Stranger Things dizisinin yıldızı Millie Bobby Brown, çiftlik yaşamından sosyal medya baskısına uzanan bu söyleşide, yoğun temposu içinde dengesini nasıl koruduğunu ve kendine nasıl alan açtığını OGGUSTO’ya anlattı.
Millie Bobby Brown hayatının büyük bir bölümünü göz önünde geçirdi. Sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından takip edilirken film setleri, seyahatler ve yeni projeler arasında yoğun bir tempoda yaşamını sürdürüyor. Ancak kameralar kapandığında hayatı bambaşka bir hal alıyor ve zamanının önemli kısmını ailesiyle, hayvanlarıyla birlikte çiftliğinde geçiriyor.
OGGUSTO’nun bu röportajında, Millie Bobby Brown’ın samimiyet, sosyal medya baskısı, annelik gibi konulardaki fikirlerini ve içsel dengesini korumasına yardımcı olan günlük rutinlerini bulacaksınız.
Çiftlik Hayatı, Aile ve Günlük Yaşam

Anne olmak insana aynı anda sayısız duyguyu yaşatıyor
Dışarıdan bakıldığında hayatınız oldukça hızlı ve yoğun görünüyor. Her şey bu kadar hızlı ilerlerken sizi dengede tutan şey ne oluyor?
Bir çiftlikte yaşıyorum. Bu yüzden genellikle dışarı çıkıp atlarımla, midillilerimle ve ineklerimle vakit geçirmeyi seviyorum. Ahır işleriyle ilgilenmek de günlük rutinimin bir parçası. Hayvanlarımı ziyaret etmek benim için günlük bir alışkanlık haline geldi. Bu rutin, yoğun temponun içinde yavaşlamamı ve yeniden dengemi bulmamı sağlıyor.
Köpeklerinizle birlikte yaşamanın size hayatla ilgili öğrettiği bir şey var mı?
Birlikte yaşadığımız o kadar güzel, o kadar eğlenceli an var ki… Sahilde birlikte koştuğunuz, onlara sarıldığınız, sevginizi paylaştığınız anlar gibi. Ama bir yandan da onları kaybetme ihtimaliyle yüzleştiğiniz ya da gerçekten kaybettiğiniz zamanlar oluyor. Bu da size hayatın, insanlığın ve bağ kurmanın ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Köpeklerimin bana öğrettiği en önemli şeylerden biri, birbirimize ne kadar büyük bir sevgiyle bağlı olduğumuz oldu.
Bana sabrı da öğrettiler. Ağladığımı hissettiklerinde yanıma gelip beni sakinleştirmeye çalışıyorlar. Gerçekten çok sezgiseller. Dünyada köpeklere ve hayvanlara büyük sevgi ve saygı duyan insanlar var, ama duymayanlar da var. Ben ise hayvanlara sevgi ve saygı göstermeyen bir anlayışa asla yakın hissedemem.
Köpeklerinizin her birinin çok farklı karakterleri var gibi görünüyor. İçlerinde size en çok benzeyen, adeta alter egonuz gibi hissettiren biri var mı?
Köpeğim Winnie tam anlamıyla beni yansıtıyor. Biraz çılgın, enerjik ve hareketli ama aynı zamanda çok sevgi dolu. Ve sevgisini tüm kalbiyle gösteriyor.
Bugün hayatınıza baktığınızda; eviniz, aileniz ve bugüne kadar inşa ettiğiniz her şey içinde size şu anda kendinizi en canlı hissettiren şey nedir?
Sanırım annelik. Anne olmak insana aynı anda sayısız duyguyu yaşatıyor. Kızımı öylesine büyük bir sevgiyle seviyorum ki… Bir yandan büyümesini hiç istemiyorum, diğer yandan büyüdüğünü görmek istiyorum. Annelik, içinde çok yoğun ve birbirine karışan duygular barındırıyor. Tüm bunlar bana kendimi gerçekten çok canlı hissettiriyor.
Şöhretin Getirdiği Baskı

Fotoğraf: Kate Green/Getty Images
Bir paylaşımı yayınlamadan önce binlerce kez kontrol ediyorum
Özel hayatınız oldukça sakin, huzurlu görünüyor. Ancak çevrim içi dünyada milyonlarca insan attığınız her adımı takip ediyor. Bu durum bugün sosyal medyada paylaşım yapma biçiminizi nasıl etkiliyor?
Sosyal medyada paylaşım yapmaktan gerçekten nefret ediyorum çünkü oldukça korkutucu olabiliyor. İçeriğimi beğenmesi gereken 70 milyondan fazla insan olduğunu düşünmek üzerimde büyük bir baskı yaratıyor. Bu yüzden bir paylaşımı yayınlamadan önce 70.000 defa kontrol ediyorum. Sonra yaklaşık dört farklı kişiye gösterip fikirlerini soruyorum. Sonra paylaşım metninin fazla yapay ya da rahatsız edici olup olmadığını da düşünüyorum.
Yani üzerimde ciddi bir baskı hissediyorum. Sosyal medyada bir şey paylaşabilmem gerçekten zaman alıyor ama nihayetinde yapmaya çalıştığım tek şey kendim olarak kalmak. İnsanların benim hakkımda ne düşündüğünü fazla önemsememeye çalışıyorum.
Not: Millie Bobby Brown’ın 2026 yılı itibarıyla Instagram hesabında 70 milyondan fazla takipçisi var.
Göz önünde olmak, insanlar hakkında sürekli hikayeler uydurulması anlamına da geliyor. Hakkınızda duyduğunuz en absürt söylenti neydi?
Bir keresinde marketten bez aldığım için hamile olduğumu düşünmüşlerdi. Oysa ben bezleri yavru bir kuzu için alıyordum.
Kendiniz olmaya devam etmekle toplumun beklentileri arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Kendim olmaya devam etmeye ve özümden uzaklaşmamaya çalışıyorum. Sanırım çocuk yaşta saçlarımı kazıtmış olmak bana, insanların ne düşündüğünü fazla önemsememeyi ve kendimi olduğum gibi kabul etmeyi öğretti. Büyürken çevrim içi ortamda çok fazla eleştiriye maruz kaldığımı düşünüyorum.
Enerjiyi Doğru Yere Ayırmak

Fotoğraf: Roger Kisby/Getty Images, Netflix
Artık bazı şeyler için ‘bunu hayatımdan çıkarıyorum’ diyebiliyorum
Hayatınız değişip dönüşürken, enerjinizi nereye harcayacağınıza dair yaklaşımınız da değişti mi?
Özellikle 2026’ya girerken, artık enerjimi harcamamam gereken bazı şeylerin farkına vardığımı hissediyorum. Bir noktada durup “Bir saniye…” diyorsunuz. Aslında mesele tamamen zamanı daha doğru yönetebilmekle ilgili. Enerjimin büyük bir kısmını işime, şirketime, aileme ve seyahatlere ayırıyorum. Ama artık bazı şeyler için net bir şekilde “bunu hayatımdan çıkarıyorum” diyebiliyorum. Bana iyi ve pozitif enerji veren her şeye ben de aynı şekilde karşılık vermek istiyorum.
Bu yüzden beni gerçekten mutlu eden şeylerle etmeyenleri yavaş yavaş ayırt etmeye çalışıyorum. Umarım herkes kendi hayatında bunu yapabilir.
Kendine İyi Bakmak ve BRITA

Bana doğal ve samimi gelmeyen hiçbir şeyin parçası olmuyorum
Çekimler, seyahatler ve şirket yönetimi arasında öz bakım sizin için oldukça önemli bir yere sahip olmalı. Fiziksel olarak dengenizi korumanıza ne yardımcı oluyor?
Sık sık sıcak iklimlere seyahat ediyorum, bu yüzden benim için yeterli su tüketimi en önemli şeylerden biri. Dışarıda olduğum zamanlarda korselerle çalışıyor ve yoğun çekim temposunun içinde oluyorum. Bu tempoda kendime bu şekilde özen göstermek benim için her şeyden daha önemli. BRITA da bu süreçte kendimi iyi hissetmeme pek çok açıdan katkı sağladı.
Bu günlük alışkanlık aynı zamanda BRITA ile gerçekleştirdiğiniz iş birliğiyle de örtüşüyor. Bu iş birliğini sizin için doğru bir seçim haline getiren ne oldu?
Bana doğal ve samimi gelmeyen hiçbir şeyin parçası olmuyorum. Amacı ve anlamı olan, günlük hayatıma doğal şekilde uyum sağlayan ve hayatımın doğal akışıyla örtüşen projelerin içinde yer almayı seviyorum. BRITA ile kurduğum bağ da tam olarak bu yüzden çok doğal ve samimi hissettirdi.
Gün boyu çiftlikte koşturuyor, arabaya atlayıp işe gidiyor, aksiyon sahnelerinde yer alıyorum. Bu tempoda sürekli su tüketmem gerekiyor çünkü gerçekten ayakta kalabilmek için buna ihtiyacım var.
Bu iş birliği gündeme geldiğinde ise güçlü değerlere sahip bir markayla bir araya gelmek bana en doğru seçim gibi geldi. BRITA bir aile şirketi ve ben aile şirketlerine gerçekten inanıyorum. Su tüketiminin, yeterince su içmenin ve bunu yaparken doğru markaları tercih etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Benim için doğru marka BRITA.


