Çocukluk Şiirdir Çocuk da Şâir

Çocukluk Şiirdir Çocuk da Şâir

Çocuklar; her yeni güne yeni bir macera heyecanıyla başlayandır. Meraktır. Keşiftir. Değişime direnç göstermeyendir. Karşılıksız seven, beklentisiz verendir… Çocukluğu Editör ve Kerim Vakfı’nın kurucu kurul üyesi Zeynep Aslan anlatıyor.

Zeynep Aslan

 

“Çocukluk şiirdir; çocuk da şâir. Ne ki sırasında vezinsiz, kafiyesiz, tek mısrâ, hatta tek hecedir. Ama bakarsınız bir şah beyit, bir tam kıta ve büyük nükte de olabilir.”

Sâmiha Ayverdi

 

Çocukluk diyeceksiniz… Evet ama çocukluktan büyük ne var? Çocuğun işi, gücü yaşamaktır. ‘Hayattan zevk alma ustası’ ne dünle ne yarınla meşguldür. O ânın çocuğudur. Her şey bir şölen, bir coşku vesilesidir. Görüp, duymadığımızı, görür, duyar, anlar ve ister. Ağaçtaki ilk tomurcukla sevinçten deli olur. Tezgâhtaki turfandayı ilk o görür. Muazzam bir gözlemcidir. Hassas ve duyarlı, dâima mesâfeli bir o kadar deneyime açıktır. Tabiata yakınlığı samimidir, çamurlandığında üst-baş temizlemez. O, çiçek ruhlu kelebeğin peşindedir. Kendinden büyük hayâlleri ve bitmeyen sorularıyla gerçek bir araştırmacıdır. Her yeni güne yeni bir macera heyecanıyla başlayandır. Meraktır. Keşiftir. Değişime direnç göstermeyendir. Karşılıksız seven, beklentisiz verendir. Kendisine rehberlik etme gâyesiyle kitaplar devirenlerin sessiz kılavuzlarıdır çocuklar…

Elbette bu büyük şâiri ananlar yine şâirler ve sanatçılar olacaktı, olsundu. Yazdılar, çizdiler, oynadılar. Çocukluk memleketini âdeta sıla hasretiyle yâd ettiler. Çocukluğa öykündüler, ondaki büyüklükten dem vurdular. Biz küçükken, çok büyüktük, dedi Nâzım Hikmet. “Meselâ kollarımızı bir açardık, dünyayı kucaklardık! Güzeldik biz küçükken... Biz bir gülerdik küçükken, kalbimiz kahkahalar atardı… Sonra mı? Büyüdük. Kollarımızı açtığımızda bir kişiyi bile sığdıramayacak hâle geldik. Küçülene kadar büyüdük. Biz olamadık bir daha. Sen, ben olduk…”

           

“Çocuk olsam yeniden…

Bir tek düştüğüm için acısa içim

ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece…”

Cemal Süreya

 

Alexandre Dumas, anılarında, gözlerinden yaşlar boşanacak kadar canı sıkılan bir çocuk olduğunu söyler. Annesi onu ağlarken bulduğunda, sorarmış:

__ İyi ama Dumas neden ağlıyor?

__ Dumas ağlıyor, çünkü Dumas’nın gözyaşları var.

Çocukların mutsuzluğu yetişkinlerden öğrendiği söyleniyor. Bu gerçek, yıkıcı bütün duygular için geçerli olmasın? Onlara sorsanız, çocuk olmak oyun oynamaktır. Çocuk olmak doğal olmaktır. Korkmayı bilmektir. Hayâl etmektir. Küçük olmayı sevmektir. Kolayca arkadaş edinmektir. Sokaktan tuttuğu her hayvanı eve getirmek istemektir. Masala inanmak, aynı masaldan başka başka zevkler çıkarmaktır. Misâfirlerin sesini ninni edip salonda uyuyakalmak, kucakta yatağa taşınmanın zevkini yaşamaktır. Yürümektense koşmaktır. Biraz da yara bere demektir. Bağıra bağıra şarkı söylemektir. Hesapsızca davranmaktır. Bulutlarda hayvanlar aramak ve her hâl ü kârda bulmaktır. Evde yemediğini komşuda iştahla yemektir. Çocukluk, olmaz güzelliklerin diyârında yaşamak, az bilgiyle müthiş bir dünya yaratmayı başarmaktır. Ama en çok da büyümeyi istemektir.

 

 

Affan Dede’ye para saydım / Sattı bana çocukluğumu.

Artık ne yaşım var ne adım / Bilmiyorum kim olduğumu.

Cahit Sıtkı Tarancı

 

Halid Ziya Uşaklıgil soruyor: İnsan, tam mânâsıyla çocukluk devresinden ne vakit çıkmış olur; hatta hâlâ bugün katiyetle “İşte artık çocuk değilim!” demek mümkün müdür? Çocuk olmayan kimdir peki? Kime yetişkin denir? Küçüklüğündeki büyüklüğü kaybedene mi, büyüyerek çocukluk edene mi? Gaston Bachelard, çocukluk evine dâir anıların bizi çocukluk ülkesine döndürdüğünü söyler. Ona göre dış dünyanın anıları, eve özgü anılarla asla aynı tınıya sahip olamaz. İnsanın ilk evi, çocukluğu sayılabilir mi acaba? Fazıl Hüsnü Dağlarca çocukları kendi çocukluğu sayar ve sadece çocuklar için yazmış olmayı dilediğini söyler. Şermin Yaşar da öyle. Çocuklar için yazmayı görkemli bir meyve ağacının dallarından lezzetli meyveler toplamaya benzetiyor. Öykülerinin üstünde-başında bıraktığı kuş seslerinin ve çiçek kokularının keyfini çıkarıyor. Ayla Turan, heykelleriyle, çocuğu tam da olması gereken yerde var ediyor. Onun çocukları, hiçbir renge boyanmamış hâlleri, mânâlarına vurgu yapan cüsseleriyle en sâde deneyimlerin mâsum hazlarını yaşatıyor. Paulo Coelho’dan yolunu kaybeden büyüğe hatırlatma: Bir çocuğun gözlerinin içine bakın; çünkü bir çocuğun bir yetişkine öğretebileceği her zaman üç şey vardır: Nedensiz yere mutlu olmak, her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak ve elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmak.

 

“Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk

Hiçbir yere gitmiyor”

Edip Cansever

 

Tilbe Saran, Yıllar Gelip Geçti Ben Hâlâ başlıklı yazısında, çocukluğunun mutlu yuva günlerini anlatır: “Bahçemizde eski bir duvar kalıntısı var: hava güzelse orada saklambaç oynuyoruz, çiçeklere, ağaçlara bakıyor, hayvanlarımızı seviyoruz: kaplumbağa, kedi, kuş… Bir de salıncağımız var…

Mutfaktan mis gibi sıcak süt kokuları geliyor, yanında petit beurre bisküvileri…

 

Acaba resim mi yapacağız, hamurla mı oynayacağız? Yoksa şarkı mı söyleyeceğiz, belki de dans ederiz? Öğlen saatine kadar evcilik mi oynasak? Diğerleri uyanınca Gönül öğretmen bize hikâye anlatır mı acaba? Belki de sayıları öğretir, renkleri, şekilleri…Yoksa şu sandığı açar da içinden kuklaları çıkarır mı? Bayılıyorum o içine minik ellerimi yerleştirdiğim kuklalarla oynamaya. Gönül öğretmen bir de paravanı verirse bana, sabaha kadar perdenin arkasından konuştururum artık Kırmızı Başlıklı Kız’ı, Sindrella’yı, Deniz Kızı’nı, anneannemi, büyük teyzelerimi, Ayşe annemin aksi kocasını, bulutlara çıkan, kuyulara düşen çocukları, fasulye sırıklarına tırmanan devleri…Yıllar gelip geçti, ben hâlâ Gönül öğretmenin verdiği kuklalarla oynuyorum, bedenime geçirip arkadaşlarımla hayatı paylaşmak için.”

Gerçekleşmiş çocukluk hayâlleri gibi saltanatlı kaç şey var? Ve hiç şüphesiz geçmişin şiirini her dem dipdiri tutabilenler öncelikle sanatçılar oluyor.

Hiç bitmesin horoz şekeriniz…

Zeynep Aslan Kimdir?

İç mimari eğitimi almak üzere Londra American College’a gitti. Sanata olan ilgileri doğrultusunda eğitimini yarıda bırakarak İstanbul’a döndü ve 1999 yılında 2005 yılına kadar yürüteceği Elturko Sanat Galerisi’ni kurdu. Çalışmalarında, genç sanatçıların hayâllerini gerçekleştirmelerine yönelik projelere öncelik verdi. Daha sonra, sivil toplum kuruluşlarındaki faaliyetlerine yoğunlaştı. Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nde yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. Kurucu kurul üyesi olduğu Kerim Vakfı’nın Tasavvuf Araştırmaları alanında ulusal ve uluslararası girişim, sempozyum ve eğitim programlarına katıldı. Bu kuruluşlarda hala sürdürdüğü aktivitelerin yanı sıra, Nefes Yayınevi’nde editörlük faaliyetlerine ve Edebiyat Fakültesi’ndeki lisans eğitimine devam etmektedir. Zeynep Aslan; Cenan, Ahmed ve Server’in annesidir. Kendisini hayat karşısında daima öğrenci olarak görmektedir.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.