen Buika, müziğinde flamenko, caz, soul ve copla türlerini buluşturuyor.
İlk albümü Mestizüo’yu 2000’de piyanist Jacob Sureda ile, kendi adını taşıyan ilk solo albümü Buika’yı ise 2005’te yayımladı.
Türkiye’de geniş kitlelere ulaşan “No Habrá Nadie En El Mundo” şarkısı 2008 tarihli Niña de Fuego albümünde yer alıyor.
Chavela Vargas’a saygı duruşu niteliğindeki El Último Trago albümüyle 2010’da Latin Grammy’de “En İyi Geleneksel Tropik Albüm” ödülünü kazandı.
Aynı yıl 20 Temmuz’da İstanbul Caz Festivali kapsamında Sepetçiler Kasrı’nda sahne aldı.
20 Eylül 2026’da ise 20. Uluslararası Alanya Caz Festivali’nin kapanış konserini verdi.

Canım Buika: Bir Yüzükle Başlayan Kardeşlik

Concha Buika’nın sesi, çok çeşitli etkilerle harmanlanmış ama tek bir aşkı yansıtıyor, samimiyete olan aşkı.
Tam adı María Concepción Balboa Buika. Benim için, canım Buika… Çok özel bir ses ve çok özel bir ruh. Onun sesini özellikle, dünyanın ezbere bildiği “No Habrá Nadie En El Mundo” şarkısıyla tanıdım. “Dünyada kimse kalmayacak…” İsteyen bunu, “Dünya kimseye kalmayacak” diye de okuyabilir.
Onun meydan okuyan ama sıcacık ruhunu ise beş yıl önce İstanbul’daki söyleşimizde sevdim. 2010’da İstanbul Caz Festivali’ndeydi. Daha pek çok kez ülkemize geldi. Ama biz salgının etkilerinin yeni yeni azaldığı, birbirimize sarılmaya hasret kaldığımız bir dönemde buluşmuştuk. İçten bir gülümsemesi vardı ve yanıtları içtendi. Dünyanın ve insanın meselelerini ne güzel tarif etmişti. Söyleşinin sonunda kameralar kapanınca birbirimize sıkıca sarıldık. Ona Mardin’den aldığım telkâri yüzüğü hediye ettim. Türkiye’den o güne dair bir anı kalmalıydı… Geleneksel el sanatı olduğunu öğrendiğinde ayrıca çok sevindi. Sonra o da bana bir yüzüğünü hediye etti. Dedi ki “Biz artık sister”ız.
20. Alanya Caz Festivali’nde, Kızılkule’nin Önünde

Sister’ımla beni bu kez 20 Eylül 2026’da, 20. Uluslararası Alanya Caz Festivali’nin kapanış gecesi buluşturdu. Sanatın, müziğin duvarları aşıp kamusal alanda buluşması çok önemli; yarına inançla bakabilmemiz için önemli. Konserlerin ücretsiz olduğu festivalde dört gece boyunca yerli ve yabancı pek çok sanatçının tarihi Kızılkule’nin önünde sahne alması da çok kıymetli. Festivalin kapanışını yapan isim ise Buika’ydı.
Buika’nın hikâyesinde özgürlük önemli bir yer tutuyor. Yalnızca şarkıları nedeniyle değil, Ekvator Ginesi’ndeki diktatörlükten kaçan anne-babasının mirasını da taşıdığı için. Mallorca’da doğup çingene müziğiyle büyüyen Buika; ardından flamenkoyu, Endülüs’ün copla geleneğini ve nihayetinde caz ile soul’u keşfetti. Bu türlerin karışımı, bugün de şarkıcılığını şekillendirmeye devam ediyor.
Burçin Büke Quartet’in ardından, Buika sahneye çıkmadan hemen önce Kızılkule’nin önünde biraz dertleştik. Böylesine huzursuz bir dünyada iç huzurunu korumayı nasıl başardığını sordum.

Aysun Öz: Beş dakika sonra Alanya Caz Festivali’nde eminim harika bir konser vereceksin.
Buika: Çok mutluyum, festivalin 20. yılında burada olduğum için çok mutluyum. Umarım çok güzel bir konser olacak.
Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında çok sevilen, pek çok insanın kalbine dokunmuş bir sanatçısın. Şu anda hayatının nasıl bir dönemindesin?
Mutluluk dolu bir dönemden geçiyorum. Neredeyse her zaman olduğu gibi… Çünkü zaten ben yapım gereği mutlu bir insanım. Bu yüzden kutluyorum. Hâlâ burada olmamızı kutluyorum. Ve hâlâ mutlulukla, güvenle ve umutla yolumuza devam etmemizi kutluyorum.
Türk Müzisyenler ve Sürpriz Bir İş Birliği
Beş yıl önce Elif Sanchez’le yaptığımız söyleşide Türkiye’deki rapçilerin inanılmaz yeteneklerinden bahsetmiştin. Bugün Türkiye’deki müzisyenler hakkında ne düşünüyorsun?
Bence Türk müzisyenlerin çok temiz ve köklü bir ruhu var. Hem seslerinde hem de şarkılarının anlamında bu ruhu hissedebiliyorsunuz. İçlerinde her zaman sevgi var. Her zaman bir direnç var. Bu çok güzel. Nereden geldiklerini asla unutmuyorlar. Bu da çok güzel. Türk müzisyenlere ve Türk müziğine saygı duyuyorum ve onları seviyorum.

Türk müzisyenlerle yeni bir düet ya da iş birliği planın var mı?
Evet ama bu bir sürpriz.
Huzur, İnanç ve Kardeşlik Üzerine
Peki ısrar etmiyorum. Beş yıl önce bana “İtiraf etmeliyim ki en büyük hayalim sakin olmak” demiştin. “Ne olursa olsun sakin ve huzurlu kalabilmek, rahat olabilmek, huzur içinde uyuyabilmek ve korkulara kapılmamak.” Şimdi savaşlar, şiddet, korku ve belirsizlikle şekillenen bir dünyada yaşıyoruz. Bu beş yılda huzur ve sükûnet anlayışın değişti mi?
Mesele inanç. Umuda bel bağlamayın çünkü yol umut değil, inanç. Hâlâ kesinlikle aynı şekilde düşünüyorum. İyi uyuyun, güzel duygular besleyin, herkese karşı sevgi besleyin. Özellikle de dünyanın böylesine çalkantılı olduğu bu günlerde… Hâlâ zihinsel huzurun ve ruh huzurunun cevap olduğuna inanıyorum. Bizi duygularımız birleştiriyor.

Beş yıl önce yüzüklerimizi vermiştik birbirimize, şimdi yine sana kulağımdakini vermek istiyorum.
Yok artık!
Çünkü biz kardeşiz.
Aman Tanrım! Ah, teşekkür ederim. Çok güzel. Seni seviyorum.
Alanya Caz Festivali’nde ve Türkiye’de pek çok festivalde görüşmek dileğiyle.
Sana çokça güzel dilekler gönderiyorum, aman Tanrım, bunu yapman çok güzel.
Beş Yıl Önce İstanbul’da Söyledikleri
Beş yıl önce İstanbul’da yaptığımız söyleşide ise Buika, müzik ve iç huzur üzerine şunları söylemişti:
Caz Müzisyenleri Hiçbir Ülkeye Ait Değil

Bence caz müzisyenleri hiçbir ülkeye ait değil. Türk, Meksikalı ya da Amerikalı olmaları fark etmiyor. Bu, diğer müzik türleri için de bir rüya. Müzik dünyaya ait bir şeydir. Bence Türk müziği Türkiye’den değil her yerden geliyor ve aynı zamanda herkes için yapılıyor. Türk müzisyenler; caz, rap, pop şarkıcıları, geleneksel olanlar bile tüm dünyada tanınmalı. Bu, Türkiye’nin endüstrisi için önemli bir taahhüt.
Tek Hayalim Sakin Olmak

İtiraf etmem gerekir ki tek hayalim sakin olmak. Ne olursa olsun, böyle sakin ve rahat olabilmek. Benim tek hayalim bu. Çünkü bazen başarı için mücadele etmek epey stresli olabiliyor. Sonuç olarak başarı, herkesin sizi tanıması veya milyonlarca dolar kazanmanız değil. Başarı; sakince uyuyabilmek, sakince yemek yiyebilmek, âşık olabilmek, buzdolabınızda yemeklerinizin olması… İşte başarı bu.
Başarı aslında kendiniz olup mutlu olmak. Eğer tüm yaptıklarımızı söylersek, bu, genç nesillerin kafasını karıştırmak olur. Eğer yeni nesle başarıyı tüm dünyada tanınmak, milyonlarca dolara sahip olmak diye anlatırsanız, onu elde etmek için her şeyi yaparlar. Başlarına sorun bile açabilirler. Bu iyi değil. Başarı cool olabilmek, sakince uyuyabilmektir, korkuların olmamasıdır ve ben başarılı bir insan olduğumu düşünüyorum.
Akdeniz’deki Selçuklu tacı: Alanya’da gezilecek yerleri keşfedin.


