white banner
Mayıs Ayında Göze Çarpanlar

Yazı Boyutu:

Mayıs ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, iş birliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Dünya Arı Günü’nde Balparmak’tan “Arılar Varsa Gelecek Var” Mesajı

Yeşil pelerinli sevimli bir çizgi film arısı, üzerinde Çevreci Arı yazan ahşap kovada minik bir fidan taşırken, Balparmak, Migros ve TEMA iş birliğiyle gerçekleşen Doğa İçin Arı Gibi Düşün projesini ve kapsamında dikilecek 10 bin fidanı duyuran bu reklam, çocukları resim yarışmasına katılmaya çağırıyor.

“Arılar Varsa Gelecek Var” mesajıyla öne çıkan etkinlikte; iklim krizi, yanlış tarım uygulamaları ve yaşam alanlarının azalmasının arı popülasyonları üzerindeki etkisi vurgulanırken, Balparmak’ın sürdürülebilir arıcılığı destekleyen bilimsel çalışmaları ve “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesi de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında çocukların doğa ve arılar üzerine hazırladığı resimler için fidan bağışı yapılması hedefleniyor.

Etkinlikte ayrıca Balparmak’ın sürdürülebilir arıcılık odağında yürüttüğü Ar-Ge çalışmaları ve kalite yaklaşımı da öne çıktı. Şirketin APİLAB bünyesinde farklı bölgelerden gelen arı ürünlerini detaylı analiz süreçlerinden geçirerek doğal ve izlenebilir ürünler geliştirdiği aktarılırken, Balparmak Arıcılık Akademisi ile kadın ve genç arıcıları destekleyen eğitim programlarına da dikkat çekildi.

Bilimsel yaklaşımı merkeze alan marka, arı ürünleri sektöründe kalite ve sürdürülebilirlik odağını güçlendiren projeleriyle Dünya Arı Günü’nde doğa ve yaşam arasındaki güçlü bağı yeniden hatırlattı.

Migros'ta Dünya Arı Günü etkinliğinde, Balparmak'ın sürdürülebilir arıcılığı destekleyen bilimsel çalışmalarını ve Arılar Varsa Gelecek Var mesajını vurgulayan bir panelde, mikrofonlu bir kadın ve bir erkek konuşmacı arı temalı sahnede oturuyor.

Beauty İstanbul 2026’da İtalyan Kozmetik Endüstrisi Öne Çıktı

Kozmetik dünyasının uluslararası ölçekte en önemli buluşmalarından biri olan Beauty İstanbul 2026, bu yıl da sektörün önde gelen markalarını ve profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirdi. Italian Trade Agency organizasyonuyla fuarda yer alan 100’e yakın İtalyan marka; inovasyon odaklı yaklaşımı, sürdürülebilir üretim anlayışı ve rafine “Made in Italy” estetiğiyle organizasyonun dikkat çeken katılımcıları arasında yer aldı.

Parlak pembe halılarla döşeli, İtalyan markalarına ait stantların öne çıktığı kalabalık bir fuar alanında, ziyaretçiler Mayıs ayındaki göz alıcı yeni tasarımları ve iş birliklerini ilgiyle inceliyor.

Cilt bakımından saç bakımına, profesyonel kozmetikten wellness kategorisine uzanan geniş ürün seçkisiyle öne çıkan İtalyan pavilyonu; distribütörler, yatırımcılar ve perakende dünyasının yoğun ilgisini görürken, Türkiye’nin güzellik ve kişisel bakım sektöründeki bölgesel gücünü de bir kez daha ortaya koydu.

Fuar boyunca gerçekleştirilen B2B görüşmelerde özellikle distribütörlük anlaşmaları, premium perakende iş birlikleri ve yeni pazarlara açılma stratejileri öne çıkarken; Türkiye’nin gelişmiş lojistik ağı, genç tüketici kitlesi ve dinamik beauty pazarı dikkat çekti. Organizasyonda sürdürülebilirlik odaklı yeni nesil güzellik anlayışı da güçlü şekilde hissedildi.

7-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenecek olan 7. Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Temizlik, Private Label, Ambalaj ve Ham Madde Fuarı Beauty Istanbul'un açılışında, bir konuşmacı dinleyiciler önünde pembe bir pankartın önünde podyumda konuşma yapıyor, markaların bu Mayıs ayındaki yeni gelişmelerini ve iş birliklerini öne çıkarıyor.

Vegan içerikler, biyoteknolojik aktifler, çevre dostu ambalaj çözümleri ve wellness odaklı ürünler sektör profesyonellerinin odağındaydı. Italian Trade Agency Türkiye Direktörü Marco Pintus ise yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yalnızca büyük bir tüketim pazarı değil; aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya açılan önemli bir ticaret merkezi olduğunun altını çizdi.

Kuşadası’nda Çocuk Dostu Yeni Bir Durak: Bloom and Play

Kuşadası Marina’da kapılarını açan Bloom and Play, çocuklar ve ebeveynler için tasarlanmış yeni nesil bir yaşam alanı sunuyor. Deniz manzarası eşliğinde konumlanan mekân, yalnızca bir kafe deneyimiyle sınırlı kalmayıp çocukların gelişimini destekleyen yaratıcı içerikleri ve ebeveynlere sunduğu huzurlu atmosferle dikkat çekiyor.

Bloom & Play Happy Kids House sahnesinde prenses, peri ve Batman gibi çeşitli kostümler giymiş neşeli çocuklar enerjik bir şekilde dans edip eğlenirken, arkalarındaki Bloom & Play logosu ve yandaki bordo perdeler bu keyifli etkinliğin canlı atmosferini tamamlıyor.

Kadın girişimcilerin annelik deneyimlerinden ilham alarak hayata geçirdiği Bloom and Play, çocukların güvenle vakit geçirebildiği, ebeveynlerin ise kendilerine alan bulabildiği bütünsel bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Mekânın merkezinde ise çocukların doğal yollarla öğrenmesini destekleyen etkinlikler yer alıyor.

Bloom and Play’in en dikkat çeken deneyimlerinden biri olan “English Playdate” etkinliklerinde çocuklar, yalnızca İngilizce konuşulan bir ortamda oyun oynayarak dile doğal bir şekilde maruz kalıyor. Filipinli oyun ablası eşliğinde gerçekleşen bu buluşmalar, kısa sürede ailelerin yoğun ilgisini görmüş durumda.

Açık yeşil bir tezgahın başında samimi bir şekilde gülümseyen iki kadın, modern ve aydınlık bir iç mekanda poz veriyor; soldaki kadın beyaz kolsuz bir bluz ve bej-kiremit renkli, pilili bir etek giyerken, sağdaki kadın dantel detaylı beyaz bir elbise ve canlı pembe topuklularla dikkat çekiyor, arka planda bitkilerle süslü raflar, bir buzdolabı ve rahat bir oturma alanı seçiliyor.

Çocukların farklı alanları keşfetmesini hedefleyen marka, düzenlediği meslek atölyeleriyle de deneyimini zenginleştiriyor. Mimar Selin Eriş ile gerçekleştirilen mimarlık atölyesi ve şef Kaan Yiğit eşliğinde düzenlenen hamburger workshop’u, çocuklara üretmenin keyfini deneyimleme fırsatı sundu. Atölye serisi, ekmek yapımı üzerine uzmanlaşmış Azime Davas Yıldırım ile devam edecek.

Bloom and Play yalnızca çocuklara değil, ebeveynlere yönelik içerikleriyle de dikkat çekiyor. Bloom’s Talk adıyla hayata geçirilen söyleşi serisi kapsamında her hafta farklı uzmanlar ailelerle bir araya geliyor. Çocuk sağlığı ve ebeveynlik üzerine gerçekleşen interaktif buluşmalar, ebeveynlerin merak ettiği konulara rehberlik etmeyi amaçlıyor.

Aydınlık ve ferah bir iç mekanda, çocukların rol yapma becerilerini geliştirebileceği; içinde mini market, doktor kliniği ve pembe renkli küçük kafe gibi çeşitli temalı oyun evleri ile oyuncak yiyeceklerle dolu bir masa bulunan, eğitici ve eğlenceli bir oyun alanı görülüyor.

Mekânda kullanılan doğal ve ahşap oyun materyalleri, çocukların duyusal gelişimini desteklerken ekranlardan uzak, daha sade ve üretken bir deneyim sunuyor. Deniz manzarasıyla bütünleşen sakin atmosfer ise ebeveynlerin de keyifli vakit geçirebilmesine olanak tanıyor.

Kadın girişimciliği odağında şekillenen Bloom and Play, kadın istihdamına öncelik veren yapısıyla yerel dayanışmayı destekleyen bir model de ortaya koyuyor. Bugün Bloom and Play, Kuşadası’nda yaşayan aileler ve bölgeyi ziyaret edenler için çocukların özgürce gelişebildiği, ebeveynlerin ise nefes alabildiği ilham verici bir yaşam alanı olarak konumlanıyor.

İtalyan Zarafeti Denizle Buluşuyor: Cantieri Capelli ve East Marine’den Güçlü İş Birliği

Güneşli berrak bir havada, Capelli marka iki dıştan takma motorlu sürat teknesi, yüksek kayalık, yemyeşil kıyıların önünde, mavi-turkuaz renkte parıldayan denizde arkasında köpüklü dalgalar bırakarak hızla ilerliyor ve dümende bir kişi duruyor.

İtalyan tekne üreticisi Cantieri Capelli ile Türkiye’nin önde gelen denizcilik perakende markalarından East Marine, Türkiye pazarındaki iş birliklerini özel bir lansmanla güçlendirdiklerini duyurdu. Rahmi M. Koç Müzesi’nde gerçekleşen davet, denizcilik sektörünün profesyonellerini ve deniz tutkunlarını bir araya getirdi. Etkinliğe Rahmi M. Koç da katıldı.

Yaklaşık 50 yıllık geçmişe sahip Cantieri Capelli, performans odaklı mühendisliği ve İtalyan tasarım diliyle global denizcilik dünyasının öne çıkan markaları arasında yer alıyor. Markanın özellikle Tempest serisi, güvenlik, performans ve estetik yaklaşımıyla sektörün referans modellerinden biri olarak kabul edilirken; son dönemde geliştirilen Stradivari serisi ise lüks segmentte dikkat çekiyor. Serinin öne çıkan modeli Stradivari 52’nin 2025 yılında aldığı Design Innovation Award ödülü, markanın uluslararası tasarım gücünü bir kez daha ortaya koyuyor.

Şık bir iç mekanda, tavandan sarkan model uçaklar ve büyük cam pencerelerle çevrili bir etkinlikte, ön planda oturan beyaz saçlı yaşlı bir beyefendi, pembe blazer ceketli bir kadın ve lacivert kruvaze ceketli başka bir beyefendinin de dahil olduğu, takım elbiseli ve zarif kıyafetli on bir kişilik bir grup fotoğraf için poz veriyor.

Lansmanda konuşan Capelli Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Apak, markanın bugün Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Avustralya’ya kadar geniş bir coğrafyada deniz tutkunlarıyla buluştuğunu belirterek, Capelli’nin yalnızca bir tekne markası değil, aynı zamanda güçlü bir denizcilik vizyonunu temsil ettiğini vurguladı. Apak, Türkiye’de East Marine ile kurulan iş birliğinin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inandıklarını ifade etti.

Capelli CEO’su Umberto Capelli ise markanın yaklaşık yarım asırlık deneyiminin bugün güvenilirlik ve yüksek performans olarak karşılık bulduğunu dile getirirken, Türkiye pazarının marka için stratejik önem taşıdığını söyledi.

2008 yılında kurulan East Marine ise bugün farklı lokasyonlarda bulunan mağazaları, online satış kanalları ve geniş ürün gamıyla Türkiye’nin en güçlü marine perakende markalarından biri konumunda. Tekne ekipmanlarından su sporlarına, bakım ürünlerinden aksesuarlara uzanan geniş bir yelpazede hizmet veren marka, deniz kültürünü yaygınlaştırmayı da temel hedeflerinden biri olarak görüyor.

Mayıs Ayında Göze Çarpanlar

East Marine Genel Müdürü Gürhan Günal, Cantieri Capelli ile başlayan iş birliklerinin 2022’den bu yana büyüyerek devam ettiğini belirterek, İtalyan zarafetini ve performans anlayışını Türkiye’deki deniz severlerle buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Türkiye’nin gelişen marina altyapısı, uzun kıyı şeridi ve büyüyen denizcilik kültürü ise bu iş birliğini daha da stratejik hale getiriyor. Cantieri Capelli’nin mühendislik ve tasarım gücü ile East Marine’in Türkiye’deki deneyimini bir araya getiren ortaklık, lüks denizcilik segmentinde yeni bir dönemin sinyallerini veriyor.

Türk Meşe Balına Dubai’den Üçüncü Altın: Doğanın Ritmine Sadık Bir Başarı Hikâyesi

Açık renk ve hafif gölgeli bir arka planın önünde, üzerinde HOUSE & HUNNY markası ile Ham Meşe Balı etiketi bulunan 500 gramlık cam kavanozun üzerine yerleştirilmiş ahşap bal kaşığından parlak altın rengi bal damlayarak zeminde küçük bir birikinti oluşturuyor.

Gastronomi dünyasının önde gelen uluslararası değerlendirme platformlarından Dubai Uluslararası Tat Ödülleri (DITA), bu yıl da farklı ülkelerden seçkin üreticileri bir araya getirdi. Türkiye’yi temsil eden House of Hunny, 2025 meşe balı hasadıyla “Altın Kalite Ödülü”ne layık görülerek uluslararası başarısını bir kez daha tescilledi.

Bu ödülle birlikte marka, meşe balı kategorisinde üçüncü altın ödülünü kazanmış oldu. House of Hunny daha önce Londra ve Paris’te düzenlenen prestijli bal yarışmalarından da altın ödülle dönmüştü.

Tat, aroma, doku ve genel duyusal deneyim kriterleri üzerinden yapılan değerlendirmeleriyle bilinen DITA, kör tadım yöntemi sayesinde ürünleri tamamen tarafsız bir jüri sürecinden geçiriyor.

Ödüllü meşe balının hikâyesi ise İznik’in Derbent köyünde, 41,5 dönümlük bir çiftlikte başlıyor. Çevresi meşe ormanlarıyla kaplı bu alanda, lavanta ve aronya gibi bitkilerin oluşturduğu doğal flora içinde üretim yapılıyor. Arılara müdahale edilmeden sürdürülen süreçte bal, ısıtma ya da filtreleme işlemi görmeden, tamamen el işçiliğiyle kavanozlanıyor.

Koyu bronz kapaklı, House of Hunny markalı, yerli üretim doğal ham meşe balı içeren cam kavanoz, arı figürleriyle süslenmiş buruşuk beyaz ambalaj kağıdının üzerinde koyu kahverengi ahşap bir yüzeyde, siyah bir arka planın önünde fotoğrafın merkezinde yer alıyor.

House of Hunny, üretimin her aşamasında doğallığı, arı sağlığını ve etik üretim prensiplerini merkezine alıyor. Kovanlar yerinden oynatılmıyor, ekosisteme müdahale edilmiyor ve hasat sınırlı sayıda gerçekleştiriliyor.

Yeşil bitki örtüsüyle dolu bir dış mekanda, kırmızı blazer ceketli ve desenli gömlekli, gülümseyen, uzun dalgalı saçlı bir kadın, elleriyle özenle House Hunny markalı, üzerinde Ham Meşe Balı yazan koyu renk bir bal kavanozu sergiliyor.

Markanın kurucusu Balca Alper Picht, alınan ödülle ilgili, “Doğanın ritmine müdahale etmeden üretim yapmak bizim için en temel değer. Arılar neye ihtiyaç duyuyorsa üretim biçimimizi ona göre şekillendiriyoruz. Londra ve Paris’in ardından Dubai’den gelen üçüncü altın ödül, bu yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu görmek açısından bizim için çok değerli” diyor.

House of Hunny’nin bu son başarısı, markanın doğaya saygılı ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının uluslararası platformlarda istikrarlı biçimde takdir edildiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Şehir Hayatına Adapte Olan Yeni Nesil Stil: Hibrit Gardırop

Modern yaşamın hızla değişen temposu, moda dünyasında “hibrit” yaklaşımları öne çıkarıyor. Suud’un yeni koleksiyonu Hibrit Gardırop, günün farklı saatlerine ve mekanlarına tek bir stil ile uyum sağlamayı hedefleyen işlevsel parçalara odaklanıyor.

Koleksiyonun temel stratejisi, az parçayla çok sayıda görünüm elde edebilmek üzerine kurulu. Geçiş dönemlerinin belirsiz hava koşulları ve yoğun şehir trafiği göz önüne alınarak hazırlanan tasarımlarda şu noktalar öne çıkıyor:

  • Fonksiyonellik: Ofis şıklığından akşam aktivitelerine zahmetsiz geçiş sağlayan formlar.
  • Net Çizgiler: Karmaşadan uzak, rahat ama profesyonel bir duruş sergileyen silüetler.
  • Esnek Yapı: Birbiriyle kolayca kombinlenebilen, gardırop kalabalığını önleyen sürdürülebilir bir gardırop anlayışı.

Foxy x Quedubon: Paris Bistrosu ile Anadolu Teruarı Aynı Masada

Paris’in en özgün bistrolarından Quedubon, İstanbul’da Foxy’nin mutfağına konuk oluyor. İki farklı şehir, tek bir ortak dil: iyi ürün, doğal şarap ve tavizsiz bir mutfak yaklaşımı.

Siyah beyaz bir çizim olan bu etkinlik posteri, Paris ve İstanbul'un kültürel buluşmasını neşeli bir şekilde tasvir ediyor; yüzünde Fransız ve Türk bayrakları motifleri bulunan, elinde özenle hazırlanmış bir yiyecek tutan şef figürü, arka planda Boğaziçi Köprüsü ve minare ile çevrili. Mayıs 2026'da gerçekleşecek Paris Meets İstanbul temalı bu özel gecede Quedubon ve Foxy Restaurant şefleri Ollie Clarke ile Ramazan Kurt'un bir araya geleceği bilgisi kurdeleler üzerinde belirtiliyor.

Şef Maksut Aşkar ve şarap uzmanı Levon Bağış’ın vizyonuyla şekillenen Foxy, açıldığı günden bu yana Anadolu’nun yerel üzümlerini ve küçük üreticilerini odağına alan, doğal şarap kültürünü İstanbul’da güçlü bir şekilde temsil eden bir adres. Mevsimselliğe, toprağa ve minimal müdahaleye dayalı bu yaklaşım, Foxy’nin karakterini belirliyor.

Paris tarafında ise Şef Ollie Clarke ve Marc-Antoine Surand’ın yönettiği Quedubon, ürün odaklı mutfağı ve doğal şarap seçkisiyle kısa sürede güçlü bir kimlik oluşturdu. Özellikle sakatatı merkezine alan “nose-to-tail” yaklaşımı, hem Fransız bistro geleneğine hem de Anadolu mutfağının köklü pratiğine doğal bir köprü kuruyor.

İstanbul’daki bu özel buluşmada Quedubon, imza tarzını Foxy’nin sıcak ve dinamik atmosferine taşıyor. Fransız bistro tekniği ile Anadolu’nun ürün hafızası aynı menüde buluşurken, Foxy’nin seçkisi ve Quedubon’un doğal şarapları geceye özel eşleşmelerle deneyimi tamamlıyor. Sınırlı süreli bu pop-up, Paris ile İstanbul arasında kurulan gastronomik bir diyaloğu aynı masada bir araya getiriyor.

Scorpios Bodrum: Ritüeller, Müzik ve Bütünsel Bir Yaz Deneyimi

Ahşap panjurlardan süzülen sıcak gün batımı ışığında, gözleri kapalı ve bir eli alnında, turuncu desenli straplez bir takım giyen kadının Bodrum'daki huzurlu ve estetik anı, hafif bulanık yansımasıyla birlikte yakalanmış.

Scorpios Bodrum, Göltürkbükü ve Cennet Koyu çevresinde konumlanan seçkin beach club’lar arasında yalnızca bir yaz mekânı değil; ritüel, topluluk ve yaşam tarzını bir araya getiren çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor. Mikonos’ta doğan Scorpios’un “ritüel ve kültürel etkileşim” etrafında şekillenen yaklaşımı, Bodrum’da müzik, tasarım, gastronomi ve well-being ekseninde yeniden yorumlanıyor.

Sezon 22 Mayıs’ta Dixon’ın performansıyla açılırken, &ME ve Adriatique gibi uluslararası sahnenin güçlü isimleri yaz boyunca programda yer alıyor. Lannka ve Jean Claude Ades kürasyonundaki müzik seçkisi, gün batımını deep house ve melodik elektronik tınılarla kolektif bir ritüele dönüştürüyor.

Bodrum'daki Scorpios'un huzurlu tapınak benzeri bir mekanında, iki kadın kahverengi tonlarındaki geniş odanın ortasında, tavandaki geometrik açıklıklardan süzülen doğal ışığın aydınlattığı bej yoga minderleri üzerinde gözleri kapalı bir şekilde derin meditasyon yapıyorlar.
Scorpios Bodrum sahnesinde akustik gitar çalan müzisyenler ve DJ setup başında bir kişi, etraflarındaki kalabalık ile birlikte, mekana yayılan sıcak altıgen ışıkların altında dinamik bir canlı müzik performansı sergiliyor.

Mekânın en güçlü alanlarından biri olan Ritual Space ise yoga, nefes çalışmaları, sound healing ve meditasyon gibi bütünsel pratiklerle gün boyu süren bir denge alanı yaratıyor. Sauna, cold plunge ve dinlenme alanlarıyla desteklenen bu yapı, Scorpios’un beden-zihin uyumuna odaklanan yaklaşımını güçlendiriyor.

Mayıs–Eylül 2026 boyunca devam eden Agora Experience ise topluluk, paylaşım ve kültürel etkileşim ekseninde şekillenen buluşmalarla Scorpios Bodrum’u yalnızca bir beach club olmaktan çıkarıp, yazın ritmini belirleyen bütünsel bir yaşam deneyimine dönüştürüyor.

OGGUSTO
OGGUSTO Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için
Mayıs Ayında Göze Çarpanlar - OGGUSTO