Ocak ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, iş birliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.
Sevgililer Günü’nde Işılda
NIVEA LUMINOUS630® SKIN GLOW ile cildiniz aşkla parlasın

Sevgililer Günü; kendine ayrılan anlara, küçük bakım ritüellerine ve içten gelen ışıltıya adanır. NIVEA, cildin doğal parlaklığını ortaya çıkaran yaklaşımıyla bu özel günde daha aydınlık ve eşit tonlu bir cilt görünümü sunuyor.
Yeni NIVEA LUMINOUS630® SKIN GLOW Serisi, cilt bakımında bilimsel uzmanlığı zarif bir dokunuşla birleştirerek anında daha pürüzsüz ve canlı bir görünüm vadediyor.
Serinin yıldız ürünü Skin Glow Anında Aydınlatıcı Serum, 3 günde cilt tonunun daha eşit görünmesine yardımcı olurken, hafif dokusu ve pembe rengiyle bakım rutinine estetik bir görünüm kazandırıyor. Patentli Thiamidol® koyu leke görünümünü azaltmaya destek olurken, Niasinamid gözenek görünümünü iyileştirmeye, Aloe Vera ise ferahlık ve nem hissi sağlamaya yardımcı oluyor.
Bakımın ilk adımında yer alan Peeling Etkili Tonik, %4 AHA ve %1 PHA içeriğiyle cildi nazikçe yeniliyor. Serumla birlikte kullanıldığında daha eşit tonlu, pürüzsüz ve aydınlık bir cilt görünümü sağlıyor.

”Bu Sevgililer Günü’nde parlaklığınızda fark yaratın.
Çünkü en kalıcı ışıltı, kendiniz için yaptığınız bakımla başlar.”
Benji + Lamia x adidas Originals: Türkiye’den Çıkıp Global Raflara Uzanan Bir Hikâye

Ocak ayının en dikkat çeken moda anlarından biri, Türkiye merkezli bir tasarım vizyonunun adidas Originals gibi global bir oyuncuyla aynı sahnede buluşmasıydı. Benji + Lamia imzalı bu koleksiyon, sadece yeni bir sneaker yorumu değil; kültürel hafızayı, zanaati ve modern sokak estetiğini tek bir çizgide buluşturan güçlü bir anlatı kuruyor. Üstelik adidas Originals tarafında bu iş birliğini farklı kılan kritik bir detay var: koleksiyon, markanın global ölçekte satışa sunulan ilk Türk lokal tasarım koleksiyonu olmasıyla ayrı bir yere oturuyor.
Koleksiyonda iki ikonik siluet öne çıkıyor: Benji imzalı Tokyo, Anadolu’nun kilim ve halı motiflerinden ilham alan katmanlı yüzey diliyle geçmişle geleceği aynı tasarım çizgisinde buluştururken; Lamia imzalı Japan HI ise Al Sadu dokuma geleneğinden beslenen rafine estetiğiyle öne çıkıyor. Sonuç, nostaljiye sıkışmadan köklerini taşıyan ama bugünün stil dünyasına net bir şekilde yerleşen güçlü bir tasarım dili. Bu iş birliği, Türkiye’den çıkan yaratıcı enerjinin yalnızca yerelde değil, global raflarda da karşılık bulabileceğini hatırlatan en iyi örneklerden biri.




Kaz Dağları’nda Mevsimin Sofrası: Simurg Inn’de Michelin Yıldızlı Bir Pop-up Deneyimi

Kaz Dağları’nın ilham veren doğasında konumlanan Simurg Inn, 2026 yılını gastronomi tutkunlarına hitap eden özel bir pop-up deneyimiyle karşılıyor. Michelin yıldızlı şef Buğra Özdemir ile yaratıcı mutfağıyla öne çıkan Erhan Babaç, Kuzey Ege’nin mevsimsel ürünlerini merkezine alan özgün bir menü için Simurg Inn mutfağında bir araya geliyor.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe Köyü’nde, Kaz Dağları’nın dingin atmosferi içinde gerçekleşecek bu özel buluşma, “Mevsimin Kuzey Ege Sofrası” temasıyla hayat bulacak. 30 Ocak’ta düzenlenecek pop-up’ta, gastronominin iki güçlü ismi aynı mutfakta buluşarak doğa ve lezzetin kusursuz uyumunu misafirlerle paylaşacak.

Bu özel akşam için hazırlanan tadım menüsü; Kuzey Ege’nin toprağından, denizinden ve aromatik bitki örtüsünden ilham alıyor. Yerel üreticilerden temin edilen mevsimsel ürünlerle şekillenen tabaklar, iki şefin kişisel mutfak yaklaşımlarını yansıtan rafine ve yalın bir lezzet yolculuğu sunuyor. Doğanın ritmine saygılı, sürdürülebilir gastronomi anlayışıyla kurgulanan bu sofra; tat, hikâye ve coğrafyayı aynı masada buluşturuyor.
Simurg Inn’in doğayla iç içe, sakin ve ilham verici atmosferi ise bu seçkin deneyimin ayrılmaz bir parçası. Yalnızca bir konaklama noktası olmanın ötesine geçen Simurg Inn, farkındalık temelli yaşam anlayışını gastronomiyle birleştiren bütüncül yaklaşımıyla bu pop-up’ta Michelin yıldızlı bir bakış açısını misafirleriyle buluşturuyor.
Sınırlı kontenjanla gerçekleşecek bu özel gastronomi buluşması, Kaz Dağları’nın eşsiz doğasında, mevsimin ruhunu taşıyan unutulmaz bir akşam vadediyor.
Adres: Ahmetçe Mücavir, No:2, Ahmetçe/Ayvacık/Çanakkale
Telefon: 0536 611 89 29
Hint Mutfağında Lüksün ve Geleneğin Buluştuğu Adres: Madhu’s İstanbul

Londra’nın en prestijli ve seçkin lokasyonlarında yer alan, Londra dışındaki tek adresiyle Madhu’s, İstanbul’da Swissôtel The Bosphorus bünyesinde misafirlerini ağırlıyor. Özel menüleri, etkileyici ambiyansı ve Cuma–Cumartesi akşamlarına damga vuran dans şovlarıyla Madhu’s, şehrin en gözde gastronomi durakları arasında öne çıkıyor.

Usta ellerden çıktığında gerçek bir lezzet şölenine dönüşen Hint mutfağının en seçkin örnekleri, Madhu’s’un zengin menüsünde bir araya geliyor. Görkemli iç mimarisi, yüksek standartlı servis anlayışı ve imza tabaklarıyla mekan; Hint kültürünü sofistike bir gastronomi deneyimiyle buluşturuyor.
Group Executive Chef Amaardeep Anand’ın, Swissôtel Executive Şefi Soner Kesgin ile birlikte hazırladığı menü; 4. jenerasyon geleneksel Hint mutfağının en özel yorumlarını sunuyor. Punjabi ve çağdaş Hint mutfağından seçilen imza lezzetlere, 300 çeşitlik zengin şarap menüsü ve Türkiye’nin en büyük humidor dolabı eşlik ediyor.

Şık sunumlar, Hint kültüründen ilham alan tabaklar, geleneksel baharatlar ve ince düşünülmüş detaylar… Madhu’s, yalnızca damaklara değil, tüm duyulara hitap ediyor.
Lezzetin yanı sıra eğlenceyi de merkezine alan Madhu’s’ta, Cuma ve Cumartesi günleri 20.00–23.00 saatleri arasında tempo yükseliyor. Canlı dans şovları eşliğinde, daha önce deneyimlemediğiniz bir gastronomi yolculuğu sizi bekliyor.
Adres: Vişnezade, Acısu Sk. NO 19, Beşiktaş/İstanbul
Telefon: (0212) 326 11 00
Sevgililer Günü’nde Aşkın Ritmi Mum Alevinde Hayat Buluyor

OJO Candles, Sevgililer Günü’ne özel hazırladığı “Rhythm of the Heart” koleksiyonu ile aşkın en zarif hâlini duyulara hitap eden rafine bir deneyime dönüştürüyor. Kalbin ritminden ilham alan koleksiyon; tutku, yakınlık ve yeni başlangıçların titreşimini lüks bir atmosfer eşliğinde kutluyor.
İlk bakışın heyecanı, paylaşılan anların sıcaklığı ve unutulmaz duygular… “Rhythm of the Heart”, her biri farklı bir duyguyu temsil eden üç özel kokulu mumdan oluşuyor: Love at First Sight, Date Night ve First Kiss. Çiçeksi, sıcak ve odunsu notaların dengeli birlikteliğiyle tasarlanan bu seçki mekânlara karakter, anlara derinlik katıyor.
Koleksiyonun öne çıkan detaylarından biri de OJO’ya özgü özel kapak sistemi. Alevi söndürmenin ötesinde, kokuyu muhafaza eden ve dumanın zarif hareketini görsel bir ritüele dönüştüren bu tasarım, fonksiyonla estetiği tek bir dokunuşta buluşturuyor. Minimal ambalaj tasarımı ise Sevgililer Günü’nü sıradan bir hediyeden çıkarıp kişisel bir ritüele dönüştürüyor.
Aşkın ritmini yavaşlatmak, zamanı bir anlığına durdurmak ve sadece kalbin sesine kulak vermek isteyenler için “Rhythm of the Heart”, Sevgililer Günü’nün en zarif eşlikçilerinden biri olmaya aday.
MSA ve Dan Giusti’den Kurumsal Toplu Yemeğe Eğitim Odaklı Yeni Bir Bakış

Mutfak Sanatları Akademisi, kurumsal ve toplu yemek alanını şeflik eğitiminin yeni uzmanlık başlıklarından biri olarak ele almaya hazırlanıyor. Dünyanın en iyi restoranlarından Noma’nın eski baş şefi ve Brigaid’in kurucusu Dan Giusti, MSA’nın davetiyle Türkiye’ye gelerek bu alandaki küresel deneyimlerini gastronomi profesyonelleriyle paylaştı.
Fine dining kariyerinin zirvesindeyken mutfağın sosyal etkisine odaklanmayı seçen Giusti, Brigaid modeliyle okul, hastane ve benzeri kurumsal mutfaklarda restoran kalitesinde, besleyici ve sürdürülebilir yemek sistemleri kuruyor. Aynı zamanda bu mutfaklarda çalışan ekipleri eğiterek kalıcı bir dönüşüm yaratıyor.
MSA’daki buluşmada Giusti, büyük ölçekli mutfak operasyonlarının nasıl daha insani, verimli ve sürdürülebilir hale getirilebileceğine dair saha deneyimlerini paylaştı. Ziyaret, toplu yemek hizmetlerinin kalite ve hijyen başlıklarıyla daha fazla tartışıldığı bir dönemde, MSA’nın bu alanı eğitim odağına alma vizyonunun ilk adımı olarak öne çıktı.


MSA Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Sitare Baras, toplu yemek alanının güçlü bir dönüşüm potansiyeli taşıdığına dikkat çekerek, “Şeflik yalnızca restoran mutfaklarıyla sınırlı değil. Okullar, hastaneler ve büyük kurumsal mutfaklar da aynı derecede anlamlı ve dönüştürücü alanlar. Eğitimle başlayan bir yaklaşım, bu alanda yeni standartlar yaratabilir,” dedi.
Dan Giusti ise MSA iş birliğini şu sözlerle özetledi: “Pek çok kişi Brigaid’i dinliyor ama gerçekten ne yaptığımızı çok az kurum anlıyor. MSA bunu gerçekten kavradı. Şeflerin kurumsal yemek alanında çalışabileceği yeni bir yol mümkün mü, bunu birlikte keşfetmek istiyoruz.”

MSA, bu vizyon doğrultusunda önümüzdeki dönemde kurumsal toplu yemek alanını, şeflik mesleğinin stratejik kariyer yollarından biri olarak konumlandırmayı ve eğitim temelli yeni projelerle bu dönüşümü yaygınlaştırmayı hedefliyor.
M·A·C, “I Only Wear M·A·C Lipstick” ile Dudak Trendlerini Kutluyor
”Ruh halin neyse, dudakların da onu söylesin.”
M·A·C Cosmetics, “I Only Wear M·A·C Lipstick” kampanyasıyla dudakları bir ifade alanına dönüştürüyor. Yeni Powder Kiss Hazy Matte, Powder Kiss Lip + Cheek Mousse ve M·A·Cximal Silky Matte koleksiyonları; ruh haline göre şekillenen renkler, dokular ve bitişlerle makyajı kişisel bir dile taşıyor.
Powder Kiss Hazy Matte Lipstick


Backstage’den ilham alan ikonik bulanık mat görünüm, şimdi daha nemli, daha hafif ve daha modern. %54 nem sağlayan formülüyle dudak çizgilerini yumuşatıyor, 10 saate kadar kalıcılık ve renk doğruluğu sunuyor. Tek sürüşte dolgun, zahmetsiz bir etki yaratıyor.
Powder Kiss Lip + Cheek Mousse


Dudak ve yanaklar için tasarlanan bu çok amaçlı formül, hafif mat dokusu ve kolay uygulanabilir yapısıyla öne çıkıyor. 10 saat nem ve kalıcılık sunan koleksiyon, tek dokunuşla doğal ve dengeli bir görünüm sağlıyor.
M·A·Cximal Silky Matte Lipstick

Maksimalist renk severler için tasarlanan seri, 49 güçlü ton seçeneğiyle dikkat çekiyor. Plush dokulu, konforlu mat bitiş; 8 saat nem, 12 saat renk performansı ve dağılmayan yapı vadediyor.
Yeni Powder Kiss Hazy Matte, Powder Kiss Lip + Cheek Mousse ve M·A·Cximal Silky Matte koleksiyonları M·A·C mağazalarında ve maccosmetics.com’da satışta.
The Peninsula’da “Live at The Lobby” ile Caz Geceleri



The Peninsula Istanbul, Live at The Lobby serisiyle caz müziğin seçkin isimlerini İstanbul’un kalbinde müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Tarihî Yolcu Terminali’nin zarif izlerini taşıyan The Lobby, müzik ve gastronominin iç içe geçtiği özel bir atmosfer sunuyor.
İstanbul Boğazı kıyısında, Tarihî Yarımada manzarasına karşı gerçekleşen performanslar, 17 Ocak – 7 Şubat tarihleri arasında her Cumartesi cazın büyülü dünyasına davet ediyor. Monika Bulanda, Eylül Ergül, Brenda Berin ve Lisa Olivant, klasikleşmiş caz melodilerinden özgün yorumlara uzanan seçkileriyle sahnede yer alıyor.
Gecelere, Executive Chef Andreas Block ve ekibinin Live at The Lobby’ye özel hazırladığı seçkin menü eşlik ediyor. Yüksek tavanlı, ikonik mekânda gerçekleşen bu özel performanslar, 20.30 – 22.30 saatleri arasında caz ve lezzeti bir araya getiriyor.
Rezervasyon: (0212) 931 28 88
Etkinlik Programı
- 17 Ocak – Monika Bulanda
- 24 Ocak – Eylül Ergül
- 31 Ocak – Brenda Berin
- 7 Şubat – Lisa Olivant
Hayal Gücü Yarıyıl Tatilinde Akasya’da

Sömestir tatilinde Akasya, 17–30 Ocak 2026 tarihleri arasında çocuklar ve ebeveynler için şehirde kalmayı keyifli bir deneyime dönüştürüyor. Küçük Prens Atölyeleri, LEGO Deneyim Alanı ve MINISO özel etkinlikleri, çocukları oyun ve keşif odaklı yaratıcı buluşmalarla bir araya getirirken; Akasya Kültür Sanat (AKS) çatısı altındaki tiyatro programı ve The Little Prince Exhibition, ailece paylaşılabilecek ilham verici bir sömestir atmosferi sunuyor.
Alışverişin ötesine geçen etkinlik kurgusuyla Akasya, sömestir boyunca çocuklara üretme alanları açarken ebeveynler için de şehirde tatil dönemini planlamayı kolaylaştıran güçlü bir buluşma noktası oluyor.
17–25 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen Küçük Prens Atölyeleri, 4–9 yaş arası çocukları yaratıcı çalışmalarla buluştururken; 28 Ocak’ta MINISO’nun karikatürist ve boyama etkinlikleri programa renk katıyor. 29–30–31 Ocaktarihlerinde kurulan LEGO Deneyim Alanı ise 5–9 yaş grubuna yönelik yaparak öğrenme deneyimi sunuyor.
Sömestir programı kapsamındaki tüm etkinlikler Akasya -1. Kat’ta ücretsiz olarak deneyimlenebiliyor.
AKS’de Sömestir Kültür ve Sanatla Derinleşiyor


AKS, sömestir boyunca The Little Prince Exhibition ile eş zamanlı sahnelenen tiyatro oyunlarıyla çocuklara ve ailelere kültür-sanat odaklı bir deneyim sunuyor. Yenilenen programıyla AKS, sanatı günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirerek İstanbul’un kültür-sanat rotasında öne çıkıyor.
Avalanche Ice: Buzun Lüksle Buluştuğu Nokta


Türkiye’de ilk kez katkı maddesi içermeyen, kristal berraklığında ve sıfır koku–sıfır tat anlayışıyla üretilen Avalanche buzları, klasik buzun çok ötesine geçen bir deneyim sunuyor. Tamamen temiz su kullanılarak üretilen bu özel buzlar, içeceğin aromasını ve karakterini asla bozmuyor; kokteylin ya da viskinin gerçek lezzetini ilk yudumdan son yuduma kadar koruyor. Avlanache Katalog_compressed
Avalanche’ın en ayırt edici özelliği ise uzun erime süresi. Ortalama 40 dakika boyunca formunu koruyan buz parçaları, yüksek soğutma kapasitesi sayesinde içecekleri ideal sıcaklıkta tutarken sulanmayı geciktiriyor ve tat dengesini muhafaza ediyor. Küp (5x5x5 cm), küre (Ice Ball) ve Collins gibi farklı kesitlerde üretilen buzlar; hem estetik sunum sağlıyor hem de farklı bardak tiplerine kusursuz uyum sunuyor. Özellikle küre formundaki Ice Ball, premium viskiler ve şık kokteyller için zarif bir eşlikçi olarak öne çıkıyor. Avlanache Katalog_compressed
Avalanche Ice’i benzersiz kılan bir diğer unsur ise kişiselleştirilebilirlik ve deneyim odaklı yaklaşımı. Buz damgası ile logolu ya da özel mesajlı buz üretimi mümkün olurken; düğünler, özel davetler, markalı etkinlikler ve lüks otel barları için Ice Bar, Ice Luge, “Frozen” şişe ve ürün sunumları, çiçekli buz tasarımları ve özel üretim buz heykelleri gibi pek çok yaratıcı çözüm sunuluyor. Bar, restoran, kokteyl barları, exclusive oteller, premium marketler ve özel etkinlikler için tasarlanan bu buzlar, içeceği sadece soğutmuyor; onu bir görsel ve duyusal deneyime dönüştürüyor.
Keşfet: Avalanche
Madhu’s’ta 4 Hands Dinner: Özge Şahin ile Atıksız Mutfağın Hint Zarafetiyle Buluşması



Swissôtel The Bosphorus bünyesinde yer alan ve Londra’nın en prestijli Hint restoranları arasında gösterilen Madhu’s, konuk şefleri ağırladığı “4 Hands Dinner” serisiyle gastronomi dünyasının önde gelen isimlerini aynı masada buluşturmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz ay Swissôtel Executive Şefi Soner Kesgin’in, Şef Murat Bozok ile birlikte imza attığı ve büyük ilgi gören bu özel seri, bu ay sürdürülebilir mutfağın ilham veren isimlerinden Özge Şahin’i ağırladı. Gourmand World Cookbook Awards 2025’te Geleceğin Mutfağı adlı kitabıyla “Sürdürülebilirlik” kategorisinde dünya birinciliğine layık görülen Şahin, bu özel gecede Hint mutfağını atıksız mutfak yaklaşımıyla yeniden yorumladı.
Sürdürülebilirliğin rafine bir gastronomi diliyle buluştuğu bu davette, iki usta şefin birlikte hazırladığı tabaklar; Hint mutfağının baharatlı derinliğini, atıksız mutfağın bilinçli ve yaratıcı yaklaşımıyla harmanladı. Madhu’s’un sofistike atmosferinde gerçekleşen 4 Hands Dinner, konuklarına yalnızca bir akşam yemeği değil, çağdaş gastronominin geleceğine dair ilham veren bir deneyim sundu.
15. Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sergisi Taksim Sanat’ta
Fotoğrafın evrensel dili, bu kez 15. Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sergisi ile İstanbul’un kalbinde izleyiciyle buluşuyor. Makarna ve irmik sektörünün önde gelen markalarından Arbella, sanata verdiği uzun soluklu desteği bu yıl da uluslararası ölçekte sürdürüyor. Sergi, İBB Taksim Sanat’ta 12 Ocak – 12 Şubat arasında ziyaret edilebilecek.

Bu yıl yarışmaya 42 ülkeden 763 fotoğrafçı, toplam 6.294 eserle katıldı. Alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmeleri sonucunda; Doğa ve İnsan, Mutfaktan Kareler ve Serbest olmak üzere üç ana kategoride ödül alan çalışmalar belirlendi. Sergide, 3’ü Arbella Özel Ödülü olmak üzere ödül alan 30 eser ile FIAP, GPU ve TFSF mansiyonlarına layık görülen 54 eser, toplamda 84 fotoğraf sanatseverlerle buluşuyor.
Uluslararası Patronaj, Güçlü Prestij
Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması; fotoğraf dünyasının saygın kurumları olan FIAP, GPU ve TFSF patronajlarında düzenlenerek uluslararası alandaki prestijini bir kez daha ortaya koyuyor.
Üç Kategori, Ortak Bir Hikâye

Doğa ve İnsan kategorisi, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi uyum, mücadele ve dönüşüm ekseninde ele alırken; Mutfaktan Kareler, farklı coğrafyaların mutfak kültürlerini ve gündelik yaşam pratiklerini fotoğraf aracılığıyla görünür kılıyor. Serbest kategori ise fotoğrafçılara yaratıcılıklarını sınır tanımadan ifade edebilecekleri özgür bir alan açıyor.
Arbella’dan Sanata Uzun Soluklu Destek

Durum Gıda CEO’su Gülçin Arslan Hazar, yarışmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen fotoğraflarla farklı kültürlerin hikâyelerine tanıklık etmek bizim için büyük bir mutluluk. Arbella olarak sanata, kültüre ve toplumsal hafızaya dokunan projeler üretmeyi önemsiyoruz. Bu yarışma, fotoğraf sanatının birleştirici gücünü her yıl daha da görünür kılıyor.”


