white banner

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk

09.10.2025
Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk

Yazı Boyutu:

Usta fotoğrafçı Tamer Yılmaz’ın 35 yıllık arşivinde Tarkan’dan Ömer Koç’a, “Mr Big”den Türkiye’nin en ünlü moda çekimlerine pek çok fotoğraf var. Yılmaz, “Bunlar çok ufak bir kısmı. Tüm fotoğrafları sergilesem dev bir alanı doldururdu,” diyor. “TAMERA” sergisini, 27 Eylül–31 Ekim 2025 tarihleri arasında İstanbul Akaretler No: 41–43’te ziyaret edebilirsiniz.

Usta fotoğrafçı Tamer Yılmaz, 35 yıldır Türkiye’nin moda tarihini ve popüler kültürden isimlerini fotoğraflıyor. Hatta Türkiye’de mesleğini “moda ile tanımlayan ilk fotoğrafçı”. Portföyünde Tarkan’dan Sezen Aksu’ya popüler kültürden isimlerin akıllara kazınmış fotoğrafları ve moda dergileri için çektiği sayısız moda çekimi var. Arşivine dalmaya cesaret edemeyen ismin fotoğraflarını küratör İzzeddin Çalışlar, 6 ay süren zahmetli bir çalışmayla tasniflemiş. 212 Photography İstanbul’da ilk defa bir araya getirdiği fotoğraflar özelinde Tamer Yılmaz’la bir araya geliyoruz ve onu OGGUSTO özel röportajımız için, yetiştirdiği fotoğrafçılardan biri fotoğraflıyor.

Röportaj Özge Dinç

Fotoğraf Berat Soner Çapin

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk

Özge Dinç: Geçen sene seninle bir sohbetimizde, “Bir gün arşivindeki fotoğraflarla bir sergi açmayı düşünüyor musun?” diye sormuştum. Sen de, “Tasnif edilmesi çok zor, ben yapamam,” demiştin. Şimdi sergindeyiz. O süreçte neler oldu?

Tamer Yılmaz: Evet, hatırlıyorum. Sonra bir gün Handan (Handan Yılmaz, 212 Photography İstanbul’un kurucusu) geldi ve “Tamer, artık bu sergiyi yapmamız gerekiyor. Zaman geçiyor. Biz de böyle bir şeyi üstlenmek zorundayız,” dedi. Ben “Çektiklerim o kadar karışık ki… Benim sadece analogları tarayıp bakmam altı ay sürer,” dedim. Bu kısmı küratör İzzeddin Çalışlar üstlendi ve gerçekten 6 ay sürdü.

Ö.D: Gerçekten de analog fotoğrafları sergiye almadan “Türkiye’nin moda tarihini” anlatmak mümkün olmazdı.

T. Y: Özellikle de sergi açmak için bu kadar bekledikten sonra sadece dijital fotoğraflarla bir sergi açmazdım. Unutmamak lazım ki, bizim esas hikâyemiz 90’larda. Türkiye’de moda fotoğrafının, modanın, tasarımcının parladığı dönem oydu.

Ö. D: 90’larda ne oldu? Türkiye’deki moda fotoğrafçılığının yükselişini tetikleyen neydi?

T. Y: Eskiden Zühal Yorgancıoğlu, Cemil İpekçi gibi moda tasarımcıları olsa da onlar geleneksel çizgidelerdi. 90’larda ise yarışmalardan Bahar Korçan, Hakan Yıldırım, Özgür Masur, Arzu Kaprol gibi yeni moda tasarımcıları ortaya çıktı.

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk
Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk

Ö. D: Peki, yeni nesil tasarımcıların yükselmesi neye dayanıyordu? Ne oldu da böyle bir kırılma yaşandı?

T. Y: Bana kalırsa bu kırılma 1988’de Marie Claire’in Türkiye’de ilk kez çıkmasıyla yaşandı. O zamana kadar yerli dergiler vardı. Ama Marie Claire ile birlikte gerçekten modayı öğrenmeye başladık.

Ö. D: O zamana kadar Türkiye’deki çekimlerde moda nasıl yorumlanıyordu?

T. Y: Öncesinde daha çok taklit vardı. Ama Türkiye’de yeni moda tasarımcıları çıkınca kendi çizgilerini göstermeye başladılar. Biz de bir yandan moda fotoğrafçılığında kendi dilimizi oluşturmaya başladık. Yani hem tasarım yürüdü hem fotoğraf dili gelişti.

Ö. D: Türkiye’de senden önce moda fotoğrafçılığında hangi isimler vardı?

T. Y: Nurhan Artar, Turgut Salgar, Moris Maçoro, Sıtkı Kösemen, Mehmet Mutaf gibi birçok isim vardı. Ama şunu söyleyeyim; hepsi reklam, portre, manzara gibi her alandan fotoğraf çekiyordu. Ben de eskiden her alanda çekim yapıyordum.

Ö. D: Yalnızca moda fotoğrafı çekme kararını ne zaman aldın?

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk

T. Y: Bu kararı 1989’da verdim. Moda fotoğrafçılığı benim için bir dönüm noktasıydı. Moda çekimlerini çok sevdiğim için yaptım; insanlarla ilişki kurmayı, portredeki o insan ruhunu seviyorum. Ben insanın kötüsünü de, iyisini de severim. Fotoğraf çekerken çektiğiniz kişiyle aranızdaki enerji çok önemlidir, ben de bunu çok sevdiğime karar verdim. O yüzden dedim ki, “Ben artık başka şey çekmeyeceğim, sadece moda çekeceğim.”

Aynı tarihlerde dergi için sıralı fotoğraflarla bir anlatı oluşturmaya başladım; eskiden tek tek güzel fotoğraflar yeterliydi ama editorial dediğin şey hikâyeyi anlatmak, dergide bütünlük oluşturmak demektir, ben de bu kısma eğildim.

Ö. D: O dönemde hangi dergiler ve senden başka hangi fotoğrafçılar vardı?

T. Y: Başta çoğu zaman ben tek başıma yapıyordum. Sonra Hasan Hüseyin, Sevil Sert, Ayten Alp başladı derken isimler çoğaldı. Yeni bir dal oluştu. İki yıl sonra Cosmopolitan, Harper’s Bazaar gibi dergiler de geldi ama ben Marie Claire’de devam ettim.

Ö. D: Dergi için ilk moda çekimini hatırlıyor musun?

T. Y: Evet; ilk “editorial”ı Biricik Suden ile çektim. Filmlerini bu sergiden önce bulamadım ama baskısı hâlâ var. O, 1989’un sonu ya da 1990’ın başlarıydı.

Ö. D: Dergi çekimlerine devam ediyorsun. Moda dergisinde uzun zaman çalışmış biri olarak merak ediyorum. Eskiden moodboard’lar nasıl yapılıyordu, bugün nasıl bir fark var sence?

T. Y: Eskiden moodboard dediğimiz, yabancı dergilerden kesilen görsellerdi; bol bol farklı şeyler keser, oradan bir hava seçerdik. Ama iş birebir kopya değildi. Mesela Deauville’de bir çekim görmüşsen biz Kilyos’ta benzer bir plajı kullanarak uyarlardık.

Şimdi ise moodboard’u birebir uygulamak istiyorlar, şekliyle ruhuyla aynı olsun isteniyor ki bence yanlış.

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk
Bahar Korcan Koleksiyon, 2007
Dijital
Dijital Fine-Art Baskı
Fabrika Stüdyo
Stilist: Bahar Korcan
Marka: Bahar Korcan

© Tamer Yılmaz
Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk
Network Kış 2006-2007 Kampanya, 2006
Dijital
Dijital Fine-Art Baskı
New York
Model: Chris Noth
Stilist: Jonas Hallberg

Marka: Network
© Tamer Yılmaz

Ö. D: 35 yılın gözünden; moda çekimlerinde geçmişten bugüne ne değişti? Eskinin düşük bütçeli, zor şartlarda yapılan işleri daha mı keyifliydi?

T. Y: Evet, bence öyleydi. Eskiden moda çekiminin reklam değeri falan yoktu. Dergiler grup‑grup yayılırdı; kadro genişti. Marie Claire, Nokta, Kadınca, Erkekçe gibi dergiler vardı. Biz çekim yapardık, dergiler o sayfaları kullanırdı, çektiğimiz isimler yaygınlaşırdı.

Ama şimdilerde moda çekimlerinde müdahaleler, beklentiler, sponsor marka baskıları çok fazla. Eskinin o zor şartları hem sanatsal anlayışı hem özgürlüğü de beraberinde getiriyordu.

Ö. D: Sergiyi gezerken bir şey dikkatimi çekti: Çekimlerde bir mekân ve ışık çeşitliliği var. Titiz, detaylı bir işçilik hissi veriyor.

T. Y: Biz o zaman çok az ışık kullanırdık aslında. Genelde doğal ışıkla çalışırdık. Çünkü yurtdışına giderken set ekipmanı taşımak zaten mümkün değildi, bütçeler kısıtlıydı. Çoğu zaman tek başıma gidiyordum, yanıma asistan bile alamıyordum. Ama ne yapıyorduk? Gittiğimiz yerlerde kalıyor, çekimleri araya sıkıştırıyorduk. Hem seyahat ediyorduk hem moda çekimi çıkarıyorduk.

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk
Prêt-à-Porter Fuarı Afiş Çekimi, 2015
Dijital
Fabrika Stüdyo
Manken: Arzu Kaprol
Stilist: Arzu Kaprol
Marka: Arzu Kaprol

© Tamer Yılma

Ö. D: Ama bir yandan da Saint-Tropez, Cannes gibi en şaşaalı yerlerde çekimler yapmışsın.

T. Y: (Gülüyor) Öyle tabii… Bir yandan çekim için para yok ama en iyi otellerde kalıyoruz, en iyi restoranlarda yiyoruz. Çünkü işin bir kısmı da “orada olmak”. Mesela bir seferinde, Saint-Tropez’de Byblos Otel’de kalıyorduk. Eğlenmeye gittik. Otele gelenler arasında kim var? Giorgio Armani ve George Michael. Ertesi gün plaja gittik, yine etrafımızdalar. Öyle zamanlardı: Sadece fotoğraf çekmiyorduk, hayatın içindeydik. Bambaşka bir dönemdi.

Ö. D: Bu sergi açıldığında ne hissettin? Fotoğrafların hepsini ilk defa mı bir arada mı gördün?

T. Y: Evet ilk defa böyle toplu ve sergi halinde görüyorum. Aslında bu fotoğraflar, arşivin çok az bir kısmı. Hepsi olsa Mecidiyeköy’deki Likör Fabrikası’nı doldururdu. Tasnif altı ay sürdü, yarısı anca yapıldı. Tamamı için bir altı ay daha gerekir.

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk
Ceyms, 2015
Dijital
Tünel Beyoğlu
Model: Belçim Bilgin
Stilist: Hakan Öztürk

Ö. D: Fotoğraflara bakarken anılara gittin mi?

T. Y: Bazılarını cidden unutmuşum. Mesela o dönemin ünlü modeli Meltem Hakarar’ı Bomonti Bira Fabrikası’nın etrafında çekmiştim. O bölgenin o dönemki hali, New York gibi. Yine Topkapı Sarayı’nın Harem kısmında çekim yapmıştık, nasıl girmişiz hatırlamıyorum. Tarihi bölgelerin çoğunda moda çekimi yaptım.

Ö. D: Aslında bu sergi, sadece moda tarihini değil, aynı zamanda şehrin tarihini de içeriyor.

Tamer Yılmaz: Aynen öyle. Mekânların şehri yeniden tanımladığı bir arşiv bu. Şimdi oralarda çekim yapmak için izin almak çok zor. Ama bulsam yine iyi yer bulurum. İyi mekân bulmak sezgisel bir şey.

90’lı yıllarda Türkiye’de en çok film harcayan fotoğrafçıyım.

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk

Ö. D: Türkiye’de çalışmadığın ünlü neredeyse yok.

T. Y: Çok az vardır… Düşününce, mesela Tarkan’ı birçok kez çektim, bir sürü Sezen fotoğrafım var.

Fotoğraf crediti: Tarkan Albüm Kapağı, 2006, Dijital, Dijital Fine-Art Baskı
Fabrika Stüdyo, © Tamer Yılmaz
Tarkan’ın ilk İngilizce albümü olan “Come Closer”ın kapağında kullanıldı.

Ö. D: Türkiye’de senin kadar çok ünlü çekmiş biri daha var mıdır?

T. Y: Bilmiyorum ama zannetmiyorum. 90’lı yıllarda Türkiye’de en çok film harcayan fotoğrafçıyım, yılda 7-8 bin film kullanıyordum. Çok makine eskittim.

Ö. D: Sergiyi gezince şunu düşündüm: Bu sergideki fotoğrafların çoğunu hatırlıyorum, hafızamıza kazınmışlar. Ama bugünkü çekimlerin çoğu aklımdan silinip gidiyor, neden sence?

T. Y: Çünkü çoğu basılı değil. Eskiden herkes o fotoğrafları görürdü, hatırlardı. Çekilen isimler öyle öyle ünlenirdi. Şimdi sorsan geçen yıl ne çekildi, kimse bilmiyor. Çünkü elde tutulan, hatırlanan bir şey kalmadı. Basılı fotoğraf ise hafızada kalıyor.

Beni asıl gururlandıran, mesleğe birçok isim kazandırmış olmam.

Ö. D: Sergide en çok Cansu Dere’nin fotoğrafını gördüm galiba.

T. Y: Çok normal. Çünkü herkesin “ünlü” diye gördüğü isimlerin çoğu, benim ilk modellerimdi. Hepsi işe model olarak başladı.

Ö. D: Senin yanında yetişenler de ülkenin en ünlü moda fotoğrafçıları oldular. Duvarda isimleri yazılı: Koray Birand, Emre Doğru gibi birçok isim. Bugün de fotoğraflarını yanında yetişen Berat çekti. Bu nasıl hissettiriyor?

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk

T. Y: Kendi fotoğraflarımdan çok, insanlara değmiş olmaktan gurur duyuyorum. Yani bakınca diyorum ki: Herhangi bir üniversiteden daha kalifiye insanlar yetişmiş burada. Ya eğitim sisteminde bir sorun var ya da bende ciddi bir öngörü var (gülüyor). Hepsi de kendi tarzına sahip isimler.

Solda; Usta-Çırak: Tamer Yılmaz’ı OGGUSTO için, yetiştirdiği fotoğrafçılardan Berat Soner Çapin sergi alanında fotoğrafladı.

İyi fotoğrafçı, çekeceği kişiden bir adım önde durur.

Ö. D: Ünlülerle çalışmak her zaman kolay değildir. Sen sette zor bir durumu, kişiyi nasıl idare edersin, formülün nedir?

T. Y: Eğer tanımadığım biriyse onu baştan çözmem lazım. Profesyonel değilse benim yönlendirmem gerekir. Bu işin yarısı psikiyatridir. Çektiğin kişiyi “okumalısın”. Bir adım önde olacaksın. Öndeysen hakim olursun. Mesela kişinin aynaya nasıl baktığına bakarım. Sol profil mi seviyor, düz mü bakıyor onu inceler, çekime ona göre başlarım. Kişiyi kendine baktığı gibi çekerim. Kendi bakışını beğenirse yeter. Gerisi bende.

Objektifin Ardında 35 Yıl: Tamer Yılmaz’la Türkiye’nin Moda Fotoğrafçılığına Yolculuk
Solda; Tuba Büyüküstün Kapak Konusu, 2008 Dijital, Fabrika Stüdyo, Model: Tuba Büyüküstün, MediaCat
© Tamer Yılmaz

Ö. D: İkinci sergi gelecek mi?

T. Y: Belki bu sergiyi geliştirip başka bir yere taşırız. Bir kitaba dönüşebilir ya da yurtdışına taşınabilir. Çünkü bu sergi, Türkiye’nin moda tarihi. Zamansız bir arşiv. Fotoğrafların hiçbiri eski gibi görünmüyor, çünkü zaten zaman taşımıyor.

Ö. D: Az önce setlerde, öncesinde ve sonrasında her şeye dikkat ettiğini anlattın. Eskiden diaları, havalimanında X-Ray’de zarar görmesin diye kurşun plaka içinde taşıdığını vs. Bu çok yorucu olsa da Tamer Yılmaz fotoğrafının bir özelliği diyebilir miyiz?

T. Y: Yorucu ama başka türlüsünü yapmak elimden gelmiyor. Bizde yeni gelen çocuklar, bir ay makine odasına sokulmaz mesela, çekim ekipmanı hazırlamaz çünkü hata yapabilir. Bugüne kadar hiç hata yapmadık. Bununla övünebilirim.

Duygu Metin
Duygu Metin Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için