Oscar adayı yönetmen Celine Song’un imzasını taşıyan “Tam Bana Göre” filmi, Dakota Johnson, Chris Evans ve Pedro Pascal’ı bir araya getiriyor. Modern ilişkileri sorgulayan çarpıcı yapım, 13 Haziran’da TME Films dağıtımıyla sinemalarda!
‘Başka Bir Hayatta (Past Lives)’ filmiyle Oscar adaylığı kazanan Celine Song, Past Lives ile aşkın zamanı ve mekânı aşan hâlini büyük bir içtenlikle perdeye taşımıştı. Şimdi ise “Tam Bana Göre” (The Materialists) ile romantik komedi formuna farklı bir yerden yaklaşıyor. Bu kez aşkın yalnızca duygusal değil, aynı zamanda maddi bir mesele olduğunu; kimi zaman ise tam da bu yüzden bu kadar karmaşık, kırılgan ve büyüleyici hale geldiğini sorguluyor.
13 Haziran’da TME Films dağıtımıyla vizyona girecek film, izleyiciyi ilişkilerdeki seçimlerin arkasındaki görünmeyen motivasyonlarla yüzleştiriyor.
Kusursuz Eşleşmeler, Karmaşık Hisler
New York’un hızlı ve parlak yüzünde geçen hikâyede Dakota Johnson, başkalarının aşk hayatını algoritmik titizlikle yöneten bir çöpçatan olan Lucy’yi canlandırıyor. Kendi ilişkilerinde ise her şey flu: bir yanda kusursuz görünen, zengin ve dikkatli yeni sevgilisi (Pedro Pascal), diğer yanda asla tam kapanmamış, daha çalkantılı ama daha gerçek hissettiren eski sevgilisi (Chris Evans). Bu ikilik, filmin temel çatışmasını oluşturuyor.

Başkalarının aşk hayatını kusursuzca düzenleyen Lucy, kendi kalbinin karmaşasında kayboluyor. Bir yanda mükemmel bir yeni ilişki, diğer yanda aklından silinmeyen eski sevgili… Peki, Lucy kalbinin sesini mi dinleyecek yoksa algoritmalara mı güvenecek?

Klişelerin Ötesinde Bir İlişki Anlatısı
“Tam Bana Göre” bir romantik komedi gibi başlıyor ama türün bütün kolaycı çözümlerine mesafeli duruyor. Eski sevgiliyi yeniden aramak bir nostalji değil, duygusal bir cesaret meselesi haline geliyor. Yeni sevgiliyle kurulan istikrarlı ilişki ise güvenli ama ruhsuz bir limanı andırıyor. Filmin esas sorusu şu: Kalbinin sesini dinlemek bir lüks mü, yoksa en temel ihtiyaç mı?

Film bu soruya net bir cevap vermek yerine izleyiciyi bu ikilemin içine bırakıyor. Bu da filmi sıradan bir “aşk üçgeni” anlatısının çok ötesine taşıyor.
Yönetmen koltuğunda oturan Celine Song, bu filmde de bu bakış açısıyla karakterlerinin iç dünyasına derinlemesine iniyor. Sözünü sakınmayan diyalogları, gündelik hayatın içinden doğan çelişkileri ve keskin duygusal geçişleriyle “Tam Bana Göre”, yalnızca bir aşk filmi değil; zamanın ruhunu yakalayan bir duygusal anlatı olarak öne çıkıyor.
Klişelere yaslanmadan, duygusal zekâsıyla izleyiciyi içine çeken bir film izlemek istiyorsanız, bu film size “İşte bu hikâye tam bana göre!” dedirtecek.


