2026 Paris Haute Couture Haftası nihayet başladı ve moda haftalarının heyecanla beklenen bu özel dönemi Paris’te bir kez daha sahnede. Modaevlerinin 26–29 Ocak tarihleri arasında 2026 İlkbahar-Yaz couture koleksiyonlarını sunduğu yüksek tempolu Paris Haute Couture Moda Haftası’nı yakından takip edelim.
*Bu içerik güncellenmeye devam etmektedir.
2026 Paris Couture Haftası’nda Bizleri Neler Bekliyor?
Moda tutkunlarının bayramı kabul edebileceğimiz Paris Haute Couture Moda Haftası her zaman ilgi ve merakla beklense de bu sene biraz daha farklı. 2025, markaların kreatif direktör seçimleriyle moda sahnesinde dengelerin hızlıca ve ses getiren değişikliklerle belirlendiği bir yıldı.
Paris Haute Couture Haftası da bu noktada oldukça önemli çünkü moda dünyasının en güçlü iki yaratıcı ismi, Jonathan Anderson ve Matthieu Blazy, ilk haute couture koleksiyonlarını iki efsanevi moda evi için sunmaya hazırlanıyor: Anderson 26 Ocak’ta Christian Dior için sahneyi devralırken, Blazy 27 Ocak’ta Chanel adına ilk couture imzasını atacak. Geçtiğimiz hafta Paris Erkek Giyim Moda Haftası’nda Dior Homme için ikinci koleksiyonunu sunan Jonathan Anderson, bu hafta kariyerinin ilk couture koleksiyonunu Dior için hazırlıyor.
Haftanın açılışını her zamanki gibi sürreal ve teatral diliyle Schiaparelli yaparken; Armani Privé, Giorgio Armani’nin vefatı ardından sunulacak ilk koleksiyonla duygusal ve sembolik bir ana imza atıyor. Aynı gün Alessandro Michele, Valentino için ikinci couture koleksiyonunu sergilerken; Viktor&Rolf, Elie Saab, Rahul Mishra, Robert Wun, Ashi Studio ve Miss Sohee gibi güçlü isimler haftanın ritmini yükseltiyor. Giambattista Valli bu sezon takvimde yer almazken, Saint Laurent’in 27 Ocak’taki sürpriz erkek giyim defilesi couture haftasına bambaşka bir enerji katıyor. Kısacası: bu hafta sadece koleksiyonlar değil, moda tarihinin yönü yeniden yazılıyor!
Schiaparelli 2026 İlkbahar-Yaz Couture Koleksiyonu
Schiaparelli 2026 Couture: Defile Teması ve İlk İzlenimler
Konu couture olduğunda Schiaparelli hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmıyor. Daniel Roseberry’nin teatral yorumu, bir kez daha couture terziliğiyle kusursuz bir uyum yakalarken couture haftasının açılışına yakışan güçlü bir defile izliyoruz. Tasarımcının “The Agony and the Ecstasy” olarak adlandırdığı Schiaparelli 2026 İlkbahar–Yaz Couture Koleksiyonu, yalnızca görsel bir şov değil; duygulara seslenen, düşünmeyi bırakıp hissetmeye davet eden bir anlatı olarak öne çıkıyor.

Figürler ve Yaratıcı Referanslar
Daniel Roseberry için bu sezonun çıkış noktası, Sistina Şapeli’nde yaşadığı sezgisel bir fark ediş anı. Michelangelo’nun tavanında olduğu gibi, koleksiyon izleyiciye ne düşüneceğini değil, nasıl hissetmesi gerektiğini hatırlatıyor. Keskin çizgiler ve hızlı eskizler; akrep kuyrukları, yılan dişleri ve zehirli hayvan siluetlerine dönüşerek couture formlarına taşınıyor. Roseberry’nin “infantas terribles” olarak tanımladığı bu figürler, koleksiyonun dramatik ve yerçekimine meydan okuyan karakterini belirliyor.
El İşçiliği, Malzemeler ve Couture Detayları
Zanaatkârlık tarafında ise Schiaparelli couture’ünün neden hâlâ eşsiz olduğu bir kez daha ortaya konuyor. El kesimi danteller üç boyutlu bas-relief etkisiyle derinlik kazanırken; tüyler, reçine ve kristallerle işlenerek neredeyse heykelsi bir form alıyor. Neon tül katmanlarıyla yaratılan dumansı etki, görünümlere güçlü bir görsel derinlik katıyor. “Isabella Blowfish” gibi isimlendirilmiş parçalar, her tasarımın bir hikâye taşıdığını vurguluyor.
Sağda; “Isabella Blowfish” tasarımı


Aksesuarlar, koleksiyonun doğayla kurduğu sembolik bağı güçlendiriyor. İpek tüylerden kuş başları, reçine gagalar, akrep kuyrukları ve inci gözler; Elsa Schiaparelli’nin hayvan figürlerine olan tarihsel ilgisinin çağdaş bir yorumu olarak öne çıkıyor. Deniz ve gökyüzü arasında konumlanan bu fantastik dünya, anahtar deliği gibi ikonik kodlarla tamamlanıyor.
“The Agony and the Ecstasy”, couture’ü gündelik gerçekliğin dışında, hayal gücünün en özgür alanı olarak tanımlıyor. Daniel Roseberry’nin bu sezonki mesajı net: Couture düşünmek için değil, hissetmek için var ve hâlâ her zamankinden güçlü.
Görseller Schiaparelli




Christian Dior 2026 İlkbahar-Yaz Couture Koleksiyonu
Dior 2026 Couture: Jonathan Anderson’un İlk İmzası
Dior 2026 İlkbahar-Yaz couture koleksiyonu şüphesiz bu haftanın en çok beklenen defilesiydi ve Jonathan Anderson bu beklentiyi boşa çıkarmadı! Dior ve couture birbiriyle özleşen harmonik bir dünyanın parçalarıyken Anderson, modaevi için düşlediği yeni vizyonu ve ilk couture deneyimiyle bu dünyanın heyecan verici yeni soluğu oldu.


Görsel GettyImages

Görsel GettyImages

Görsel GettyImages

Görsel GettyImages

Görsel GettyImages
Kariyeri boyunca hazırladığı ilk couture koleksiyonunun sunulduğu defile, modaevinin efsanevi kreatif direktörü John Galliano‘nun da katılımı ve Rihanna, Jennifer Lawrence, Anya Joy Taylor gibi yıldız isimlerin front row’da yer almasıyla dün Paris’te gerçekleşti.

Görsel Dior
Podyum Kurgusu ve Doğa Referansları
Defile tepeden tırnağa çiçeklerle kaplanan zarif bir podyum ile açılıyor ve bu romantik çiçek teması Galliano’nun Anderson’a Dior’daki yeni görevini kutlamak için götürdüğü siklamen çiçeğine zarif bir gönderme olarak, koleksiyonun duygusal tonunu güçlendiriyordu.

Anderson bu koleksiyonda couture’e doğaya bakar gibi yaklaşıyor; onu sabit kurallarla tanımlanan bir alan değil, sürekli dönüşen ve öğrenilen canlı bir süreç olarak ele alıyor. Kendini bir koleksiyoncu gibi konumlandırıyor ve ortaya seçilmiş parçaların birlikte anlam kazandığı çağdaş bir koleksiyon dünyası çıkıyor.
Siklamen çiçekleri yaratıcı devamlılığın zarif bir simgesine dönüşürken, İngiliz seramik sanatçısı Magdalene Odundo’nun heykelsi seramiklerinden ilham alan formlar siluetlere yön veriyor.
Görseller Dior
El İşçiliği, Dokular ve Couture Yorum
Yapılandırılmış parçalar üzerinde yumuşakça akan çizgiler ve bedeni saran hacimler, Dior’un mirasını korurken koleksiyona yeni ve güncel bir ifade kazandırıyor.
El işçiliği ise koleksiyonun en güçlü anlatım araçlarından biri. İpekten kesilen çiçekler yoğun işlemelere dönüşüyor, elde dokunan tüvitler tasarımların yüzeyinde yaşayan bir doku yaratıyor, ağ formundaki katmanlar hacimli siluetlerin üzerinde tül gibi dolaşıyor.
Görsel Dior




Trikonun couture dünyasına dahil edilmesi ise, Anderson’un zanaati yaşayan ve deneysel bir dil olarak ele alışının en net işaretlerinden biri. Aksesuarlar da bu yaklaşımı tamamlıyor: kalıplanmış çantalar ve dönüştürülmüş malzemeler, her biri kendi başına bir couture nesnesi gibi tasarlanmış.
Görseller Dior
Dior 2026 İlkbahar–Yaz Couture, Jonathan Anderson’un Dior için çizdiği yeni yönü sakin ama net bir dille ortaya koyuyor. Anderson’un koleksiyon metninde vurguladığı gibi, “Doğa sabit sonuçlar sunmaz; sürekli hareket hâlinde olan, evrilen ve uyum sağlayan sistemler sunar.”

Koleksiyon da tam olarak bu fikir üzerinden ilerliyor. Doğaya, zanaate ve hafızaya bakış; couture’ü geçmişin formlarını tekrar eden bir alan olmaktan çıkarıp, bugünün duygularıyla yeniden kurulan yaşayan bir ifade biçimine dönüştürüyor. Ortaya çıkan etki ise gösterişten uzak ama güçlü, incelikli ve kalıcı.
Chanel 2026 İlkbahar-Yaz Couture Koleksiyonu
Matthieu Blazy, Chanel için hazırladığı ilk haute couture koleksiyonunu Paris’te, moda dünyasının nabzını tutan güçlü bir defile ile sundu. Dua Lipa, A$AP Rocky, Nicole Kidman, Vanessa Paradis, Penélope Cruz ve Türkiye’den Tuğba Büyüküstün gibi isimlerin ön sırada yer aldığı defile, yalnızca yıldızlar geçidi değil; Chanel couture’ünün yeni bir döneme girdiğinin de net bir işaretiydi!

Fotoğraf: Antoine Flament/Getty Images
Blazy’nin 2026 İlkbahar-Yaz Couture koleksiyonu, Chanel’in mirasını bugünün ruhuyla buluşturan cesur bir vizyonun ifadesi olarak okunuyor. Koleksiyon, Gabrielle Chanel ile kurulan “hayali bir diyalog” etrafında şekillenirken; maskülen-feminen dengesi, maison’un simge kumaşları olan tüvit, jarse ve ipeğin modern bir duyarlılıkla yeniden ele alınmasıyla sahnede hayat buluyor.

Görsel Chanel

Tüvit ceketler daha akışkan siluetlerle yorumlanırken, couture işçiliği yüksek sesle değil detaylarla hayat buluyor. Blazy’nin yaklaşımı, abartılı teatral jestlerden ziyade zamansızlık, hafiflik ve rafine bir güç üzerine kurulmuş.
Bu ilk koleksiyon, Chanel’in geçmişine saygı duruşu niteliği taşırken nostaljiye sıkışmadan ileriye bakabilen bir couture dili öneriyor. Kısacası Matthieu Blazy, Chanel için bağırmayan ama kalıcı olacak, entelektüel ve uzun soluklu bir couture vizyonunun kapısını aralıyor.
Görseller Chanel
Armani Privé 2026 İlkbahar-Yaz Couture Koleksiyonu

Armani Privé 2026 İlkbahar-Yaz Couture koleksiyonu Jade, Giorgio Armani’nin vefatının ardından sunulan ilk couture defile olarak duygusal ama son derece ölçülü bir anı temsil ediyor. Giorgio Armani’nin yeğeni Silvina Armani’nin imzasını taşıyan bu koleksiyon, gösterişten çok yaşanabilirliğe odaklanan; sakin, rafine ve kadın merkezli bir couture anlayışını sahneye taşıyor.
Uzun yıllar Armani’nin yanında çalışan Silvana, 20 yıl önce Armani Privé yaratıldığında modaevinde daha çok rol oynamaya başladı. Şimdiyse eylül ayında Giorgio Armani’nin vefatından sonra resmi olarak dümeni eline alarak, markanın tasarım süreçlerini üstlenmiş durumda. Jonathan Anderson, Matthieu Blazy gibi önemli isimlerin ilk koleksiyonlarını izlediğimiz bu couture haftasında Silvana Armani bir haute couture markasının başında olan tek kadın olarak öne çıkıyor.
Koleksiyonda maskülen terzilik yumuşatılıyor, akışkan silüetler, organza katmanlar ve rahat kesimler günlük hayata göz kırpan bir zarafetle yorumlanıyor. Defile seti abartıdan uzak minimumda tutulurken, tasarımlar tek başına anlatının taşıyıcısı oluyor; aksesuarlar da arka planda, hatta Armani estetiğinin ikonik unsurlarından olan şapkalar bile bilinçli olarak dışarıda bırakılıyor.


Soluk yeşim tonları, celadon yeşilleri ve en yumuşak pembe nüanslarıyla şekillenen renk paleti, koleksiyonun dingin ruhunu pekiştiriyor. Armani ışıltısı ve zarafeti ise bağırmıyor; mikro kristallerle ışıldayan katmanlar, sade ama etkili bir ihtişam yaratıyor.
Finalde Giorgio Armani tarafından tasarlanmış, bugüne dek hiç sergilenmemiş gelinlik ise koleksiyonun duygusal zirvesi oluyor: geçmişe saygılı ama nostaljiye saplanmayan bir kapanış. Jade, Armani mirasını kutsarken onu çoğaltmıyor; aksine, netlik, empati ve editoryal bir bilinçle yeniden çerçeveliyor
Valentino 2026 Sonbahar-Kış Couture Koleksiyonu

Valentino 2026 Sonbahar-Kış koleksiyonunun defilesi modaevinin kurucusu Valentino Garavani’nin sözleriyle açılıyor. Alessandro Michele, Valentino için sunduğu ikinci couture koleksiyonu Specula Mundi’de modayı bir estetik gösteriden çok, zamana karşı üstlenilmiş etik bir sorumluluk olarak ele alıyor. Alessandro Michele’nin sözleriyle bu koleksiyon, “bizim yaratmadığımız ama içinde üretim yaptığımız” bir tarihin içinde konumlanıyor; her yaratıcı jestin aynı zamanda bir emanet ve koruma eylemi olduğunu hatırlatıyor.
Görseller Valentino
Kurucu Valentino Garavani’nin defileden günler önceki kaybı, koleksiyonu nostaljik bir anmaya dönüştürmek yerine, onun mirasını yaşayan bir olarak sürdürme fikrini daha da derinleştiriyor. Michele için Valentino bir geçmiş figürü değil; dili kuran, dünyayı anlamlandıran ve mevsimlerin ötesinde konuşmaya devam eden mitolojik bir ilke.
Defile mekânının Kaiserpanorama’dan ilham alan dairesel ve sınırlı bakış kurgusu da bu düşüncenin mekânsal karşılığına dönüşüyor: görüntüyü çoğaltan değil, kısıtlayan; izleyiciyi hızdan koparıp dikkat, sabır ve yoğunlaşmaya çağıran bir bakış rejimi. Couture burada tüketilecek bir imge değil, ritüel bir karşılaşma hâline geliyor. 1920’lerin ihtişamını çağrıştıran siluetler, derin V yakalar ve teatral detaylar, modern terzilikle birleşerek geçmişle bugünü aynı bedende buluşturuyor.
Görsel Valentino


Michele’nin altını çizdiği gibi bu koleksiyon, Valentino’nun mirasını “doldurmaya” çalışmıyor; onun bıraktığı boşluğu kabul ediyor, koruyor ve tam da bu boşlukta güzelliği etik bir süreklilik olarak yeniden tanımlıyor. Specula Mundi, couture’ü yeniden bir eşik olarak konumlandırıyor: bakışın yavaşladığı, formun anlam kazandığı ve modanın yeniden düşünmeye davet ettiği bir alan.
Görsel Valentino
Kapak Görseli: Antoine Flament/Getty Images

