Modanın Tarihsel Evrimi: Rönesans ve Yeniden Doğuş

Modanın Tarihsel Evrimi: Rönesans ve Yeniden Doğuş

Sürekli bir gelişme, değişme ve başa dönme döngüsünde olan modanın referans aldığı dönemlere yakından bakış. Üçüncü durağımız; Rönesans.

Moda, halihazırda popüler giyim stillerini işaret eder. Her zaman gelişir ve değişir ve başa döner. Modadaki her stil ve trend mutlak bir zamandan veya dönemden geri çağırılır. O yüzdendir ki bu evrimin tarihi hakkında fikir sahibi olmak bir hayli önemli ve kıymetlidir.

Bir insan hakkında fikir edinirken onun stilini de öğrenirsiniz. İnsanlık tarihini okurken de modanın tarihine göz atmak kaçınılmazdır.

Bu yazı serisinde modanın referans olarak kullandığı dönemlere yakından bakacağız. Keyifli okumalar…

Alman bilim insanı Johann Gutenberg tarafından 1450 yılında matbaanın icadı; yeni icatlara, yeni stillere ve yeni keşiflere ön ayak olacak bilginin hızla yayılmasını sağlayarak, yeni bir çağın başlangıcının habercisi oldu: Rönesans.

Bu renkli çağ İtalya, Floransa’da başlasa da kısa süre içinde Avrupa’ya yayılarak müzik, resim ve edebiyatın zenginleşmesini sağladı. Sonrasında ortaya çıkan stiller bir önceki çağdan derinlemesine etkilense de yine de kendine has bir kişiliği vardı. Özellikle I. Elizabeth gibi monarklardan etkilendiği için İngiltere’de bir dönem Elizabethan modası olarak anıldı. İtalya sanatın merkezi olurken modanın evrimi için İngiltere’ye bakmak gerekti. Barok dönemle birlikte ise bu bayrağı Fransa devraldı. Orta sınıf genişledikçe moda, onlar içinde de bir asalet göstergesi olduğu kadar meşgale haline geldi. Ulaşımın ve haberleşmenin de gelişmesiyle kıyafet fikirleriyle malzemeleri bölgede rahatlıkla yayılabiliyordu.

Rönesans Modasının Tanımlayıcı Özellikleri

Farklı görünümler yaratmaya da yaradığı için ulaşılabilir olan üste giyilen kıyafete açılan yırtmaçlardan, alt giysisinin hafifçe dışarı çıkarılarak kabartıldığı kıyafetler, kıvrılmış veya katlanmış kumaştan yuvarlak yakalar ve takıp çıkarılan kollar tüm dönem boyunca etkisini sürdüren stillerden oldu.

Kolomb’un Kraliçe Isabella’ya getirdiği ilk tüylü yelpaze ile bu aksesuar İngiltere kadar Amerika’da da yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Fonksiyonelliğinden ziyade dekoratif bir obje olan yelpaze, kıymetli taşlarla ve pahalı tüylerle zenginleştirildi. Katlanabilir yelpazeyi popülerleştirense Catherine de Medici idi.

Zenginliği ve gücü sembolize eden bir diğer aksesuar, mendildi. Tüketim yasaları uyarınca aşağı sınıfların mendil kullanması yasaklanmıştı. Son derece dekoratif unsurlar olan mendillerin köşeleri dantellerle ve özel ipliklerle işleniyordu.

Parfüm ve dantel ilk kez Rönesans ile kullanılmaya başlandı.

Rönesans’ın başlangıcında kıyafetler daha yuvarlak ve kabarıktı. Kadın kıyafetlerinde bel hatları yükselmiş, yakalar köşelenmiş ve kollar yırtmaçlanmıştı. Ancak Elizabeth döneminin sonuna doğru bel hatları, ta ki konikleşip uçları sivrilene dek, giderek alçaldı. Kollar giderek yuvarlandı ve içleri doldurularak kabartıldı. Yakalar köşeli olsa da dönemin sonlarında fırfırlarla yükseltildi.

Eteğe şekil vermek için kullanılan çemberler, jüpon, Rönesans’ın belki de en büyük katkısı denebilir. İlk kullanıldığında, İspanyol jüpon adıyla, geniş ve konik formda iken dönemin sonlarında şekli genişleyerek Fransızların adıyla anıldı. Jüpon genişledikçe üzerini örtecek daha fazla malzemeye ihtiyaç duyuldu ve bunun için -her ne kadar uyulmadıysa da- yeni kısıtlayıcı yasalar kondu. Etek boylarının da kısaldığı görüldü; öyle ki kadınlar yüksek ökçeli ayakkabılarını hatta çoraplarını dahi gösterebilir hale geldi.

Kadın modasındaki bir diğer fenomen ise, geniş bir alın görünümü için, alındaki tüylerin yolunması ve kaşların tamamen alınması idi.

Rönesans döneminde erkek kıyafetlerinde esas vurgu omuzlarda ve göğüsteydi. Erkekler dize uzanan, belde kemerlenen ve göğüste kabartılan tunikler giyiyordu. Şapka olarak düz ve geniş modeller tercih ediliyordu. Gömlekler bileklerde ve yakada toplanıp büzülüyordu. Ancak dönemin sonlarına doğru kısa, bacakları ortaya çıkaran balkabağı şeklinde formlar korse ile desteklenmeye başlandı. Erkekler de kadınlar gibi V-şeklinde bel kesimleri benimsediler. Takılan kısa pelerinler tüylerle süsleniyordu. Fırfırlı yakalar ve onlarla uyumlu bileklikler zaruriydi.

 

Elizabeth İngilteresinde Moda

Rönesans kostüm tasarımında Elizabeth dönemi, Kraliçe Elizabeth’in 1558-1603 arasındaki hükümdarlığını kapsar. Kral VIII Henry ve Ann Boleyn’in kızı olan Elizabeth, dünyanın en ünlü monarklarından biridir. Elizabeth dönemi kıyafet stili ve modası karakteristik ve çarpıcı olmasıyla kolayca ayırt edilebilir ve tarihi kıyafetler tasarlayan isimler arasında oldukça popülerdir.

Tıpkı Orta Çağ’daki gibi kıyafet yaratmak için kullanılan kumaşlar Elizabeth döneminde de yün ve ketendi. Üst sınıflarca giyilen kıyafetlerde ipek, pamuk gibi ithal kumaşlar da kullanılmaya başlandı. Elitlerin giydiği kıyafetler kumaşları, dokumaları ve işlemeleri ile alt sınıflara ilham oldu ve ekonomik statüleri iyileştikçe -ve yasalar müsade ettikçe- onlar da giyim kuşamlarına bu detayları dahil etmeye başladı.

Elizabeth döneminde giyilen kıyafetler günümüzden bakınca son derece ağır ve üzerinde fazla uğraşılmış görünse de o dönemde İngiltere’de ve kuzey Avrupa’da Mini Buz Çağı denilen soğuklar hakimdi. Dolayısıyla bu ağırlık bir gereklilikti; yine de oldukça romantik ve güzel göründükleri de yadsınamazdı.

Kumaşlar

Dönemin en yaygın kumaşları keten ve yündü. Orta Çağ’daki gibi, insanlar keteni tenlerine en yakın olan iç kıyafetlerinde kullanıyordu. Kenevir bitkisinden üretilen keten, rahat, hava aldıran ve kolay temizlenen bir kumaştı. İnsanların kıyafetlerini nadiren yıkadıkları zamanlarda keten yıkama kolaylığı ve yıkandıkça yumuşama özelliğiyle öne çıkıyordu.

Elizabeth döneminde lüks olarak addedilen kıyafetler kraliyet ailesi, soylular ve elitler tarafından giyiliyordu. Bu kıyafetlerde yün ve ketenin yanı sıra ipek, saten, kadife, damasko ve tafta kullanılıyordu. İnce ketenler güneşte ağartılıyor, üzerleri işleniyor veya ahşap baskı ile desenlendiriliyordu. Moda işlemeler arasında örgü, dantel, kurdele, kıymetli taşlar ve inciler yer alıyordu. 

Fırfırlı Yaka

Elizabeth dönemi modasının en karakteristik parçası, abartılı fırfırlı yakalardı.

Önceleri yaka bölgesinin toplanmasıyla boyunda sade bir fırfır oluşurken daha sonraları yakalar takıp çıkarılabilen ayrı parçalar olarak tasarlandı. Yüzü çevreleyen bu devasa proporsiyonlar sonunda tellerle desteklenmeye başlandı.

Çoğunlukla dantelden ve işlemeli ketenden tasarlanan yakalarla uyumlu manşetler de görünümlerin bir tanımlayıcısı ve tamamlayıcısı haline geldi.

Ayakkabılar

Elizabeth dönemi ayakkabıları genellikle küt burunlu ve düz tabanlıydı, deriden veya ipek, kadife, brokar gibi kumaşlardan yapılıyordu ve işlemelerle zenginleştiriliyordu.

O dönemin çoğunda ayakkabılar her iki ayak için de aynı kalıpla yapılıyor, giydikçe deri veya kumaş ayağın şeklini alıyordu.

Platform veya yüksek topuklar dönem için oldukça kullanışlıydı. Ayakları kirden, çamurdan veya molozlardan uzak tutmak için ayakkabılara monte ediliyordu. Daha sonra bu yükseklik kraliyete yaraşır şekilde geliştirildi ve topukları ahşaptan yapılan işlemeli modeller (chopines) popüler hale geldi.

Saçlar, Şapkalar ve Yüz

Kadınlar gençken ve bekarken saçlarını uzatıyor, açık bırakıyor ve onları çoğunlukla saç bantları veya taze çiçeklerle ördükleri taçlarla aksesuarlandırıyordu. Evlendikten sonra ise saçlarını toplayarak örtüyorlardı. Stil sahibi kadınlar altın zincirler, inciler veya tüyler gibi malzemelerle örgülerini zenginleştiriyordu.

Elizabeth’in annesi Ann Boleyn ile İngiltere; Fransız kukuletasıyla tanıştı; yarım ay şekli verilmiş tellere tutturulan kumaşla tasarlanan kukuleta, saç bandının geldiği en ihtişamlı hali kutluyordu.

Elizabeth döneminin ideal yüzü, soluk ve bazen ruj ile belirginleştirilmiş yanaklar ve dudaklar idi. Önemli etkinliklerde kirpikler öne çıkarılıyordu. Kozmetik ürünleri moda elitleri tarafından kullanılıyordu.

Parfüm hem erkekler hem kadınlar arasında yaygındı ve döneminde az banyo yapıldığı düşünülürse bir gereklilikti.

 

17. Yüzyıl ve Barok Dönem

17. yüzyılda kadınların kıyafetleri, dönemin Barok stilinin izinden gitti. Ziyadesiyle süslü Barok modası yumuşak, uçucu çizgileri ve Elizabeth döneminin yoğun, mimari kıyafetlerinden uzaklaşmayı salık veriyordu. Kral XIV Louis’den etkilenen Fransız modası, bastırılmış Protestan şehirlerin incelikle detaylandırılmış stillerini öne çıkardı.

Önceki yüzyılda kadınlar kat kat giyiniyordu. İçinde bulunulan Mini Buz Çağı da bu katları kullanmayı makul kılıyordu.

Denizcilik ticaretinin yaygınlaşmasıyla Asya, gerek kumaşları gerek stilleri ile daha erişilebilir oldu; Çin ipeği ve Hint pamuğu dolaşıma girdi. Özellikle pahalı olmayan Hint pamuğuna olan ilgi ekonominin önemli bir kısmını oluşturuyordu.

Önceki yüzyılda olduğu gibi, modayı belirleyen yine elitlerdi. XIV Louis, nerede hangi kıyafetlerin, kumaşların ve stillerin izinlerinin olduğuna dair yasalar çıkarttı. Öyle ki kadınların etek boyları dahi bu yasalarla belirlendi.

Yüzyılın kıyafetlerine dair tarihi bilgiler çizimler, resimler, yazılı yasalar, tüccarların envanterleri ve ev kayıtları ile aydınlatıldı. 

Kumaşlar

Keten ve yün, gardırop klasikleri olmaya devam etti. Hemen her kesimce giyilen ketenin en ince dokumaları ve en beyazları elitler içindi. Alt sınıftakiler daha doğal tonlar veya gri renk giyiyordu. Islak olsa dahi giyeni sıcak tutması ile yün, özellikle alt sınıftakiler tarafından elbise, etek, pelerin gibi üst parçalarda tercih ediliyordu.

Pamuk, en yeni popüler kumaştı. Hindistan’dan gelen bu ucuz kumaşı temizlemesi de kolaydı.

Elde boyanan veya desenlendirilen pamuklu kumaş basma, Avrupalı tüccar ile Hintli üreticiler arasındaki alışverişin en değişken malzemesiydi. Zira Asya desenlerinin yanı sıra artık Avrupa desenleriyle de üretilmeye başlanmıştı. En popüler desen motifleri enginar ve nardı. Başlarda nevresim, perde ve masa örtüsü olarak kullanılan basma, 1600’lerin sonunda kıyafetlere de taşındı.

Kadife farklı stillerde ve kalınlıklarda geliyordu. Metalik ipliklerle desenlendirilmiş olanları elitlerce tercih ediliyordu.

Üst sınıflar tarafından giyilen kıyafetler, boyar maddelerin yaygınlaşmasıyla canlı renklerdeydi. Portrelerde resmedilen kadınların üzerindeki kıyafet siyahsa, siyah en pahalı boyaydı, belirgin bir statüye işaret ederdi. Sıradan halkın kullandığı boyalar daha soluk tonlarda ve yıkadıkça etkisini yitiren türdendi. 

Ayakkabılar

Kadınlar sivri burunlu ve kaba topuklu ayakkabılar giyiyordu. Topuklar, yüzyılın son çeyreğinde iyice yükseldi ve daraldı. İşlemeli deriden veya brokardan yapılan ayakkabılar bir kurdeleyle bağlanıyordu.

Evde giyilen topuksuz, tahta tabanlı terliklere pantufla deniyordu.

1640’larda yüksek topuklar, topukların arkasında hafif bir eğimle tasarlanmaya başlandı. Kare burunlar gözde oldu. 1660’lar ile birlikte topuklar daha da yükseldi ve ayakkabılar öne doğru inceldi. 

Aksesuarlar

Eldiven, mendil, cüzdan, yelpaze ve manşon gibi aksesuarlar popülerdi. Yüz maskeleri, kötü havalarda cildi korumak için takılıyordu.

Kadınlar kolyeler, bilezikleri küpeler ve yüzükler takıyordu. Gümüş veya altınla örülmüş cam şişelere doldurulan tarçın, karanfil ve misk yağlarından koku keseleri, bir madalyon gibi boyna asılıyordu.

Hemen her portrede kadınların kısa inci kolye taktığına rastlamak mümkündü.

Kadınlar, küçük keten şapkalar takmaya devam etti. Dantel de bir örtü gibi saçın üzerine örtülüyordu.

 

Rönesans’ın Günümüz Modasındaki Yansımaları

Alberta Ferretti 2015 Sonbahar/Kış

Alexander McQueen 2013 Sonbahar/Kış

Chanel Metiers d’Art 2013

Alexander McQueen 2008 İlkbahar/Yaz

Dolce&Gabbana 2018 Alta Moda

Valentino 2016 Sonbahar/Kış

Priyanka Chopra, 2018 MET Gala

Soirse Ronan, 2018

Tessa Thompson, 2019

OGGUSTO Konular Editörü Zeynep Özar Berksü’nün diğer yazılarını okumak için tıklayın.

Dünyadan en yeni haberleri ilk bilen olmak için OGGUSTO’nun haftalık e-bültenine kaydolun.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.