Kişiselleştirilebilir çantalar neden yükselişte? Jennifer Lawrence’tan Kelly Rutherford’a kadar pek çok ismin tercih ettiği Mehry Mu markasının kurucusu ve tasarımcı Güneş Mutlu Mavituncalılar ile Çukurcuma’ya dönüşü, Cosima koleksiyonunun hikâyesini, zamansız tasarım anlayışını ve 2026 çanta trendlerini konuştuk.
Bir çanta yalnızca eşya taşımak için mi tasarlanır, yoksa sahibinin hikâyesini de anlatabilir mi? Tasarımcı Güneş Mutlu Mavituncalılar‘ın 2010 yılında kurduğu Mehry Mu, yerel üretimi zanaatkârlıkla buluşturan, her tasarımına karakter ve hikâye yükleyen bağımsız bir aksesuar markası olarak bu sorunun peşinden gidiyor. House of Mehry Mu ile markasını doğduğu semt Çukurcuma‘ya taşıyan Mutlu, yalnızca yeni bir mağaza açmıyor; zanaati, kişiselleştirmeyi ve zamansız tasarımı odağına alan yaklaşımını yeniden yorumluyor. Cosima‘nın ortaya çıkış hikâyesinden arketiplere, gerçek lüks anlayışından 2026 sezonunda öne çıkan çanta trendlerine kadar merak edilenleri kendisiyle konuştuk.
House of Mehry Mu ile Çukurcuma’ya Dönüş
House of Mehry Mu ile Çukurcuma’ya dönüşünüzü “köklere dönüş” olarak tanımlıyorsunuz. Bu yeni mağaza sizin için bir satış noktasının ötesinde ne ifade ediyor?

Mehry Mu Markasının Kurucusu & Tasarımcı
Güneş Mutlu Mavituncalılar: Çukurcuma benim için İstanbul’un hafızasını taşıyan semtlerden biri. Aynı zamanda markanın doğuş noktası. İlk üreticim bu semtteydi. Buraya dönüş, markanın özüne ve ilham aldığı dünyaya geri dönmesi anlamına geliyor. House of Mehry Mu’yu bir mağazadan çok, hikâyelerimizin ve değerlerimizin yaşadığı bir ev olarak görüyorum.

Mehry Mu’yu kurduğunuz ilk döneme baktığınızda, markanın bugün geldiği noktada sizi en çok şaşırtan şey ne oldu?
G. M. M.: Beni en çok şaşırtan şey, dünyanın farklı yerlerinden insanların çantalarımızla böylesine duygusal bir bağ kurması oldu. Başından beri bir ürün değil, ruhu olan objeler yaratmak istiyordum ve bunun karşılık bulması benim için çok kıymetli.
Türkiye’den çıkan bağımsız bir aksesuar markası olarak uluslararası alanda görünürlük kazanmanın en büyük zorlukları ve kırılma anları nelerdi?
G. M. M.:Bağımsız bir marka olarak en büyük zorluk, özünüze sadık kalırken sürekli yenilenmek zorunda olmanız. Kırılma anlarımız ise o kadar fazla ki… Bir kere biz Instagram öncesi kurulmuş bir markayız. Instagram dilimizin oluşması, evrilmesi ve değişmesi önemli bir süreçti. Ekibimizin büyümesi, küçülmesi, tekrar büyümesi. İhracata başladığımız, ara verdiğimiz ve tekrar döndüğümüz dönem. Pandemi zaten başlı başına bir kırılma noktası. Dış etkenlerle iç dünyamızı sürekli dengede tutmaya çalışıp bir yandan büyüyoruz.

“Türk Çanta Tasarımcıları: Keşfedilmesi Gereken Yerli Markalar” rehberimiz ile radarımızda olan tasarımlarla tanışıp markaları keşfetmek için tıklayın.
Cosima Koleksiyonunun Hikâyesi ve Zamansız Tasarım Anlayışı
Cosima’nın ortaya çıkış hikâyesini anlatır mısınız?
G. M. M.: Cosima’nın hikâyesi aslında malzemeyle başladı. Sevgili dostum Erkal Aksoy sayesinde parşömen derisini keşfettim ve ilk gördüğüm anda çok etkilendim. O dönemde Mehry Mu’ya bir tote koleksiyonu eklemek istiyordum ama bunu sıradan bir malzemeyle yapmak istemiyordum.
Parşömen, MÖ 2. yüzyılda Bergama Krallığı’nda geliştirilen ve ilk önemli metinlerin yazıldığı bir yazı malzemesi. Bir yandan son derece ince ve hafif, diğer yandan yüzyıllarca dayanabilecek kadar güçlü. Biz de üreticilerimizle birlikte bu malzemeyi zaman içinde daha yumuşak ve günlük kullanıma uygun hale getirdik. Sonuçta ortaya kâğıt kadar hafif ama deri kadar dayanıklı bir çanta çıktı.

İşin eğlenceli tarafı ise kişiselleştirme hikâyesinin de doğrudan bu malzemeden doğmuş olması. Parşömeni bir yazı yüzeyi gibi düşündüğümüz için harfleri, hiyeroglifleri anımsatan dikey bir düzenle kullanmaya başladık. Daha sonra buna semboller, tılsımlar ve arketipler eklendi. Böylece Cosima, insanların sadece eşya taşıdığı değil, kendi hikâyelerini de üzerine yazabildikleri bir objeye dönüştü.
Cosima, insanların kendi hikâyelerini üzerine yazabildikleri bir objeye dönüştü.
Cosima’nın zamansız kalmasını sağlayan özellikler sizce neler?
G. M. M.: Trendlerden bağımsız olması. Sade ama karakterli bir forma sahip olması ve her kadının ona kendi hikâyesini ekleyebilmesi.
Trendlerin çok hızlı değiştiği bir dönemde, bir tasarımın zamansız kalabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?
G. M. M.: 15 yıllık moda kariyerimde gördüm ki basit tasarımları mükemmel şekilde ortaya koymak, komplike tasarımları hayata geçirmek kadar zor. Müthiş detaylı bir mühendislik gerektiriyor, orada da zanaatkâra çok iş düşüyor. Bir de bana göre detaylar ve dikiş çok önemli. Lüks hissini tam buralarda yakalıyoruz.

Benim kendi hayatımda zamansızlık eşittir kaliteli his, sade ama düşünülmüş sadelik diyebilirim. Hiç sade olmayan zamansız eşyalarım da var. Örneğin John Galliano dönemine ait Dior ponponlu ayakkabılarım var. Onları bugün de çıkarıp giyebilirim. Ponponlar kolektif bilinçaltımıza ait unsurlar. Galliano’nun dehası, onları ustalıkla ve kaliteyle ayakkabılara yerleştirmiş olmak. Dolayısıyla kolektif bilinçaltına ait unsurları ustaca kullanmak da zamansızlığa bir davetiye diyebilirim.
Gerçek kişiselleştirme, bir ürünün sahibinin hikâyesini taşıyabilmesidir.
Kişiselleştirme, Arketipler ve Tasarımla Kurulan Bağ
Mehry Mu’da kişiselleştirme sizin için ne ifade ediyor?
G. M. M.: Gerçek kişiselleştirme, bir ürünün sahibinin kimliğini ve hikâyesini taşıyabilmesidir. Sadece bir isim eklemekten ibaret değil; kişinin yansımasını kaliteli ve özverili bir tuvalde görebilmesidir.



Cosima’yı kişiselleştirirken sizi en çok etkileyen hikâyeler oldu mu?
G. M. M.: Aileden kalan bir takıyı, çocuklarının baş harflerini ya da hayatlarındaki önemli bir dönüm noktasını mücevher diline taşıyan kadınlar hep ilhamım oldu. Cosima’nın parşömen derisi malzemesi de bu ifade biçimi için bir tuval görevi gördü. Mantıklı bir eşleşme oldu.
Arketip yaklaşımı nasıl ortaya çıktı?
G. M. M.: Arketiplerle ilk kez sevgili dostum Aslı Şan Bilgi‘nin Alkimia’daki bir workshop’ında tanıştım. Orada, numeroloji ve tarot temelli bu kadim sistem üzerinden benim arketipimin Arabacı olduğunu öğrendim. Arketipler, insanın karakterini ve hayata geliş amacını anlatan sembolik bir dil sunuyor. O dönem bunun bana ne kadar uyduğunu görmek beni çok etkilemişti.
Daha sonra Aslı ile birlikte bu fikri Mehry Mu‘ya taşımaya karar verdik. Madem arketipler bize kendimizi ve hayattaki yönümüzü hatırlatıyor, neden onları günlük hayatımızda da bizimle taşımayalım diye düşündük. Sevgili arkadaşım, Bamboulini markasının sahibi Ceren‘in bizim için hazırladığı çizimlerle arketipler çantalarımıza taşındı.
Ben kendi arketipimi çantamda görmeyi çok seviyorum. Astroloji de yapabilirdik ama arketipler bana daha kişisel, daha az bilinen ve insanlar arasında daha ilginç sohbetler başlatan bir dil gibi geliyor. Bu yüzden Mehry Mu dünyasının en sevdiğim parçalarından biri oldu.
Lüks Tüketimin Değişen Anlamı
“Bir çantanın kadına değer katması fikrine hiçbir zaman inanmadım” diyorsunuz. Günümüzde kadınların moda ve aksesuarlarla kurduğu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
G. M. M.: Bunun bir özgüven meselesi olduğunu düşünüyorum. Bir kadının özgüveni arttıkça, statü sembolü olarak algılanan logo odaklı çantalara duyduğu ihtiyaç azalıyor. Elbette güzel bir Chanel‘e ya da Fendi Baguette’e ben de hayır diyemem ama bunun arkasındaki motivasyon önemli.

Cosima’da sevdiğim şey, çantanın bir zırh ya da statü göstergesi olmaması. Zaten kim olduğunuz ve hayatınızın geldiği nokta yeterince şey söylüyor. Çanta sadece sizin bir uzantınız haline geliyor. Ayrıca hayatın yükleri yeterince ağır; bu yüzden çantaların hafif olması benim için çok önemli. Cosima’lar 250-300 gram arasında değişiyor ve kadının yükünü artırmak yerine taşımaya yardımcı oluyor.
Trendlerden bağımsız olmak, zamansızlığın en güçlü başlangıcı.
Bugün sizin için gerçek lüks ne ifade ediyor?
G. M. M.: Zamanı iyi kullanabilmek, keyifle ve neşeyle yaşayabilmek.
Mehry Mu’yu ilk kez keşfeden bir kadının markadan yanında götürmesini istediğiniz duygu ne olurdu?
G. M. M.:Kendini özel hissetmesi, evet, ama esas kendine daha yakın hissetmesi.

Mehry Mu’nun Geleceği ve 2026 Çanta Trendleri
Önümüzdeki yıllarda sizi en çok heyecanlandıran şey nedir?
G. M. M.:Mehry Mu’nun sadece bir aksesuar markası olarak değil, kültür, zanaat ve hikâye anlatıcılığını bir araya getiren bir dünya olarak büyümesi.
2026 sezonunda öne çıkan çanta trendleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
G. M. M.:Moda sürekli değişiyor ama insanlar artık daha bilinçli alışveriş yapıyor. Karakteri olan, kişiselleştirilebilir ve uzun yıllar kullanılabilecek tasarımların daha da önem kazanacağını düşünüyorum.
{485778}


