Bir yazma, ilk maaşla alınan unutulmaz bir şapka, hayatın farklı dönemlerine eşlik eden şarkılar, aşk, tarz ve gelecek… İbrahim Selim, herkesin yaşadığı ama çoğu zaman üzerine hiç düşünmediği anları kendine özgü samimiyetiyle anlatıyor.
Bazı soruların doğru ya da yanlış cevabı yoktur; sadece o ana ait dürüst cevapları vardır. İbrahim Selim’le bu kez kariyerini ya da projelerini değil, onu o yapan küçük ayrıntıları konuşuyoruz. Çocukluğundan bugüne sakladığı en eski eşyadan ilk maaşıyla aldığı şapkaya, aşkı nasıl tanımladığından geleceğe bakışına kadar gündelik hayatın içinden görünen ama insanı en çok anlatan anların peşine düşüyoruz. Farklı ruh hallerini yansıtan altı stil ve samimi cevaplarla İbrahim Selim’i bir de bu yönüyle keşfediyoruz.
İbrahim Selim x OGGUSTO x GANT
“Bunu Kimseye Anlatmamıştım” Künye:
Proje Direktörü: Başak Güsar
Kreatif İçerik-Röportaj: Özge Dinç
Fotoğraf: Taylan Uçan
Proje Yöneticisi: Su Dramalı
Styling: Dilara Vural
Styling Asistanı: Deniz Eryaşar
Saç: Erhan Mengel
Makyaj: Ebru Atik
Prodüktör: Müge Sarıoğlu
Kamera: Zehra Gürkan, Güneş Ege
Işık: Hamza Kazım Esen, Eralp Yılmaz
Asistan: Melisa Nur Demir
“Çocukluğuma İnelim”
Klasik: “Anılar”

Sakladığınız en eski eşya nedir?
Babaannemin vefatından sonra onu bize hatırlatacak bazı eşyaları kendimize aldık kardeşimle beraber. Bana da yazması düştü. Daha doğrusu ben yazmayı seçtim.
İlk maaşınızla ne yapmıştınız?
İlk maaşımla çok manasız bir şey yaptım ve gittim kendime bir tane şapka aldım. Neden aldığımı da bilmiyorum. Şu an olsa o şapka hayatta takmam. Aldığım şapkayı da bir arkadaşım benden çaldı. Ne şapka kaldı ne ilk maaş. Ancak hikâyesini anlatıyorum işte. Gerçekten o arkadaşımla da konuşmuyorum bu arada ha!
Dün, Bugün ve Yarın
Klasik: “Nostalji”

“Hayatımı anlatıyor” dediğiniz bir şarkı var mı?
Hayatımı anlatan şarkı yok. Neden? Çünkü hayatımın bütün dönemlerine başka başka şarkılar yerleşiyor. Ben şimdi 46 yaşındayım. Muhtemelen yaşadığım her senenin, üç ayında bir sevdiğim şarkı değişiyor. O yüzden “hayatımın şarkısı” diyebileceğim bir şey yok. Fakat son dönemde hayatımda çok önemli diyebileceğim bir haberi aldığım gün ilk kez dinlediğim bir şarkı var.
Ankara Echoes diye bir grup var. Bir zamanlar ilk biz biliyoruz diye hava atıyorduk. Şimdi herkes tanıyor bu grubu. “Günler Düşer” diye bir şarkıları var; çok güzel. Bu dönemimin şarkısı o. Hayatımın olur mu? Bilmiyorum. Yok.
Bir günü tekrar yaşayabilecek olsaydınız, o hangi gün olurdu?
Allah bilir hangi gün olurdu. Tonla gün var hatırladığımda mutlu olduğum ama ben pek tekrar yaşamak isteyen insanlardan değilim. Yani geçmişle çok işim olmuyor. Mesela sorarlar ya hani; “Bir tarihe gitmek istesen hangi tarihe gidersin?” Ben hep “gelecek” yanıtını veririm. O yüzden tekrar yaşamak istediğim bir gün yok. Yaşamadıklarımı merak ediyorum.
Kalbin Ritmi
Spor: “Hayatıma Enerji Katan Şeyler“

Hayatınızın geri kalanında her sabah aynı kişiyi görme fikri size ne hissettiriyor?
Şu an heyecan hissettiriyor. Çünkü bunu planladığım ve hayal ettiğim insanla hayatımı birleştiriyorum. Bundan bir sene önce sorsaydınız, sallardım: güven, huzur, hiç alakasız şeyler söylerdim. Şu anda sadece heyecanlı hissediyorum.
Sizin aşk tarifiniz nedir?
Kaybolmak gibi bir şey. İki canlının birbiri içinde kaybolması.
Beni Ben Yapanlar
Spor: “Bu da Ben”

En işlevsiz (gereksiz) yeteneğiniz nedir?
Gereksiz bir yeteneğimi aradım sizin için ama, yok. Çok fazla yeteneğim de yok. O yüzden de olanları da gerekli şekilde kullanabiliyorum galiba.
Maskesiz
Casual: “Bu da!”
En toksik özelliğiniz nedir?
En toksik özelliğim yok. Bir şey mi duydunuz benimle ilgili? Bence toksik değil ama ben argümanım çok sağlam olmadan tartışmaya girmem. Eğer tartışmaya giriyorsam kafa koparmaya giriyorumdur. Yani en toksik özelliğim bu bence.

Sizinle ilgili en garip söylenti neydi?
Gece post çıkıyoruz, sabahın köründe programdayım, öğlen başka bir setteyim gibi söylentiler çıkıyordu. Ama onun dışında benimle ilgili bir söylenti ben hatırlamıyorum. Belki vampir olduğumu düşünmüşlerdir bir ara. Çünkü ne zaman uyuduğum belli değildi. Ama vallahi ben bilmiyorum hakkımda söylenenleri. Siz bir şey mi duyuyorsunuz benimle ilgili ya?
Sizi snob bulmayacak olsak kendinizde hangi özelliğinizle övünürdünüz?
Övünmeyi becerebilen bir insan değilim ama çok iyi dinlerim. Yani iyi dinleyiciyimdir.
Giydiklerimiz Bizi Anlatır mı?
Casual: “Benim Tarzım”
Bir kıyafeti yıllarca giymenizi sağlayan şey nedir: Anısı mı, kalitesi mi, iyi hissettirmesi mi?
Bir kıyafeti uzun süre giymem için kaliteli olması, yıpranmaması gerekiyor. 10 sene giyeceğim diye yırtık pantolonla dışarı çıkamam. O yüzden kalitesi önemli. Son dönemlerde kumaşlara da çok taktım. Gant’ın teknik serisindeki kumaşları çok beğeniyorum ve o konforu veren kumaşlar giymeyi seviyorum. Galiba bu özelliklere sahip parçalar sonsuza kadar giyme hissi yaratıyor bende: Kaliteli olması ve iyi hissettirmesi.

Kombin seçiminde en kıymetli şey sizce nedir: Rahatlık, özgüven, sadelik, detay? Dikişlere vs. dikkat eden biri misinizdir?
İşe gidiyorsam, programlarımın konseptine göre giyinirim. İbrahim Selim ile Bu Gece’ye gidiyorsam takım elbise giyiyorum. Foto’n Gitti’de daha rahatım. Eller Kadir Kıymet Bilmiyor’da Yiğit çok pırıl pırıl giyinir. Onun önüne geçmeyecek şekilde giyinmeye çalışırım. Kelime Oyunu’nda düz ceket, pantolon, tişört giyiyorum çünkü orada tamamen rahat olmam lazım. Akşam dışarı çıkıyorsam da kıyafetim Şeyma’nınkiyle uyuyor mu diye bakıyorum.
Bugünkü Gant kombinleriniz içinde hangisi size “ben buyum” dedirtti, sizi tam olarak yansıtıyor?
Mavi keten gömlek ile çizgili lacivert pantolon ve bu beyaz, hafif overize tişört ile lacivert jean. Bu iki kombini her yere giyerim. Hatta Avrupa’ya gideceğim yakında; orada giyeceğim. O kadar rahat.
*Bu içerik GANT işbirliğinde hazırlanmıştır.


