preloader

Geçmişten Günümüze Pırlanta

20.12.2020
Geçmişten Günümüze Pırlanta

Yazı Boyutu:

Işıltısıyla kalpleri çalan pırlantaları günün her saatinde stilinize ekleyin.

Yüzyıllar içerisinde oluşan elmasın 57 fasetli kesimiyle elde edilen pırlantaların her biri, aslında tam anlamıyla bir ustalık eseri. Işıltısı ve güzelliği ile Marilyn Monroe’nun deyimiyle ‘en iyi arkadaş’ olan pırlantalar arasından seçim yapmaya sıra gelince sadece modeli beğenmek yeterli olmuyor. Doğru pırlantayı seçmek için ‘4C’ kuralı olarak bilinen kesim, renk, berraklık, karat (cut, color, clarity, carat) özelliklerine de dikkat etmek gerekiyor. Bu özelliklere dikkat ederek sertfikalı alacağınız pırlanta ile sadece kendinize değil stilinize de doğru bir yatırım yapabilirsiniz.

Geçmişten Günümüze Pırlanta

Pırlantaları kullanmak içinse gece davetlerini beklemeyin. Günün her saatine çok yakışan pırlantaları her stile adapte edebilir; aynı pırlantayı farklı kombinlerle kullanabilirsiniz.

Pırlantalar neden eşsiz ve kıymetli

Pırlantayı bu kadar eşsiz ve kıymetli yapan iki faktör var: birincisi milyonlarca yıl içerisinde baskı ve ısı ile oluşması ikincisi ise büyük titizlikle şekil verilmesi. İlk kez M.Ö. 1000 yılında Hindistan’da bulunan elmas taşların kaç yılda oluştuğu hakkında hala farklı sayılar veriliyor. Ama kesin olan bir şey var ki her bir pırlanta, milyon hatta milyarca yıl öncesinden kalan karbon elementinin aşırı ısı ve baskıya maruz kalmasıyla oluşuyor. Yerkabuğunun derinliklerinde bulunan elmaslar, tektonik hareketler sayesinde bulunabilecek derinliklere gelebiliyor.

¨Pırlantalar kadınların en iyi arkadaşıdır¨

– Marilyn Monroe

Keşfedildiği ilk yıllarda düzgün şekilli çıkan elmaslar beğenilip alıcı kullanılırken şekilsiz olan elmaslar kıymetsiz bulunduğu için atılıyordu. Çok zor kesildiği, ateşle şekillendirilmediği ve hiçbir şekilde zarar görmediği için de elmasa farklı anlamlar da yüklendi. Ticaret yollarıyla Avrupa’ya gelen elmaslar 1300’lü yıllarda işlenmeye başlandı. İlk önceleri krallar ve soylu aileler tarafından kullanılan pırlantaların evlilik yüzüklerinde kullanılması ise çok uzun sürmedi.

Geçmişten Günümüze Pırlanta

Pırlantaya asıl ışıltısını veren 57 fasetli kesim tekniğinin gelişmesi ise aslında çok yeni. 1700’lü yıllarda elmas ustaları kesim teknikleriyle pırlantanın ışığı nasıl yansıtabildiğini buldular ve bugün de en çok kullanılan yuvarlak kesim pırlanta tasarlandı.

Şimdi Güney Afrika, Kongo, Namibya, Angola, Rusya, Kanada, Avustralya ve Angola’da çıkarılan elmas, usta ellerde işlenerek daha da kıymetli hale geliyor. Nadir bulunduğu, çok güçlü olduğu ve dışarıdan ateş ya da sert darbe dahil hiçbir şeyden zarar görmediği ve ışıl ışıl olduğu için de sonsuz sevginin sembolü olarak kabul ediliyor.

Karat ölçüsü (Carat)

Geçmişten Günümüze Pırlanta

Bundan yıllar önce uluslararası pazarlarda karat, birbirlerine yakın ama farklı gramajlarda olsa da 1900’lerin başından beri artık ortak olarak aynı ölçü kullanılıyor ve bir karat 0,2 grama denk geliyor. Karat pırlantanın ne kadar büyük olduğunu ifade etse de pırlantanın fiyatını belirlemede tek başına yeterli bir faktör değil. Pırlantanın rengi, kesimi ve üzerinde herhangi bir leke bulunup bulunmadığı fiyatını ve kalitesini belirleyen unsurlardan.

Pırlanta kesim tekniği (Cut)

Geçmişten Günümüze Pırlanta

Bir pırlanta ışıl ışıl parlıyorsa bunun en büyük nedeni mükemmel kesime sahip olmasıdır. Taşın simetrisi ve boyutlarına göre kesilerek pırlantanın ışığı kırması yani ışıltılı olması sağlanır. Pırlantanın üst kısmı olan taç bölgesindeki kesim bu noktada kritik önem taşıyor. Eğer pırlantayı şekillendiren usta, kusursuz çalışırsa pırlanta da olabildiğince ışıltılı oluyor.

Pırlantanın orijinal rengi (Color)

Geçmişten Günümüze Pırlanta

Işıl ışıl görünen pırlantaların detaylarından biri de kullanılan taşın rengi. Pırlantada en parlak olan taşa değer olarak ‘D’ verilse de ‘D, E, F, G’ neredeyse hiç bulunamayacak kadar nadir. Rengiyle beğenilen pırlantaların çoğunluğu H ve L renkleri arasında seçilir. M renginden sonra taş üzerinde sarı ton oluşmaya başladığı içinse pek tercih edilmez. Z rengindeyse taş, belirgin bir şekilde kahverengi gibidir. Altınbaş’ın pırlantalarında ise değeri yüksek H ya da I rengi kullanılıyor.

Berraklığı (Clarity)

Geçmişten Günümüze Pırlanta

Pırlantalar aslında yüzyıllar içerisinde oluşan bir maden olduğu için içerisinde ‘çok küçük saf karbon zerreleri’ yani minik minik noktacıklar olabiliyor. Parmak izi gibi her pırlantanın berraklığı ya da daha profesyonel deyişle ‘inklüzyonu’ farklı olduğu için de pırlantaları birbirinden ayıran bu izler oluyor. Pırlantanın değerini yükseltense bu noktacıkların ne kadar az olduğu.

Pırlanta kesim modelleri

Geçmişten Günümüze Pırlanta

Her pırlantayı farklı şekillerde kesmek elbette mümkün. Ama aksesuarlarda kullanılan pırlantalar arasında en çok dikkat çeken yedi farklı model var: Yuvarlak, oval, zümrüt, baget, prenses (kare), kalp ve damla. Her bir kesimin maksimum parlaklıkta olması için de kendi içerisinde bir matematiği var.

Tektaşını kendi alan özgür kadınlar

Pırlanta ve tektaş yüzüklerden bahsedince akıllara Nil Karaibrahimgil’in 2006 yılında çıkardığı şarkısı ‘Pırlanta’dan da söz etmek gerek. Bağımsız, kendine güveni olan ve pırlanta kullanmak için evlenme teklifi almayı beklemeyen her kadının kendine tektaş almasını konu alan şarkı sonrasında, kendi tektaşını kendi alan kadınların sayısında da bir hayli yükseliş olmuştu.

‘Shine bright like a diamond’ diyen Rihanna ve ‘my diamonds leave with you’ sözleriyle akıllarda kalan Sam Smith’in şarkıları da pırlantaların güzelliğini konu alan şarkılardan.

Pırlantalarla göz kamaştıranlar

Ünlü nişan yüzükleri, mücevher koleksiyonları ve karatlarıyla dikkat çeken pırlantalar herkesin radarında. Marilyn Monroe’nun ‘pırlantalar kadınların en iyi arkadaşıdır’ sözü de Elizabeth Taylor’ın ‘pırlantaların omzunda ağlayamazsınız ya da gece sizi sıcak tutmaz ama güneş ışıldadığında eğlencelidirler’ sözü kendi içinde anlam taşıyor. Pırlantalarla ilgili herkesin ortak düşüncesi olan bir gerçek var ki parıltısıyla herkesin beğenisini kazandığı.

OGGUSTO
OGGUSTO Tüm Yazıları